İçerik Başlıkları
- 1 İnternet Reklam Geliri Ticari Kazanç Mı? Karar Özeti
- 2 Kararın Tam Metni
- 3 Sık Sorulan Sorular
- 3.1 İnternet reklam geliri ticari kazanç sayılması için hangi koşullar aranır?
- 3.2 Üniversite öğrencisi olarak web tasarımından gelir elde edersem mükellef olur muyum?
- 3.3 7338 sayılı Kanun ile getirilen istisna bu kararı etkiler mi?
- 3.4 Re’sen mükellefiyet tesisi işlemine karşı hangi sürede dava açılır?
- 3.5 Av. Dr. Fatih ARAS
İnternet reklam geliri ticari kazanç sayılır mı? Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 14.02.2024 tarihli E:2022/184, K:2024/77 sayılı kararıyla; üniversite öğrencisi davacının tasarladığı internet siteleri üzerinden Google’dan aldığı reklam bedellerinin sermaye gücüne dayanmayıp şahsi emeğe dayandığı ve ticari organizasyon bulunmadığı gerekçesiyle ticari kazanç olarak nitelendirilemeyeceğine hükmeden Vergi Mahkemesi ısrar kararını oyçokluğuyla ONAMIŞTIR.
İnternet Reklam Geliri Ticari Kazanç Mı? Karar Özeti
İNTERNET SİTESİNDEN GELEN GOOGLE REKLAM GELİRİ HER ZAMAN TİCARİ KAZANÇ MIDIR?
Dava Konusu Olay: Davacı üniversite öğrencisidir; bilgisayar programcılığı ve web tasarımı üzerine çalışmalar yapmış, tasarladığı internet siteleri üzerinden Google’dan reklam geliri almaya başlamıştır. 2011 yılında 4.336 TL, 2012 yılında 24.453 TL gelir tespit edilmesi üzerine idare 08.02.2011 itibarıyla ticari kazanç yönünden re’sen gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis etmiş, beyanname vermeme nedeniyle tarhiyat yapıp özel usulsüzlük cezası kesmiştir. Davacı işlemin iptalini istemiş; Gelir Vergisi Kanunu m. 18 telif istisnası kapsamında olduğunu ileri sürmüştür.
Vergi Mahkemesi kararının Danıştay 4. Dairesince bozulması üzerine verilen ısrar kararını onayan Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun gerekçeleri şöyledir:
- Bir faaliyetin ticari faaliyet ve gelirin de ticari kazanç sayılabilmesi için faaliyetin sermaye gücüne dayanması, ticari organizasyon çerçevesinde ve süreklilik arz edecek biçimde yürütülmesi gerekir.
- Sermaye gücüne dayanmayan, ticari organizasyon bulunmaksızın şahsi emeğe, ilmi veya mesleki bilgiye ya da uzmanlığa dayanılarak yürütülen işler ticari faaliyet olarak nitelendirilemez.
- Davacı dönem itibarıyla üniversite öğrencisidir, kendini geliştirmek için bilgisayar programcılığı ve web tasarımı çalışmaları yapmıştır.
- İdarece tespit edilen işlemler sermaye gücüne değil, kişisel emeğe ve ilmi bilgiye dayanmakta; ticari bir organizasyon dahilinde yapılmamaktadır.
- Bu nedenle ticari kazanç yönünden re’sen tesis edilen mükellefiyet hukuka aykırıdır.
- Karşı oyda 7338 sayılı Kanun’un getirdiği istisnanın bu gelirlerin ticari kazanç olduğunu teyit ettiği görüşüne yer verilmişse de çoğunluk Vergi Mahkemesinin sermaye ve organizasyon yokluğu gerekçesini benimsemiştir.
İlke: İnternet reklam geliri ticari kazanç olarak her durumda nitelendirilemez. Vergilendirilebilir ticari kazançtan söz edilebilmesi için faaliyetin sermaye gücüne dayanması, ticari organizasyon içinde yürütülmesi ve süreklilik arz etmesi gerekir. Bireyin tek başına, şahsi emeği ve ilmi bilgisi ile yürüttüğü internet faaliyetlerinden elde ettiği gelir ticari kazanç olarak nitelendirilip mükellefiyet tesisine konu edilemez. (Danıştay 9. Dairesi E:2023/8552, K:2024/2783 sayılı kararında “alan kullandırma + ticari organizasyon” yorumuyla ters yönde karar vermiştir; içtihat tam oturmamıştır.)
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E:2022/184, K:2024/77, T:14.02.2024
Kararın Tam Metni
Aşağıda Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 14.02.2024 tarih ve E:2022/184, K:2024/77 sayılı kararının künyesi ile tam metni, kararın orijinalindeki bölüm başlıkları korunarak verilmiştir. Kişi ve birim adları kararın yayımlandığı şekliyle maskelidir.
Kararın Tam Metnini Göster/Gizle
Karar Künyesi
T.C. DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2022/184
Karar No: 2024/77
Karar Tarihi: 14.02.2024
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı – … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü), Vekili: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İstemin Konusu
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama Süreci
Dava konusu istem: Davacı adına, tasarladığı internet siteleri üzerinden reklam geliri elde ettiğinden bahisle 08/02/2011-31/12/2012 tarihleri arasında ticari kazanç yönünden gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Uyuşmazlıkta, yapılan ihbar üzerine 08/02/2011 tarihinden itibaren tasarladığı internet siteleri üzerinden gelir elde ettiği (2011 yılında 4.336,80 TL, 2012 yılında 24.453,70 TL) tespit edilen davacı hakkında ticari faaliyette bulunmak suretiyle gelir elde ettiğinden bahisle 08/02/2011 tarihi itibarıyla re’sen tesis edilen vergi mükellefiyetinin 31/12/2012 tarihi itibarıyla kapatıldığı, belirtilen dönemlerde beyannamelerini vermemesi nedeniyle adına tarhiyat yapılması ve özel usulsüzlük cezaları kesilmesi üzerine de re’sen tesis edilen mükellefiyetin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının elde ettiği kazancın tespitine yönelik olarak ilgili bankayla yapılan yazışmalar neticesinde banka tarafından idareye gönderilen ve savunma dilekçesi ekinde sunulan CD’nin incelenmesinden, 08/02/2011-31/12/2012 tarihleri arasında davacının hesabına muhtelif internet siteleri ve kişiler tarafından tema ödemesi, portal ücreti gibi açıklamalarla paralar yatırıldığı, bu paraların davacı tarafından çekildiği görülmektedir.
Davacının beyanına başvurulması üzerine davacı, 2011 yılı içerisinde bilgisayar programcılığı ve web tasarımı üzerine çalışmalar yaptığını, bunların alıcılarının olması üzerine internet üzerinden bilgisayar programlarının yazılım kısımlarının satışını yapmaya başladığını, bu işin genişlemesi üzerine Google’dan kendisine reklam bedeli ödenmeye başlandığını, ödenen bedeller üzerinden stopaj yapıldığını düşündüğü için herhangi bir işlem yapmadığını, yaptığı tasarımların Gelir Vergisi Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca gelir vergisi mükellefiyetini gerektirmediğini beyan etmiş ve bu hususlar 11/04/2013 tarihli tutanakla kayıt altına alınmıştır.
Gelir getiren bir faaliyetin ticari faaliyet ve elde edilen gelirin de ticari kazanç olarak değerlendirilebilmesi için faaliyetin sermaye gücüne dayanması, ticari organizasyon çerçevesinde ve süreklilik arz edecek biçimde yürütülmesi gerekmektedir. Sermaye gücüne dayanılarak yürütülmeyen, ticari bir organizasyon bulunmaksızın şahsi emeğe, ilmi veya mesleki bilgiye ya da ihtisasa dayanılarak yürütülen işlerin ticari faaliyet, bu faaliyetten elde edilen gelirin de ticari kazanç olarak nitelendirilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, ticari faaliyet kapsamında kazanç elde ettiği ileri sürülen dönemde üniversite öğrencisi olan ve kendini geliştirmek için bilgisayar programcılığı ve web tasarımı üzerinde çalışmalar yaptığını beyan eden davacının, idarece tespit edilen işlemlerinin, sermaye gücüne dayanmayıp davacının kişisel emeğine ve ilmi bilgisine dayandığı, ticari bir organizasyon dahilinde yapılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/10735, K:2020/3953 sayılı kararı: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu belirtilmiştir.
Vergiye ilişkin muamelelerde olayın görünürdeki biçiminin değil, tarafların gerçek maksatlarının esas alınacağı açıktır. Zira Vergi Usul Kanunu’nun ispat müessesesinin ekonomik yaklaşıma göre konulduğu anılan maddenin gerekçesinde kısaca, “vergi mükellef ve sorumlularının vergi kanunlarının uygulama alanı dışına çıkmak, vergi matrahını tamamen veya kısmen gizlemek gibi amaçlarla gerçekte ulaşmak istedikleri ekonomik sonuca, vergi kanunlarında tipleri tanımlanmayan hukuki biçim, kalıp ve usullerle ulaşmak isteyebilmelerini önlemek” şeklinde açıklanmıştır. Dolayısıyla, internet ortamında yapılan faaliyetler, mevcut vergi kanunlarına göre vergiyi doğuran olayı ortaya çıkarıyor ise vergisel yükümlülüklere de tabi olacaktır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu belirtilmiştir. Kanun’un 2. maddesinde ticari kazanç, gelirin unsurları arasında sayılmış, 37. maddesinde ise her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin “ticari faaliyet” olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin “ticari faaliyet” sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerekmektedir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 154. maddesinde, tüccarlar için bir iş yeri açma, iş yeri açılmamış olsa bile ticaret siciline veya mesleki bir teşekküle kaydolma, kazançları basit usulde tespit edilen tüccarlar için işle bilfiil uğraşmaya başlama hallerinden herhangi birinin “işe başlamayı” gösterdiği belirtilmiştir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinde iş yerinin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tayin olunacağı düzenlemesine yer verilirken Vergi Usul Kanunu’nun 156. maddesi, ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yerini mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer olarak tanımlamıştır.
Söz konusu maddede alışıldık iş yerleri sayıldıktan sonra “gibi” ifadesi kullanılarak iş yeri tanımının kapsamı isabetli bir şekilde geniş tutulmuş ve esas olanın faaliyetin icrasına tahsis edilen yahut faaliyette kullanılan yer olduğu vurgulanmıştır. İş yerinin tanımı yapılırken ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılması ve yürütülmesinde kullanılan yerlerin neler olabileceği nitelenmiş ve tanımda belirtilen yerlerle sınırlandırılmamış, dijital ortamda yapılan bu tür faaliyetler için kullanılan yerin iş yeri olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla, dijital ekonomide faaliyetlerin elektronik ortamlar üzerinde yapılması, iş yerinin vergi mevzuatı açısından yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır. Çünkü uluslararası vergi anlaşmaları, vergilendirmede iş yeri kavramını dikkate almaktadır. Bu sebeple elektronik ortamda yapılan alışverişin vergilendirilebilmesi için mutlaka bir iş yeriyle bağlantının bulunması gerekmektedir. Ancak, ilgili iş yerinin mutlaka fiziksel özelliklere sahip olması gerekmez. Örneğin, bir web sayfası da iş yeri olarak kabul edilebilir.
Bu çerçevede, mükelleflerin faaliyetlerini sürdürdükleri yerlerin iş yeri özelliğini taşıyabilmesi için bu yerlerin “faaliyetin icrasına tahsis edilmesi” veya “faaliyetin icra edildiği yer” olma özelliğini taşıması gerekmektedir. Zira iş yeri maddede sayılan yerlerle sınırlı değildir. Bilakis ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılmasına ve yürütülmesine elverişli bir yer olması yeterli olabilecektir. Bu anlamda elektronik ortamda yapılan ticari faaliyet içinde iş yerinin varlığından söz edilebilecektir ki bu ihtimalde iş yeri faaliyet yapılan yer yani iletişimi sağlayan bilgisayar ve internet ortamı olacaktır.
213 sayılı Kanun ile 193 sayılı Kanun’un anılan hükümlerine göre gerçek kişiler hakkında ticari faaliyetten dolayı mükellefiyet tesis edilebilmesi ve gelir vergisi tarh edilebilmesi için gereken temel koşullar, ticari nitelikteki faaliyetin varlığı, ticari faaliyetin devamlılığı veya işe başlamayı gerektiren hallerden birinin gerçekleşmesi veyahut gerçek kişiler tarafından mal ve hizmet teslimleri ile kazanç sağlanmasıdır.
Ticari kazançlar esas itibarıyla sermaye ve emek kaynağına bağlı olarak ticari bir organizasyona dayanır. Serbest meslek faaliyeti özelliklerini taşısa dahi ticari bir organizasyon içinde yapılan faaliyetten elde edilen gelirin ticari kazanç sayılması ve ticari kazanca ait hükümlere göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklanan ilgili mevzuat hükümleri ile açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden, sanal ortamda yapılan bir ticaret, belli bir organizasyon içerisinde sanal mağaza açılması, kâr elde etme amacı güdülmesi ve devamlı yapılmak suretiyle tesis edilmesi gibi özellikler taşıyorsa ticari kazanç kapsamına girmektedir. Elektronik ortamda yapılan ticari faaliyet içinde iletişimi sağlayan bilgisayar ve internet ortamının bu faaliyette kullanılması durumunda da internet adresinin elektronik ortamda iş yeri olup olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. İş yeri olarak tanımlanabilecek davacıya ait internet sitesi üzerinden yayınlanan reklamlardan dolayı yurt dışı mukimi Google firması tarafından yapılan ödemelerin ticari faaliyet kapsamında elde edildiğinin kabul edilebilmesi için gerekli olan sermaye, devamlılık ve gelir elde etme kastı unsurlarının olayda gerçekleştiği anlaşıldığından, bu gelirin ticari kazanç olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla davacı hakkında mükellefiyet tesisi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerekmektedir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
… Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Vergi Mahkemesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
Temyiz Edenin İddiaları
Israr kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Karşı Tarafın Savunması
Cevap verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkiminin Düşüncesi
Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Hukuki Değerlendirme
TÜRK MİLLETİ ADINA. Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
Karar Sonucu
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X – Karşı Oy
Davacı adına, tasarladığı internet siteleri üzerinden reklam geliri elde ettiğinden bahisle 08/02/2011-31/12/2012 tarihleri arasında ticari kazanç yönünden gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu belirtilmiş; 2. maddesinde gelire giren kazanç ve iratlar arasında ticari kazançlar da sayılmıştır. Anılan Kanun’un “Ticari kazancın tarifi” başlıklı 37. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hüküm altına alınmıştır.
7338 sayılı Kanun’un 1/1/2022 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 26/10/2021 tarihinde yürürlüğe giren 2. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/B maddesinde sosyal içerik üreticiliği ve mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliğinden elde edilen kazançların gelir vergisinden müstesna olduğu yönünde düzenleme yapılmıştır.
Buna göre internet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar gelir vergisinden müstesna olacaktır.
7491 sayılı Kanun’un Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/B maddesinde değişiklik yapılmasını öngören ve 1/1/2024 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 28/12/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7. maddesi ile istisnanın kapsamı genişletilerek internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden verilen bireysel kurs, eğitim, veri işleme ve geliştirme ürün tanıtımı gibi hizmetlerden sağlanan kazançlar da vergiden istisna edilmiştir.
Vergi istisnası, vergi kanunlarına göre vergilendirilmesi gereken unsurların kısmen veya tamamen vergi dışı bırakılmasıdır. Bu bağlamda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na 7338 ve 7491 sayılı Kanun’lar ile eklenen istisna hükümlerinin anlamı halihazırda ticari kazanç kapsamında vergilendirilmesi gereken internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden çeşitli suretlerde elde edilen gelirlerin artık vergilendirilmemesidir. Diğer bir ifadeyle, söz konusu istisna hükmü, istisna öngörülen gelirin ticari faaliyet kapsamında vergiye tabi olduğunu teyit etmektedir.
Bu durumda, mükellefiyet tesis edilen dönemde istisna hükmü olmaması nedeniyle tasarladığı internet siteleri üzerinden elde ettiği reklam geliri vergiye tabi olması gereken davacı adına ticari kazanç yönünden tesis edilen vergi mükellefiyetinde hukuka aykırılık bulunmadığından, aksi yöndeki gerekçeyle verilen ısrar kararının bozulması gerektiği gerekçesiyle karara katılmıyoruz.
Sık Sorulan Sorular
İnternet reklam geliri ticari kazanç sayılması için hangi koşullar aranır?
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 14.02.2024 tarihli E:2022/184, K:2024/77 sayılı kararına göre internet reklam geliri ticari kazanç sayılabilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: faaliyetin sermaye gücüne dayanması, ticari organizasyon içinde yürütülmesi ve süreklilik arz etmesi. Şahsi emek, ilmi bilgi veya uzmanlığa dayanan ve ticari organizasyon içermeyen faaliyetlerden elde edilen internet reklam geliri ticari kazanç olarak nitelendirilemez.
Üniversite öğrencisi olarak web tasarımından gelir elde edersem mükellef olur muyum?
VDDK kararına göre, kişinin tek başına, şahsi emeği ve ilmi bilgisiyle yürüttüğü web tasarımı veya programcılık faaliyetlerinden elde edilen reklam veya hizmet bedeli; sermaye gücüne ve ticari organizasyona dayanmadığı sürece ticari kazanç olarak vergilendirilemez. Ancak somut olayda devamlılık, çalışan istihdamı, ofis veya sistemli reklam edinme gibi unsurların varlığı durumu değiştirebilir. Her olay kendi koşullarında değerlendirilir.
7338 sayılı Kanun ile getirilen istisna bu kararı etkiler mi?
7338 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/B maddesi 01.01.2022 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanır; karara konu dönem 2011-2012 yıllarıdır. Karşı oyda istisna düzenlemesinin internet reklam geliri ticari kazanç olduğunu teyit ettiği ileri sürülmüşse de çoğunluk bu görüşe katılmamış; eski dönem için sermaye ve organizasyon yokluğunu esas almıştır. 2022 sonrası dönemler için istisna kapsamı ayrıca değerlendirilir.
Re’sen mükellefiyet tesisi işlemine karşı hangi sürede dava açılır?
Re’sen mükellefiyet tesisi işlemi bir vergi uyuşmazlığı doğurur; işlemin tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili vergi mahkemesinde iptal davası açılmalıdır. Süre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca düzenlenmiştir.









