İçerik Başlıkları
- 1 GVK Madde 4 – Türkiye’de Yerleşme (Madde Tam Metni)
- 2 GVK Madde 4 Hakkında Genel Açıklama
- 3 GVK Madde 4 ile İlgili Mükellef Lehine GİB Özelgeleri
- 3.1 1- İkametgahı Türkiye’de Olan Kişi Uyruğuna Bakılmaksızın Tam Mükelleftir (İstanbul Defterdarlığı, E-62030549-125[3]-1645316, 15.11.2024)
- 3.2 2- Türkiye’de Oturarak Yurt Dışı İşverenden Ücret Alan Türk Vatandaşı Tam Mükelleftir (İstanbul Defterdarlığı, E-62030549-120[23/14]-1413534, 11.10.2024)
- 3.3 3- Yurt Dışında Mukim Kişi Dar Mükelleftir: GVK m.4 Tersinden Uygulama (Ankara Defterdarlığı, E-38418978-299-321125, 11.06.2025)
- 4 İlgili Madde Makalelerimiz
- 5 Sık Sorulan Sorular
- 5.1 GVK Madde 4’e göre Türkiye’de yerleşmiş sayılmak için ne gerekir?
- 5.2 Tam mükellef ve dar mükellef arasındaki fark nedir?
- 5.3 Yabancı uyruklu biri Türkiye’de çalışıyorsa tam mükellef olur mu?
- 5.4 Altı aylık sürenin hesabında kısa süreli yurt dışı çıkışları sayılır mı?
- 5.5 Türkiye’de tam mükellef olan bir kişi yurt dışında ödediği vergiyi mahsup edebilir mi?
- 6 Sonuç
GVK Madde 4, bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılıp sayılmayacağını belirleyen temel hükümlerden biridir; bu tespit, söz konusu kişinin tam mükellef mi yoksa dar mükellef mi olduğunu —dolayısıyla tüm dünya gelirlerinden mi yoksa yalnızca Türkiye kaynaklı gelirlerinden mi vergilendirileceğini— doğrudan belirler. Kanunun sistematik bütünlüğü içinde GVK Madde 2 ile düzenlenen gelirin unsurlarından önce, mükellefiyet statüsünün ortaya konması şarttır; çünkü hangi gelir unsurlarının Türkiye’de vergilendirileceği, büyük ölçüde bu statüye bağlıdır.
GVK Madde 4 – Türkiye’de Yerleşme (Madde Tam Metni)
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Türkiye’de Yerleşme” başlıklı 4. maddesi, 19.02.1963 tarihli ve 202/2 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ikinci bendi dahil olmak üzere şu şekildedir:
“Madde 4 – Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır:
1. İkametgahı Türkiye’de bulunanlar (İkametgah, Kanunu Medeninin 19 uncu ve mütaakıp maddelerinde yazılı olan yerlerdir);
2. (Değişik: 19/2/1963-202/2 md.) Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”
Madde, Türkiye’de yerleşmenin iki ayrı kriterle gerçekleşebileceğini ortaya koyar: ikametgah kriteri ve altı ay kriteri. Bu iki kriter birbirinden bağımsız olup herhangi birinin varlığı Türkiye’de yerleşmeyi tesis etmeye yeterlidir.
GVK Madde 4 Hakkında Genel Açıklama
Tam Mükellefiyet ve Dar Mükellefiyet Ayrımı
Gelir Vergisi Kanunu, gerçek kişileri iki temel mükellefiyet rejimine tabi tutar. Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükellef sıfatıyla, hem Türkiye’de hem de yurt dışında elde ettikleri gelirin tamamı üzerinden gelir vergisine tabi tutulur (GVK m.3). Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı gerçek kişiler ise dar mükellef olup yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilir (GVK m.6). Mükellefiyet statüsü, GVK Madde 103‘teki vergi tarifesinin uygulanma biçimini de doğrudan etkiler.
İkametgah Kriteri (GVK m.4/1)
Maddenin birinci bendi, ikametgahı Türkiye’de bulunanları Türkiye’de yerleşmiş saymakta; ikametgahın tanımı için Türk Medeni Kanunu’nun 19. ve müteakip maddelerine yollamada bulunmaktadır. TMK m.19’a göre ikametgah, bir kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir; bir kişinin aynı anda birden fazla ikametgahı olamaz. Uygulamada Gelir İdaresi, MERNİS kayıtlarını ikametgah tespitinde birincil veri kaynağı olarak kullanmakta; bununla birlikte fiili durumun da gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Altı Ay Kriteri (GVK m.4/2)
Maddenin ikinci bendi, ikametgahı Türkiye’de bulunmayan kişiler —başta yabancı uyruklu kişiler— için tamamlayıcı bir kriter getirir: bir takvim yılı (1 Ocak – 31 Aralık) içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar Türkiye’de yerleşmiş sayılır. Kanun parantez içinde önemli bir hüküm ekler: geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez. Dolayısıyla kısa süreli tatil, iş seyahati veya tedavi amacıyla yurt dışına çıkılması, söz konusu takvim yılındaki Türkiye’de kalma süresini kesmez; bu süreler altı aylık eşiğin hesabında Türkiye’de geçirilmiş süre olarak değerlendirilir.
Altı ay eşiğinin aşılıp aşılmadığının tespitinde takvim yılı esas alınır; dolayısıyla 1 Temmuz’da Türkiye’ye gelen ve 31 Aralık’ta ayrılan bir kişi o yıl tam 184 gün Türkiye’de bulunmuş sayılacak olup altı ay (180 gün) eşiğini geçtiğinden tam mükellefiyet kapsamına girebilir. Öte yandan, söz konusu kriterin yalnızca o takvim yılı için geçerli olduğu unutulmamalıdır; bir sonraki yılda aynı kişi, o yılki kalma süresi yeniden hesaplanarak değerlendirilir.
Yerleşme Sayılmayan Haller: GVK Madde 5
GVK’nın “Yerleşme Sayılmayan Haller” başlıklı 5. maddesi, aşağıda yazılı yabancıların altı aydan fazla kalsalar dahi Türkiye’de yerleşmiş sayılmayacaklarını düzenler:
“Madde 5 – Aşağıda yazılı yabancılar memlekette altı aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye’de yerleşmiş sayılmazlar:
1. Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benziyen diğer kimselerle tahsil veya tedavi veya istirahat veya seyahat maksadiyle gelenler;
2. Tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmıyan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş veya kalmış olanlar.”
Bu istisna yalnızca yabancı uyruklular için geçerlidir. Türk vatandaşları, altı ay kuralının metnine bakıldığında bu istisnadan yararlanamaz; ikametgah kriteri kapsamında zaten ayrıca değerlendirilir. Yabancı bir uzmanın, stajyerin veya uluslararası basın mensubunun geçici statüde Türkiye’de bulunması, süre ne olursa olsun tam mükellefiyet doğurmaz. Konuyla ilgili daha ayrıntılı vergilendirme çerçevesi için dar mükellef statüsü makalesine bakılabilir.
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları ile İlişkisi
GVK Madde 4, iç hukuktaki mükellefiyet sınırını çizer; ancak uluslararası boyutta Türkiye’nin imzaladığı Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (ÇVÖA) belirleyici işlev görür. OECD Model Anlaşması temelinde hazırlanan ÇVÖA’ların “Mukim” başlıklı 4. maddesi, anlaşmanın amaçları bakımından “bir Devletin mukimi” terimini, o Devletin mevzuatı gereğince ikametgah, ev, kanuni merkez, iş merkezi veya benzeri kriterler nedeniyle vergi mükellefiyeti altına giren kişi olarak tanımlar. Bir gerçek kişi GVK m.4 kapsamında Türkiye’de tam mükellef sayılsa bile, diğer akit devletle çakışan vergilendirme yetkisi ÇVÖA hükümleriyle çözümlenir; Anayasa’nın 90. maddesi gereği uluslararası anlaşma hükümleri, kanunla çatışma halinde üstün gelir. Yurt dışı kira geliri veya yurt dışı faiz ve temettü geliri elde eden tam mükelleflerin vergilendirilmesinde bu anlaşma hükümlerinin gözetilmesi zorunludur.
GVK m.4 ayrıca serbest meslek kazancı ve ücret geliri elde eden kişilerin vergilendirilmesinde de belirleyici rol oynar; zira tevkif yoluyla vergilendirme ve beyan yükümlülükleri büyük ölçüde tam mükellef-dar mükellef ayrımına göre şekillenir. Yurt dışında mukim bir işverenden elde edilen ücret gelirinin GVK m.95 kapsamında yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekip gerekmediği de öncelikle GVK m.4 çerçevesinde kişinin tam mükellef olup olmadığına göre belirlenir.
Maddenin tam metni için 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu incelenebilir.
GVK Madde 4 ile İlgili Mükellef Lehine GİB Özelgeleri
Gelir İdaresi Başkanlığı, GVK Madde 4 kapsamında tam mükellefiyet statüsünün belirlenmesine ilişkin çeşitli özelgeler yayımlamıştır. Aşağıda tam metni okunmuş ve konu uyumu teyit edilmiş özelgeler sunulmaktadır.
1- İkametgahı Türkiye’de Olan Kişi Uyruğuna Bakılmaksızın Tam Mükelleftir (İstanbul Defterdarlığı, E-62030549-125[3]-1645316, 15.11.2024)
Türkiye’de yüksek lisans öğrencisi olarak bulunan ve ABD’de mukim şirketten kâr payı elde eden Cezayir vatandaşı bir kişinin Türkiye’de tam mükellef olup olmayacağı sorulan özelgede idare, ikametgah tespitini MERNİS kaydına dayandırarak şu sonuca varmıştır:
“Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, MERNİS kayıtlarına göre, 22/2/2020 tarihinden itibaren Türkiye’de ikametgahınız bulunduğundan tam mükellefiyet esasında vergilendirilmeniz gerekmekte olup Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen yurt dışından elde edilen kar paylarına ilişkin istisnaya ilişkin şartların sağlanması halinde elde edilen kar payının istisna sonrası kalan tutarının (kar payının yarısının) ilgili döneme ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyanı gerekmektedir.”
Özelge, GVK m.4/1 kapsamında ikametgah kriterinin MERNİS kayıtlarına göre tespit edildiğini, uyruktan bağımsız olarak ikametgahı Türkiye’de olan her kişinin tam mükellef sayılacağını ve yurt dışından elde edilen gelirlerin —ilgili istisnalar saklı kalmak üzere— beyan kapsamında değerlendirileceğini ortaya koymaktadır.
2- Türkiye’de Oturarak Yurt Dışı İşverenden Ücret Alan Türk Vatandaşı Tam Mükelleftir (İstanbul Defterdarlığı, E-62030549-120[23/14]-1413534, 11.10.2024)
İkametgahı Türkiye’de bulunan, İstanbul’daki evinden Almanya mukimi şirket için yönetici direktör olarak çalışan ve ücretini Almanya’daki banka hesabına alan Türk vatandaşının durumu değerlendirilen özelgede idare, MERNİS kaydına göre 2007 yılından bu yana ikametgahı Türkiye’de olan kişinin Türkiye mukimi (tam mükellef) sayılacağını belirtmiş; Türkiye-Almanya ÇVÖA’nın 15. maddesi uyarınca, hizmet Almanya’da ifa edilmedikçe ücreti vergileme hakkının yalnızca Türkiye’ye ait olduğunu açıklamıştır. Özelge, ikametgahı Türkiye’de olan kişinin yurt dışı işverenden ücret alsa dahi tam mükellefiyet esasında vergilendirileceğini teyit etmektedir.
3- Yurt Dışında Mukim Kişi Dar Mükelleftir: GVK m.4 Tersinden Uygulama (Ankara Defterdarlığı, E-38418978-299-321125, 11.06.2025)
Hindistan mukiminden alınan serbest meslek niteliğindeki danışmanlık hizmeti karşılığında yapılacak ödemelerde tevkifat yükümlülüğü incelenen özelgede idare, GVK m.4’ü birebir alıntılayarak hizmeti veren kişinin Türkiye’de yerleşmiş olmaması nedeniyle dar mükellef sayıldığını belirlemiştir:
“Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır: 1. İkametgâhı Türkiye’de bulunanlar (İkametgâh, Kanunu Medeninin 19’uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir); 2. Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”
Bu özelge, GVK m.4 kriterlerini taşımayan, yani Türkiye’de yerleşmemiş kişilerin dar mükellef statüsünde değerlendirildiğini ve elde ettikleri Türkiye kaynaklı kazançların tevkifat yoluyla vergilendirildiğini göstermesi bakımından öğreticidir.
İlgili Madde Makalelerimiz
- GVK Madde 2 – Gelirin Unsurları
- GVK Madde 61 – Ücretin Tarifi
- GVK Madde 65 – Serbest Meslek Kazancının Tarifi
- GVK Madde 70 – Gayrimenkul Sermaye İradı
- GVK Madde 75 – Menkul Sermaye İradı
- Dar Mükellef Nedir?
- GVK Madde 37 – Ticari Kazancın Tarifi
Sık Sorulan Sorular
GVK Madde 4’e göre Türkiye’de yerleşmiş sayılmak için ne gerekir?
GVK Madde 4 kapsamında Türkiye’de yerleşmiş sayılmak için iki koşuldan birinin sağlanması yeterlidir: birincisi, ikametgahın Türkiye’de bulunması (TMK m.19 anlamında); ikincisi, bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturulması. Geçici ayrılmalar, Türkiye’de oturma süresini kesmez.
Tam mükellef ve dar mükellef arasındaki fark nedir?
Tam mükellefler, Türkiye’de yerleşmiş kişiler olup hem Türkiye’den hem de yurt dışından elde ettikleri gelirlerin tamamı üzerinden Türkiye’de gelir vergisine tabidir. Dar mükellefler ise Türkiye’de yerleşmemiş kişilerdir; yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilir.
Yabancı uyruklu biri Türkiye’de çalışıyorsa tam mükellef olur mu?
Evet, yabancı uyruklu bir kişi de GVK Madde 4’teki iki koşuldan birini sağlarsa tam mükellef sayılır. Belli ve geçici görev, tahsil, tedavi veya seyahat amacıyla gelenler ise GVK Madde 5 uyarınca altı ay aşılsa bile Türkiye’de yerleşmiş sayılmaz.
Altı aylık sürenin hesabında kısa süreli yurt dışı çıkışları sayılır mı?
Hayır. GVK Madde 4/2’ye göre geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez. Tatil, kısa iş seyahati veya tedavi amacıyla yapılan yurt dışı çıkışları, o takvim yılında Türkiye’de geçirilen toplam sürenin hesabında kesinti oluşturmaz.
Türkiye’de tam mükellef olan bir kişi yurt dışında ödediği vergiyi mahsup edebilir mi?
Evet. GVK Madde 123 uyarınca tam mükellefler, yabancı ülkelerde elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden mahallinde ödedikleri benzeri vergileri Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edebilir. Mahsup tutarı, yurt dışı gelirlere isabet eden Türk vergi miktarını aşamaz.
Sonuç
GVK Madde 4, gelir vergisi sisteminin mimarisi içinde önemli bir köprü işlevi görür: ikametgah kriteri ile altı ay kriteri arasında seçenek sunarak, Türkiye ile ekonomik bağı bulunan kişilerin mükellefiyet statüsünü hukuki kesinlikle belirlemeye olanak tanır. İkametgahı Türkiye’de olan —ya da takvim yılı içinde altı aydan fazla Türkiye’de bulunan— gerçek kişiler, gelirlerin elde edildiği yer veya uyruktan bağımsız olarak tam mükellefiyet rejimine tabidir. Yurt dışında ikamet eden ve yalnızca Türkiye’de gelir elde eden kişiler ise dar mükellefiyet çerçevesinde vergilendirilir. Uygulamada Gelir İdaresi’nin GVK m.4 tespitinde MERNİS kayıtlarını öncelikli veri kaynağı olarak kullandığı ve bu tespiti ÇVÖA hükümleriyle koordineli biçimde uyguladığı görülmektedir. Bu nedenle yurt dışında gelir elde eden veya yurt dışından Türkiye’ye gelen kişilerin mükellefiyet statüsüne ilişkin tereddütlerin vergilendirme öncesinde değerlendirilmesi büyük önem taşır.









