0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

GVK Madde 92 – Beyannamenin Verilme Zamanı

GVK Madde 92 - Beyannamenin Verilme Zamanı

GVK Madde 92, yıllık gelir vergisi beyannamesinin hangi sürede ve hangi vergi dairesine verileceğini düzenleyen temel hükümdür. Kural olarak bir takvim yılına ait beyanname, izleyen yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar verilir. Tam mükellefiyette beyanname vergiyi tarha yetkili vergi dairesine, dar mükellefiyette ise Türkiye’deki vergi muhatabının oturduğu yerin ya da işyerinin bulunduğu yerin vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir.

GVK Madde 92 neyi düzenler?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu‘nun beyan usulüne ilişkin bölümünde yer alan bu hüküm, birbirine bağlı iki soruyu aynı anda cevaplar: beyanname ne zaman ve nereye verilecektir? Hangi gelir unsurlarının beyan edileceği, hangi kazançların toplanacağı ve beyan sınırlarının ne olduğu başka maddelerin konusudur. Bu madde ise beyanın usul yönünü, yani süre ve yetkili vergi dairesi belirlemesini düzenlemektedir.

Maddenin yürürlükteki metni şu şekildedir:

“Bir takvim yılına ait beyanname izleyen yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar (…) tam mükellefiyette vergiyi tarha yetkili vergi dairesine, dar mükellefiyette Türkiye’de vergi muhatabı mevcutsa onun Türkiye’de oturduğu yerin, Türkiye’de vergi muhatabı yoksa işyerinin, işyeri birden fazla ise bu işyerlerinden herhangi birisinin bulunduğu yer vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir. Takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke takaddüm eden 15 gün, ölüm halinde, ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde verilir.”

Görüldüğü üzere hüküm, üç ayrı durumu birbirinden ayırmaktadır: olağan yıllık beyan süresi, memleketi terk hâli ve ölüm hâli. Bu ayrım uygulamada sıklıkla gözden kaçmakta ve olağan Mart süresi, terk veya ölüm hâllerine de yanlışlıkla uygulanmaktadır.

Yıllık beyanname hangi tarihe kadar verilmelidir?

Beyan süresi, gelirin elde edildiği takvim yılını izleyen yılın Mart ayının başından başlar ve aynı ayın yirmibeşinci günü akşamına kadar devam eder. Süre bir gün değil, yaklaşık dört haftalık bir dönemdir; mükellef bu dönemin herhangi bir gününde beyanname verebilir. Sürenin başlangıcı da hükümde açıkça gösterildiğinden, Mart ayından önce verilen beyanname bakımından ayrı bir değerlendirme gerekir.

Buradaki süre yalnızca yıllık gelir vergisi beyannamesine ilişkindir. Katma değer vergisi beyannamesi, muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ya da geçici vergi beyannamesi gibi dönemsel beyannameler kendi kanunlarındaki sürelere tabidir. Aynı şekilde, yıl içinde ödenmesi gereken geçici verginin beyan takvimi bu hükümle karıştırılmamalıdır.

“Akşamına kadar” ifadesi, kâğıt ortamında verilen beyannameler bakımından vergi dairesinin mesai saatinin sonunu işaret eder. Beyannamelerin ağırlıklı olarak elektronik ortamda verildiği bugünkü uygulamada ise sürenin son günü, sistemin işlem kabul ettiği gün sonuna kadar beyanda bulunulabilmektedir. Yine de son güne bırakılan beyanlarda sistemsel yoğunluk kaynaklı sorunların riski taşındığından, uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında beyanın son güne bırakılmaması önerilir.

Beyanname hangi vergi dairesine verilir?

Tam mükellefiyette beyanname, vergiyi tarha yetkili vergi dairesine verilir. Hüküm burada doğrudan bir yer adı saymamış, tarh yetkisine ilişkin genel kurala atıf yapmıştır. Bu nedenle yetkili daire, Gelir Vergisi Kanunu’nun tarh yerine ilişkin hükmü ve mükellefiyet kaydının bulunduğu daire birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Beyannamenin yetkisiz bir vergi dairesine verilmesi, beyan ödevinin hiç yerine getirilmemesi anlamına gelmez; ancak tarh ve tahakkuk işlemlerinde gecikmeye ve yazışmaya yol açar. İkametgâh ya da işyeri değişikliği nedeniyle mükellefiyetin nakledildiği hâllerde, beyan döneminde bağlı olunan dairenin güncel kayda göre teyit edilmesi yerinde olur.

Dar mükellefiyette beyanname nereye verilir?

Dar mükellefiyette hüküm, seçimlik değil kademeli bir sıralama öngörmüştür:

  • Türkiye’de vergi muhatabı mevcutsa: muhatabın Türkiye’de oturduğu yerin vergi dairesi,
  • Türkiye’de vergi muhatabı yoksa: işyerinin bulunduğu yer vergi dairesi,
  • İşyeri birden fazla ise: bu işyerlerinden herhangi birinin bulunduğu yer vergi dairesi.

İlk iki basamak arasında tercih hakkı bulunmaz; vergi muhatabı varsa doğrudan onun oturduğu yer esas alınır. Buna karşılık birden fazla işyerinin bulunduğu üçüncü basamakta, metnin “herhangi birisinin” ifadesi nedeniyle mükellefe seçim imkânı tanınmıştır. Dar mükellefiyette vergi muhatabının kim olduğu ve Türkiye’de nerede oturduğu, beyanın hangi daireye yapılacağını doğrudan belirlediğinden, beyan öncesinde bu tespitin yazılı olarak yapılması ihtilafları önler.

Memleketi terk ve ölüm hâlinde süre nasıl işler?

Takvim yılı içinde memleketi terk edenler bakımından beyanname, terke takaddüm eden 15 gün içinde, yani ülkeden ayrılıştan önceki on beş günlük dönemde verilir. Bu, olağan Mart süresine göre çok daha dar bir zaman dilimidir ve yurt dışına yerleşim planlanırken önceden dikkate alınması gerekir.

Ölüm hâlinde ise süre, ölüm tarihinden itibaren 4 aydır. Mükellefin ölümüyle birlikte beyan ödevi, mirası reddetmemiş mirasçılara geçer. Vergi Usul Kanunu, ölüm nedeniyle mirasçılara geçen ödevlerde beyanname verme sürelerine üç ay eklenmesini öngörmekle birlikte, bu kural yalnızca vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hâller için geçerlidir. Gelir vergisi beyannamesi bakımından özel bir süre öngörüldüğünden, dört aylık süreye ayrıca üç ay eklenmesi söz konusu olmaz. Ölen kişiye ait vergi cezalarının düşeceği yönündeki genel kural ise, mirasçıların vergi aslı ve gecikme faizi bakımından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Beyanname posta veya elektronik ortamda verilebilir mi?

Madde metni, beyannamenin vergi dairesine elden verilmesinin yanında taahhütlü olarak posta ile gönderilmesine de açıkça izin vermektedir. Vergi Usul Kanunu uyarınca taahhütlü postaya veriliş tarihi, vergi dairesine verilme tarihi yerine geçer. Bu nedenle beyannamenin son gün taahhütlü olarak postaya verilmesi hâlinde, dairenin evrakı sonraki günlerde alması süreyi kaçırma sonucunu doğurmaz. Adi posta ile gönderimde ise bu koruma bulunmadığından, evrakın vergi dairesine fiilen ulaştığı tarih esas alınır; posta alındısının saklanması ispat yükü bakımından belirleyicidir.

Bugün beyannameler ağırlıklı olarak elektronik ortamda verilmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Vergi Usul Kanunu’ndan aldığı yetkiye dayanarak getirdiği elektronik beyanname zorunluluğuna uyulmaması hâlinde, beyanın hiç verilmemesinden bağımsız olarak ayrıca VUK Mükerrer Madde 355 kapsamında özel usulsüzlük cezası gündeme gelebilir. Beyanname verme yükümlülüğünün ihlali ile belge düzenine ilişkin VUK Madde 353 Özel Usulsüzlükler ve Cezaları hükmü birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Sürenin son günü tatile rastlarsa veya süre yetmezse ne olur?

Beyan süresinin son günü resmî tatile rastladığında, Vergi Usul Kanunu’nun sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükmü gereği süre, tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatinde sona erer. Bu nedenle Mart ayının yirmibeşinci gününün hafta sonuna veya resmî tatile denk geldiği yıllarda beyan süresi kendiliğinden bir veya birkaç gün uzar.

Bunun dışında iki ayrı imkân daha bulunur. Birincisi, zor durumda bulunmaları nedeniyle ödevlerini süresinde yerine getiremeyecek olanlara, kanuni sürenin bir katını geçmemek üzere mühlet verilebilmesidir; bu talebin sürenin sona ermesinden önce yapılması gerekir. İkincisi, mücbir sebep hâlinin varlığında sürelerin işlememesidir. Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı, yoğunluk, sistemsel sorun veya doğal afet gibi hâllerde yayımladığı sirkülerlerle beyan sürelerini topluca uzatabilmektedir; bu tür bir uzatma, ilgili sirkülerin kapsamına giren mükellefler bakımından sonuç doğurur.

Beyannamenin süresinde verilmemesinin sonuçları nelerdir?

Beyannamenin kanuni süresi geçtiği hâlde verilmemesi, öncelikle bir usulsüzlük fiilidir ve usulsüzlük cezasını gerektirir. Bunun ötesinde, kanuni süresi geçtiği hâlde beyanname verilmemiş olması re’sen tarh sebebi sayılır; matrahın takdir yoluyla belirlenmesi hâlinde mükellef, gerçek durumu ispat yükü altına girer. Beyan edilmeyen gelir nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi vergi ziyaına yol açtığında ise ayrıca vergi ziyaı cezası uygulanır.

Buna karşılık beyannamenin kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilmesi, mükellef lehine sonuç doğurur: bu şekilde verilen beyanname üzerinden tarh edilen vergi için vergi ziyaı cezası yüzde elli oranında uygulanır. Şartları varsa pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanılması hâlinde ise vergi ziyaı cezası kesilmez; bunun yerine pişmanlık zammı hesaplanır. Pişmanlık talebiyle verilen dilekçenin ardından beyannamenin öngörülen kısa süre içinde verilmesi ve verginin ödenmesi şarttır; bu şartlardan birinin ihlali pişmanlık hükmünün uygulanmasını engeller.

Beyan üzerine tahakkuk eden verginin ne zaman ödeneceği ayrı bir konudur. Gelir Vergisi Kanunu’nun ödemeye ilişkin hükümleri uyarınca yıllık beyanname ile bildirilen gelir üzerinden tahakkuk eden vergi iki eşit taksitte ödenir. Genel ödeme kuralları için VUK Madde 111 – Ödeme Zamanı, kesilen cezaların ödeme takvimi için ise Madde 368 Vergi Cezalarının Ödenme Zamanı hükmü esas alınır.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

  • Beyan yükümlülüğünün hiç doğmadığı hâller ile beyannamenin süresinde verilmediği hâller birbirinden ayrılmalıdır; beyan sınırının altında kalan gelirler için ödev doğmayacağından ceza da söz konusu olmaz.
  • Yurt dışına yerleşme kararı alındığında, terkten önceki on beş günlük süre planlamaya baştan dâhil edilmelidir.
  • Miras bırakanın vefatında dört aylık süre ölüm tarihinden işlemeye başlar; mirasçıların kendi aralarındaki paylaşım süreci bu süreyi durdurmaz.
  • Taahhütlü posta ile gönderimde alındı belgesi, sürenin ispatı bakımından saklanmalıdır.
  • Süresinde verilen beyannamedeki hataların, süre dolmadan verilecek düzeltme beyannamesiyle giderilmesi ceza riskini ortadan kaldırır.
  • Dar mükellefiyette vergi muhatabının varlığı ve Türkiye’deki adresi, yetkili vergi dairesini doğrudan belirlediğinden beyandan önce netleştirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

GVK Madde 92’ye göre yıllık beyanname ne zaman verilir?

Bir takvim yılına ait beyanname, izleyen yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar verilir. Takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannameleri terke takaddüm eden 15 gün içinde, ölüm hâlinde ise ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde verilir.

Yıllık gelir vergisi beyannamesi hangi vergi dairesine verilir?

Tam mükellefiyette beyanname vergiyi tarha yetkili vergi dairesine verilir. Dar mükellefiyette Türkiye’de vergi muhatabı varsa onun Türkiye’de oturduğu yerin, vergi muhatabı yoksa işyerinin, işyeri birden fazla ise bu işyerlerinden herhangi birinin bulunduğu yer vergi dairesi yetkilidir.

Beyanname posta ile gönderilebilir mi?

Madde metni beyannamenin taahhütlü olarak posta ile gönderilebileceğini açıkça öngörmektedir. Vergi Usul Kanunu uyarınca taahhütlü postaya veriliş tarihi vergi dairesine verilme tarihi yerine geçer. Adi posta ile gönderimde ise evrakın vergi dairesine fiilen ulaştığı tarih esas alınır.

Beyanname süresinde verilmezse ne olur?

Beyannamenin süresinde verilmemesi usulsüzlük cezasını gerektirir ve re’sen tarh sebebi oluşturur. Vergi ziyaı doğmuşsa ayrıca vergi ziyaı cezası uygulanır. Beyannamenin kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilmesi hâlinde vergi ziyaı cezası yüzde elli oranında uygulanır; pişmanlık şartları varsa vergi ziyaı cezası kesilmez, pişmanlık zammı hesaplanır.

Beyanname verme süresinin son günü tatile rastlarsa süre uzar mı?

Evet. Sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatinde sona erer. Ayrıca zor durumda bulunanlara kanuni sürenin bir katını geçmemek üzere mühlet verilebilir; mücbir sebep hâlinde süreler işlemez ve Hazine ve Maliye Bakanlığı yayımladığı sirkülerlerle beyan sürelerini uzatabilir.

Sonuç

Beyannamenin verilme zamanına ilişkin düzenleme, ilk bakışta yalnızca bir takvim hükmü gibi görünse de, sürenin kaçırılması hâlinde usulsüzlük, re’sen tarh ve vergi ziyaı cezası zincirini harekete geçirdiğinden sonuçları ağırdır. Olağan Mart süresi ile memleketi terk ve ölüm hâllerine özgü kısa süreler birbirinden ayrı tutulmalı; dar mükellefiyette yetkili vergi dairesi, hükümdeki kademeli sıralamaya göre belirlenmelidir. Süre kaçırılmışsa, beyannamenin kendiliğinden verilmesi ve şartları varsa pişmanlık yolunun kullanılması yaptırımın ağırlığını önemli ölçüde azaltır. Beyanla ilgili ihtilaflarda dava yoluna başvurulması gündeme geldiğinde ise İYUK Madde 3 İdari Davaların Açılması hükmündeki usul kurallarının da gözetilmesi gerekir.

Aras Hukuk

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button