0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

VUK Madde 344 Vergi Ziyaı Cezası

VUK Madde

VUK Madde 344 Vergi Ziyaı Cezası

341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.

Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır.

danıştay kararı

VUK Madde 344 Vergi Ziyaı Cezası ile İlgili Danıştay Kararları

T.C. Danıştay 3.DAİRE Esas:2023-4696 Karar:2023-3178 Karar Tarihi:25.09.2023
ÖZET: Davacının muhasebecilik hizmetlerini yürüttüğü şirket hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunda, davacı tarafından söz konusu mükellefle ilgili olumsuz saptamaları bilmesi gerektiği ve yardımı olmadan sahte fatura düzenleme işini yapmayacağı belirtilerek bu fiile iştirak ettiğinden bahisle dava konusu vergi ziyaı cezası kesilmiş ise de 2016 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin beyannamelerini verdiği mükellefin sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğine yönelik somut bir tespitte bulunulmadığından ve sahte fatura düzenleme fiilinin gerçekleşmesinden sonra anılan faturaların davacı tarafından beyannameye konu edilmesi tek başına iştirak fiilinin sabit olduğunu ispata yeterli görülmediğinden adına kesilen cezanın hukuka aykırı düştüğü sonucuna varılmış olup aksi yöndeki gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.

T.C. Danıştay 3.DAİRE Esas:2022-3976 Karar:2023-1203 Karar Tarihi:05.04.2023
ÖZET: Dava konusu olayda davacı adına düzenlenen ceza ihbarnamesinde, serbest meslek mensuplarıyla ilgili düzenlemenin yer aldığı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesi uyarınca müteselsilen sorumlu ibaresine ve aynı Kanun’un 344. ve 359. maddesinde düzenleme bulan iştirak ibarelerine birlikte yer verilerek cezanın dayanağı hususunda duraksama oluştuğundan, sebep unsuru açısından hukuka uygun düşmeyen dava konusu cezayı yazılı gerekçeyle kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

T.C. Danıştay 3.DAİRE Esas:2021-2748 Karar:2022-2150 Karar Tarihi:28.04.2022
ÖZET: İdari işlemin hukuki sebebi, idareyi o işlemi yapmaya iten soyut hukuk kuralı olup vergi hukukunda vergi ve cezanın hukuki sebebi ise somut vergi kanunlarındaki vergi salınmasını ve ceza kesilmesini gerektiren kurallardır. Bu nedenle vergi ve/veya ceza ihbarnamelerinin, kanunda yazılı unsurları ihtiva etmesi yanı sıra sebep unsuru bakımından kanunun hangi maddesi uyarınca düzenlendiği hususunu; diğer bir anlatımla kanuni dayanağını da içermesi gerekir. Kanuni dayanağın tereddüte yer vermeyecek biçimde açık olarak gösterilmesi, ilgililerin, ne suretle ve hangi hukuki nedenle vergi ve/veya cezaya muhatap kılındıklarını bilmelerine, böylece savunma haklarını gereği gibi kullanabilmelerine olanak tanınması için zorunludur. Dava konusu olayda davacı adına düzenlenen ceza ihbarnamesinde, serbest meslek mensuplarıyla ilgili düzenlemenin yer aldığı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesi uyarınca müteselsilen sorumlu ibaresine ve aynı Kanun’un 344. ve 359. maddesinde düzenleme bulan iştirak ibarelerine birlikte yer verilerek cezanın dayanağı hususunda duraksama oluştuğundan, sebep unsuru açısından hukuka uygun düşmeyen dava konusu cezayı ilgili gerekçeyle kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu kabul ederek Vergi Mahkemesi kararını kaldırıldıktan sonra davayı reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.

T.C. Danıştay 4.DAİRE Esas:2021-4453 Karar:2022-740 Karar Tarihi:14.02.2022
ÖZET: Vergi Tekniği Raporu’nda, mükellefin 2011 takvim yılında yaptığı emtia alımlarının çok cüzi kısmının yedek parçaya ilişkin olduğu ve tamamına yakınının yağ alımı olduğu, ihtilaflı dönemde davacının fatura aldığı, … Vergi Dairesi mükellefi …, … Vergi Dairesi mükellefi, …, …. Vergi Dairesi mükellefi, …, … Vergi Dairesi mükellefi, …, … Vergi Dairesi mükellefi, … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının incelenmesinden, adı geçen mükelleflerin gerçek bir ticari muamele gerçekleştirmeyip münhasıran sahte fatura ticareti ile iştigal ettiği dolayısıyla, davacının yağ alımına ilişkin faturaların sahte olduğu tespit edildiğinden, 2011/9. dönemine ilişkin olarak yağ satış faturaları üzerinden hesaplanan %2 komisyon tutarı matrah kabul edilmek suretiyle tarh edilen dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, geçici vergi asılları hakkında ”193 sayılı Kanun’un mükerrer 120/4. maddesinde, mahsup dönemi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergi aslının terkin edileceğinin kurala bağlanmış olduğu ve davaya konu tarhiyatların 193 sayılı Kanun’un mükerrer 120. maddesi gereği tahakkuk ettirilmeyeceğinin ilgili dönem vergi/ceza ihbarnamelerinde açıkça belirtilmiş olduğu anlaşıldığından, davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine, kesinleşmekle birlikte mahsup dönemi geçmiş olması nedeniyle terkin edilmesi gereken geçici vergi üzerinden ceza kesilmesi zorunlu ise de; geçici verginin yıllık vergiye mahsuben peşin alınan bir vergi olması ve bu vergi nedeniyle yol açılan vergi kaybından dolayı bir kat vergi ziyaı cezası uygulanması hukuka uygun düşeceğinden, dava konusu kurum geçici vergileri üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarının bir katlık kısmında hukuka aykırılık, bir katı aşan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçeler ile, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme Kararının kaldırılmasına, davanın kısmen incelenmeksizin reddine, kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle kararın onanması gerekmiştir.

T.C. Danıştay 4.DAİRE Esas:2019-3527 Karar:2020-3244 Karar Tarihi:24.09.2020
ÖZET: Serbest muhasebecilik faaliyetinde bulunan davacının, 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin beyannamelerini verdiği mükellefin sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığından ve sahte fatura düzenleme fiilinin gerçekleşmesinden sonra anılan faturaların davacı tarafından beyannameye konu edilmesi tek başına iştirak fiilinin sabit olduğunu ispata yeterli olmadığından, adına kesilen cezada hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

vergi hukuku avukatı

Diğer Makaleler

Call Now Button