0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Sahte Fatura Suç Tarihi Nasıl Belirlenir?

Sahte Fatura Suç Tarihi Nasıl Belirlenir?

Özetle: Sahte fatura suç tarihi, faturanın hangi vergi türünde kullanıldığına göre değişir: fatura katma değer vergisi indiriminde kullanılmışsa suç tarihi ilgili dönemin KDV beyannamesinin kanuni verilme günüdür; fatura KDV’ye tabi olmayan veya istisna kapsamındaki bir işlemde, yani KDV indiriminde değil doğrudan gider veya maliyet unsuru olarak kullanılmışsa suç tarihi, o hesap dönemine ait yıllık kurumlar veya gelir vergisi beyannamesinin verilme süresinin bitimine kayar. Bu tarih yalnızca teknik bir ayrıntı değildir; dava zamanaşımının başlangıcını, uygulanacak kanun metnini (lehe kanun) ve zincirleme suç hesabındaki son fiilin hangi tarih olduğunu belirler. Bu kural sahte fatura kullanma suçuna ilişkindir; sahte fatura düzenleme suçunda ölçüt beyanname değil, düzenlenen son faturanın tarihidir. Aynı kişi hem düzenleyip hem kullanmışsa, Ceza Genel Kurulu’nun 02.10.2024 tarihli kararından sonra ortada iki ayrı suç değil tek bir suç ve tek bir suç tarihi bulunur.

Sitemizde sahte fatura kullanma suçunun cezası ve unsurları daha önce ayrıntılı olarak ele alınmıştı; bu yazının konusu farklıdır ve uygulamada sıkça karıştırılan, iddianame ile gerekçeli kararların da zaman zaman hatalı kurduğu bir noktaya odaklanır: suçun “ne zaman işlenmiş sayıldığı”. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre bu tarih, faturanın düzenlendiği gün değil, kullanıldığı vergi beyannamesinin verilme günüdür; aşağıda bu kuralın nasıl işlediği, hangi hâllerde kurumlar veya gelir vergisi beyannamesine kaydığı ve dava zamanaşımını nasıl etkilediği, güncel Yargıtay kararlarıyla açıklanmaktadır.

Sahte Fatura Suç Tarihi Kuralı Nedir?

Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinin (b) fıkrası, belgelerin asıl veya suretlerinin tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlenmesini ve bu belgelerin kullanılmasını, 15.04.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun ile belirlenen güncel hâliyle üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır ve gerçek bir muamele veya durum olmadığı hâlde varmış gibi düzenlenen belgeyi sahte belge olarak tanımlar (bu, aynı maddenin (a) fıkrasındaki “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge” kavramından farklıdır). Madde, sahte fatura kullanma fiilinin ne zaman tamamlanmış sayılacağını ayrıca düzenlemez; bu boşluğu Yargıtay 11. Ceza Dairesi içtihatla doldurmuştur. Dairenin istikrarlı biçimde tekrarladığı formül şudur:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/6511, K. 2021/368, T. 19.01.2021 (Onama)

“Sahte fatura kullanma suçunda suç tarihi, sahte faturalar hangi vergi türünde kullanılmışsa bu vergiye göre sunulması gereken son beyanname tarihi olup; suç konusu son fatura 28.12.2008 tarihli olup, KDV indiriminde kullanıldığından, gerekçeli karar başlığında 24.12.2008 olarak yanlış gösterilen suç tarihinin, ‘25.01.2009’ olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.”

Aynı kural, başka bir dosyada da birebir tekrarlanmıştır:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2017/9620, K. 2021/8142, T. 11.10.2021 (Onama)

“Sahte fatura kullanma suçunda suç tarihi, sahte faturalar hangi vergi türünde kullanılmışsa bu vergiye göre sunulması gereken son beyanname tarihi olup, suça konu faturaların KDV indiriminde kullanılması ve son fatura tarihinin ‘20.05.2010’ tarihi olduğu gözetildiğinde, gerekçeli karar başlığında ‘2010’ şeklinde eksik yazılan suç tarihinin, ‘25.06.2010’ olarak mahallinde düzeltilmesi… mümkün görülmüştür.”

Her iki kararda da fatura tarihi ile suç tarihi bilinçli olarak ayrıştırılmıştır: fatura Aralık veya Mayıs ayında düzenlenmiş olsa da, KDV beyannamesinin kanuni son günü izleyen aya denk geldiğinden suç tarihi bir sonraki güne kaymıştır. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 41. maddesi, KDV beyannamesinin vergilendirme dönemini izleyen ayın yirmi dördüncü günü akşamına kadar verilmesini öngörür; Yargıtay bu son günün ertesini, yani beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği ilk günü suç tarihi olarak kabul etmektedir.

KDV’ye Tabi Olmayan Alımlarda Suç Tarihi Ne Zaman Başlar?

Sahte faturanın her zaman katma değer vergisi indiriminde kullanıldığı varsayılamaz. Fatura KDV’den istisna bir işleme ilişkinse, faturayı kullanan mükellefin KDV mükellefiyeti bulunmuyorsa veya fatura doğrudan gider ya da maliyet unsuru olarak kayıtlara girmişse, faturanın vergisel etkisi yıl sonunda kurumlar veya gelir vergisi matrahında ortaya çıkar. Bu durumda suç tarihi de KDV beyannamesine değil, ilgili hesap dönemine ait yıllık beyannameye göre belirlenir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu ayrımı açıkça uygulamıştır:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/5627, K. 2022/6527, T. 14.04.2022 (Bozma → Düşme)

“Suça konu faturaların Kurumlar vergisi beyannamesinde kullanılması nedeniyle, suç tarihinin ’26/04/2007′ olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığa yüklenen ‘2006 takvim yılında sahte fatura kullanma’ suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği…”

Kararda görüldüğü gibi faturalar 2006 takvim yılına ait olmakla birlikte suç tarihi 2007 yılının Nisan ayına, yani kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresinin bitimini izleyen güne denk gelmiştir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrası, kurumlar vergisi beyannamesinin hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar verileceğini düzenlediğinden, bu süreyi izleyen ilk gün (26 Nisan) suç tarihi olarak esas alınmıştır. Aynı örüntü daha yakın tarihli bir kararda da tekrarlanmıştır:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/3683, K. 2024/14708, T. 04.12.2024 (Bozma → Düşme)

“Gerekçeli karar başlığında ‘31.12.2012’ şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu faturaların Kurumlar Vergisi beyannamesinde kullanılması nedeniyle zincirleme suçu oluşturan son suçun işlediği tarih olan ‘26.04.2013’ şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.”

Bu kararda mahkemenin ilk eğiliminin, takvim yılının son günü olan 31 Aralık’ı suç tarihi olarak yazmak olduğu, ancak Yargıtay’ın bunu doğru tarihe (bir sonraki yılın kurumlar vergisi beyanname süresinin bitimini izleyen gün olan 26 Nisan) düzelttiği görülmektedir. Aynı mantık, faturanın gelir vergisi mükellefiyeti kapsamında kullanılması hâlinde de geçerli olmalıdır: Gelir Vergisi Kanunu’nun 92. maddesi, yıllık beyannamenin izleyen yılın Mart ayının 25. günü akşamına kadar verilmesini öngördüğünden, bu ihtimalde suç tarihi 26 Mart olarak belirlenmelidir; somut olayda ilgili yılın mevzuatındaki süre ayrıca teyit edilmelidir.

Zincirleme Suç ve TCK m.43 Suç Tarihini Nasıl Etkiler?

Aynı takvim yılı içinde farklı aylara ait beyannamelerde birden çok sahte fatura kullanılmışsa, tek bir suç değil, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi anlamında zincirleme suç söz konusu olur. Madde şöyledir:

“Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.” (TCK m.43/1)

Zincirleme suç hükümleri uygulandığında suç tarihi de tek bir işleme göre değil, zincirin son halkasına göre belirlenir; TCK’nin 66. maddesinin altıncı fıkrası bunu açıkça düzenler: zamanaşımı “zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar.” Yukarıda aktarılan 2024/3683 sayılı kararda suç tarihinin “zincirleme suçu oluşturan son suçun işlediği tarih” olarak nitelendirilmesi, bu kuralın somut uygulamasıdır. Zincirleme suç hükümlerinin gözden kaçırılması, başlı başına bir bozma nedenidir:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/487, K. 2021/2154, T. 04.03.2021 (Bozma)

“Aynı takvim yılında kullanılan sahte faturaların farklı aylara ait olması ve farklı beyanname dönemlerinde birden çok sahte fatura kullanılması halinde TCK’nin 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi… Sahte fatura kullanma suçunda suç tarihi, sahte faturalar hangi vergi türünde kullanılmışsa bu vergiye göre sunulması gereken son beyanname tarihi olup, suça konu faturaların KDV indiriminde kullanılması ve fatura tarihleri gözetildiğinde son fatura tarihi 20.07.2009 olup suç tarihinin 25.08.2009 olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığına eksik yazılması… Yasaya aykırı…”

Aynı kararda dikkat çeken bir başka nokta, mahkemenin maddi gerçeği tam olarak ortaya koyabilmesi için faturaları düzenleyen mükellefler hakkındaki vergi inceleme raporlarının getirtilmesi ve karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması gibi araştırma ödevlerinin de ayrıca bozma nedeni sayılmasıdır; suç tarihinin doğru tespiti, faturanın hangi beyannamede ve hangi tarihte kullanıldığının dosya üzerinden somut biçimde ortaya konmasına bağlıdır.

Karar Başlığındaki Suç Tarihi Yanlışsa Ne Olur?

Uygulamada en sık görülen hata, gerekçeli karar başlığına faturaların ait olduğu takvim yılının son günü olan 31 Aralık’ın veya doğrudan fatura tarihinin suç tarihi olarak yazılmasıdır. Yargıtay bu hatayı iki farklı biçimde giderir. Doğru tarihe göre de sonuç değişmiyorsa, yani zamanaşımı dolmamış ve hüküm değişmeyecekse, Yargıtay dosyayı bozmadan “mahallinde düzeltme” yapar; yukarıda aktarılan 2020/6511, 2017/9620 ve 2024/3683 sayılı kararlar bu yöntemin örnekleridir. Buna karşılık doğru tarihe göre yapılan hesapta dava zamanaşımı gerçekleşmişse, salt düzeltme yetmez; hüküm bozulur ve kamu davasının düşmesine karar verilir. Bir beraat kararında da aynı ayrım işletilmiştir:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/1487, K. 2021/4401, T. 26.05.2021 (Bozma → Düşme)

“Gerekçeli karar başlığında suç tarihi 2008 olarak gösterilmiş ise de; sanığın KDV beyannamesinde kullandığı en son sahte fatura tarihinin 31.12.2008 olması karşısında, suç tarihinin beyanname tarihi olan 25.01.2009 olduğu saptanarak yapılan incelemede; Sanığa yüklenen ‘2008 takvim yılında sahte fatura kullanmak’ suçunun Kanun’daki cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış…”

Burada dikkat çeken nokta, kararın ilk derecede beraat hükmü olmasına rağmen katılan vekilinin temyizi üzerine, doğru suç tarihine göre dava zamanaşımının dolmuş olduğunun tespit edilerek hükmün zamanaşımı nedeniyle düşme kararına dönüştürülmesidir; yani suç tarihindeki tek günlük bir fark bile sonucu değiştirebilmektedir.

Dava Zamanaşımı Ne Zaman Başlar ve Ne Zaman Dolar?

TCK’nin 66. maddesinin altıncı fıkrasına göre zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. Sürenin uzunluğu ise TCK m.66/4 uyarınca suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırına göre belirlenir. Uygulamada burada sık yapılan hata, bugünkü ceza sınırının geçmiş tarihli fiillere uygulanmasıdır: VUK m.359/b’nin ceza sınırı iki kez değişmiştir ve dava zamanaşımı, suç tarihinde yürürlükte olan metne göre hesaplanır. Bu nedenle suç tarihinin doğru belirlenmesi yalnızca sürenin başlangıcını değil, sürenin kaç yıl olduğunu da değiştirir.

Suç tarihiVUK m.359/b cezasıTCK m.66Olağan süreKesilme hâlinde azami (m.67/4)
08.02.2008 öncesi18 ay – 3 yıl (4369 s.K. ile değişik metin)66/1-e8 yıl12 yıl
08.02.2008 – 14.04.20223 – 5 yıl (5728 s.K. m.276)66/1-e8 yıl12 yıl
15.04.2022 ve sonrası3 – 8 yıl (7394 s.K. m.4)66/1-d15 yıl22 yıl 6 ay

Aşağıda aktarılan kararların tamamında TCK m.66/1-e (sekiz yıl) uygulanmış olması bu tablonun sonucudur: bu dosyalarda suç tarihleri 2007 ile 2013 arasındadır ve o tarihlerde VUK m.359/b’nin ceza üst sınırı beş yıldır. Cezanın üst sınırının sekiz yıla çıkarıldığı 15.04.2022 sonrasında işlenen fiillerde ise TCK m.66/1-d devreye girer ve olağan dava zamanaşımı on beş yıla çıkar. Ceza sınırındaki bu değişikliğin kendisi de bir lehe kanun sorunu doğurur: TCK m.7/2 uyarınca 15.04.2022’den önce işlenen fiillere, sanığın lehine olan eski (üç yıldan beş yıla kadar hapis öngören) metin uygulanır; dolayısıyla bu fiillerde zamanaşımı da sekiz/on iki yıl üzerinden hesaplanır. Kanun metnindeki değişimi Daire ayrı bir kararda açıkça ortaya koymuştur:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/3871, K. 2020/6161, T. 22.10.2020 (Bozma)

“213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 4369 sayılı Yasa ile değişik 359/b-1. maddesinde onsekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup, aynı eylemin düzenlendiği 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b maddesinde ise üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü; suç tarihi dikkate alındığında temel cezanın alt sınırının 3 yıl hapis cezası olduğu gözetilmeden, 18 ay hapis cezası olarak takdir edilmesi suretiyle eksik ceza tayini”

Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra iddianame düzenlenmesi, sorgu yapılması veya mahkûmiyet kararı verilmesi gibi TCK m.67/2’de sayılan işlemler süreyi keser; kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve TCK m.67/4 uyarınca kanundaki sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir. Ceza Genel Kurulu bu hesabı ayrıntılı biçimde açıklamıştır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/147, K. 2018/335, T. 03.07.2018

“…TCK’nun 66/1-e maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, aynı Kanunun 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise oniki yıldır… zamanaşımının kesildiği de gözetildiğinde, TCK’nun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen oniki yıllık kesintili dava zamanaşımı süresi… dolmuş bulunmaktadır.”

Aynı hesap yöntemi hem 2007 hem 2010-2011 suç tarihli dosyalarda (E. 2020/5627 ve E. 2023/4833 sayılı kararlar) tekrarlanmış ve her iki dosyada da on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı dolduğu için kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Buna karşılık 2013 suç tarihli dosyada (E. 2024/3683) zamanaşımının kesilmiş olması nedeniyle yeniden işleyen olağan sekiz yıllık süre üzerinden hesap yapılmış, mahkûmiyet hükmünün kurulduğu tarihten itibaren işleyen bu sürenin de dolduğu tespit edilerek yine düşme kararı verilmiştir. Zamanaşımı def’i taraflarca ileri sürülmese dahi mahkeme ve Yargıtay tarafından resen gözetilir; bu nedenle suç tarihinin bir-iki gün farkla yanlış tespiti dahi, davanın esastan görülüp görülemeyeceğini belirleyen bir eşik hâline gelebilir.

Konunun ceza hukuku boyutunda lehe kanun ilkesi de gözden kaçırılmamalıdır: 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’dan önce işlenen fiillerde, VUK m.359/b’nin o tarihte yürürlükte olan ve daha lehe olan metni (on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası) uygulanır; bu husus Ceza Genel Kurulu’nun 2018/147 sayılı kararında “suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun… 359. maddesi” ifadesiyle açıkça vurgulanmıştır. Suç tarihinin yanlış belirlenmesi, bu nedenle hangi kanun metninin uygulanacağını da etkileyebilir. Ceza Genel Kurulu bu değişikliği, 359. maddenin (b) fıkrasındaki “beş” ibaresinin “15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile” “sekiz” şeklinde değiştirildiğini belirterek tespit etmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/153, K. 2022/641, T. 18.10.2022). Aynı kanunun 4. maddesiyle, VUK m.359’a soruşturma ve kovuşturma evresinde ödeme hâlinde ceza indirimi öngören etkin pişmanlık fıkraları da eklenmiştir; bu konudaki ayrıntılı hesaplama için etkin pişmanlık yazımıza bakılabilir.

Suç Tarihi HAGB Bakımından Neden Önemlidir?

Suç tarihi, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından yararlanıp yararlanamayacağını da etkiler. CMK m.231/5 uyarınca HAGB için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması gerekir. VUK m.359/b’de ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapis olduğundan bu eşiğin aşıldığı düşünülse de, 7394 sayılı Kanun’la eklenen etkin pişmanlık hükümleri uyarınca ödeme yapılması hâlinde ceza yarı veya üçte bir oranında indirildiğinden sonuç ceza iki yılın altına inebilmekte ve HAGB gündeme gelmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kesinleşmiş üç yıl bir ay on beş günlük cezanın uyarlama yargılamasında etkin pişmanlık indirimiyle bir yıl altı ay yirmi iki güne inmesi üzerine HAGB şartlarının değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir (E. 2024/3449, K. 2025/1955, T. 17.02.2025).

Suç tarihinin buradaki rolü iki yönlüdür: hangi kanun metninin uygulanacağını belirler ve önceki bir mahkûmiyetin HAGB’ye engel oluşturup oluşturmadığı değerlendirmesinde ölçüt alınır. Ayrıca CMK m.231/8 uyarınca HAGB kararı verilen sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur ve denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur; yani bu yazıda anlatılan zamanaşımı hesabı, HAGB süresince işlemez ve karar kaldırılırsa kaldığı yerden devam eder. Konunun ayrıntısı, şartları, hesap tablosu ve Yargıtay uygulaması için sahte faturada HAGB yazımıza bakılabilir.

Sahte Fatura Düzenleme Suçunda Suç Tarihi Farklı mıdır?

Yukarıda anlatılan “son beyanname tarihi” kuralı yalnızca sahte fatura kullanma suçuna özgüdür. Sahte fatura düzenleme suçu bakımından ölçüt tamamen farklıdır: düzenleyen kişinin faturayı kendi beyannamesinde kullanma zorunluluğu bulunmadığından, suç tarihi doğrudan faturanın (zincirleme suç varsa son faturanın) düzenlendiği gündür. Ceza Genel Kurulu bu ayrımı açıkça ortaya koymuştur:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/147, K. 2018/335, T. 03.07.2018

“Sahte fatura düzenlemek suçlarında suç tarihinin son düzenlenen fatura tarihi olduğu, dosya kapsamındaki delillerden 2005 takvim yılında sanığın düzenlediği iddia olunan faturalara ilişkin herhangi bir düzenleme tarihinin tespit edilememesi nedeniyle dava zamanaşımının belirlenmesinde en aleyhe kabulle sanığa atılı 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçunun suç tarihinin 31.12.2005 olduğu kabul edilerek…”

Aynı dosyada hem düzenleme hem kullanma eylemi bulunduğunda iki ayrı suç tarihi ortaya çıkabilir. Bu, faturayı düzenleyen ile kullananın farklı kişiler olduğu dosyalarda hâlâ geçerlidir; aşağıdaki karar iki ölçütün aynı dosyada nasıl ayrı tarihler ürettiğini göstermektedir:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/4833, K. 2023/11007, T. 27.12.2023 (Bozma → Düşme)

“Sanıklar hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan açılan kamu davasında, suç tarihinin 31.12.2010 tarihi olduğu, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçundan açılan kamu davasında ise suça konu faturaların KDV beyannamesinde kullanılması nedeniyle suç tarihinin 25.01.2011 tarihi olduğu belirlenerek…”

Faturanın Düzenlenme Tarihi Belirlenemiyorsa Suç Tarihi Ne Olur?

Uygulamada en sık karşılaşılan güçlük, sahte olduğu iddia edilen faturaların tarihlerinin dosyadan tespit edilememesidir. Bu durumda Daire, sanık aleyhine sonuç doğurmayacak bir varsayım yerine, zamanaşımı bakımından “en aleyhe kabul” ilkesini uygulayarak ilgili takvim yılının son gününü esas almaktadır; yani suç tarihi, o yılın 31 Aralık günü kabul edilir. Bu kabul sanığın aleyhinedir, çünkü zamanaşımının başlangıcını mümkün olan en geç tarihe taşır:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/2051, K. 2021/3367, T. 05.04.2021 (Bozma → Düşme)

“Sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen son fatura tarihi olduğu kabul edilmekle, gerekçeli karar başlığında ‘01.06.2007’ olarak yanlış yazılan suç tarihinin, en aleyhe kabulle ‘31.12.2007 ve 31.12.2008’ olduğu belirlenerek yapılan incelemede”

Buna karşılık faturanın tarihi dosyadan belirlenebiliyorsa 31 Aralık kabulüne başvurulamaz; suç tarihi doğrudan o fatura tarihidir. Aşağıdaki kararda gerekçeli karar başlığında yalnızca “2006” yazılmış olan suç tarihi, dosyadaki en son faturanın tarihi olan 01.10.2006 olarak düzeltilmiştir:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2017/8387, K. 2020/3365, T. 22.06.2020 (Bozma → Düşme)

“Sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen son fatura tarihi olduğu kabul edilmekle, gerekçeli karar başlığında ‘2006’ olarak eksik yazılan suç tarihinin, en son düzenlenen fatura tarihi olan ‘01.10.2006’ olarak… mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.”

Her Takvim Yılı Ayrı Suç Sayılır mı, Suç Tarihi Kaç Tanedir?

Suç tarihinin kaç tane olacağı, eylemin kaç suç sayıldığına bağlıdır ve bu noktada içtihat 2024 yılında değişmiştir. Ceza Genel Kurulu 18.10.2022 tarihli ve E. 2022/153, K. 2022/641 sayılı kararında, sahte belge düzenleme ile kullanmanın birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğunu, failin her ikisinden ayrı ayrı cezalandırılmasının yerinde bulunduğunu kabul etmişti. Kurul 02.10.2024 tarihli kararıyla bu uygulamadan dönmüş ve VUK m.359/b’de düzenlenen vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketli bir suç olduğunu, seçimlik hareketlerden ikisinin birlikte işlenmesi hâlinde eylemlerin kül hâlinde tek suç oluşturduğunu benimsemiştir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/280, K. 2024/279, T. 02.10.2024 (İtirazın kabulü, oy çokluğu)

“…sahte belge düzenlemek veya sahte belgeyi kullanmak suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketli bir suç olması nedeniyle sanığın anılan fıkra gereğince sahte belgeyi kullanmak suçundan bir kez cezalandırılması ile yetinilmesi, seçimlik hareketlerden ikisinin de birlikte icra edilmiş olmasının TCK’nın 61. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabileceği… gözetilmeksizin sanık hakkında sahte fatura düzenlemek ve kullanmaktan ayrı ayrı cezaya hükmedilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA”

Bu dönüşün suç tarihi bakımından sonucu şudur: aynı fail hem sahte fatura düzenlemiş hem de sahte fatura kullanmışsa artık iki ayrı suç ve iki ayrı suç tarihi değil, kül hâlinde tek bir suç ve TCK m.66/6 uyarınca son hareketin yapıldığı tek bir suç tarihi söz konusu olur. Kararın ayrıntılı çözümlemesi için kullanma ve düzenleme için ayrı ayrı ceza verilemeyeceğine ilişkin yazımıza bakılabilir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; üç Kurul üyesi itirazın reddi yönünde karşı oy kullanmıştır, dolayısıyla tartışma tümüyle kapanmış değildir.

Aynı takvim yılı içinde birden çok fatura düzenlenmişse bu eylemler kendi içinde zincirleme suç oluşturur ve o yıl bakımından tek bir suç tarihi doğar. Birden fazla takvim yılına yayılan eylemlerde ise 7394 sayılı Kanun’la VUK m.359’a eklenen fıkra belirleyicidir: “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” Bu hükmün 15.04.2022 öncesinde işlenmiş fiillere etkisi, Ceza Genel Kurulu’nun anılan kararında temyiz aşamasında değil, yerel mahkemece yapılacak uyarlama yargılamasında değerlendirilecek bir konu olarak görülmüştür. Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında, bu noktanın savunma bakımından önemi büyüktür: eylemlerin yıllara göre ayrı suçlar mı yoksa tek bir zincirleme suç mu sayılacağı, hem ceza sayısını hem de zamanaşımının hangi tarihten işleyeceğini değiştirir. Nitekim zincirleme suçta zamanaşımının her halka için ayrı ayrı mı, yoksa son suç tarihinden geriye doğru bir bütün olarak mı hesaplanacağı Daire içinde de tartışılan bir konudur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/3924, K. 2024/12149, T. 22.10.2024 — karşı oy).

Kısaca özetlemek gerekirse: düzenleme suçunda tarih geriye, faturanın kendisine bakılarak; kullanma suçunda tarih ileriye, faturanın etkisini gösterdiği beyannameye bakılarak tespit edilir. İki ölçütün karşılaştırması şöyledir:

ÖlçütSahte fatura KULLANMASahte fatura DÜZENLEME
Suç tarihi neye bakılarak bulunur?Faturanın kullanıldığı beyannamenin kanuni verilme süresiDüzenlenen son faturanın tarihi
KDV indiriminde kullanılmışsaİlgili dönem KDV beyannamesi (ör. 25.01.2009)İlgisizdir; beyanname ölçüt değildir
KDV’siz / istisna işlemde kullanılmışsaYıllık kurumlar veya gelir vergisi beyannamesi (ör. 26.04.2013)İlgisizdir
Tarih dosyadan belirlenemiyorsaBeyanname dönemi tespit edilerek belirlenirEn aleyhe kabulle takvim yılının son günü (31 Aralık)
Aynı fail her ikisini de işlemişseCGK 02.10.2024 sonrası kül hâlinde tek suç, tek suç tarihi (son hareket tarihi)

Faturayı düzenleyen ile kullananın farklı kişiler olduğu dosyalarda ise her sanık için ayrı ölçüt ve ayrı zamanaşımı hesabı geçerliliğini korur.

Bu Konuda Hangi Uyuşmazlıklar Çıkıyor?

İncelenen kararlar, uygulamada tekrar eden birkaç uyuşmazlık türünü ortaya koymaktadır. İlk ve en sık rastlanan hata, gerekçeli karar başlığına veya iddianameye 31 Aralık’ın mekanik biçimde suç tarihi olarak yazılmasıdır; oysa doğru tarih neredeyse her zaman bir sonraki yılın Ocak, Mart veya Nisan ayına düşer. İkinci uyuşmazlık, faturanın hangi beyannamede kullanıldığının dosya üzerinden somut biçimde araştırılmamasıdır; bu eksiklik hem suç tarihinin hem de zamanaşımının yanlış hesaplanmasına yol açar. Üçüncüsü, aynı takvim yılında birden fazla beyanname döneminde sahte fatura kullanılmasına rağmen TCK m.43 zincirleme suç hükümlerinin gözden kaçırılmasıdır. Dördüncüsü, KDV’siz bir alımda faturanın etkisinin kurumlar veya gelir vergisi beyannamesinde ortaya çıktığının gözden kaçırılıp suç tarihinin yanlışlıkla erken belirlenmesidir. Son olarak, sahte fatura suç tarihi doğru hesaplandığında dava zamanaşımının dolmuş olabileceği ihtimalinin yeterince irdelenmeden mahkûmiyet kurulmasıdır; bu son grup, Yargıtay’ın en çok bozma ve düşme kararı verdiği kategoridir.

Savunma Açısından Yol Haritası

Sanık müdafii açısından ilk adım, iddianamede veya vergi tekniği raporunda yer alan suç tarihinin, faturaların gerçekten hangi beyannamede kullanıldığı bilgisiyle örtüşüp örtüşmediğinin kontrol edilmesidir; rapor faturayı KDV beyannamesine göre değerlendirmişse ama fatura aslında KDV’ye tabi olmayan bir işlemle ilgiliyse, doğru tarih kurumlar veya gelir vergisi beyannamesine göre yeniden hesaplanmalıdır. İkinci adım, doğru tarihe göre TCK m.66 ve m.67 uyarınca zamanaşımı hesabının yapılması ve süre dolmuşsa bunun her aşamada açıkça ileri sürülmesidir; zamanaşımı def’i kamu düzenine ilişkin olduğundan resen de dikkate alınır. Üçüncü adım, karar başlığındaki tarih hatasının salt yazım yanlışı mı yoksa esasa etkili bir eksiklik mi olduğunun ayırt edilmesidir; yalnızca yazım hatasıysa mahallinde düzeltme istenir, doğru tarihte zamanaşımı dolmuşsa bozma ve düşme talep edilir. Son olarak, zincirleme suç uygulanan dosyalarda zincirin ilk ve son halkasının tarihlerinin dosyadaki fatura ve beyanname kayıtlarıyla doğrulanması istenmelidir. Sahte fatura kullanma suçunun cezai unsurları ve zincirleme suç hesaplamasının nasıl işlediği ayrı bir yazımızda ele alınmıştır; ispat yükü tartışması için ise şüpheden sanık yararlanır ilkesi yazımız incelenebilir.

Sık Sorulan Sorular

Sahte fatura suç tarihi nasıl belirlenir?

Sahte fatura suç tarihi, faturanın hangi vergi türünde kullanıldığına göre sunulması gereken son beyannamenin kanuni verilme günüdür. Fatura KDV indiriminde kullanılmışsa KDV beyanname tarihi, KDV’ye tabi olmayan bir işlemde kullanılmışsa kurumlar veya gelir vergisi beyanname tarihi esas alınır.

KDV’siz alımda sahte fatura kullanma suçunun tarihi ne zaman başlar?

Fatura KDV indiriminde değil kurumlar veya gelir vergisi matrahını etkileyecek şekilde kullanılmışsa, suç tarihi ilgili hesap dönemine ait yıllık beyannamenin kanuni verilme süresinin bitimini izleyen gündür; örneğin kurumlar vergisinde bu tarih 26 Nisan, gelir vergisinde 26 Mart olarak hesaplanır.

Karar başlığındaki suç tarihi yanlışsa dosya bozulur mu?

Doğru tarihe göre de sonuç değişmiyorsa Yargıtay hatayı bozma yapmadan mahallinde düzeltir. Ancak doğru tarihe göre dava zamanaşımı dolmuşsa, hüküm bozulur ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilir.

Sahte fatura kullanma suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?

Süre suç tarihinde yürürlükte olan ceza sınırına göre değişir. 15.04.2022 öncesinde işlenen fiillerde ceza üst sınırı beş yıl olduğundan TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan, kesilme hâlinde TCK m.67/4 uyarınca en fazla on iki yıllık süre uygulanır. 15.04.2022 ve sonrasında işlenen fiillerde ceza üst sınırı sekiz yıla çıktığından TCK m.66/1-d uyarınca olağan süre on beş yıl, kesilme hâlinde azami süre yirmi iki yıl altı aydır. Süre suç tarihinden, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği tarihten itibaren işler.

Sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihi kullanma suçundan farklı mıdır?

Evet. Düzenleme suçunda suç tarihi doğrudan, zincirleme suç varsa son faturanın düzenlendiği gündür; beyanname tarihiyle ilgisi yoktur. Kullanma suçunda ise tarih, faturanın etkisini gösterdiği beyannamenin verilme süresine göre belirlenir. Aynı kişi hem düzenlemiş hem kullanmışsa, Ceza Genel Kurulu’nun 02.10.2024 tarihli kararına göre eylemler kül hâlinde tek suç sayılır ve tek bir suç tarihi belirlenir.

Sahte fatura suçunda HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) verilebilir mi?

Evet, mümkündür. HAGB için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olması gerekir (CMK m.231/5). VUK m.359/b’de ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapis olmakla birlikte, etkin pişmanlık indirimi uygulandığında sonuç ceza bu eşiğin altına inebildiğinden HAGB gündeme gelir; şartları ve hesabı ayrı yazımızda ele alınmıştır.

Sonuç

Sonuç olarak sahte fatura suç tarihi, ceza hukukunda salt bir tarih kaydı değil, suçun vasfını, uygulanacak kanun metnini ve dava zamanaşımının seyrini belirleyen kilit bir unsurdur. Fatura KDV indiriminde kullanılmışsa KDV beyanname tarihi, KDV’ye tabi olmayan bir işlemde kullanılmışsa kurumlar veya gelir vergisi beyanname tarihi esas alınmalı; zincirleme suç varsa zincirin son halkasının tarihi gözetilmelidir. Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında, gerek iddianame gerekse gerekçeli karar aşamasında bu tarihin dosyadaki somut beyanname ve fatura kayıtlarına dayanılarak, tahminle değil belgeyle tespit edilmesi, hem hatalı mahkûmiyetlerin hem de gereksiz uzayan yargılamaların önüne geçecektir. Vergi Usul Kanunu’nun tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Sahte fatura suç tarihi - Aras Hukuk Danışmanlık

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button