0312 911 83 10
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Stopaj Tarhiyatı Davası: Kim Açar, Nasıl Savunulur?

Stopaj Tarhiyatı Davası: Kim Açar, Nasıl Savunulur?

Stopaj tarhiyatı, vergiyi kesip ödemekle yükümlü olan kişi ya da kurum adına yapılır. Bu nedenle davayı kimin açacağı, sürenin hangi tarihten işleyeceği ve neyin ispatlanması gerektiği diğer tarhiyatlardan farklıdır. Vergi incelemesi sonrasında şirketlere en sık yöneltilen işlemlerden biri de, kayıt dışı bırakıldığı ileri sürülen kazancın ortaklara dağıtıldığı kabulüyle yapılan stopaj tarhiyatıdır.

Özetle: Vergi sorumlusu, adına tarh edilen vergiye ve kesilen cezaya karşı dava açabilir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, sorumlunun ihtirazi kayıtla verdiği muhtasar beyanname üzerine tahakkuk eden vergiye karşı da dava açabileceğini kabul etmiştir. İhbarnameyle yapılan tarhiyatta otuz günlük dava süresi tebliği izleyen günden, ihtirazi kayıtla beyanda ise tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihten işler. Kar dağıtımına dayanan stopaj tarhiyatı davalarında belirleyici soru, kazancın ortaklara gerçekten dağıtılıp dağıtılmadığıdır: Danıştay kayıt dışı kazancı dağıtımın karinesi saymakta, ancak kazancın şirket bünyesinde kaldığının ispatlanabileceğini kabul etmektedir.

Bu yazıda stopaj tarhiyatına karşı dava yolunu, davayı açabilecek kişileri, süreleri ve Danıştay kararlarındaki savunma ölçütlerini ele alıyoruz. Hangi ödemelerden hangi oranda kesinti yapılacağı, katma değer vergisi tevkifatı, müteselsil sorumluluk ve kanuni temsilcilerin takibi yazının kapsamı dışındadır; ödeme türleri için vergi tevkifatı (stopaj) yazımıza bakılabilir.

Stopaj Tarhiyatı Kimin Adına Yapılır?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu‘nun (GVK) 94. maddesine göre maddede sayılan kişi ve kuruluşlar, yine maddede sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar. Vergi, geliri elde eden kişinin vergisidir; ancak kesip vergi dairesine yatırma ödevi ödemeyi yapana aittir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 8. maddesine göre mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir; vergi sorumlusu ise verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Aynı maddeye göre Kanun’un sonraki maddelerinde geçen mükellef tabiri vergi sorumlularına da şamildir. Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller dışında, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmeler vergi dairelerini bağlamaz; kira ya da hizmet sözleşmesine konulan, kesintinin kime ait olacağına ilişkin kayıtlar idareye karşı ileri sürülemez.

VUK’un 11. maddesine göre yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar. Bu sorumluluk, ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek hakkını kaldırmaz. Kesinti hiç yapılmamış ya da eksik yapılmışsa stopaj tarhiyatı, geliri elde eden kişi adına değil, ödemeyi yapan sorumlu adına yapılır.

Vergi Sorumlusu Stopaj Tarhiyatına Karşı Dava Açabilir mi?

VUK’un 377. maddesine göre mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler. Mükellef tabiri vergi sorumlularını da kapsadığından, adına tarhiyat yapılan sorumlu bu davayı açabilir. VUK’un 378. maddesine göre vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi ve bunların tebliğ edilmiş olması gerekir; tevkif yoluyla alınan vergilerde ise istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması aranır. Aynı maddeye göre mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar; ancak Kanun’un vergi hatalarına ait hükümleri saklıdır.

Sorumlunun, kesintiye tabi olmadığını düşündüğü bir ödeme için kendi verdiği muhtasar beyannameye karşı dava açıp açamayacağı ise ayrı bir sorudur. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 12.10.2011 tarihli, E.2011/390, K.2011/583 sayılı kararına konu olayda bir şirket, makine ve teçhizat ithali için yaptığı ödemenin tevkifata tabi tutulmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla muhtasar beyanname vermiş, ihtirazi kaydı kabul edilmeyince tahakkuk eden ve ödenen verginin iadesi için dava açmıştı. Vergi mahkemesi, vergiyi kesip ödemekten sorumlu olan davacının tevkifata karşı dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve bu kararında ısrar etmişti. Kurul, ısrar kararını oyçokluğuyla bozarken şu gerekçeye dayanmıştır:

“Bu nedenle vergi sorumlularının da mükellefler gibi tarh edilen vergilere ve cezalara karşı verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması ve ihtirazi kayıtla beyan edilen matrahlar üzerinden tahakkuk etmiş olmak koşuluyla verginin beyanname üzerinden tahakkuk etmesi halinde dava açmaları olanaklıdır.”

Kararın uygulamadaki anlamı şudur: bir ödemenin kesintiye tabi olup olmadığı konusunda tereddüt eden sorumlu, cezalı tarhiyat riskini üstlenmek yerine vergiyi kesip muhtasar beyannamesini ihtirazi kayıtla verebilir ve tahakkuka karşı dava açabilir. Bu yolun genel koşulları ihtirazi kayıtla beyanname ve dava yazımızda ele alınmıştır.

İhtirazi Kayıtla Verilen Muhtasar Beyannamede Süre

Danıştay 4. Dairesi’nin 24.05.2011 tarihli, E.2011/2014, K.2011/4464 sayılı kararına konu olayda şirket, muhtasar beyannamesini ve ihtirazi kayıt dilekçesini beyanname verme süresi içinde aynı gün vermiş, aynı gün düzenlenen tahakkuk fişiyle ihtirazi kaydı kabul edilmemişti. Daire şu sonuca varmıştır:

“tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihten itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekmektedir.”

Olayda dava, sürenin son gününden iki gün sonra açılmıştı. Daire, süre geçirildikten sonra açılan davanın esasının incelenemeyeceğini belirterek işin esasını inceleyen vergi mahkemesi kararını bozmuştur. İhtirazi kayıtla beyan yolunu seçen sorumlu, ihbarname beklememeli ve süreyi tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihe göre hesaplamalıdır.

Kendisinden Kesinti Yapılan Kişi Dava Açabilir mi?

Kesintinin ekonomik yükü, gelirinden vergi kesilen istihkak sahibinin üzerindedir. VUK’un 378. maddesi, tevkif yoluyla alınan vergilerde dava açılabilmesini istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması şartına bağlamıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 7. maddesi de tevkif yoluyla alınan vergilerde sürenin, istihkak sahiplerine ödemenin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağını öngörür. Bu hükümler, gelirinden kesinti yapılan kişinin de kesintiye karşı dava açabileceğini ve bu davada otuz günlük sürenin ihbarname ya da tahakkuk fişine göre değil, ödemenin yapıldığı tarihe göre hesaplanacağını gösterir.

İnceleme Sonrası Stopaj Tarhiyatı: Kazanç Ortaklara Dağıtıldı mı?

Şirketlerin ortaklarına dağıttığı kazançtan yapılacak kesintinin dayanağı, GVK’nın 94. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendidir. Alt bendin ilgili hükmü şöyledir:

“Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.)”

Hükmün üç unsuru savunma bakımından önemlidir. Kesinti, kazancın ortağa dağıtılmış olmasına bağlıdır. Karın sermayeye eklenmesi dağıtım sayılmaz. Alt bentte sayılanlar arasında tam mükellef kurumlar yer almadığından, ortağın tam mükellef bir kurum olduğu hallerde o ortağın payına düşen kısım bakımından tarhiyatın dayanağı ayrıca sorgulanmalıdır. Vergi incelemesinde kayıt dışı hasılat ya da matrah farkı tespit edildiğinde idare, çoğu zaman bu kazancın ortaklara fiilen dağıtıldığını kabul ederek şirket adına ayrıca stopaj tarhiyatı yapar. Aşağıdaki iki Danıştay kararında da uyuşmazlık bu alt bent çerçevesinde değerlendirilmiş, tarhiyatın hukuka uygunluğu dağıtımın gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlanmıştır.

Kayıt dışı bıraktığı hasılatı ortaklarına dağıttığı yolundaki vergi inceleme raporuna dayanılarak bir şirket adına re’sen tarhiyat yapılan ve vergi ziyaı cezası kesilen olayda Danıştay 9. Dairesi, 20.05.2021 tarihli, E.2021/104, K.2021/3146 sayılı kararıyla davacının temyizini kabul ederek kararı oybirliğiyle bozmuş ve şu ölçütü koymuştur:

“Yukarıdaki kanun maddelerinin değerlendirilmesinden, kurum kazançları üzerinden tevkifat yapılabilmesi için kurum kazancından doğan kârın ortaklara dağıtılmış olması gerekmektedir.”

Daire, beyan dışı bırakıldığı ileri sürülen kazancın ortaklara dağıtıldığı konusunda inceleme elemanı ya da idarece yapılmış somut bir tespit bulunmadığını belirterek tarhiyatı hukuka uygun bulmamıştır. Daire’ye göre inceleme raporuyla kayıt dışı bir matrah farkının tespit edilmiş olması, bu kazancın ortaklara dağıtıldığını göstermeye tek başına yetmez; idarenin dağıtımı ayrıca ortaya koyması gerekir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu ise 09.02.2022 tarihli, E.2020/1421, K.2022/93 sayılı kararında ispat yükünü farklı kurmuştur. Kurul’a göre sermaye şirketinin elde ettiği kazancı yasal defter ve kayıtlarına dahil etmeyerek beyan etmemesi, bu kazancın bir dağıtım kararına bağlı olmaksızın ortaklara gizlice dağıtıldığına karine oluşturur. Ancak Kurul bu karinenin çürütülebileceğini de açıkça belirtmiştir:

“Ancak mükellefler tarafından kayıt ve beyan dışı bırakılan kazancın yasal defter ve bilanço kayıtları ile kurum bünyesinde bulunduğu veya söz konusu kazançtan doğan kârın sermayeye eklendiği gibi iddialarla söz konusu karinenin aksi ispatlanabilir.”

Olayda şirket, inceleme raporuyla tespit edilen fark kazançtan yasal yedekler ayrıldıktan sonra kalan kısmın geçmiş yıllar karları hesabında izlendiğini, öz sermayenin parçası haline geldiğini ve işletmeden çekilmediğini ileri sürmüştü. Kurul, kazancın hem öz sermayede bulundurulduğundan hem de ortaklara dağıtıldığından söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu iddianın onaylı yasal defterler üzerinde, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak araştırılması gerektiği gerekçesiyle davacının temyizini kabul etmiş ve ısrar kararını oybirliğiyle bozmuştur.

İki karar birlikte değerlendirildiğinde savunmanın yönü belirginleşir. 9. Daire idareden dağıtıma ilişkin somut tespit ararken, daha sonraki tarihli Kurul kararı kayıt dışı kazancı karine saymakta ve aksini ispat imkanını mükellefe tanımaktadır. Bu nedenle savunmanın yalnız somut tespit bulunmadığı itirazına bırakılmaması; kazancın şirket bünyesinde kaldığının yevmiye kayıtları, bilanço ve öz sermaye hesaplarıyla ortaya konulması yerinde olur. Benzer uyuşmazlıklara ilişkin örnekler için kayıt dışı hasılat ve stopaj iptali kararı ile kasa adatlandırması ve stopaj iptali yazılarımıza bakılabilir.

Stopaj Tarhiyatında Dava Süresi

İYUK’un 7. maddesine göre dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde otuz gündür. Aynı maddeye göre vergi uyuşmazlıklarında süre; tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin, tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Adresi belli olmayanlara ilan yoluyla bildirim yapılmışsa süre, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar.

Stopaj tarhiyatı bakımından üç ayrı başlangıç söz konusudur. İnceleme raporuna dayanılarak ihbarnameyle yapılan tarhiyatta süre, ihbarnamenin tebliğini izleyen günden işler. Sorumlunun ihtirazi kayıtla verdiği muhtasar beyannamede süre, tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihe göre hesaplanır. Kendisinden kesinti yapılan istihkak sahibinin açacağı davada ise süre, ödemenin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Vergi ziyaı cezası tarhiyatla birlikte kesilmişse ceza da aynı davada dava konusu edilir.

Stopaj Tarhiyatı Davası İçin Kontrol Listesi

Stopaj tarhiyatı tebliğ edildiğinde ya da kesintiye itiraz edilmek istendiğinde şu hususların tespiti yararlı olur:

  • Tarhiyat kimin adına yapılmıştır; ödemeyi yapan sorumlu adına mı?
  • İhbarnamenin tebliğ tarihi ve otuz günlük sürenin son günü hangisidir?
  • Tarhiyat hangi ödemeye dayanmaktadır; ödeme gerçekten yapılmış mıdır?
  • Kar dağıtımı iddiasında idarenin dağıtıma ilişkin somut bir tespiti var mıdır?
  • Ortaklar kimlerdir; aralarında tam mükellef kurum var mıdır?
  • Aynı inceleme raporuna dayanan kurumlar vergisi ve katma değer vergisi tarhiyatları için de dava açılacak mıdır; her ihbarnamenin tebliğ tarihi nedir?
  • Tespit edilen kazanç şirket bünyesinde midir; geçmiş yıllar karları ya da sermaye hesaplarına ilişkin yevmiye kayıtları mevcut mudur?
  • Kesintiye tabi olmadığı düşünülen ödeme için muhtasar beyanname ihtirazi kayıtla verilmiş midir; tahakkuk fişi hangi tarihte düzenlenmiştir?
  • Dava istihkak sahibi tarafından açılacaksa ödeme hangi tarihte yapılmıştır?

Sık Sorulan Sorular

Stopaj tarhiyatına karşı davayı kim açar?

Tarhiyat, vergiyi kesip ödemekle yükümlü olan sorumlu adına yapıldığından davayı sorumlu açar. Vergi Usul Kanunu’na göre mükellef tabiri vergi sorumlularını da kapsar ve mükellefler tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilir.

Stopaj tarhiyatında dava açma süresi ne kadardır?

Otuz gündür. İhbarnameyle yapılan tarhiyatta süre tebliği izleyen günden, ihtirazi kayıtla verilen muhtasar beyannamede tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihten, istihkak sahibinin açacağı davada ise ödemenin yapıldığı tarihi izleyen günden işler.

Kayıt dışı hasılat tespit edilirse stopaj tarhiyatı kendiliğinden hukuka uygun olur mu?

Hayır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kayıt dışı kazancı ortaklara dağıtımın karinesi saymakla birlikte, kazancın kurum bünyesinde bulunduğu ya da sermayeye eklendiği ispatlanarak bu karinenin çürütülebileceğini kabul etmiştir.

Kesintiye tabi olmadığını düşündüğüm ödeme için ne yapabilirim?

Vergiyi kesip muhtasar beyannameyi ihtirazi kayıtla verebilir ve tahakkuka karşı dava açabilirsiniz. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, vergi sorumlusunun ihtirazi kayıtla beyan ettiği vergiye karşı dava açabileceğini kabul etmiştir.

Gelirinden stopaj kesilen kişi dava açabilir mi?

Vergi Usul Kanunu, tevkif yoluyla alınan vergilerde dava açılabilmesini ödemenin yapılmış ve verginin kesilmiş olması şartına bağlar. Bu davada otuz günlük süre, ödemenin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Sonuç

Stopaj tarhiyatı davasında ilk adım, davayı doğru kişinin doğru sürede açmasıdır: sorumlu, adına yapılan tarhiyata ihbarnamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde; ihtirazi kayıtla beyan ettiği vergiye ise tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihten itibaren otuz gün içinde dava açmalıdır. Kar dağıtımına dayanan tarhiyatlarda sonucu, kazancın ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığı belirler; Kurul kararına göre, kazancın şirket bünyesinde kaldığının defter kayıtlarıyla doğrulanması halinde tevkifat yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden söz edilemez. İnceleme tutanağı aşamasından itibaren savunmanın bu yönde kurulması ve dava sürecinin bir vergi avukatı ile birlikte yürütülmesi yerinde olur.

Aras Hukuk Bürosu - stopaj tarhiyatı

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button