0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

TTK Madde 19: Ticari İş Karinesi ve Müteselsil Sorumluluk

TTK Madde 19: Ticari İş Karinesi ve Müteselsil Sorumluluk

Ticaret hukukunda bir işlemin “ticari iş” sayılıp sayılmaması, uygulanacak faiz türü, zamanaşımı süresi ve ispat yükü bakımından belirleyici sonuçlar doğurur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19’uncu maddesi, bu belirleyiciliği somutlaştıran temel karine olan ticari iş karinesini düzenlemektedir: bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.

Özetle: TTK m.19/1 tacir için bir karine kurar — tacirin borcu, aksi ispat edilmedikçe ticaridir. TTK m.19/2 ise bu karineyi sözleşme ilişkisine yansıtır: taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan bir sözleşme, diğer taraf için de ticari iş sayılır. Bu iki fıkra birlikte ticari faiz taleplerinin, ticari zamanaşımının ve müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulama alanını belirler.

TTK Madde 19 Metni

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 19. maddesinin yürürlükteki metni şöyledir:

MADDE 19- (1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.

(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.

TTK Madde 19 Gerekçesi

Maddenin kanun gerekçesinde şu açıklamalara yer verilmiştir:

“Ticarî işletme sisteminin taşıyıcı kolonlarından biri olan ve elli yıllık birikimle anlam kazanmış olan bu madde 6762 sayılı Kanunun 21 inci maddesini karşılamaktadır. Öğretide, sübjektif sistemin bir ifadesi olan bu maddenin 1926 tarihli Kanundan 6762 sayılı Kanuna aynen alınması eleştirilmiş, tacirin esas alınmayıp ticarî işletmenin merkez kabul edilmesi gerektiği belirtilmişse de, eleştirilerin, hükümde ticarî işletmenin esas alındığı gerçeğini gözden kaçırdığı düşünülmüştür. Ayrıca ticarî işletmenin borçlarının ticarî olmadığı hükme bağlansaydı, tacirin ticarî olmayan alanının nasıl belirlenebileceği sorununun çözümü çok güçleşecektir.”

Ticari İş Nedir? TTK m.3 ile Bağlantı

TTK m.19’u doğru okumak için önce ticari işin ne olduğunu belirlemek gerekir. TTK m.3 genel tanımı koyar: “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” Bu tanım, ticari işi iki kategoride ele alır: birincisi, TTK’nın açıkça düzenlediği işlemler (kambiyo senetleri, deniz ticareti, sigorta vb.); ikincisi, bir ticari işletmeyle bağlantılı her türlü işlem veya fiil.

TTK m.19 bu zemin üzerine iki karinenin yapısını kurar. Birinci karinenin süjesi tacirdir; ikinci karinenin süjesi ise sözleşme ilişkisidir. Her iki karinenin sonuçları birbirini tamamlar ve ticari hukukun pratik işleyişini belirler.

TTK m.19/1: Tacirin Borçlarının Ticari Sayılması Karinesi

Birinci fıkranın özü şudur: tacir olan kişinin borcu, aksi ispat edilmedikçe ticari iş sayılır. Bu karinenin iki istisnası vardır: (i) gerçek kişi tacirin işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirmesi veya (ii) işin ticari sayılmasına ortamın elverişli olmadığının anlaşılması. Bu istisnalar kümülatif değil, alternatiftir; birinin varlığı karinenin çürütülmesi için yeterlidir.

Dikkat edilmesi gereken nokta, istisnanın yalnızca gerçek kişi tacirler için öngörülmüş olmasıdır. Ticaret şirketleri (anonim, limited, kollektif vb.) bakımından karine mutlak niteliktedir: bu şirketlerin borçları her koşulda ticari sayılır. Zira bir ticaret şirketinin eylemini ticari işletmesinden bağımsız görmek yapısal olarak mümkün değildir.

TTK m.19/2: Sözleşmede Bir Taraf İçin Ticari İş — Diğeri İçin de Ticari Sayılma

İkinci fıkra, ticari iş karinesini sözleşme ilişkisine genişletir. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşme, aksi Kanunda öngörülmedikçe diğer taraf için de ticari iş sayılır. Bu hüküm pratikte son derece geniş bir uygulama alanı bulur: tacir olmayan bir tüketici ile tacir arasındaki sözleşme, tacir açısından ticari işse ve Kanunda (örneğin tüketici mevzuatında) aksine düzenleme yoksa, tüketici açısından da ticari iş sayılır ve bu sonuç özellikle faiz türünü etkiler.

Yargıtay’ın yerleşik yorumuna göre ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birisi yönünden ticari iş olması ve bu ticari işin ilgili sözleşme ilişkisinden kaynaklanması yeterlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüzel kişi tacir olan davacının kira sözleşmesi uyuşmazlığında TTK m.19/2’yi şu biçimde uygulamıştır:

“…6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 3. maddesi uyarınca ‘Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir’. Aynı Kanunun ticari iş karinesini düzenleyen 19. maddesi uyarınca bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır ve taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Bu bağlamda, ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için; uyuşmazlığın, taraflardan birisi yönünden ticari iş olması ve bu ticari işin tacir olmayan kişi ile arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanması şarttır.”

— Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/2952 E., 2026/117 K., 14.01.2026

Müteselsil Sorumluluk ile Bağlantısı

TTK m.7/1 uyarınca bir ticari borçtan birden fazla kişinin birlikte sorumlu olması hâlinde, Kanunda veya sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça bu kişiler müteselsilen sorumlu olur. Müteselsil sorumluluğun koşulunun oluşması ise büyük ölçüde işlemin ticari iş niteliği taşımasına bağlıdır; bu nitelik TTK m.19 çerçevesinde belirlenir. Dolayısıyla m.19 yalnızca faiz hukuku açısından değil, müteselsil sorumluluk zincirinin kurulup kurulmadığı bakımından da merkezi bir role sahiptir.

Bu ilişki uygulamada özellikle şu biçimde karşımıza çıkar: tacir olan bir işletme sahibiyle yapılan sözleşmeden doğan tazminat talepleri, işletme sahibi dışında birden fazla kişiye yöneltildiğinde, TTK m.19 uygulanarak işlemin ticari niteliği saptanır ve ardından m.7/1’deki müteselsil sorumluluk kuralı devreye girer. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, trafik kazasından doğan hasar tazminatı uyuşmazlığında bu zinciri onaylamış; tacir sıfatı taşıyan davacının ticari işletmesine ilişkin iş makinesinin hasarlanmasından doğan tazminat davasında TTK m.19 uyarınca ticari avans faizine hükmedilmesini ve davalıların müteselsil sorumluluğunu yerinde bulmuştur:

“…tescili yapılan ticari nitelikte bir araç olması sebebi ile davacı için ticari iş niteliğinde olan davaya konu ticari ilişki, diğer taraf için de ticari iş sayıldığı…”

— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/3408 E., 2026/870 K., 10.02.2026 (onama)

Karinenin Uygulandığı Başlıca Alanlar

1. Ticari faiz: Bir sözleşmenin ticari iş sayılması, temerrüt veya avans faizinin ticari faiz hükümlerine göre hesaplanması sonucunu doğurur. TTK m.19/2’nin varlığı, sözleşmenin yalnız bir taraf için ticari iş olduğu durumlarda diğer taraf bakımından da ticari faizin uygulanmasına olanak tanır. Basiretli tacir ilkesiyle birlikte değerlendirildiğinde, tacirin sözleşme kapsamındaki borçlarını zamanında ifa etmemesi, ticari faiz yüküne yol açar.

2. Zamanaşımı: Ticari işlere uygulanan zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu’ndaki genel sürelerden farklılık gösterebilir. TTK m.19 çerçevesinde işlemin ticari iş sayılması, ilgili özel zamanaşımı süresinin uygulanması anlamına gelir.

3. İspat yükü ve hukuki sonuçlar: Karine, işlemin ticari niteliğini ön plana çıkarır; bu niteliğin yokluğunu iddia eden taraf ispat yükünü taşır. Gerçek kişi tacirler bakımından karinenin çürütülmesi mümkünken ticaret şirketleri için bu yol kapalıdır.

Karinenin Çürütülmesi: Hangi Koşullarda Mümkün?

Karinenin çürütülmesi yalnızca gerçek kişi tacirler için söz konusu olup iki koşuldan birinin gerçekleşmesini gerektirir. Birinci koşul, tacirin işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirmesidir; sonradan yapılan bildirim geçerli değildir. İkinci koşul, işin ticari sayılmasına ortamın elverişli olmamasıdır; bu koşul somut olayın niteliğine göre değerlendirilir. Örneğin bir tacirin tamamen kişisel nitelikte bir aile hukukundan doğan yükümlülüğü, ticari işletmesiyle bağlantısız olduğunun açıkça belirli olduğu durumlarda ticari iş sayılmayabilir. Ancak bu değerlendirme katı tutulur; şüpheli hâllerde karine lehine yorum yapılır.

Sık Sorulan Sorular

Ticari iş karinesi nedir?

TTK m.19 uyarınca bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır; aksi ispat edilmedikçe tacirin tüm borçları ticari iş sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler ise Kanunda aksine düzenleme olmadıkça diğer taraf için de ticari iş sayılır.

Ticari iş karinesinin ticari faize etkisi nedir?

Ticari iş karinesi, temerrüt veya avans faizinin ticari faiz hükümlerine göre hesaplanması sonucunu doğurur. Yargıtay’a göre ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birisi yönünden ticari iş olması ve bu işin sözleşme ilişkisinden kaynaklanması yeterlidir.

Ticaret şirketleri bakımından ticari iş karinesi mutlak mıdır?

Evet. Ticaret şirketleri (anonim, limited vb.) bakımından karine mutlaktır; bu şirketlerin borçları her koşulda ticari sayılır ve çürütülemez. Karinenin çürütülmesi yalnızca gerçek kişi tacirler için mümkündür.

TTK m.19 ile müteselsil sorumluluk arasındaki ilişki nedir?

TTK m.7/1 uyarınca ticari bir borçtan birden fazla kişinin sorumlu olması hâlinde bu sorumluluk müteselsil niteliktedir. İşlemin ticari niteliği TTK m.19 çerçevesinde belirlenir; bu niteliğin varlığı müteselsil sorumluluğun da ön koşulunu oluşturur.

Ticari iş karinesi hangi durumlarda çürütülebilir?

Yalnızca gerçek kişi tacirler bakımından ve iki koşuldan birinin varlığında çürütülebilir: tacirin işlem anında bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirmesi ya da işin ticari sayılmasına ortamın elverişli olmaması. Ticaret şirketleri için karinenin çürütülmesi mümkün değildir.

Sonuç

TTK m.19, ticaret hukukunun temel karinat hükümlerinden biridir. Birinci fıkrasıyla tacirin tüm borçlarını aksi kanıtlanana dek ticari saydığı için uygulanacak faiz türü, zamanaşımı ve ispat yükü bu karinenin doğru tespit edilmesine bağlıdır. İkinci fıkrasıyla ise sözleşmenin yalnız bir taraf için ticari olmasının diğer taraf için de ticari iş sonucu doğurduğu kabul edildiğinden, ticaret hukuku kuralları tek taraflı ticari ilişkilerde de devreye girmektedir. Bu yapının güncel Yargıtay içtihadı tarafından tutarlı biçimde pekiştirildiği görülmekte; ticari faiz talepleri, müteselsil sorumluluk zincirleri ve sözleşme yorumu meseleleri her geçen gün daha sık biçimde TTK m.19’a dayandırılmaktadır.

Aras Hukuk

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button