0312 911 83 10
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

6183 Madde 79 – Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak ve Hakların Haczi

6183 madde 79 - 6183 Madde 79 – Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak ve Hakların Haczi

İçerik Başlıkları

6183 Madde 79, amme borçlusunun üçüncü kişilerdeki alacak, hak ve menkul mallarının haciz bildirisi yoluyla haczedilmesini düzenler. Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi, borcu olmadığı ya da malın elinde bulunmadığı gibi bir iddiası varsa bunu yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır; süresinde itiraz etmezse mal elinde ve borç zimmetinde sayılır. Süreyi kaçıran üçüncü kişi, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açabilir; adına düzenlenen ödeme emrine karşı ise tebliğden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılır.

Bu yazıda maddenin güncel metnini eksiksiz aktarıyor, fıkra fıkra açıklıyor, kanun lafzı ile bugünkü uygulama arasındaki farkları gösteriyor ve maddeyi doğrudan yorumlayan Danıştay kararlarını özetliyoruz.

6183 Madde 79 – Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak ve Hakların Haczi

Madde, 30/3/2006 tarihli ve 5479 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun metnindeki güncel hâli aşağıdadır (fıkra numaraları okuma kolaylığı için liste numarası olarak gösterilmiştir; metin kanundaki gibidir):

Madde 79 – (Değişik: 30/3/2006 – 5479/5 md.)

  1. “Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
  2. “Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.”
  3. “Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.”
  4. “Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10’u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir.”
  5. “Bu Kanun uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.”
  6. “Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir.”
  7. “Menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır.”

6183 Madde 79 Hakkında Genel Açıklama

6183 Madde 79, tahsil dairesinin amme borçlusunun kendisine değil, borçlunun alacaklı olduğu ya da malını elinde tutan üçüncü kişiye yöneldiği bir haciz usulüdür. Uygulamada bu bildirime “haciz bildirisi”, “haciz ihbarnamesi” ya da bankalara gönderildiğinde “e-haciz” de denmektedir. Maddenin yedi fıkrası sırasıyla haczin kapsamını ve bildirinin içeriğini, bankalara tebliği, üçüncü kişinin yedi günlük beyan yükümlülüğünü, süre kaçırıldığında menfi tespit davasını, ödeme emri davasına ilişkin bir istisnayı, süresinde itiraz edilmesi hâlinde idarenin başvuracağı yolu ve aynen teslimin mümkün olmadığı durumları düzenler.

6183 Madde 79/1: Haciz Bildirisi Neyi Kapsar ve Ne Bildirir?

Birinci fıkra, haciz bildirisiyle haczedilecek değerleri üç grupta sayar: hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar; maaş, ücret, kira gibi her türlü haklar; fiilen tutanak düzenlenerek haczedilemeyen ve üçüncü kişilerde bulunan menkul mallar. Bu değerlerin haczi, borçlu ya da zilyet olan veya alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere ve kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır.

Bildiri, üçüncü kişiye bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceğini ve amme borçlusuna yapacağı ödemenin geçerli olmayacağını; elindeki menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceğini ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiğini; aksi takdirde amme borçlusuna yaptığı ödemeleri ve malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir. Maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri de bildiride üçüncü kişiye bildirilir. Bu nedenle haciz bildirisini aldıktan sonra asıl borçluya ödeme yapan üçüncü kişi, aynı tutarı tahsil dairesine yeniden ödemek durumunda kalabilir.

Haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairesince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik tebliğ ve elektronik cevaba ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi kanun metninde Maliye Bakanlığına verilmiştir.

6183 Madde 79/2: Bankalara Gönderilen Haciz Bildirileri

Haciz bildirisi, amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan ya da mahallindeki tahsil dairesi aracılığıyla tebliğ edilebileceği gibi, Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Bildiri bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmişse tüm şubeleri kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü genel müdürlüğe aittir.

6183 Madde 79/3: Yedi Günlük Beyan Süresi ve Zimmet Karinesi

Maddenin en çok uyuşmazlık doğuran hükmü üçüncü fıkradır. Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi; borcu olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haczin tebliğinden önce borcun ödendiği, malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacağın borçluya ya da onun emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, durumu haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Süresinde itiraz edilmemesinin sonucu da aynı fıkrada yazılıdır: üçüncü kişi mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Uygulamada bu, üçüncü kişi adına ödeme emri düzenlenmesi demektir. Ancak bu sonuç sınırsız değildir. Danıştay, aşağıda özetlenen kararlarında, üçüncü kişi yedi gün içinde beyanda bulunmamış olsa bile, idarenin amme borçlusunun üçüncü kişi nezdinde alacağı bulunduğunu ve bu alacağın miktarını somut olarak tespit etmesi, haczi de tespit edilen tutarla sınırlı tutması gerektiğini kabul etmektedir.

6183 Madde 79/4: Süre Kaçırılırsa Bir Yıllık Menfi Tespit Davası

Herhangi bir nedenle itiraz süresini geçiren üçüncü kişi, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. İspat yükü bu davada üçüncü kişidedir. Menfi tespit davasının açılması takibi kendiliğinden durdurmaz; takibin durdurulması, mahkemenin teminat karşılığında vereceği karara bağlıdır.

Menfi tespit davası açılırsa mahkeme, 6183 sayılı Kanun’un 10. maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verebilir. Teminat alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir; teminata ilişkin anlaşmazlıkları takibin durdurulmasına karar veren mahkeme çözer. Davasında haksız çıkan üçüncü kişi aleyhine, haksız çıktığı tutarın %10’u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir. Süre kaçırıldığında izlenecek pratik adımlar için haciz bildirisine itiraz süresi geçtiğinde yapılabilecekler başlıklı yazımıza bakılabilir.

6183 Madde 79/5: Ödeme Emri Davasında Haksız Çıkan Üçüncü Kişi

Beşinci fıkraya göre, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü kişi hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması hâlinde, Kanun’un 58. maddesinin beşinci fıkrası uygulanmaz. Atıf yapılan fıkra Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, bu hükmün bugünkü etkisi aşağıda “Kanun Lafzı ile Güncel Uygulama” başlığında ayrıca açıklanmıştır.

6183 Madde 79/6: Süresinde İtiraz Edilirse İdarenin Yolu

Üçüncü kişi yedi gün içinde itiraz ederse yük idareye geçer: alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü kişinin itirazının aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü kişinin İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir. Danıştay 9. Dairesi, süresinde itiraz edilen hâllerde idare için genel mahkemede dava dışında izlenebilecek başka bir yol ve usul belirtilmediğini vurgulamıştır (karar aşağıda özetlenmiştir).

6183 Madde 79/7: Aynen Teslim İmkânsızlığı ve Rücu Hakkı

Menkul malların aynen teslimi mümkün değilse değeri ödenir. Üçüncü kişilerin genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır; yani tahsil dairesine ödeme yapmak zorunda kalan üçüncü kişi, ödediği tutar için asıl borçluya genel hükümlere göre başvurabilir.

6183 Madde 79 ile İlgili Kanun Lafzı ve Güncel Uygulama

Ödeme Emrine İtiraz: “Vergi İtiraz Komisyonu” İfadesi Vergi Mahkemesi Anlamındadır

Üçüncü kişi süresinde beyanda bulunmadığı için adına ödeme emri düzenlendiğinde, ödeme emrine karşı yol 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi, yürürlükteki metinde şöyledir:

“Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir.”

Vergi itiraz komisyonları bugün mevcut değildir. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13. maddesine göre, vergi mahkemelerinin görev alanına giren konularda diğer kanunlarda geçen “itiraz komisyonu” deyimi vergi mahkemesi, “itiraz” deyimi ise vergi mahkemesinde dava açılması anlamını taşır. Bu nedenle haciz bildirisine dayanılarak düzenlenen ödeme emrine karşı dava, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde açılır. Bu süre, genel vergi davalarındaki 30 günlük süreyle karıştırılmamalıdır. Ödeme emrinin yalnız bir kısmına itiraz edilecekse, 58. maddenin ikinci fıkrası uyarınca itiraz edilen kısmın cihet ve miktarı açıkça gösterilmelidir; aksi hâlde o kısma itiraz edilmemiş sayılır. 58. maddeye göre borcun tamamına yapılan itirazın tamamen veya kısmen reddi hâlinde ise borçlu, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Dava sürecinin ayrıntıları için vergi ödeme emrine karşı dava süreci başlıklı yazımıza bakılabilir.

Haksız Çıkma Zammı İptal Edildi: Beşinci Fıkra Uygulamada Konusuz Kaldı

79. maddenin beşinci fıkrasının atıf yaptığı hüküm, 58. maddede ödeme emrine itirazında haksız çıkan borçludan, itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağının %10 zamla tahsilini öngörüyordu. Bu fıkra Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir (kararın künyesi ve hüküm kısmı aşağıda Danıştay kararlarından sonra ayrıca gösterilmiştir). Yürürlükteki 58. madde metninde fıkranın yerinde yalnız iptal kaydı bulunmaktadır.

58. ve 79. madde metinlerinin birlikte okunmasına dayanan değerlendirmemize göre, bu iptalle birlikte ödeme emri davasında haksız çıkan borçludan %10 zam alınmasını öngören kural yürürlükten kalktığından, 79. maddenin beşinci fıkrasındaki “bu Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz” istisnası da uygulamada konusuz kalmıştır. Buna karşılık dördüncü fıkradaki, menfi tespit davasında haksız çıkan üçüncü kişi aleyhine hükmedilen %10 inkâr tazminatı ayrı bir hükümdür ve madde metninde yürürlüktedir.

6183 Madde 79 Kapsamında Haciz Bildirisi Alan Üçüncü Kişi İçin Süreler

Madde ve bağlantılı hükümlerdeki süreler, kimin hangi süre içinde hangi merciye başvuracağı bakımından birbirinden farklıdır:

İşlemSüreBaşlangıçMerciDayanak
Borç/mal bulunmadığı gibi iddiaların yazılı bildirimi7 günHaciz bildirisinin tebliğiTahsil dairesi6183 m.79/3
Süre kaçırılmışsa menfi tespit davası1 yılHaciz bildirisinin tebliğiGenel mahkemeler6183 m.79/4
Adına düzenlenen ödeme emrine karşı dava15 günÖdeme emrinin tebliğiVergi mahkemesi6183 m.58/1, 2576 m.13
Süresinde itiraz edilmişse idarenin açacağı dava1 yılKanun metninde “bir yıl içinde”Genel mahkemeler6183 m.79/6

Uygulamada en güvenli yol, borç ya da mal bulunmadığı iddiasını yedi günlük süre içinde ve yazılı olarak tahsil dairesine bildirmektir; bu durumda yasal düzende ispat yükü idareye geçer. Yedi gün kaçırıldığında ise ödeme emri davası ile menfi tespit davası farklı sorulara cevap verir ve süreleri ayrı ayrı işler. İki davanın birlikte nasıl yürütüleceği vergi dairesi haciz bildirisine karşı dava yolu başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

6183 Madde 79 ile İlgili Danıştay Kararları

Aşağıdaki kararlar, uyuşmazlığın ana ekseninde 6183 Madde 79’un yorumu bulunan ve gerekçesi Danıştay’ın kendi hukuki değerlendirmesine dayanan kararlardan seçilmiştir.

Menfi tespit davasında verilen kararın, aynı alacak için düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davada nasıl değerlendirildiğine ilişkin bir Danıştay kararını alacak haczinde menfi tespit davası sonucunun ödeme emri davasına etkisi başlıklı yazımızda ayrıca incelemiştik.

79. madde tahsil usulüne ilişkin olduğundan, bu madde hakkında mükellef lehine sonuç bağlanmış ve maddeyi doğrudan yorumlayan bir GİB özelgesi tespit edilememiştir; bu nedenle özelge bölümüne yer verilmemiştir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E:2024/477, K:2025/357, 30.04.2025

ÖZET:

YEDİ GÜN İÇİNDE İTİRAZ EDİLMEMİŞ OLSA DA YALNIZ Bs BİLDİRİMİNE DAYANAN HACİZ BİLDİRİSİ ÜZERİNE ÜÇÜNCÜ KİŞİ ADINA ÖDEME EMRİ DÜZENLENEMEZ

Olayda asıl borçlu şirketin verdiği Bs bildiriminde davacının adının yer alması üzerine davacıya haciz bildirisi tebliğ edilmiş, davacı süresinde itiraz etmediği için adına ödeme emri düzenlenmişti. Kurul, “amme borçlusunun üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi için amme borçlusunun üçüncü şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesi ve tespit edilen tutar için haciz konulması gerekmektedir” diyerek, olayda “borcun varlığı ve miktarına ilişkin somut bir tespitin yapılmadığı ve sadece Bs formunda davacının isminin yer alması nedeniyle 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinin uygulanmasına gidildiği” sonucuna varmıştır.

Kurul’a göre bu durumda “6183 sayılı Kanun’un 62. maddesinin birinci fıkrasında haciz için öngörülen koşul oluşmadığından” ödeme emrinde hukuka uygunluk yoktur. Davacının temyiz istemi kabul edilerek ısrar kararının ödeme emrinin Bs tutarına isabet eden kısmına ilişkin davayı reddeden hüküm fıkrası bozulmuş, idarenin temyiz istemi reddedilerek ödeme emrinin kalan kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrası onanmıştır. Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Danıştay 9. Dairesi, E:2023/1867, K:2023/3974, 26.10.2023

ÖZET:

ORTAKLIK İLİŞKİSİNDEN HAREKETLE, BORCUN VARLIĞI VE MİKTARI TESPİT EDİLMEDEN ÜÇÜNCÜ KİŞİ BORÇ ZİMMETİNDE SAYILAMAZ

Asıl borçlu şirketin ortağı olduğu davacı şirket nezdindeki ortaklık, kâr payı gibi hak ve alacaklarının haczi için davacıya haciz bildirisi tebliğ edilmiş, yedi günlük sürede itiraz edilmemesi üzerine davacı adına ödeme emri düzenlenmişti. Daire, davacının yedi gün içinde yazılı beyanda bulunmadığını kabul etmekle birlikte “davacının borcu olduğuna ve borcun miktarına ilişkin somut bir tespitte bulunulmayıp, asıl borçlu … Tur. Tic. İşl. A.Ş.’nin davacı şirkete ortaklığından hareketle” 79. maddenin uygulanması yoluna gidildiğini belirlemiştir.

Daire, bu durumda 62. maddenin birinci fıkrasındaki haciz koşulunun oluşmadığını ve “6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinin 3. fıkrası hükmüne dayanılarak, davacının mal elinde borç zimmetinde sayılmak suretiyle düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığından” davayı reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Danıştay 3. Dairesi, E:2023/3941, K:2024/45, 23.01.2024

ÖZET:

HACİZ BİLDİRİSİ ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN TESPİT EDİLEN BORCU KADAR DÜZENLENMELİDİR; ASIL BORÇLUNUN TÜM BORCU ÜZERİNDEN DÜZENLENEN BİLDİRİYE DAYANAN HACİZ HUKUKA AYKIRIDIR

Uyuşmazlık, üçüncü kişi adına düzenlenen ödeme emrinin ardından banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindi. Daire, “üçüncü şahıs adına ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle kamu borçlusunun üçüncü şahıs nezdinde doğmuş bir hak ve alacağının bulunması, bu hak ve alacağın miktarının somut olarak tespit edilmesi ve üçüncü şahıs hakkında tespit edilen miktar üzerinden takip yapılması gerekmektedir” ilkesini koymuştur.

Somut olayda yedi gün içinde bildirimde bulunulmamış ve ödeme emrine karşı dava açılmamış olmasına karşın Daire, “davacı şirketin tespit edilen borcu kadar haciz bildirisi tanzim edilmesi gerekirken” asıl borçlunun borçlarının tamamını içerecek şekilde 21.925.347,00 TL üzerinden haciz bildirisi düzenlenmesini ve buna dayanılarak haciz uygulanmasını hukuka aykırı bulmuş; ayrıca diğer ödeme emirlerine ilişkin haciz varakası düzenlenip düzenlenmediğinin açıklığa kavuşturulmadığını belirterek Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur. Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Danıştay 9. Dairesi, E:2021/2747, K:2023/1153, 30.03.2023

ÖZET:

HACİZ BİLDİRİSİ TEK BAŞINA İPTAL DAVASINA KONU EDİLEBİLECEK KESİN VE YÜRÜTÜLMESİ ZORUNLU BİR İŞLEM DEĞİLDİR

Davacı, 79. madde uyarınca adına düzenlenen haciz bildirisi ile ödeme emrinin birlikte iptalini istemişti. Daire, haciz bildirisine ilişkin kısım bakımından “haciz bildirilerine karşı üçüncü kişilerce yedi günlük yasal süre içerinde itirazda bulunulduğu hallerde alacaklı tahsil dairelerince, bu itirazın aksinin genel mahkemelerde açacakları dava ile ispat edilebilmesi dışında izlenebilecek başkaca bir yol ve usul belirtilmemiş olup dava konusu işlemin bu aşamada davacının hukuksal durumunu etkilemeyeceği, ancak ödeme emri düzenlenmesi, haciz kararı alınması ve uygulanması gibi cebren takip işlemlerinin hukuksal durumunda değişikliğe neden olacağı açıktır” tespitini yapmıştır.

Daire, haciz bildirisinin iptali istemiyle açılan davanın 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca reddi gerektiğini belirterek Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmını kendi gerekçesiyle, sonucu itibarıyla onamış; ödeme emrinin iptaline ilişkin kısmı da onamış ve tarafların temyiz istemlerini oybirliğiyle reddetmiştir. Bu yaklaşıma göre yargısal denetim, haciz bildirisine dayanılarak düzenlenen ödeme emri ve cebren takip işlemleri üzerinden yapılır. Karar metnine buradan ulaşılabilir.

Anayasa Mahkemesi, E.2021/119, K.2022/48, 21.04.2022

ÖZET:

ÖDEME EMRİNE İTİRAZDA HAKSIZ ÇIKAN BORÇLUDAN %10 ZAM ALINMASINI ÖNGÖREN 6183 SAYILI KANUN’UN 58. MADDESİNİN BEŞİNCİ FIKRASI İPTAL EDİLMİŞTİR

Anayasa Mahkemesi, itiraz yoluyla önüne gelen norm denetiminde, ödeme emrine itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağının %10 zamla tahsilini öngören kural hakkında, hüküm kısmında “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesinin beşinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE” karar vermiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

6183 Madde 79 uyarınca haciz bildirisine kaç gün içinde itiraz edilir?

Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi, borcu olmadığı, malın elinde bulunmadığı, haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacağın borçluya ya da emrettiği yere verildiği gibi bir iddiada ise bunu haciz bildirisinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Haciz bildirisine süresinde itiraz edilmezse ne olur?

Üçüncü kişi mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır; uygulamada adına ödeme emri düzenlenir. Danıştay ise süresinde itiraz edilmemiş olsa bile idarenin üçüncü kişi nezdinde bir alacak bulunduğunu ve miktarını somut olarak tespit etmesini, haczi de tespit edilen tutarla sınırlı tutmasını aramaktadır; yalnız Bs bildirimine dayanan haciz bildirisi bu tespit yerine geçmemektedir.

İtiraz süresi kaçırıldıysa menfi tespit davası ne zamana kadar açılabilir?

Haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açılabilir. Bu davada üçüncü kişi, haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Mahkeme 6183 sayılı Kanun’un 10. maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir; davasında haksız çıkan üçüncü kişi aleyhine haksız çıktığı tutarın %10’u oranında inkâr tazminatına hükmedilir.

Haciz bildirisine dayanılarak düzenlenen ödeme emrine karşı dava süresi nedir?

Ödeme emrine karşı dava, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içinde açılır. Madde metnindeki vergi itiraz komisyonu ifadesi, 2576 sayılı Kanun’un 13. maddesi gereğince vergi mahkemesi, itiraz ifadesi ise vergi mahkemesinde dava açılması anlamını taşır.

Haciz bildirisinin kendisine karşı vergi mahkemesinde dava açılabilir mi?

Danıştay 9. Dairesi E:2021/2747, K:2023/1153 sayılı kararında haciz bildirisinin tek başına üçüncü kişinin hukuksal durumunu etkilemediğini, hukuksal durumu değiştirenin ödeme emri ve haciz gibi cebren takip işlemleri olduğunu belirterek haciz bildirisinin iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiğine hükmetmiştir. Bu nedenle haciz bildirisi aşamasında asıl yol, yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı bildirimde bulunmaktır.

Sonuç

6183 Madde 79, amme borçlusunun üçüncü kişilerdeki alacak ve haklarına ulaşmanın temel aracıdır ve haciz bildirisini alan kişiye kısa süreli, sonuç doğuran yükümlülükler getirir. Borç ya da mal bulunmadığı iddiası yedi gün içinde yazılı olarak tahsil dairesine bildirilmezse üçüncü kişi borç zimmetinde sayılır; bu durumda bir yıllık menfi tespit davası ve ödeme emrine karşı 15 günlük vergi mahkemesi davası ayrı ayrı gündeme gelir. Danıştay içtihadı ise zimmet karinesinin, idarenin alacağı ve miktarını somut olarak tespit etmesi koşuluyla işleyebileceğini ortaya koymaktadır. Haciz bildirisi alındığında sürelerin tebliğ tarihinden itibaren hemen hesaplanması ve beyanın belgeleriyle birlikte yazılı yapılması, sonradan açılacak davalardan daha az maliyetlidir.

6183 madde 79 - Aras Hukuk Danışmanlık

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button