0312 911 83 10
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Haciz İhbarnamesine İtiraz Süresi Kaçırılırsa: Şikayet, İstirdat Davası ve Yargıtay Kararları

Haciz İhbarnamesine İtiraz Süresi Kaçırılırsa: Şikayet, İstirdat Davası ve Yargıtay Kararları

İcra dairesinin gönderdiği haciz ihbarnamesi yedi gün içinde cevaplanmazsa, takip borçlusunun alacağı üçüncü kişinin zimmetinde sayılır. İkinci ihbarnameye de yedi gün içinde itiraz etmeyen ve üçüncü ihbarnamenin tebliğinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açmayan üçüncü kişi, gerçekte borcu bulunmasa bile bu tutarı ödemeye zorlanır. Bu aşamadan sonra borçlu olunmadığı iddiası, Yargıtay kararlarına göre ödemeden sonra açılacak istirdat davasında ileri sürülür; ihbarnamelerin tebliğinde ya da içeriğinde hukuka aykırılık varsa icra mahkemesine şikayet yolu da açıktır.

Bu yazıda İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesindeki süreleri, sürelerin kaçırılması halinde kapanan ve açık kalan yolları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 3. ve 11. Hukuk Dairelerinin kararları ışığında ele alıyoruz. Vergi dairesinin ve diğer kamu idarelerinin gönderdiği haciz bildirisi ayrı bir kanuna ve farklı sürelere tabidir; o konu için vergi dairesine karşı menfi tespit davası yazımıza bakılabilir.

Haciz İhbarnamesi Nedir, Süreler Nasıl İşler?

Takip borçlusunun üçüncü bir kişideki alacağı ya da o kişinin elindeki taşınır malı haczedildiğinde icra dairesi üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderir. İhbarnameyle üçüncü kişiye, borcunu bundan böyle ancak icra dairesine ödeyebileceği ve takip borçlusuna yapacağı ödemenin geçerli olmayacağı bildirilir. Üçüncü kişinin elinde takip borçlusuna ait taşınır mal varsa, bu malı ancak icra dairesine teslim edebileceği, takip borçlusuna vermemesi gerektiği, aksi halde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağı da ihbarnamede yer alır.

Borcu olmadığını, malın elinde bulunmadığını, borcun ihbarnamenin tebliğinden önce ödendiğini ya da benzeri bir iddiayı ileri süren üçüncü kişi, bunu ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü kişinin bu beyanı harca ve resme tabi değildir. Sürenin kaçırılmasının sonucu Kanun’da şöyle düzenlenmiştir:

“Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.”

Süreç üç aşamada ilerler. Birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içinde itiraz edilmezse borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır ve ikinci ihbarname gönderilir. İkinci ihbarnameyle üçüncü kişiden, tebliğden itibaren yedi gün içinde aynı sebeplerle itirazda bulunması, itiraz etmeyecekse zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi ya da elinde sayılan malı teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye de itiraz etmeyen ve ödeme yapmayan üçüncü kişiye gönderilen üçüncü ihbarnameyle ise on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi ya da malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi halde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya elinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir.

Elektronik Tebligatta Süre Hesabı

Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesine göre, kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Şirketlere gönderilen haciz ihbarnamesi bu nedenle kural olarak elektronik tebligat adresine ulaşır. Tebliğ tarihini aynı madde belirler:

“Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.”

Yedi ve on beş günlük süreler bu tarihe göre hesaplanır. Tebligat, muhatap elektronik tebligat kutusunu açmamış olsa da beşinci günün sonunda yapılmış sayıldığından, kutunun düzenli izlenmemesi sürelerin işlemesini engellemez. İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesine 2018 yılında eklenen fıkra uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bunlara verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir; bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer.

Süreler Kaçırılınca Menfi Tespit Davası Açılabilir mi?

Kanun, üçüncü kişi hakkındaki icranın durmasını süresinde açılan menfi tespit davasına bağlamıştır:

“Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur.”

Bu davada üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmek zorundadır. Davayı kaybederse dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Dava maktu harca tabidir.

On beş günlük süre geçtikten sonra açılan davalar ise esasa girilmeden reddedilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 12.03.2026 tarihli kararında, üçüncü ihbarnamenin tebliğinden yıllar sonra açılan davanın reddine ilişkin kararı şu gerekçeyle onamıştır:

“İİK m.89’da üçüncü kişinin menfi tespit davası açması için öngörülen sürenin hak düşürücü süre olup davacının bu süre içinde dava açmamış olduğunun tespit edilmiş bulunmasına göre”

Süreyi kaçıran üçüncü kişinin, davasını İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesindeki menfi tespit davası olarak nitelendirmesi de sonuç vermemektedir. Bu madde menfi tespit davasını takip borçlusuna tanımıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.06.2026 tarihli kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi, davacının takip borçlusu olmadığı ve davanın on beş günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davacı temyizde, sonradan dosyaya borçlu olarak eklendiğini ve davanın 72. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş; Daire temyiz itirazlarını reddederek kararı onamıştır.

Haciz İhbarnamesine Karşı Şikayet Yolu

İcra dairesinin işlemlerine karşı icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulabilir. Şikayet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır. Üçüncü kişi bakımından iki durumda bu yol önem taşır: ihbarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması ve ihbarnamenin içeriğinin hukuka aykırı olması. Şikayet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmaz; bu nedenle şikayet dilekçesinde icranın durdurulması da ayrıca istenmelidir.

Tebligatın Usulsüz Olması

İhbarnamelerden biri usulüne uygun tebliğ edilmemişse, bu husus menfi tespit davasında değil icra mahkemesinde ileri sürülür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarihli kararına konu dosyada ilk derece mahkemesi, davacının usulsüz tebligata ilişkin iddiasının şikayet niteliğinde olduğunu ve icra hukuk mahkemesinde ileri sürülmesi gerektiğini belirtmiştir.

Şikayetin kabul edildiği bir örnek, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.03.2026 tarihli kararında yer almaktadır. Karara konu olayda icra hukuk mahkemesi, ihbarnameleri tebliğ alan kişilerin üçüncü kişiyle aynı adreste yaşamadığını tespit ederek birinci ihbarnamenin tebliğ tarihini üçüncü kişinin öğrendiğini bildirdiği tarih olarak düzeltmiş, ikinci ve üçüncü ihbarnameleri iptal etmiştir. Daire, kesinleşen bu karar karşısında üçüncü kişinin menfi tespit davasının açılmasına sebebiyet vermediğini belirtmiş, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin alacaklıya yükletilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

Tebligatın usulsüz olduğunu ileri süren üçüncü kişi yalnız şikayetle yetinmemelidir. Tebliğ tarihi öğrenme tarihi olarak düzeltildiğinde yedi günlük itiraz süresi de bu tarihe göre hesaplanacağından, borcu bulunmadığına ilişkin itiraz, şikayetin sonucu beklenmeden ve ihbarnamenin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra dairesine ayrıca bildirilmelidir.

İhbarnamenin İçeriğinin Hukuka Aykırı Olması

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.06.2019 tarihli kararında, üçüncü kişiye gönderilen ihbarnamelerin hukuki sonuç doğurabilmesi için Kanun’da ve ilgili yönetmelikte yazılı unsurları içermesi gerektiğini belirtmiş ve şu sonuca varmıştır:

“Aksi hâlde borcun, itiraz etmeyen üçüncü kişinin zimmetinde sayılmasına imkân yoktur.”

Kurula göre, haciz ihbarnamesiyle haczedilemeyecek hak ve alacaklar ihbarnameye yazılmışsa üçüncü kişi birinci ve ikinci ihbarnamelere itiraz etmemiş olsa bile borç zimmetinde sayılamaz ve kendisine üçüncü ihbarname gönderilemez. Üçüncü kişi, usul ve yasaya aykırı ihbarnamelerin iptalini veya düzeltilmesini şikayet yoluyla isteyebilir. Karara konu olayda üçüncü kişi, ikinci ihbarnameye verdiği cevapta para borcunu değil bir daire teslim borcunu kabul etmişti; Kurul, bu tutarda para borcunun zimmette sayılamayacağı ve üçüncü ihbarnamenin iptal edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

Aşağıda özetlenen Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.04.2026 tarihli kararına konu dosyanın önceki aşamasında da Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, usulüne uygun düzenlenmiş bir haciz ihbarnamesi bulunmadığı gerekçesiyle on beş günlük sürenin geçmiş olduğunun kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Bu nedenle süreleri kaçıran üçüncü kişinin ilk yapacağı iş, üç ihbarnamenin örneklerini icra dosyasından alarak haczin neye ilişkin olduğunu, hangi tutar için yapıldığını ve ihbarnamelerin birbiriyle tutarlı olup olmadığını incelemektir.

Gecikmiş İtiraz

Kanun, kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresi içinde haciz ihbarnamesine itiraz edemeyen üçüncü kişi hakkında gecikmiş itiraza ilişkin 65. maddenin uygulanacağını öngörmüştür. Bu maddeye göre gecikmiş itiraz, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar yapılabilir. İtiraz eden, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte itirazını ve dayanaklarını bildirmek, yapılacak duruşmaya ilişkin harç ve masrafları da ödemek zorundadır.

İcra mahkemesi, gecikme sebebinin niteliğine ve olayın özelliklerine göre takibin durdurulmasına karar verebilir; mazereti kabul ederse icra takibi durur. Bu yol kusursuz bir engelin varlığına bağlıdır. Kanaatimizce elektronik tebligat kutusunun izlenmemesi ya da evrakın şirket içinde ilgilisine ulaştırılmaması gibi, üçüncü kişinin kendi iş düzeninden kaynaklanan gecikmelerin kusursuz engel olarak kabul edilmesi beklenmemelidir.

İstirdat Davası: Ödenen Para Kimden, Nasıl Geri Alınır?

Süreleri kaçıran üçüncü kişinin borçlu olmadığını ileri sürebileceği dava, 89. maddenin beşinci fıkrasında düzenlenmiştir:

“Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.06.2015 tarihli kararında bu davanın menfi tespit davasından bağımsız olduğunu vurgulamıştır:

“Özetlemek gerekirse üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren açılması öngörülen menfi tesbit davası (İİK.m.89/3) borcun bulunmadığı iddiasına dayanmakta iken, ödemeden sonra açılması öngörülen istirdat davası (İİK.m.89/5) haksız/nedensiz ödenmiş bulunan paranın geri alınması amacına yönelik olup birbirinden tamamen farklıdır.”

Fıkrada dava için bir süre gösterilmemiştir. Hukuk Genel Kurulu aynı kararında davanın ödeme tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde açılacağını kabul etmiş, ödemeden yaklaşık bir buçuk ay sonra açılan davanın süresinde olduğu ve esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Davanın ön koşulu ödemedir; ödeme üçüncü kişinin parayı icra dosyasına yatırmasıyla gerçekleşebileceği gibi, aşağıda özetlenen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararındaki olayda olduğu gibi banka hesabına konulan hacizle tahsilat yoluyla da gerçekleşebilir. Tahsilat birden çok seferde yapılmışsa bir yıllık sürenin ilk tahsilat tarihine göre hesaplanması ihtiyatlı olur.

Takip Borçlusuna Karşı Dava

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 08.02.2021 tarihli kararında, takip borçlusuna karşı açılan davanın hukuki sebebini sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirmiştir. Hukuk Genel Kurulu da takip borçlusunun, kendisine ait bir mal veya hakkı elinde bulundurmadığı halde bu tutarı icra dairesine ödemek zorunda kalan üçüncü kişi karşısında sebepsiz biçimde zenginleşmiş olduğunu belirtmiştir. Bu davada üçüncü kişinin, takip borçlusuna borcu bulunmadığını ticari defterleri, cari hesap kayıtları ve ödeme belgeleriyle ortaya koyması gerekir. Davanın zayıf yanı tahsil aşamasıdır: takip borçlusu hakkında zaten icra takibi yürüdüğünden, alınan hükmün tahsili güç olabilir.

Kötü Niyetli Alacaklıya Karşı Dava

Ödenen paranın alacaklıdan geri istenebilmesi, alacaklının kötü niyetli olmasına bağlıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi anılan kararında, kötü niyetli alacaklıya karşı açılan davanın hukuki sebebini haksız fiil olarak nitelendirmiş ve ispat yükünü üçüncü kişiye yüklemiştir. Üçüncü kişi, alacaklının kendisinin takip borçlusuna borçlu olmadığını bilebilecek durumda olduğunu ve borç bulunmadığını bilerek kötü niyetle haciz ihbarnamesi gönderdiğini ispat etmelidir. İspat yükünü alacaklıya yükleyen yerel mahkeme kararı bu gerekçeyle bozulmuştur. Karar oyçokluğuyla verilmiştir.

Alacaklının kötü niyetinin kabul edildiği bir örnek, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.04.2026 tarihli kararıdır. Üçüncü kişi şirket, takip borçlusunun işvereniydi; borçlunun şirkette maaş alacağı dışında bir alacağı bulunmuyordu ve şirket, borçlunun maaşı üzerinde başka bir icra dosyasından kesinti yapıldığını bildirmişti. Buna rağmen haciz uygulanmış, şirket ödeme yapmak zorunda kalmıştı. Daire, 306.347,35 TL’nin alacaklıdan tahsiline ilişkin kararı onarken şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“alacaklının borçlunun üçüncü kişi nezdinde alacağı bulunmadığını bilmesine rağmen haciz ihbarnamesi göndermesi dürüstlük kuralına aykırı olduğu”

Bu dosyada alacaklının bilgisi, üçüncü kişinin icra dosyasına yaptığı bildirimlerden çıkarılmıştır. İhbarnamelere cevap vermemiş bir üçüncü kişi bakımından alacaklının bilgisini ispat etmek daha güçtür. Borç ilişkisinin bulunmadığının alacaklıya ve icra dosyasına belgeleriyle bildirilmesi bu nedenle ileride açılacak dava bakımından önem taşıyabilir. Aynı dosyada bölge adliye mahkemesi ilk kararında, davacının alacaklının kötü niyetini ileri sürmediği gerekçesiyle parayı alacaklıdan geri isteyemeyeceği sonucuna varmıştı; dava dilekçesinde alacaklının kötü niyetine ilişkin iddia ve olgulara açıkça yer verilmelidir.

İcra Takibi Nasıl Durur?

Üçüncü kişi hakkındaki icranın durması, yukarıda açıklanan yolların her birinde farklı bir koşula bağlıdır. Süresinde açılan menfi tespit davasında, dava açıldığına dair belgenin yirmi gün içinde icra dairesine verilmesiyle cebri icra işlemleri kararın kesinleşmesine kadar durur. Şikayette icra, icra mahkemesi bu yönde karar verirse durur. Gecikmiş itirazda icra mahkemesi takibin durdurulmasına karar verebilir; mazeretin kabulü halinde takip durur. İstirdat davası ise ödemeden sonra açıldığından takibi durdurma sonucu doğurmaz.

Süreler kaçırıldıktan sonra icranın durması bu nedenle şikayetin ya da gecikmiş itirazın sonucuna bağlıdır. Bu yollardan sonuç alınamazsa üçüncü kişi, zimmetinde sayılan tutarı ödeyerek uyuşmazlığı istirdat davasına taşımak durumunda kalır.

Haciz İhbarnamesine İlişkin Yargı Kararları

Aşağıdaki kararlar İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesine ilişkin olup her birinin tam metni incelenerek özetlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E:2026/330, K:2026/1479, 12.03.2026

Üçüncü haciz ihbarnamesi davacıya 25.11.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, menfi tespit davası 14.07.2022 tarihinde açılmıştır. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Daire, adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebliğlerin usulüne uygun olduğunu, menfi tespit davası için öngörülen sürenin hak düşürücü süre olduğunu ve davacının bu süre içinde dava açmadığını belirterek kararı oy birliğiyle onamıştır. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E:2025/4901, K:2026/3458, 03.06.2026

Kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen davacı, takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, dava üçüncü ihbarnamenin tebliğinden bir yılı aşkın süre sonra açılmıştır. İlk derece mahkemesi davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Daire, ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edildiğini ve davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını belirterek kararı oy birliğiyle onamıştır. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E:2025/4439, K:2026/1868, 06.04.2026

Takip borçlusunun işvereni olan üçüncü kişi, haciz uygulanması üzerine icra dosyasına ödeme yapmış ve dava istirdat davasına dönüşmüştür. Bozma sonrası bölge adliye mahkemesi, borçlunun maaş dışında bir alacağı bulunmadığını ve alacaklının dürüstlük kuralına uymadığını belirterek 306.347,35 TL’nin alacaklıdan tahsiline karar vermiştir. Daire, alacaklının borçlunun üçüncü kişi nezdinde alacağı bulunmadığını bilmesine rağmen ihbarname göndermesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek kararı oy birliğiyle onamıştır. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E:2025/4713, K:2026/1590, 25.03.2026

Üçüncü kişi, ihbarnameleri haricen öğrendiğini belirterek hem icra hukuk mahkemesinde şikayet yoluna başvurmuş hem de menfi tespit davası açmıştır. Alacaklı davayı kabul etmiş, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmekle birlikte yargılama giderlerini davacı üzerinde bırakmıştır. Daire, tebligatların usulsüz olduğunun kesinleşen icra hukuk mahkemesi kararıyla sabit olduğunu ve davacının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek kararı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti alacaklıya yükletilmek suretiyle düzelterek onamıştır. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E:2020/3631, K:2021/973, 08.02.2021

Üçüncü kişi işveren, ihbarnamelere itiraz etmemesi üzerine banka hesabından tahsil edilen paranın iadesini alacaklı ve borçludan istemiştir. Yerel mahkeme, ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, kötü niyetli alacaklıya karşı davanın hukuki sebebinin haksız fiil, takip borçlusuna karşı davanın hukuki sebebinin sebepsiz zenginleşme olduğunu, alacaklının kötü niyetini üçüncü kişinin ispat etmesi gerektiğini belirterek kararı alacaklı yararına oyçokluğuyla bozmuştur. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E:2013/2059, K:2015/1488, 05.06.2015

Üçüncü kişi, ihbarnamelere hatalı cevap verdiğini ileri sürmüş, borcu icra dosyasına ödedikten sonra paranın iadesi için dava açmıştır. Yerel mahkeme davayı süre yönünden reddetmiş ve bu kararında direnmiştir. Kurul, davanın menfi tespit değil istirdat davası olduğunu, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açıldığını ve esasının incelenmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E:2017/716, K:2019/660, 13.06.2019

Üçüncü kişi, kendisine gönderilen üçüncü ihbarnamenin iptalini şikayet yoluyla istemiş, icra mahkemesi şikayeti reddetmiş ve bu kararında direnmiştir. Kurul, ihbarnamelerin hukuki sonuç doğurabilmesi için aranan unsurları taşıması gerektiğini, üçüncü kişinin kabul ettiği borcun para borcu değil daire teslim borcu olduğunu ve üçüncü ihbarnamenin yasal şartları oluşmadığından iptal edilmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Sık Sorulan Sorular

Haciz ihbarnamesine kaç gün içinde itiraz edilir?

Birinci ve ikinci haciz ihbarnamesine, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak itiraz edilir. Üçüncü ihbarnamede süre on beş gündür; bu süre içinde ya para ödenir ya da menfi tespit davası açılır.

Haciz ihbarnamesine itiraz edilmezse ne olur?

Yedi gün içinde itiraz edilmezse mal üçüncü kişinin elinde, borç zimmetinde sayılır. İkinci ihbarnameye de itiraz etmeyen ve üçüncü ihbarnamenin tebliğinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açmayan üçüncü kişi, zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanır.

On beş günlük süre geçtikten sonra menfi tespit davası açılabilir mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararlarına göre on beş günlük süre hak düşürücüdür ve süresinden sonra açılan dava reddedilir. Borçlu olunmadığı iddiası bu aşamadan sonra, ödemeden sonra açılacak istirdat davasında ileri sürülür.

Ödenen para alacaklıdan geri alınabilir mi?

Alacaklı kötü niyetliyse alınabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesine göre üçüncü kişi, alacaklının borç bulunmadığını bilerek kötü niyetle haciz ihbarnamesi gönderdiğini ispat etmelidir. Takip borçlusuna karşı ise sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak dava açılabilir.

Elektronik tebligatla gelen ihbarnamede süre ne zaman başlar?

Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesine göre elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Yedi ve on beş günlük süreler bu tarihe göre hesaplanır; kutunun açılmamış olması sürenin işlemesini engellemez.

Sonuç

Haciz ihbarnamesi, cevapsız bırakıldığında üçüncü kişiyi gerçekte bulunmayan bir borcun muhatabı haline getirebilen bir işlemdir. Korunmanın en kolay yolu, her ihbarnameye yedi gün içinde icra dairesine yapılacak itirazdır; itiraz harca tabi değildir. İtiraz süreleri kaçırılmışsa üçüncü ihbarnamenin tebliğinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açılmalı ve dava açıldığına dair belge yirmi gün içinde icra dairesine verilmelidir. Bu süre de geçmişse Yargıtay kararlarına göre menfi tespit davası açılamaz; ihbarnamelerin tebliği ve içeriği şikayet bakımından incelenmeli, sonuç alınamazsa ödenen paranın iadesi için takip borçlusuna ve koşulları varsa kötü niyetli alacaklıya karşı istirdat davası açılmalıdır. Şirketlerin elektronik tebligat kutularını düzenli izlemesi, bu sürecin tamamını önleyen tedbirdir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Haciz ihbarnamesi itiraz süresi - Aras Hukuk Bürosu

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button