0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Danıştay Kararı: Re’sen Terk Sonrası Stoklardaki Fark Kayıt Dışı Hasılat Kanıtı Değildir

re'sen terk sonrası stok

Re’sen terk sonrası stok durumu, mükellefler için önemli bir hukuki tartışma alanı oluşturmaktadır. Özellikle faaliyetine son verilen bir işletmenin stoklarında görülen fazlalıkların kayıtdışı satış olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sıkça gündeme gelmektedir. Danıştay, bu tür durumlarda idarenin ispat yükümlülüğünün kapsamını netleştiren bir karar vermiştir. Karar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu‘nun hükümlerine dayanarak, vergi tarhiyatında somut delil gerekliliğini vurgulamaktadır.

Re’sen Terk Sonrası Stok İddiasına Dayalı Vergi Tarhiyatı Olayı

Davacı şirket hakkında, 2016 yılı stoklarında bulunan emtiaların satışını yaptığı halde elde ettiği kazancı kayıt ve beyan dışı bıraktığı iddiasıyla vergi tekniği raporu düzenlenmiştir. Bu rapora dayanarak şirkete katma değer vergisi ve çeşitli özel usulsüzlük cezaları tarh edilmiştir. İlk derece mahkemesi, re’sen tarh nedeninin varlığını kabul etmiş ancak matrah farkının belirlenmesinde emsal bedel tespitinin hatalı yapıldığına hükmetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ise, idarenin kayıt dışı satış iddiasını somut tespitlerle ortaya koyamadığına dikkat çekmiştir. Özellikle şirketin mükellefiyetinin re’sen terk ettirildiği bir dönemde, atıl malların depoda bekletilmesinin ticari hayatın olağan akışı içinde bir durum olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, idarenin re’sen terk sonrası stok fazlalıklarının kayıt dışı satışa dönüştüğünü kesin delillerle ispatlaması gerektiği vurgulanmıştır.

Re’sen Terk Sonrası Stok Konusunda Mahkeme Gerekçeleri

  • İdarenin kayıt dışı satış iddiasını yeterli ve somut tespitlerle ortaya koyamaması.
  • Şirketin banka hesaplarındaki para hareketlerinin kayıt dışı satıldığı iddia edilen emtialarla ilgisinin araştırılmaması.
  • Mükellefiyetin re’sen terkininden sonra atıl malların depo veya benzeri yerlerde bekletilmesinin ticari hayatın olağan işleyişinde mutad bir durum olduğunun kabulü.
  • İdarenin, re’sen terk sonrası stok fazlalıklarının satıldığını her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut şekilde ispatlayamaması.
  • Eksik inceleme ve varsayıma dayalı raporlar uyarınca yapılan tarhiyatın hukuka aykırı bulunması.

📌 Re’sen Terk Sonrası Stok ve İspat Yükü İlkesi

Vergi tarhiyatında idarenin ispat yükü ilkesi, özellikle kayıt dışı hasılat iddialarında önem taşır. Mükellefiyetin re’sen terk sonrası stok fazlalıklarının kayıt dışı satış olarak kabul edilebilmesi için, idarenin bu durumu somut, kesin ve şüpheden uzak delillerle ispatlaması gerekmektedir. Yalnızca stoklarda görülen bir fark veya varsayımlar, hukuken geçerli bir tarhiyat dayanağı oluşturmaz. Ticari hayatın olağan akışı içinde, faaliyetine son veren bir işletmenin elinde kalan atıl malları depoda tutması doğal kabul edilmelidir.

Karar Künyesi

Mahkeme: Danıştay 9. Daire Başkanlığı
Esas No: 2022/3523
Karar No: 2024/873
Karar Tarihi: 27.02.2024
Oy Durumu: Oybirliği

Kararın Tam Metni

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/3523 E.  ,  2024/873 K.

T.C.

D A N I Ş T A Y

DOKUZUNCU DAİRE

Esas No : 2022/3523

Karar No : 2024/873

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Tüketim ve Tekstil Mamülleri Pazarlama Nakliyat San. ve Tic. A.Ş.

VEKİLİ : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 2016 yılı stoklarında bulunan ve satışını yaptığı halde elde ettiği kazancı kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporu uyarınca 2016/Eylül dönemi için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1, 353/6 ve mükerrer 355/4 maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda re’sen tarh nedeni bulunmakta ise de dava konusu cezalı tarhiyatın hukuka uygunluğunun ortaya konulabilmesi için tespit edilen matrah farkının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının incelenmesi gerektiğinden; söz konusu emtiaların şirketin uhdesinden çıkarılarak mükellef kurum ortakları tarafından 2016 hesap döneminde işletmeden çekildiği sonucuna varılan uyuşmazlık konusu olayda re’sen tarh nedeninin bulunduğu, ancak vergi müfettişi tarafından örneklem yoluyla seçilen birçok ürünün aylık satış miktarının emsal bedeli tayin olunacak malın miktarının %25’inden fazla olduğu görüldüğünden, emsal bedelin ortalama fiyat esasına göre belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve varsayıma dayalı olarak maliyet bedeli olarak belirlenen tutarın altında satış yapılamayacağından emsal bedelin maliyet bedeli esasına göre belirlenmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle dava konusu cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık bulunmadığı; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısım yönünden; fatura düzenlememe fiilinin tüm unsurları ile birlikte hukuken geçerli bir şekilde tespit edilmediğinden hukuka uyarlık bulunmadığı, 353. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısım yönünden; muhasabe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslara uyulmaması fiilinin tüm unsurlarının olayda gerçekleştiğinin anlaşıldığından hukuka aykırılık bulunmadığı; mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısım yönünden; davacı şirketin ortak ve yöneticilerinin 2016 hesap döneminde 383.000,00-TL tutarında şirket kasasına nakit olarak borç para alma ve verme işlemleri gerçekleştirdiği, söz konusu ödemelerin nakit olarak yapıldığı şirket kayıtlarından tespit edildiği , bu eylemin de tahsilat ve ödemelerin banka ve benzeri finans kurumları aracılığıyla yapılması yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı ile 213 sayılı Kanunun 353/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davanın redde ilişkin kısmına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin 213 sayılı Vergi Usul Kanunun’nun 353′. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin istinaf başvurusunun reddine, vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine yönelik davalı idare istinaf başvurusuna gelince; gerek davacı şirket hakkında şirket yetkilisinin huzurunda düzenlenen vergi inceleme tutanağında, gerekse dava dilekçesinde davacı şirket tarafından ileri sürülen iddiaların inceleme elemanınca ve dava aşamasında da mahkemesince yeterince araştırılmadan sözkonusu emtiaların kayıt dışı satıldığı sonucuna ulaşıldığı oysa stoklarda kayıtlı gözüken emtiaların belgesiz olarak satıldığı ve elde edilen gelirin kayıtdışı bırakıldığı iddiasının yeterli ve somut tespitlerle ortaya konulamadığı, yine davacı şirketin banka hesaplarında 2016 yılı Nisan ayı sonuna kadar bir kısım para hareketleri bulunduğu, bu paraların hangi firmalardan ve hangi amaçla geldiğine veya kime ödendiğine dair işlem açıklamaları olmasına rağmen kayıt dışı satıldığı iddia edilen emtialarla ilgisinin olup olmadığının araştırılmadığı, 2015 yılı sonundaki stoklarda gözüken emtiaların 2016 yılı açılış stoklarında bulunmamasının şirket yetkilisince şirketin 2015 yılı sonunda ekonomik olarak zora girmesinden dolayı muhasebe ve kayıtların sağlıklı takip edilmemesiyle izah edildiği, gerçekten de şirketin 2016 yılı başından itibaren faaliyetinin azaldığı ve Temmuz ayından sonra katma değer vergisi beyannamesinde matrah beyan etmediği, mükellefiyetinin de 30/09/2016 tarihi itibariyle re’sen terk ettirildiği, bu nedenle bir işletmenin re’sen terkininden sonra kullanılmayan atıl malların depo veya sair ardiye gibi mahallerde bekletilmesinin ticari hayatın işleyişi içinde mutad bir durum olduğunun kabulü ve şirket yetkililerinin malların depoda bulunduğu yönündeki ifadeleri de birlikte değerlendirildiğinde, anılan stokların satılarak işletmeden çekildiğine dair aksi yöndeki iddianın ispat yükünün davalı idareye ait olduğu, eleştiri konusu emtiaların halen mevcut olup olmadığı, gerçekten satılıp satılmadığı hususlarının her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut şekilde davalı idare tarafından ortaya konulması gerekirken bu yönde yeterli araştırma yapılmadan söz konusu stokların şirketin mükellefiyetinin re’sen terk tarihi olan 2016/Eylül döneminde işletmeden çekildiğinin kabulüne olanak bulunmadığından eksik inceleme ve varsayıma dayalı olarak hazırlanan raporlar uyarınca davacı şirket adına re’sen salınan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı ve davanın bu kısmı bakımından kabulüne karar veren Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle anılan kısım yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi tekniği raporu ile davacı şirketin kayıt dışı hasılat elde ettiğinin somut olarak tespit edildiği ve karşıt inceleme araçları ile ortaya konulduğu, 213 sayılı Kanunun 353/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının davacının eylemine uygun olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.Davalının temyiz isteminin reddine,

2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kısmının ONANMASINA,

3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

re'sen terk sonrası stok - Aras Hukuk Danışmanlık

Related Posts

Call Now Button