0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Konkordato Nedir? Şirketler ve Alacaklılar İçin Süreç

Konkordato Nedir? Şirketler ve Alacaklılar İçin Süreç

Konkordato nedir sorusu, son yıllarda yüksek enflasyon, kur dalgalanmaları ve daralan iç talebin etkisiyle birçok şirket sahibinin ve alacaklının gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Konkordato; borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da yakın gelecekte ödeyememe tehlikesi altında bulunan dürüst borçluların, iflas etmeden önce mahkeme denetiminde borçlarını yeniden yapılandırarak ticari hayatlarını sürdürebilmesine imkân tanıyan bir hukuki kurumdur. Hukukumuzda konkordato, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu‘nun 285 ila 309. maddeleri arasında ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

15 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun ile iflas erteleme kurumu yürürlükten kaldırılmış; mühlet sistemi, konkordato komiseri ve alacaklılar kurulu yapısı, ticari bütünlük arz eden malların bir bütün olarak satışı ile rehinli alacaklılarla özel müzakere prosedürü gibi günümüz konkordato mimarisinin temel taşları bu kanunla kurulmuştur. Aralık 2018’de yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun, başvuru ve mühlet aşamalarına ilişkin bazı düzenlemeleri tamamlamıştır. 5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı Kanun (7. Yargı Paketi) ise konkordato hükümlerini doğrudan değiştirmemiş; konutta haciz, taşkın haciz yasağı ve dava şartı arabuluculuk gibi farklı icra hukuku konularını düzenlemiştir. Bu yazıda hem borçlu şirket hem de alacaklı bakışıyla konkordato sürecinin tüm aşamaları ele alınmakta; uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında dikkat edilmesi gereken noktalar paylaşılmaktadır.

Konkordato Nedir? Hangi Durumlarda Başvurulur?

Hukuki anlamda konkordato nedir denildiğinde, en yalın tanımıyla; borçlu ile alacaklıların büyük çoğunluğunun aralarında varacağı, mahkemece onaylanmasıyla bütün adi alacaklıları bağlayan bir borç yapılandırma anlaşması olduğu söylenebilir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 285. maddesine göre, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu, alacaklılarına vade verilmesi yahut alacaklarda belirli bir oranda indirim yapılması suretiyle borçlarını yeniden yapılandırmak amacıyla konkordato talep edebilir.

Konkordato kurumunun temelinde üç ana ilke yatmaktadır: dürüst borçlunun korunması, alacaklılar arasında eşitlik ve ticari işletmenin sürekliliği. Bu nedenle başvuru sahibinin iyi niyetli olması, malvarlığını alacaklılardan kaçırmaya yönelik işlemler yapmamış olması ve sunulan ön projenin gerçekçi finansal varsayımlara dayanması büyük önem taşır. Aksi durumda mahkeme talebi başlangıçta reddedebileceği gibi süreç ilerlemiş olsa dahi kesin mühletin kaldırılmasına ya da konkordatonun tasdik edilmemesine karar verebilir.

Konkordatonun Türleri

Konkordato nedir sorusunun pratikteki yanıtı tek bir kalıba sığmaz. Türk hukukunda konkordato tek tip bir kurum değildir. İcra ve İflâs Kanunu farklı durumlara uygun birden çok konkordato türünü düzenlemektedir. Uygulamada en yaygın görülen tür iflas dışı adi konkordatodur. Bu türde borçlu henüz iflas etmemiştir ve süreç asliye ticaret mahkemesi denetiminde yürütülür. Borçlunun sunduğu projeye göre alacaklılar belirli bir vade ve/veya indirim karşılığında alacaklarını tahsil etmeyi kabul ederler.

İflas içi konkordato ise iflasına karar verilmiş borçlunun iflas tasfiyesi sırasında alacaklılarıyla anlaşmasını sağlayan yoldur. Mal varlığının terki suretiyle konkordato, alacaklıların borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi elde ettiği ve bu malvarlığının satışından elde edilen bedellerin paylaştırıldığı özel bir türdür. Bunun dışında 2004 sayılı Kanun’a 12 Şubat 2004 tarihli 5092 sayılı Kanun ile eklenen düzenlemelerle birlikte sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması da konkordatoya yakın işlevi olan ayrı bir kurum olarak yer almaktadır.

Konkordato Başvurusu: Yetkili Mahkeme ve Eklenecek Belgeler

Konkordato nedir sorusunun usul boyutu, görevli ve yetkili mahkemenin doğru tespitiyle başlar. 2018 öncesinde icra mahkemelerinde görülen konkordato işleri, 7101 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte borçlunun yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesine devredilmiştir. Yetki bakımından şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme görevlidir; sermaye şirketlerinde merkez bilgisi ticaret sicil kayıtlarına göre tespit edilir.

Konkordato talebine eklenecek belgeler İcra ve İflâs Kanunu’nun 286. maddesinde ve Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik’te ayrıntılı şekilde sıralanmıştır. Bu belgeler özetle şu kalemleri kapsar:

  • Ön proje: borçların hangi vadelerde, hangi oranlarda ödeneceğini gösteren detaylı plan,
  • Borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeler ve son üç yıla ait finansal tablolar,
  • Alacaklıları, alacak miktarlarını ve imtiyaz sıralarını gösteren liste,
  • Karşılaştırma cetveli (konkordatonun tasdiki ile iflas durumunda alacaklılara düşecek tutarın kıyaslanması),
  • Bağımsız denetim kuruluşunca hazırlanmış makul güvence raporu,
  • Konkordato gider avansının yatırıldığına dair makbuz.

Bağımsız denetim raporu, özellikle ön projenin gerçekleştirilmesi başarısının makul ölçüde değerlendirilmesinde mahkemeye temel referans sağladığından titizlikle hazırlanmalıdır. Mali tablolarda tutarsızlık, alacak listesinde eksiklik ya da gerçekçi olmayan nakit akış projeksiyonları, sürecin başlangıçta tıkanmasına yol açan en sık nedenler arasındadır.

Geçici Mühlet ve Kesin Mühlet

Konkordato sürecinde mühlet, borçluya tanınan ve mahkemece kararlaştırılan koruma süresidir. Talep ve belgeler usulüne uygun bulunursa mahkeme, derhâl geçici mühlet kararı verir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 287. maddesi uyarınca geçici mühlet üç ay olup, güçlük arz eden hâllerde borçlunun veya geçici komiserin talebi üzerine en fazla iki ay daha uzatılabilir; böylece geçici mühlet toplamda en çok beş ay sürebilir. Geçici mühletin kesin mühlet ile aynı sonuçları doğurması, borçluya bu erken evrede dahi geniş bir koruma sağlar.

Mahkeme, geçici mühlet süresi içerisinde konkordatonun başarıya ulaşacağının anlaşılması hâlinde kesin mühlet kararı verir. Kanun’un 289. maddesi uyarınca kesin mühlet bir yıldır ve güçlük arz eden özel durumlarda komiserin gerekçeli raporu üzerine en fazla altı ay daha uzatılabilir. Dolayısıyla geçici ve kesin mühlet birlikte değerlendirildiğinde, bir borçlunun mahkeme korumasında geçirebileceği toplam süre azamî yaklaşık yirmi üç aya ulaşabilir. Kesin mühlet sürecinde projenin müzakere edilmesi, alacaklıların ön kabul oylamasına sunulması ve tasdik aşamasına geçilmesi öngörülmektedir.

Konkordato Komiseri ve Alacaklılar Kurulu

Konkordato nedir sorusunun kurumsal denetim boyutu komiser ile alacaklılar kurulu üzerinden yanıtlanır. Konkordato sürecinin denetim ayağını konkordato komiseri oluşturur. Komiser, mahkemenin atadığı bağımsız bir denetçidir; borçlunun günlük işlemlerini gözetir, malvarlığında olağan dışı değişiklikleri bildirir, alacak ve alacaklı listelerini inceler ve sürecin her aşamasında mahkemeye rapor sunar. Kesin mühletin verilmesiyle birlikte mahkeme tek komiser yerine üç kişilik bir komiser heyeti de atayabilir. Heyet kural olarak hukukçu, mali müşavir ve sektör bilgisine sahip bir üyeden oluşur. Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmelik, komiserlik için aranan eğitim, deneyim ve sertifikasyon kıstaslarını ayrıntılı biçimde düzenlemiştir.

Alacaklılar kurulu ise alacaklılar arasında menfaat çatışmalarının dengelenmesine ve sürecin şeffaf yürütülmesine hizmet eden bir denetim organıdır. Mahkeme, kesin mühlet kararıyla birlikte gerek görürse alacaklı sayısı, alacak miktarı ve farklı alacaklı sınıfları dikkate alınarak en fazla yedi üyeden oluşan bir alacaklılar kurulu oluşturabilir. Kurul, komiserin işlemlerini denetler ve mahkemeye görüş bildirir; bu yapı özellikle çok sayıda alacaklının bulunduğu büyük ölçekli konkordatolarda sürecin hakkaniyetli ilerlemesine önemli katkı sağlar.

Mühletin Borçlu ve Alacaklılar Bakımından Sonuçları

Konkordato nedir sorusunun en somut yansıması mühlet kararının doğurduğu hukuki sonuçlarda görülür. Geçici veya kesin mühletin ilan edilmesi, ticari hayatın seyrini doğrudan etkileyen güçlü sonuçlar doğurur. Borçlu bakımından, mühlet süresince borçlunun olağan işletme faaliyetlerini sürdürmesi esastır; ancak rehin tesisi, taşınmaz veya işletmenin esaslı unsuru niteliğindeki menkullerin satışı, kefil olma ve karşılıksız tasarruflar gibi olağan dışı işlemler mahkeme izni olmaksızın yapılamaz. Bu işlemler izinsiz gerçekleştirilirse hükümsüz olur.

Alacaklılar yönünden ise mühletten sonraki en belirgin sonuç takip yasağıdır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 294. maddesi gereğince, mühlet kararının verilmesi anından itibaren borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki takipler dahil olmak üzere yeni bir takip başlatılamaz; daha önce başlatılan takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip işlemiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren süreler işlemez. Buna karşılık mühletten önce konulmuş hacizler mühlet süresince hükmünü korur; ancak muhafaza tedbirleri ve satış işlemleri uygulanamaz hâle gelir.

Takip yasağının iki önemli istisnası bulunmaktadır. Birincisi nafaka alacakları gibi kanunun açıkça istisna tuttuğu kalemlerdir. İkincisi ise İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklardır. Bu sıra başta işçilerin iş ilişkisine dayanan ücret, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin ücreti gibi alacakları olmak üzere geniş bir koruma alanı sunmaktadır. Söz konusu işçilik alacakları için, borçlu hakkında konkordato mühleti karara bağlanmış olsa dahi haciz yoluyla takip başlatılabilir ve süreç işletilebilir. Bu istisna, geçimi emeğine bağlı olan işçinin uzun mühlet süresi boyunca alacaklarından mahrum kalmasının önüne geçmeye yönelik sosyal nitelikli bir düzenlemedir; konkordato başvurusu hazırlanırken işveren tarafında özellikle dikkate alınması gereken bir noktadır.

Rehinli Alacaklılar ve Konkordato

Konkordato hukukunun en hassas konularından biri rehinli alacaklıların durumudur. 2004 sayılı Kanun, ipotek ve diğer rehinlerle güvence altına alınmış alacakları, adi alacaklılardan farklı bir rejime tabi tutmaktadır. Mühlet süresince rehinli mallar üzerinde takip yapılabilir, ancak satış aşamasına geçilemez; muhafaza tedbirleri uygulanamaz. Bu yaklaşım, rehinli alacaklının teminat değerinin korunmasını sağlarken aynı zamanda borçlunun konkordato sürecinde temel üretim ya da işletme varlıklarını kaybetmemesini hedefler.

Önemli bir husus, rehinli alacaklıların kural olarak adi konkordato projesinin kabulüne yönelik genel oylamada söz sahibi olmamasıdır; çünkü teminat değeri ölçüsünde alacakları zaten güvence altındadır. Ancak teminatın değeri alacağı karşılamaya yetmiyorsa, açıkta kalan kısım bakımından rehinli alacaklı, adi alacaklı sıfatıyla oylamaya katılma hakkını kazanır.

Bunun yanında 7101 sayılı Kanun ile İcra ve İflâs Kanunu’na eklenen 308/h maddesi, rehinli alacaklılar için ayrı bir yapılandırma yolu açmıştır. Buna göre borçlu, ön projesinde belirtmek suretiyle rehinle güvence altına alınmış borçların yapılandırılmasını talep edebilir. Kesin mühlet içerisinde komiser, rehinli alacaklıları borçlunun anapara indirimi, faiz indirimi, vade uzatımı ya da diğer ödeme tekliflerini müzakere etmek üzere davet eder. Müzakerede ve müzakereyi takip eden yedi günlük iltihak süresi içinde rehinli alacaklıların alacak miktarı itibarıyla üçte ikiyi aşan çoğunluğuyla anlaşmaya varılırsa, bu anlaşma tutanağa bağlanır.

Maddenin uygulamadaki en güçlü etkisi, anlaşmaya katılmayan rehinli alacaklıların durumudur. Anlaşmayı reddeden ya da oylamaya katılmayan rehinli alacaklı, konkordato talep tarihinden itibaren, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan temerrüt öncesi faiz oranı uygulanmak suretiyle, diğer rehinli alacaklılarla yapılan anlaşmalardan en uzun vadeli olanına tabi olur. Bu çözüm, azınlıkta kalan rehinli alacaklıların süreci tıkamasını engelleyen bir yapı oluşturur ve özellikle büyük ölçekli kurumsal konkordatolarda banka konsorsiyumlarıyla yürütülen yapılandırma müzakerelerinin merkezini oluşturur. Uygulamada teminat değerinin nasıl tespit edileceği, rehnin paraya çevrilmesinin konkordato projesinin başarısı üzerindeki etkileri ve mühlet sonrası satış süreçleri sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır.

Konkordato Projesinin Tasdiki — Aranan Çoğunluklar

Kesin mühlet aşamasının nihai hedefi konkordato projesinin alacaklılar tarafından kabul edilmesi ve mahkemece tasdik edilmesidir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 302. maddesi, projenin kabul edilmiş sayılması için iki ayrı çoğunluk şartı öngörmektedir. Buna göre proje;

  • Kaydedilmiş olan alacaklı sayısının ve alacak miktarının yarısını aşan bir çoğunluk, ya da
  • Kaydedilmiş olan alacaklı sayısının dörtte birini ve alacak miktarının üçte ikisini aşan bir çoğunluk

çoğunluğun kabulüyle benimsenmiş sayılır. Bu çifte çoğunluk şartı, az sayıda büyük alacaklının lehine ya da çok sayıda küçük alacaklının aleyhine sonuç doğurmasını engellemeye yönelik bir denge mekanizmasıdır. Oylamada İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklılar ile borçlunun eşi, çocuğu, anası, babası ve kardeşi nisaba dahil edilmez. Projenin tasdik edilebilmesi için ayrıca borçlunun dürüst olması, teklif edilen tutarın iflas durumunda alacaklılara düşecek paydan yüksek olması, gerekli mahkeme ve idarî harçların ile komiser ücretinin depo edilmiş bulunması gibi koşulların da gerçekleşmesi gerekir.

Uygulamada özel bir önemi olan başka bir konu, çekişmeli ve koşula bağlı alacakların oylamada nasıl ele alınacağıdır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 302. maddesi gereğince çekişmeli, geciktirici koşula bağlı ya da vadesi belirsiz alacakların nisap hesabına katılıp katılmayacağına ve katılacaksa hangi oranda dikkate alınacağına asliye ticaret mahkemesi karar verir. Bu yargısal takdir; özellikle ihtilaflı senet, dava konusu yapılmış faturalar ya da grup şirketleri arası cari hesap kayıtları söz konusu olduğunda, projenin çifte çoğunluk eşiğini geçip geçemeyeceğini doğrudan belirleyen bir hâl alır. Bu nedenle çekişmeli alacakların hangi yönde sınıflandırılacağı konkordatonun kaderini şekillendiren önemli bir aşamadır.

Tasdik Edilen Konkordatonun Sonuçları

Konkordato projesinin asliye ticaret mahkemesince tasdik edilmesiyle birlikte, proje muhtevası bütün adi alacaklılar bakımından bağlayıcı hâle gelir. Kanun’un 308/c maddesi uyarınca tasdik edilen konkordato çerçevesinde belirlenen vade ve indirim oranları, lehine oy kullanmamış ya da oylamaya katılmamış alacaklılar bakımından da geçerlidir. Bu husus konkordato kurumunun belki de en güçlü özelliğidir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası, bu genel bağlayıcılığın önemli istisnalarını saymaktadır. Rehinli alacaklar, İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesindeki imtiyazlı alacaklar, kamu alacakları ve komiserin onayıyla mühlet içinde doğmuş alacaklar konkordato projesindeki vade ve indirim hükümleriyle bağlı değildir; tam tutarları üzerinden ödenmeye devam edilir. Bu yapı, sosyal nitelikli imtiyazlı alacaklar ile rehne dayalı güvencenin korunmasını temin eder.

Kamu alacakları bakımından ise özellikle dikkat edilmesi gereken bir hüküm 6183 sayılı Kanun’un 101. maddesinde yer almaktadır. Söz konusu hüküm; amme idaresi tarafından iflas talebinde bulunulmuş olsa bile tasdik edilen konkordatonun amme alacakları için mecburi olmadığını açıkça düzenler. Buna göre konkordato projesinde adi alacaklılara önerilen indirim ve vade hükümleri vergi, gümrük resmi, sosyal güvenlik primleri gibi kamu alacakları bakımından geçerli değildir. Tasdik kararının kesinleşmesiyle birlikte ilgili kamu idareleri, alacaklarının tamamını birikmiş gecikme zammı ve faizleriyle birlikte 6183 sayılı Kanun’un kendine tanıdığı tahsilat yetkileri çerçevesinde takip etmeye devam edebilir. Şirket sahibinin bu noktada başvurabileceği yol, konkordato projesinden bağımsız olarak 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında vergi dairesinden ayrıca tecil ve taksitlendirme talep etmektir; bu da idarenin takdirine bağlıdır.

Tasdikin önemli bir sonucu da takip ve haciz aşamasına ilişkindir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 308/ç maddesi gereğince konkordatonun tasdik kararıyla birlikte, geçici mühlet kararından önce başlatılmış icra takiplerine konulmuş olup henüz paraya çevrilmemiş hacizler kendiliğinden hükümden düşer. Hacizlerin düşmesi için tasdik kararının kesinleşmesi aranmaz. Bu kural, borçlu işletmenin yapılandırma sonrası malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf ederek projedeki ödemelerine kaynak yaratabilmesini sağlamaya yöneliktir. Ancak rehinli, imtiyazlı ve kamu alacakları gibi konkordatonun bağlayıcılık alanı dışındaki alacaklar için konulmuş hacizler bu kural kapsamında düşmez; tasdik sonrasında da hükmünü korur.

Borçlunun kefilleri ve müşterek borçluları bakımından konkordatonun etkisi sınırlıdır. Konkordatoya yazılmakla birlikte projeye olumlu oy kullanmamış alacaklı, kefil ve müşterek borçlulara karşı bütün haklarını muhafaza eder. Olumlu oy kullanan alacaklının kefile başvuru hakkını sürdürebilmesi için ise bu hakkın oylama sırasında açıkça saklı tutulduğunun beyan edilmesi, uygulamada hak kaybı yaşanmaması adına benimsenen güvenli yoldur. Bu durum özellikle ticari hayatta sıklıkla rastlanan kefalet ilişkilerinde, kefilin konkordatodan kendiliğinden yararlanamayacağı sonucunu doğurur.

Konkordatonun Reddi, Feshi ve İptali

Konkordato nedir sorusunun olumsuz senaryosu da en az başarılı süreç kadar dikkatle ele alınmalıdır. Konkordato her zaman borçlunun lehine sonuçlanmaz. Mahkeme, borçlunun dürüst olmadığını tespit ettiğinde, mali tablolarının gerçeği yansıtmadığı anlaşıldığında veya projenin başarısı için aranan asgari ödeme oranlarının makul biçimde sağlanamayacağı görüldüğünde tasdik talebini reddedebilir. Bu durumda yine doğrudan iflasa karar verilmesi söz konusu olabilir.

Tasdik kararından sonra dahi konkordato her zaman koruma altında değildir. Borçlunun projede üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmemesi hâlinde, alacaklı kendi alacağı bakımından konkordatonun kısmen feshi yoluna başvurabilir. Kötü niyetin sonradan ortaya çıkması yahut alacaklıların hile ile yanıltıldığının anlaşılması durumunda ise konkordatonun tamamının feshi gündeme gelir. Uygulamada bu yollar, alacaklıların konkordato sonrası dönemde gerektiğinde başvurabileceği belirli güvenceler sunar.

Alacaklı Açısından Konkordato: Haklar ve Riskler

Alacaklı perspektifinden bakıldığında konkordato nedir sorusunun yanıtı, hak takibi ve risk yönetimi penceresinde şekillenir. Borçlunun mahkemeye konkordato başvurusunda bulunmasıyla birlikte alacaklılar açısından da belirli haklar ve riskler doğmaktadır. İlk aşamada alacaklının dikkat etmesi gereken ana konu, alacağını süresi içinde komisere bildirmektir. Alacağını bildirmeyen ya da alacak miktarını eksik bildiren alacaklının oylamaya katılma ve nihai paylaştırmadan tam pay alma hakkı zedelenebilir.

Alacaklı, konkordato projesinin müzakeresinde ve oylamada söz sahibidir. Şüpheli ya da gerçekten doğmuş olmayan alacaklarla yapılan oylamalara karşı itiraz hakkı saklıdır. Sürecin tüm aşamalarında mahkemeye sunulan raporlara erişim, komisere soru yöneltme ve borçlunun ön projedeki taahhütlerine uygun davranıp davranmadığını izleme hakları bulunmaktadır. Tasdik kararına karşı kanun yollarına başvurma hakkı, alacaklı için sürecin nihai denetim aracıdır. Uygulamada büyük ölçekli ticari ilişkilerde, alacaklının baştan iyi yapılandırılmış teminatlara sahip olması, konkordato sürecinde uğranabilecek zararı önemli ölçüde azaltmaktadır.

Konkordato, İflas ve Yeniden Yapılandırma Karşılaştırması

Konkordato nedir sorusunun cevabı, alternatif kurumların bilinmesiyle daha anlamlı hale gelir. Mali güçlük yaşayan şirketler bakımından konkordato tek seçenek değildir. Uygulamada sıklıkla iflas, konkordato ve sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması yolları arasında karar verilmektedir. Aşağıdaki tablo, üç kurumun özet karşılaştırmasını göstermektedir:

KurumAmaçSüreçSonuç
KonkordatoBorçların yeniden yapılandırılması, işletmenin sürekliliğiAsliye ticaret mahkemesi denetiminde mühlet ve proje süreciTasdik hâlinde bütün adi alacaklıları bağlayan vade/indirim
İflasBorçlunun malvarlığının tasfiyesiİflas dairesi, iflas idaresi ve mahkeme denetimiŞirketin tasfiyesi ve alacakların sıra cetveline göre paylaştırılması
Yeniden YapılandırmaSermaye şirketleri için uzlaşmaya dayalı yeniden yapılandırmaAlacaklılarla önceden uzlaşılan projenin mahkemece tasdikiGerekli çoğunlukla (sayı yarısı + alacak miktarı 2/3’ü) kabul edilip mahkemece tasdik edilen proje, projeden etkilenen tüm alacaklılar bakımından bağlayıcı

Şirket sahibinin önündeki seçenek, finansal tabloların gerçekçi değerlendirilmesi, alacaklı yapısının analizi ve uzun vadeli ticari hedefler dikkate alınarak belirlenmelidir. Yanlış kurumun tercih edilmesi, hem yapılandırma şansının kaybedilmesi hem de doğrudan iflas riskinin doğması gibi ağır sonuçlara yol açabilir.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar

Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında konkordato sürecinin başarıya ulaşmasında en sık karşılaşılan engeller şu başlıklar altında özetlenebilir:

  • Gerçekçi olmayan ön proje: Nakit akış varsayımlarının abartılı, satış projeksiyonlarının dayanaksız ya da maliyet kalemlerinin eksik tutulması, projenin daha mühlet aşamasında inandırıcılığını kaybetmesine yol açar.
  • Eksik alacaklı listesi: Vergi daireleri, sosyal güvenlik kurumu, çalışanlar ve grup şirketleri arasındaki cari hesap bakiyelerinin sehven dışarıda bırakılması, oy çoğunluğu hesabını derinden etkiler ve tasdik aşamasında itirazlara zemin hazırlar.
  • Mühlet sırasında izinsiz işlem: Borçlunun mahkeme izni gerektiren işlemleri komisere danışmadan yapması, konkordatonun kaldırılması sonucunu doğurabilir.
  • Komiser raporlarının yetersizliği: Komiserin saha incelemesi yapmadan, sadece borçlunun sunduğu belgelere dayanarak rapor düzenlemesi, hem mahkemenin sağlıklı karar vermesini zorlaştırmakta hem de alacaklı itirazlarına yol açmaktadır.
  • Kefil ve garantör pozisyonlarının ihmali: Borçlu yönetiminin kişisel kefaletleri ya da grup içindeki çapraz garantilerin konkordato sürecinden bağımsız olarak süregelmesi, alacaklı tarafında ek baskı oluşturmakta ve süreci yumuşatabilecek müzakerelerin önünü kapatmaktadır.

Doktrinde konkordato nedir sorusu yalnızca bir tanım meselesi değil, sürecin başarısını etkileyen unsurlar üzerine yoğun bir akademik tartışmanın merkezindedir. Yargı Tezleri Veri Tabanı’nda yapılan taramada, 2022-2025 döneminde Marmara, Dokuz Eylül, İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde konkordatonun teminatlara etkisi, tasdik edilen konkordatonun sonuçları, kısmen fesih ve çekişmeli alacakların tespiti gibi başlıklarda yeni doktora ve yüksek lisans çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Bu çalışmaların ortak vurgusu, konkordato başarısının yalnızca proje kalitesine değil aynı zamanda komiserlik denetiminin etkinliğine ve alacaklı koordinasyonuna bağlı olduğu yönündedir.

Sık Sorulan Sorular

Konkordato ilan eden şirkete alacaklılar takip yapabilir mi?

Kural olarak hayır. Geçici ya da kesin mühlet kararının verilmesi anından itibaren borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları dahil yeni icra takibi başlatılamaz; daha önce başlatılan takipler durur. İki önemli istisna vardır: nafaka alacakları ve İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar (özellikle işçilik alacakları — ücret, kıdem ve ihbar tazminatı). Bu kategorideki alacaklar için mühlet süresinde dahi haciz yoluyla takip yapılabilir.

Konkordato süresi en fazla ne kadar olur?

Konkordato nedir sorusunun süre boyutuna pratik yanıt mühlet sürelerinde verilir. Geçici mühlet üç ay olup gerekli durumlarda iki ay uzatılarak en fazla beş aya çıkar. Kesin mühlet ise bir yıldır ve özel hallerde altı ay daha uzatılabilir. Bu durumda toplam mühlet süresi azamî yaklaşık yirmi üç aya ulaşabilir; süreç bu sürenin sonunda projenin tasdiki ya da reddi ile sonuçlanır.

Rehinli alacaklının konkordatodaki durumu nedir?

Rehinli alacaklının teminatı korunmaktadır. Mühlet süresince rehinli mal üzerinde takip yapılabilir ancak satış ve muhafaza tedbirleri uygulanamaz. Rehinli alacaklı, projenin kabulüne ilişkin oylamada teminatla karşılanan kısım bakımından oy kullanmaz; teminatı aşan kısımda ise adi alacaklı sıfatıyla oy kullanma hakkına sahiptir.

Konkordato başvurusu reddedilirse ne olur?

Mahkeme, mühlet talebini veya tasdik talebini reddederse koşulları varsa borçlunun doğrudan iflasına karar verebilir. Doğrudan iflas hâlinde işletmenin malvarlığı tasfiye edilir ve alacaklılar sıra cetveline göre paylarını alır. Bu nedenle başvurudan önce ön projenin gerçekçi varsayımlara dayanması ve belgelerin eksiksiz hazırlanması büyük önem taşır.

Konkordato kefil ve teminat verenleri nasıl etkiler?

Tasdik edilen konkordato kural olarak yalnızca borçlu yönünden bağlayıcıdır. Alacaklı; kefile, müşterek borçluya ya da teminat verene karşı kendi haklarını saklı tutmaya devam eder. Bu nedenle kefaletten kaynaklanan sorumluluğunun konkordatoyla otomatik olarak sona ereceğini düşünmek doğru değildir; kefil ayrı bir hukuki ilişki içerisinde sorumluluğunu sürdürür.

Sonuç

Konkordato nedir sorusuna verilen yanıt, salt teknik bir kanun açıklamasından ibaret değildir; mali güçlük yaşayan bir şirket için ticari hayatın sürdürülmesi ile alacaklıların korunması arasındaki ince dengeyi temsil eden, çok boyutlu bir borç yapılandırma sürecidir. 2018 yılında 7101 ve 7155 sayılı Kanunlarla gerçekleştirilen kapsamlı reformdan sonra kurum, hem borçluya iflastan korunma şansı tanıyan hem de alacaklıların büyük ölçüde söz sahibi olduğu bir koruma rejimi olarak şekillenmiştir. Sürecin başarısı, gerçekçi bir ön projenin yanı sıra borçlunun dürüstlük göstermesine, komiserlik denetiminin etkinliğine ve alacaklılarla yapıcı diyalog kurulabilmesine bağlıdır.

Şirket sahipleri için konkordato bir son çare olmaktan çok, mali zorlukların ilk işareti alındığı anda değerlendirilmesi gereken stratejik bir yapılandırma seçeneğidir. Alacaklılar için ise hak kaybı yaşamamak adına süreci yakından izlemek, alacağı süresinde bildirmek ve gerektiğinde mahkemeye itirazlarını sunmak büyük önem taşır. Konkordato nedir sorusu bu çerçevede her iki taraf bakımından farklı sonuçlar doğuran, hukuki desteğin sürecin daha ilk aşamasından itibaren alınması gereken bir kurumdur.

konkordato nedir - Aras Hukuk Danışmanlık

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button