İçerik Başlıkları
Danıştay 3. Dairesi 17.12.2025 tarihli kararıyla; ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydı VUK 160/A uyarınca terkin edildiği için takip edilen mükellefler listesine alınan kişinin bu işleme karşı iptal davası açabileceğini kabul etmiştir.
Karar Özeti: Takip Edilen Mükellef Listesi
Dava Konusu Olay
Davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesi uyarınca re’sen terkin edilmiştir. Bu nedenle davacı da aynı maddeye göre takip edilen mükellefler listesine alınmış ve bu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
Danıştay 3. Dairesinin E:2025/4507, K:2025/5670 sayılı kararındaki değerlendirmesi şöyledir:
- İptal davasına konu olabilecek işlemler, idarenin tek yanlı irade açıklamasıyla ilgililerin hukuksal durumunda değişiklik yaratan kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerdir. Daireye göre “bir işlemin iptal davasına konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığının tespiti, işlemin içeriğine bakılarak yargı yerlerince belirlenecektir”.
- Takip edilen mükellefler listesine alınma işlemi, kişiyi “belge basma, hesap açma, havale, eft, kredi kullanma gibi çeşitli ticari faaliyetine yönelik işlemlerde faaliyetini kısıtlayacak tarzda ek külfetlere muhatap bırakabileceği” gibi, katma değer vergisi indirim ve iade talepleri bakımından ticari ilişkide bulunduğu mükellefler nezdinde ön yargı oluşturacak sonuçlar da doğurabilir.
- Daire, “sözü edilen durumların ise başta mülkiyet hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerine müdahale oluşturduğu” tespitine yer vermiştir.
- Bu nedenle “ortada idari davaya konu olabilecek icrai, kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu” sonucuna varılmıştır.
Karar künyesi: Danıştay 3. Daire, E:2025/4507, K:2025/5670, 17.12.2025. Kaynak: Resmi karar metni bağlantısı (tıklayınız).
📌 Sonuç: Danıştay 3. Dairesi, VUK 160/A uyarınca takip edilen mükellefler listesine alınma işleminin kişinin ticari faaliyetlerine ek külfet getirebileceği ve temel haklarına müdahale oluşturduğu için iptal davasına konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğunu kabul etmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
VUK 160/A ve Takip Edilen Mükellef Listesi: Kanun Hükmü (26.10.2026)
Karar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesine dayanılarak yapılan bir listeleme işlemine ilişkindir. Terkin edilen şirketlerle ilişkili kişiler bakımından maddenin üçüncü fıkrası şu kuralı koymaktadır: “Bu madde kapsamında mükellefiyeti terkin edilenler ve 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde bunlarla ilişkili olan kişilerin işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde, bu kişiler hakkında mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyet kaydı bu madde kapsamında terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödenmiş ve ikinci fıkrada belirtilen şekilde teminat verilmiş olması şarttır.” Madde 2019 yılında 7194 sayılı Kanunla eklenmiş olup 26.10.2026 itibarıyla yürürlüktedir. Kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.
Kararın kapsamı, listeye alınma işleminin iptal davasına konu edilip edilemeyeceğidir. Listeye alınmanın somut olayda hukuka uygun olup olmadığı bu kararın konusu değildir; dava açıldığında bu husus ayrıca incelenir.
Konuyla ilgili diğer yazı: VUK 160/A: Mükellefiyet Kaydının Terkini ve Hukuki Sonuçları.
Kararın Tam Metni
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/4507
Karar No : 2025/5670
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …
İstemin Konusu
…Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama Süreci
Dava konusu istem: Davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesine istinaden re’sen terkin olduğundan bahisle sözü edilen maddeye göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına dair tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının 213 sayılı Kanun’un 160/A maddesi kapsamında takip edilen mükellefler listesine dahil edilmesi yönünde işlem tesis edilmiş ise de gerek davalı idarenin gerek bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamların mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan yasal düzenleme bulunmadığı gibi Anayasada buna izin veren bir hükmün de yer almadığı, bu şekilde kanuni dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırmanın vergi barışını bozucu etkiye sebep olacağı ve Anayasada güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının 213 sayılı Kanun’un 160/A maddesine göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına ilişkin dava konusu işlemin, idarenin hazırlık mahiyetinde iç işlemi olduğu, ortada davacının hukuki durumunu etkileyen idari davaya konu edilebilir nitelikte icrai bir işlem bulunmadığından davanın esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kaldırıldıktan sonra dava incelenmeksizin reddedilmiştir.
Temyiz Edenin İddiaları
Dava konusu işlemin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, mükelleflerin bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiç bir yasal düzenleme bulunmadığı, öte yandan, işleme dayanak oluşturan ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesine istinaden re’sen terkin edilmesine dair işlemlerin mahkemelerce iptal edildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
Karşı Tarafın Savunması
Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkimi
Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Türk Milleti Adına
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İnceleme Ve Gerekçe
Maddi Olay
Davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesine istinaden re’sen terkin olduğundan bahisle sözü edilen maddeye göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına dair tesis edilen işlemin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
İlgili Mevzuat
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dava konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, sözü edilen nitelikte bir işlemin bulunmaması durumunda davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesinde, mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerin vergi incelemesine sevk edileceği ve bunlar nezdinde yoklama yapılacağı, yoklamayı müteakip, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde vergi dairesinin mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ilişkin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdarın onayı ile mükellefiyet kaydının terkin edileceği ve bu durumun mükellefe tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır.
Hukuki Değerlendirme
İptal davasına konu yapılabilecek işlemler idarenin tek yanlı irade açıklamasıyla ilgililerin hukuksal durumunda değişiklik yaratan kesin ve yürütülmesi gereken işlemler olup vergi idarelerinin, idari işlevleriyle ilgili olarak vergi hukuku alanında tesis ettikleri, uygulanabilir nitelikte, ilgililerin menfaatini doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan irade açıklamaları, doğurduğu hukuki sonuçlar dikkate alındığında, belirtilen türden işlemlerdendir.
Bir idari işlemin icrai nitelik taşıması ve bu bağlamda iptal davasına konu olabilmesi için ilgilisinin hukuksal durumuna etki etmesi, ilgilisine yeni hukuki durum veya durumlar yaratması daha açık bir ifadeyle ilgilisinin mevcut hukuki durumunu değiştirmesi yahut ortadan kaldırması gerekmektedir. Bununla birlikte, bir işlemin iptal davasına konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığının tespiti, işlemin içeriğine bakılarak yargı yerlerince belirlenecektir.
Vergi idarelerinin vergi kayıp ve kaçağını önlemek amacıyla vergi hukuku alanında tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte, ilgililerin menfaatini doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan irade açıklamaları 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesi kapsamında davaya konu edilebilirler.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesine göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına dair tesis edilen işlem, davacıyı, vergi idaresi nezdinde gerçekleştireceği işlemler ile belge basma, hesap açma, havale, eft, kredi kullanma gibi çeşitli ticari faaliyetine yönelik işlemlerde faaliyetini kısıtlayacak tarzda ek külfetlere muhatap bırakabileceği gibi katma değer vergisi indirim ve iade talepleri bakımından ticari ilişkide bulunduğu mükellefler nezdinde ön yargı oluşturacak mahiyette sonuçlar doğurabileceği, sözü edilen durumların ise başta mülkiyet hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerine müdahale oluşturduğu dikkate alındığında, ortada idari davaya konu olabilecek icrai, kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu sonucuna varıldığından aksi yöndeki gerekçeyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Karar Sonucu
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 17/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.









