İçerik Başlıkları
- 1 Damga Vergisi Davası Hangi İşleme Karşı Açılır?
- 2 Damga Vergisi Davasını Kim Açabilir?
- 3 Dava Süresi Kaç Gündür, Uzlaşma Süreyi Nasıl Etkiler?
- 4 Damga Vergisi Davasında Danıştay Hangi Ölçütleri Uyguluyor?
- 5 Damga Vergisi Davasında Hangi Savunmalar Sonuç Vermiyor?
- 6 Damga Vergisi Davası Açmadan Önce Neler Kontrol Edilmeli?
- 7 Sık Sorulan Sorular
- 8 Sonuç
Özetle: Damga vergisi davası, vergi dairesinin bir sözleşme veya başka bir kağıt için re’sen tarh ettiği damga vergisine ve buna bağlı vergi ziyaı cezasına karşı vergi mahkemesinde açılan iptal davasıdır. Dava, vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğini izleyen günden başlayarak otuz gün içinde açılır. İncelediğimiz Danıştay kararlarında tarhiyatın kaldırılmasına yol açan gerekçeler, takdir komisyonu kararı veya vergi inceleme raporu olmadan yapılan re’sen tarh ile tarh zamanaşımıdır; Danıştay ayrıca nispi verginin kağıtta yazılı ya da kağıttaki verilerden hesaplanabilen bir bedel gerektirdiğini vurgulamaktadır. Buna karşılık sözleşmenin sonradan feshedilmesi ya da yurt içinde düzenlenen kağıdın resmi bir daireye ibraz edilmemiş olması tek başına tarhiyatı ortadan kaldırmamaktadır.
Bu yazıda damga vergisi davasını kimin açabileceğini, dava süresini ve uzlaşma ile ilişkisini, Danıştay kararlarında öne çıkan iptal gerekçelerini ve sonuç vermeyen savunmaları ele alıyoruz. Damga vergisi iade davaları, istisna tablosunun ayrıntısı, ücret ve kıdem tazminatı damga vergisi, vergi ziyaı cezasında indirim, uzlaşmanın kesinliği, dava açılmasının tahsilata etkisi ile kanun yolu aşaması yazının kapsamı dışındadır; kanun yolu için vergi davalarında istinaf ve temyiz yazımıza bakılabilir.
Damga Vergisi Davası Hangi İşleme Karşı Açılır?
Damga vergisi, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu‘na ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlardan alınır. Kanun’un 1. maddesi “kağıt” kavramını şöyle tanımlar:
“Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder.”
Uygulamada damga vergisi uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı, bir sözleşmeye ait verginin beyan edilmediğinin vergi incelemesi, mahkeme yazısı veya başka bir kurumun bildirimiyle ortaya çıkması üzerine yapılan re’sen tarhiyattan doğar. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 378. maddesine göre vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi ve bunların tebliğ edilmiş olması gerekir; tevkif yoluyla alınan vergilerde ise istihkak sahibine ödemenin yapılmış ve verginin kesilmiş olması aranır. Re’sen tarhiyatta dava konusu işlem, vergi ve ceza ihbarnamesidir.
Mükellef damga vergisini kendisi beyan etmişse durum farklıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar; maddenin son cümlesi ise Kanun’un vergi hatalarına ait hükümlerini saklı tutar. Bu nedenle damga vergisini idarenin görüşüne uymak için beyan eden mükellefin beyannameyi ihtirazi kayıtla vermesi gerekir. Bu yolun koşulları ihtirazi kayıtla beyanname ve dava yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
Damga Vergisi Davasını Kim Açabilir?
Kanun’un 3. maddesinin ilk cümlesi açıktır: “Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir.” Bir sözleşmeyi imzalayan her taraf verginin mükellefidir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların vergisini ise aynı maddeye göre kişiler öder. Kanun’un 24. maddesinin ikinci fıkrası sorumluluğu şöyle düzenler:
“Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden müstesna olanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesini gerektirmez.”
Bu hüküm iki sonuç doğurur. İlki, vergi ve cezanın tamamı imza edenlerden herhangi birinden istenebilir; taraflardan birinin vergiden müstesna olması diğer tarafın ödeyeceği vergiyi azaltmaz. İkincisi, adına ihbarname düzenlenmeyen imzacı da verginin mükellefidir ve bu sıfatı dava açma ehliyeti bakımından önem taşır.
Danıştay 9. Dairesi’nin 27.02.2024 tarihli, E.2023/1765, K.2024/854 sayılı kararı bu ikinci sonuca ilişkindir. Olayda sözleşmenin diğer tarafı damga vergisini beyan etmiş, ödenen vergiyi davacının hesabına borç kaydetmişti. Davacının iade için yaptığı düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine karşı açılan davayı Bölge İdare Mahkemesi ehliyet yönünden reddetmişti. Daire bu kararı bozarken şu tespiti yapmıştır:
“damga vergisine konu sözleşmeyi imzalaması nedeniyle davacının bu verginin mükellefi olduğu, sözleşmenin diğer tarafı olan ve damga vergisinin diğer mükellefi olan şirketçe damga vergisinin beyan edilerek tahakkuk ettirildiği, davacı şirketin borç hesabına dava konusu damga vergisinin kaydedildiği ve birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenlerin müteselsilen sorumlu olduğu dikkate alındığında, düzeltme-şikayet başvurusunda bulunmak suretiyle adına işlem tesis ettiren davacı şirketin dava konusu işleme karşı dava açma ehliyetinin bulunduğu anlaşıldığından”
Karar bir iade uyuşmazlığına ilişkindir ve ehliyeti, vergiyi fiilen yüklenen imzacının mükellef sıfatına dayandırmıştır.
Maddenin diğer fıkraları sorumluluğu imzacıların dışına da taşır. Birinci fıkraya göre ödenmeyen veya noksan ödenen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur. Üçüncü fıkraya göre ise Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bulunanlar, taraf oldukları işlemlere ilişkin kağıtlara ait verginin beyan ve ödenmesinden sorumludur; vergi ödenmezse vergi, ceza ve fer’ileri, vergi için diğer işlem taraflarına rücu hakkı olmak üzere bu kişilerden alınır. Bu nedenle davacı sıfatı, ihbarnamenin kime ve hangi sıfatla (mükellef veya sorumlu) düzenlendiğine bakılarak belirlenmelidir.
Dava Süresi Kaç Gündür, Uzlaşma Süreyi Nasıl Etkiler?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 7. maddesine göre dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde otuz gündür. Vergi uyuşmazlıklarında bu süre, tebliğ yapılan hallerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Adresi belli olmayanlara ilan yoluyla bildirim yapılmışsa süre, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar. Damga vergisi davasında süre, kural olarak vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğini izleyen gün işlemeye başlar; bu nedenle damga vergisi davası için tebliğ tarihinin belgeyle tespiti ilk adımdır. İhbarname elektronik tebligatla gönderilmişse tebliğ tarihi, belgenin açıldığı gün değil, elektronik tebligata ilişkin özel kurallara göre belirlenir; bu kuralların ayrıntısı yazının kapsamı dışındadır.
Tarhiyattan sonra uzlaşma yolu da açıktır; ancak kapsamı 7524 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra daralmıştır. VUK ek 1. maddesinin güncel metnine göre idare, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilere ilişkin vergi ziyaı cezalarının tahakkuk edecek miktarları konusunda mükellefle uzlaşabilir; vergi aslı uzlaşmanın konusu değildir. Uzlaşma için mükellefin, vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da VUK m.369’da yazılı yanılmadan kaynaklandığını, vergi hatası veya maddi hata bulunduğunu ya da yargı kararları ile idarenin görüş farklılığı olduğunu ileri sürmesi gerekir. VUK m.359’da yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde kesilen ceza, bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza ve VUK m.370’in (b) fıkrası kapsamında ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilen mükelleflere bu maddeye göre kesilen ceza uzlaşma kapsamı dışındadır.
Uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa idarenin nihai teklifi yazılır; mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse uzlaşma sağlanmış sayılır.
Uzlaşmanın dava süresine etkisi VUK ek 7. maddede düzenlenmiştir. Süresi içinde uzlaşma talep eden mükellef, uzlaşma talep ettiği ceza için ancak uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açma yoluna gidebilir. Aynı ceza için uzlaşma talebinden önce dava açılmışsa dava, uzlaşma işlemi sonuca bağlanmadan vergi mahkemesince incelenmez; herhangi bir sebeple incelenip karara bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır; uzlaşma vaki olmazsa durdurulan davanın görülmesine, vergi dairesinin bildirimi üzerine devam olunur. Uzlaşma vaki olmazsa mükellef kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren dava açabilir; dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: uzlaşma yalnız cezayı kapsadığından ve ek 7. maddedeki uzama yalnız kesilen cezaya ilişkin olduğundan, vergi aslına karşı otuz günlük dava süresi uzlaşma görüşmeleri sürerken de işler. Vergi aslı, ihbarnamenin tebliğini izleyen günden başlayan otuz günlük süre içinde ayrıca dava konusu yapılmalıdır.
Damga Vergisi Davasında Danıştay Hangi Ölçütleri Uyguluyor?
Takdir Komisyonu Kararı veya İnceleme Raporu Olmadan Re’sen Tarh
Damga vergisi tarhiyatları çoğu zaman bir mahkemenin ya da başka bir kurumun, sözleşmenin vergisinin ödenmediğini bildiren yazısı üzerine yapılır. Danıştay 9. Dairesi’nin 08.02.2022 tarihli, E.2019/3958, K.2022/303 sayılı kararında, bir asliye ticaret mahkemesinin dava dosyasına sunulan kat karşılığı inşaat sözleşmesi için mahkeme müzekkeresine dayanılarak re’sen damga vergisi tarh edilmişti. Daire, tarhiyatı kaldıran mahkeme kararlarını sonucu itibarıyla yerinde bularak kendi gerekçesiyle onamış ve şu ilkeyi koymuştur:
“vergi idaresince re’sen yapılan vergi tarhının hukuken geçerli olabilmesi için, bu tarhiyatın, 213 sayılı Yasa kuralları uyarınca matrah takdiri yapmakla görevli bulunan takdir komisyonunca takdir olunan ya da vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından düzenlenen inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah farkına dayandırılmış olması gerekmektedir.”
Bu nedenle ihbarname alındığında ilk bakılacak husus, tarhiyatın dayanağıdır. İhbarnamede yalnız bir kurum yazısı gösteriliyorsa ve takdir komisyonu kararı ya da vergi inceleme raporu yoksa, bu durum davada öncelikle ileri sürülmelidir. Bu gerekçe tarhiyatın dayanağına ilişkin olduğundan, zamanaşımı ve matrah gerekçeleri de dilekçede ayrıca ileri sürülmelidir; takdir komisyonu kararına dayanılan hallerde ise asıl tartışma bu gerekçeler üzerinde yoğunlaşır.
Tarh Zamanaşımı ve Evrakın Hükmünden Yararlanma
VUK’un 114. maddesine göre vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Aşağıdaki kararlarda Danıştay, sözleşmeye ait damga vergisi alacağının sözleşmenin imzalanmasıyla doğduğunu esas almıştır. Maddenin son fıkrası ise damga vergisine özgü bir kural içerir:
“Damga vergisine tabi olup vergi ve cezası zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanıldığı takdirde mezkür evraka ait vergi alacağı yeniden doğar.”
Bu hükmün uygulanabilmesi için evrakın hükmünden, tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanılmış olması gerekir. Danıştay 9. Dairesi’nin 23.02.2022 tarihli, E.2019/1401, K.2022/533 sayılı kararında 2007 yılında imzalanan sözleşme 2008 yılında bir icra dairesine ibraz edilmiş, ihbarname ise 2016 yılında tebliğ edilmişti. Daire kuralı şöyle özetlemiştir:
“damga vergisinin doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmemesi durumunda zamanaşımına uğrayacağı ancak, damga vergisine konu evrakın hükmünden, zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanılması durumunda zamanaşımının yeniden doğacağı anlaşılmaktadır.”
İcra dairesine ibraz tarh zamanaşımı süresi içinde gerçekleştiğinden Daire, vergi alacağının 31.12.2012 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığını kabul etmiş ve tarhiyatı kaldıran mahkeme kararlarını kendi gerekçesiyle onamıştır. Aynı Daire’nin 09.05.2022 tarihli, E.2019/4887, K.2022/1734 sayılı kararında da 2010 yılında imzalanan ve 2012 yılında bir asliye hukuk mahkemesine ibraz edilen inşaat yapım sözleşmesi için 2017 yılında yapılan tarhiyat hakkında şu sonuca varılmıştır:
“2010 yılında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan damga vergisinin en geç 31/12/2015 tarihine kadar tarh ve tebliği gerekirken, bu süre aşıldıktan sonra yapılan tarhiyatta zamanaşımı nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”
Bu karar esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısında, evrakın hükmünden zamanaşımı süresi içinde faydalanılmasının zamanaşımını keserek sürenin yeniden işlemesine yol açacağı görüşü savunulmuştur. Vergi idaresinin davalarda bu görüşü ileri sürmesi beklenebileceğinden, davacının ibraz tarihini ve zamanaşımı hesabını dilekçede açıkça ortaya koyması önem taşır.
Damga vergisi davasında zamanaşımı hesabı yapılırken VUK m.114’ün ikinci fıkrası da dikkate alınmalıdır. Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur; duran zamanaşımı, komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Kanun bu durmaya bir üst sınır da koymuştur: işlemeyen süre bir yıldan fazla olamaz. Zamanaşımının genel esasları için vergi hukukunda tarh zamanaşımı yazımıza bakılabilir.
Kağıtta Belli Para Bulunmaması
Kanun’un 10. maddesine göre damga vergisi nispi veya maktu olarak alınır. Maddenin devamı vergileme ölçüsünü ve “belli para” terimini şöyle tanımlar:
“Nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli para, maktu vergide kağıtların mahiyetleri esastır. Belli para terimi, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade eder.”
Danıştay 9. Dairesi’nin 30.11.2023 tarihli, E.2021/3383, K.2023/4941 sayılı kararı, bedeli yazılmamış bir alt yüklenici sözleşmesine ilişkindir. Takdir komisyonu matrahı, işveren idarenin yazısındaki temlik tutarını dikkate alarak belirlemişti. Daire ölçütü şöyle koymuştur:
“damga vergisine tabi bir kağıdın, nispi oranda vergilendirilebilmesi için ya kağıda bağlanan işlem bedelinin (kağıdın içerdiği meblağın) kağıtta açıkça belirtilmiş olması ya da bu bedelin hesaplanmasına ilişkin verilerin yer alması gerekmektedir.”
Daire, idarenin temyiz istemini kabul ederek kararı bozmuş ve alt yüklenici sözleşmesinin belirli bedel içerip içermediğinin, matrah takdirinin hukuka uygun olup olmadığının araştırılmasını istemiştir; yani bu kararla tarhiyat kesin olarak kaldırılmış değildir. Kararın davacılar açısından önemi, nispi verginin matrahının sözleşmenin kendisinde yazılı ya da sözleşmedeki verilerden hesaplanabilir olması gerektiğini ortaya koymasıdır. Matrahı yalnız sözleşme dışındaki bir belgeden, örneğin bir kurum yazısından alan takdir komisyonu kararları bu ölçüt karşısında tartışmaya açıktır.
Damga Vergisi Davasında Hangi Savunmalar Sonuç Vermiyor?
Sözleşmenin Sonradan Feshedilmesi
Aynı kararda Daire, sözleşmenin vergi doğduktan sonra feshedilmesinin tarhiyatı etkilemediğini de belirtmiştir. İdarece uygun bulunarak hukuken tekemmül eden sözleşmenin taraflarca karşılıklı anlaşmayla sona erdirilmesinin “sözleşmenin hukuken tekemmülü üzerinde herhangi bir etkisinin söz konusu olamayacağı” sonucuna varılmıştır. Bu nedenle fesih, re’sen tarhiyata karşı açılan davada tek başına iptal sebebi değildir. Süreli sözleşmelerde fesihten sonraki döneme ait vergi bakımından ise sözleşmenin feshedildiği tarihten sonraki döneme isabet eden damga vergisinin iadesi gündeme gelebilir. Hukuken hiç geçerlilik kazanmamış sözleşmeler farklı bir durumdur; bu konuda hukuken geçersiz sözleşmelerin damga vergisine tabi olmadığına dair karar yazımıza bakılabilir.
Yurt İçinde Düzenlenen Kağıdın Resmi Daireye İbraz Edilmemesi
Kanun’un 1. maddesinin son fıkrası, yabancı memleketlerde ve Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtları ancak Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutar. Bu şartın yurt içinde düzenlenen kağıtlar için de arandığı savunmasını Danıştay 9. Dairesi kabul etmemiştir. Daire’nin 14.12.2022 tarihli, E.2020/5486, K.2022/6393 sayılı kararında, taraflarca ıslak imzayla imzalanıp taranarak e-posta yoluyla karşılıklı gönderilen satış sözleşmeleri söz konusuydu. Daire şu tespiti yapmıştır:
“yurt içinde düzenlenen kağıtların vergiye tabi olabilmesi için; Türkiye’de resmi dairelere ibraz edilmesi, üzerlerine devir veya ciro işlemlerinin yürütülmesi ya da herhangi bir şekilde hükümlerinden faydalanılması şartlarının aranmadığı, söz konusu şartların sadece yabancı memleketlerde veya Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtlar için geçerli olduğu”
Daire, ibraz şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı kabul eden Bölge İdare Mahkemesi kararını idarenin temyizi üzerine bozmuştur. Kararda belirleyici görülen, kağıdın taraflarca imzalanmış ve bir hususu ispat etmek için ibraz edilebilecek nitelikte olmasıdır; kağıdın fiilen bir resmi daireye sunulup sunulmadığı değildir.
Damga Vergisi Davası Açmadan Önce Neler Kontrol Edilmeli?
Bir damga vergisi davası hazırlanırken dilekçeden önce şu hususların tespiti yararlı olur:
- İhbarnamenin tebliğ tarihi ve otuz günlük dava süresinin son günü; uzlaşma talep edilecekse vergi aslı için sürenin ayrıca izlenmesi.
- Tarhiyatın dayanağı: takdir komisyonu kararı veya vergi inceleme raporu bulunup bulunmadığı.
- Sözleşmenin imza tarihi, zamanaşımı hesabı ve evrakın hükmünden zamanaşımı dolduktan sonra yararlanılıp yararlanılmadığı.
- Takdir edilen matrahın sözleşmede yazılı bedele veya sözleşmedeki verilere dayanıp dayanmadığı.
- İhbarnamenin muhatabının hangi sıfatla (mükellef veya sorumlu) belirlendiği.
Sık Sorulan Sorular
Damga vergisi davası kaç gün içinde açılır?
Vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğini izleyen günden başlayarak otuz gün içinde vergi mahkemesinde açılır. Uzlaşma talebi yalnız ceza bakımından sonuç doğurur; vergi aslı için otuz günlük süre işlemeye devam eder.
Sözleşmenin karşı tarafı damga vergisini ödemezse sorumlu olur muyum?
Evet. Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludur. Vergi ve cezanın tamamı imzacılardan herhangi birinden istenebilir.
Damga vergisinde zamanaşımı ne zaman dolar?
Vergi alacağının doğduğu yılı takip eden yılın başından itibaren beş yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen damga vergisi zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı dolduktan sonra evrakın hükmünden faydalanılırsa vergi alacağı yeniden doğar. Danıştay 9. Dairesi, süre içinde yapılan ibrazın bu sonucu doğurmadığını kabul etmiştir.
Damga vergisi tarhiyatında uzlaşma yapılabilir mi?
Tarhiyattan sonra uzlaşma, 7524 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra yalnız cezaları kapsar; vergi aslı uzlaşma konusu değildir. Uzlaşma talebi ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır.
Sözleşme feshedildiyse damga vergisi tarhiyatı iptal edilir mi?
Danıştay 9. Dairesi, hukuken tekemmül etmiş sözleşmenin sonradan feshedilmesinin tarhiyatı etkilemediğini kabul etmiştir. Fesih tek başına iptal sebebi değildir; sözleşmede belli para bulunmaması veya zamanaşımı gibi gerekçeler ayrıca incelenmelidir.
Sonuç
Damga vergisi davasında sonucu çoğu zaman tarhiyatın hukuki dayanağı ve süreler belirler. Danıştay 9. Dairesi, takdir komisyonu kararı veya vergi inceleme raporuna dayanmayan re’sen tarhiyatları ve tarh zamanaşımı dolduktan sonra tebliğ edilen ihbarnameleri hukuka uygun bulmamış; nispi verginin kağıtta yazılı ya da kağıttaki verilerden hesaplanabilen bir bedel üzerinden alınması gerektiğini vurgulamıştır. Buna karşılık sözleşmenin sonradan feshi ve yurt içinde düzenlenen kağıdın resmi bir daireye ibraz edilmemiş olması tek başına iptal sebebi sayılmamıştır. İhbarname tebliğ edildiğinde otuz günlük dava süresi, uzlaşmanın yalnız cezayı kapsadığı da dikkate alınarak hemen hesaplanmalıdır.









