İçerik Başlıkları
Kayıt dışı hasılat hesaplama yöntemleri, vergi mükellefleri ve idare arasında sıkça tartışma konusu olan önemli bir alandır. Danıştay, bu kararında, kargo firmaları aracılığıyla elde edilen kayıt dışı gelirlerin vergi matrahının belirlenmesinde uygulanması gereken ilke ve yöntemlere açıklık getirmiştir. Özellikle Vergi Usul Kanunu‘nun ispat ve re’sen takdir hükümleri çerçevesinde, gerçek kazancın tespitinin ne denli titizlikle yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu karar, vergi incelemelerinde matrah belirleme süreçlerinin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda yol göstericidir.
Kayıt Dışı Hasılat Hesaplamasında Dava Konusu Olay
Davacının radyo, televizyon ve internet üzerinden perakende tekstil ürünleri ticareti yaptığı belirlenmiştir. Yapılan vergi incelemesi sonucunda, mükellefin bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı, alış ve satışlara ilişkin fatura düzenlemediği tespit edilmiştir. Bu tespitler üzerine, re’sen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile özel usulsüzlük cezası tarh edilmiştir. Davaya konu olan tarhiyatta, kargo firmasından alınan bilgiler, banka hesap hareketleri ve mükellef beyanları değerlendirilerek kayıt dışı hasılat hesaplama yoluna gidilmiştir. Ancak hesaplama yönteminde, kargo ücreti gibi kesintiler ile karlılık oranı belirlenmesinde eksik inceleme yapıldığı iddia edilmiştir.
Kayıt Dışı Hasılat Hesaplamasına İlişkin Mahkeme Gerekçeleri
- Kargo firması tarafından alıcılardan tahsil edilen tutar ile davacının banka hesabına aktarılan tutar arasındaki farkın (örn. kargo ücreti) incelenmeden matraha dahil edilmesi eksiktir.
- Vergilendirmeye esas safi kazancın belirlenmesinde ticari teamüllere uygun karlılık oranı tespiti yapılmalı, sektörel ve davacının diğer yıllardaki karlılık oranları değerlendirilmelidir.
- Varsayıma dayalı olarak yapılan vergi tarhiyatı ve somut bir tespit olmaksızın kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
- Gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesi uyarınca, banka hesabına yatırılan tutarlara, mükellefin beyan ettiği karlılık oranının aritmetik ortalamasına uygun bir oranın uygulanması gerekir.
- Kayıt dışı hasılat hesaplama yönteminde eksik inceleme ve varsayıma dayalı işlemler, tarhiyatın dayanağını zayıflatır.
📌 Kayıt Dışı Hasılat Hesaplamasında Gerçek Gelir İlkesi
Bu karar, vergi incelemelerinde matrah takdirinin gerçek olaylara ve eksiksiz incelemeye dayanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle kayıt dışı hasılat hesaplama süreçlerinde, varsayımlardan kaçınılarak mükellefin faaliyetine özgü ticari teamüller ve objektif verilerin dikkate alınması elzemdir. Vergilendirmede gerçek gelirin esas alınması ilkesi, matrahın doğru ve kesin bir biçimde tespit edilmesini zorunlu kılar.
Karar Künyesi
Mahkeme: Danıştay 3. Daire Başkanlığı
Esas No: 2023/6096
Karar No: 2024/5152
Karar Tarihi: 08.10.2024
Oy Durumu: Oyçokluğu
Kararın Tam Metni
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/6096 E. , 2024/5152 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/6096
Karar No : 2024/5152
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU :…Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Radyo, televizyon ve internet üzerinden perakende tekstil ürünleri ticaretiyle uğraşan davacının bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı, alış ve satışlarına konu olan emtia karşılığında fatura almadığı ve düzenlemediği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporu uyarınca 2017 yılı için re’sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlık konusu olayda, davacının anlaşmalı olduğu kargo firmasından temin edilen bilgi ve belgeler, banka hesap hareketleri ve beyanları birlikte değerlendirildiğinde, bir kısım kazancın kayıt ve beyan dışı bıraktığı hususu sabit olmakla birlikte kargo firmasınca, davacı adına alıcılardan tahsil edilen toplam tutarın 680.341,00 -TL, davacının banka hesabına aktarılan tutarın ise 650.054,63-TL olduğu, vergi inceleme raporunda, kargo firmasınca alıcı adına tahsil edilen tutarın tamamının henüz davacıya aktarılmamış olabileceği veya davacının borçlarına mahsup edilebileceği göz önüne alınarak 680.341,00 -TL üzerinden hesaplama yapıldığı, sözü edilen tutardan davacı tarafından düzenlenen fatura tutarlarının tenzil edildiği, üçüncü kişiler tarafından davacının banka hesabına yatırılan tutarların ise ilave edildiği, davacının ifade ettiği %5-10 karlılık oranı gerçekçi bulunmayarak alış ve satış faturaları belirli olan ürünler üzerinden ulaşılan % 62 karlılık oranı dikkate alınmak suretiyle saptanan matrah farkı üzerinden dava konusu tahiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiğinin anlaşıldığı, kargo firması tarafından alıcılardan tahsil edilen tutar ile davacının banka hesabına aktarılan tutar arasındaki farkın kargo ücreti gibi kargo firması tarafından gerçekleştirilen kesintilerden kaynaklanabileceği, bu hususta kargo firması yetkililerinin ifadesine başvurulmadığı gibi vergilendirmeye esas olan safi kazancın belirlenmesi açısından ticari ticari teamüllere uygun olabilecek bir karlılık oranı belirlenmesi gerekirken sektörel karlılık ve davacının diğer yıllarda elde ettiği karlılık oranları üzerinde inceleme ve değerlendirme yapılmadığı da dikkate alındığında, eksik inceleme ve varsayıma dayalı olarak yapılan tarhiyatta ve somut bir tespit olmaksızın kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Radyo, televizyon ve internet üzerinden perakende tekstil ürünleri ticaretiyle uğraşan davacının bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı, alış ve satışlarına konu olan emtia karşılığında fatura almadığı ve düzenlemediği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporu uyarınca dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, vergi incelemesine söz konusu faaliyetin, … Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık Anonim Şirketinden alınan kargo hizmeti aracılıyla gerçekleştirildiği, anılan firmanın kapıda ödeme yöntemiyle adına tahsil edilen tutardan komisyon bedeli ve kargo taşıma bedelinin mahsubu sonrasında kalan tutarın banka hesabına aktarıldığı, üretim yapılmadığı, satışlarına ilişkin genelde fatura düzenlendiği, karlılık oranın ise %5- 10 olduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davacının beyan ettiği karlılık oranı gerçekçi bulunmadığından bahisle alış ve satış faturaları bulunan tişört, gömlek, pantolon ve mont/kolye gibi emtia satışından 2018 yılı için % 91, uyuşmazlık yılı için % 62 karlılık oranının saptandığı ve bu oran kargo firması tarafından davacı adına tahsil edildiği bildirilen tutara uygulanmak, faturası düzenlenen satış tutarı ise tenzil edilmek suretiyle tarh matrahına ulaşıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3. maddesinin (B) bendinde; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ve yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi doğal ve açık olmayan tanık anlatımının kanıtlama aracı olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır.
213 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 4. bendinde defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması halinde matrahın re’sen takdir edileceği; aynı Kanun’un 134. maddesinde vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu hükme bağlanmış olup, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde ise gerçek gelirin vergilendirileceği ilkesi benimsenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı hususunun vergi inceleme raporuyla ortaya konulduğu dolayısıyla re’sen tarh nedeninin gerçekleştiği olayda, gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine uygun düşen davacının banka hesabına yatırılan tutara, davacı tarafından beyan edilen karlılık oranının aritmetik ortalamasına isabet eden karlılık oranı esas alınmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere yazılı gerekçeyle tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yeniden verilecek kararda, özel usulsüzlük cezası hakkında değerlendirme yapılması gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 08/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)- KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.









