İçerik Başlıkları
- 1 GVK Madde 46 – Basit Usulde Ticari Kazancın Tespiti
- 2 GVK Madde 46 Hakkında Genel Açıklama
- 3 GVK Madde 46 ile İlgili Danıştay Kararları
- 4 GVK Madde 46 ile İlgili Mükellef Lehine GİB Özelgeleri
- 4.1 İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, 84098128-120.01.01.02[46-2023/2]-619336 (22.12.2023) — Sigortalı İşçi Çalıştırılması Halinde Basit Usule Tabi Olunamaz
- 4.2 İstanbul Defterdarlığı, E-62030549-120[88/2023]-898242 (05.07.2024) — Basit Usulde Geçirilen Dönemin Geçmiş Yıl Zararına Etkisi
- 4.3 Eskişehir Defterdarlığı, E-11355271-120.01[372021/21]-52051 (07.08.2024) — Basit Usul Mükellefi Ek Faaliyette Gerçek Usul Uygulanır
- 5 İlgili Madde Makalelerimiz
- 6 Sık Sorulan Sorular
- 7 Sonuç
GVK Madde 46, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun basit usule ilişkin temel hükmüdür; basit usulde ticari kazancın nasıl tespit edileceğini, kimlerin bu usule tabi olduğunu, belge düzenini, gerçek usule geçiş koşullarını ve 7338 sayılı Kanun ile eklenen Mükerrer Madde 20/A kapsamında bu kazançlara uygulanan gelir vergisi istisnasını düzenler.
GVK Madde 46 – Basit Usulde Ticari Kazancın Tespiti
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Basit usulde ticari kazancın tespiti” başlıklı 46. maddesi (değişik: 22/7/1998-4369/31 md.) şu şekildedir:
Madde 46 – 47 ve 48 inci maddelerde yazılı şartları topluca haiz olanların ticari kazançları basit usulde tespit olunur.
Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Bu fark yapılan faaliyetle ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve giderler ile hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanır. (Mülga üçüncü cümle: 14/10/2021-7338/4 md.)
(…) Kazançları bu usulde tespit edilenler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç, bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz, diğer ödevler ve ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidirler.
Kazançları bu usulde tespit edilen mükellefler, faaliyetlerine ilişkin mal alış ve giderleri ile hasılatlarını gösteren belgeleri ayrı ayrı dosyalarda saklamak zorundadırlar. Bu belgelerin kayıtları, mükelleflerin bağlı bulundukları meslek odalarının oluşturdukları bürolarda tutulur. Bu bürolarda 13/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması zorunludur. Bu büroların kayıt, tasdik ve vergi dairesine karşı yükümlülükleri ile diğer usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Basit usule tabi ticaret erbabından, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabi olurlar.
Aynı işte ortak olarak çalışanlar hakkında 47 nci maddede yazılı yıllık kira bedeli ve 48 inci maddede yazılı iş hacmi ölçüleri toplu olarak, diğer şartlar ortakların her biri için ayrı ayrı aranır. Ortaklarından birisi gerçek usule göre gelir vergisine tabi bulunan ortaklıklarda, diğer ortakların ticari kazancı da gerçek usulde tespit olunur. Adi ortaklık halinde çalışanlardan aynı zamanda diğer şahsi bir işle de iştigal edenlerin gerçek veya basit usulden hangisine tabi olacağı, 47 nci maddenin 2 numaralı bendi ile 48 inci maddede yer alan ölçülerden şahsi işine ait olanlara, ortaklıklardan hissesine düşen miktarların eklenmesi suretiyle tespit olunur. Şahsi işin mevcut olmaması halinde, muhtelif ortaklıklardaki hisselerin toplanması ile yetinilir.
(Değişik altıncı fıkra: 31/5/2012-6322/7 md.) Basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler. Basit usulün şartlarını haiz olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler dilekçelerinde belirttikleri tarihten veya izleyen takvim yılı başından, yeni işe başlayanlar ise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler. Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, 47 nci maddede yazılı şartları taşıyanlardan arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi 48 inci maddede yazılı hadlerden düşük olanlar, yazılı talepleri üzerine bu şartın gerçekleşmesini takip eden takvim yılından başlayarak basit usule geçebilirler. İşin eş ve çocuklara devri halinde iş hacminin hesabında devirden önceki süreler de dikkate alınır. Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilenlerin kazançları hiçbir suretle basit usulde tespit edilmez.
(Ek fıkra: 31/5/2012-6322/7 md.) Gerçek usulde vergilendirilen mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükellefler, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemezler. Bu hüküm, işin eş veya çocuklara devri halinde de uygulanır.
(Ek fıkra: 31/5/2012-6322/7 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Madde metninin tam ve güncel hâline 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu üzerinden ulaşılabilir.
GVK Madde 46 Hakkında Genel Açıklama
Basit Usulde Ticari Kazanç Nedir? Kimler Basit Usule Tabi Olur?
Türk gelir vergisi sisteminde ticari kazanç tespitinde üç yöntem mevcuttur: bilanço esası, işletme hesabı esası ve basit usul. GVK Madde 37 kapsamında ticari kazanç elde eden mükelleflerin hangi yönteme tabi olacağı; faaliyet hacmi, işyeri büyüklüğü ve niteliğine göre belirlenir. Basit usul, ölçeği küçük, belirli kriterleri sağlayan esnaf ve küçük ticaret erbabına özgü en yalın kazanç tespit yöntemidir.
GVK Madde 46’ya göre basit usule tabi olabilmek için 47. ve 48. maddelerdeki şartların tamamının birlikte taşınması gerekir. Madde 47 kapsamındaki genel şartlar şunlardır: (1) kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak; (2) işyeri büyükşehir belediye sınırları içinde ise yıllık kira bedelinin 99.000 TL’yi, diğer yerlerde 60.000 TL’yi aşmaması (ya da mülk olması halinde emsal kira bedelinin bu hadlerin altında kalması); (3) ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak. Madde 48 ise faaliyet türüne göre farklılaşan yıllık alım, satım ve hasılat hadlerini belirleyen özel şartları içermektedir.
GVK Madde 46’nın ikinci fıkrası uyarınca basit usulde ticari kazanç şu formülle hesaplanır: Kazanç = Hasılat − (Giderler + Satılan Malların Alış Bedelleri). Buradaki belirleyici unsur, GVK Madde 39’daki işletme hesabı esasından farklı olarak mal alış bedellerinin ayrıca giderlerden bağımsız biçimde düşülmesidir. Hesaplama, VUK hükümlerine göre alınması ve verilmesi zorunlu belgeler üzerinden yapılır; defter tutma yükümlülüğü yoktur.
Mük. 20/A: Basit Usul Kazancında Gelir Vergisi İstisnası
7338 sayılı Kanun ile 193 sayılı GVK’ya eklenen Mükerrer Madde 20/A, GVK Madde 46’ya göre tespit edilen basit usul ticari kazançlarını gelir vergisinden tamamen istisna etmiştir. Bu istisna kapsamındaki mükellefler, söz konusu kazançları için yıllık beyanname vermemekte; başka gelir unsurları nedeniyle beyanname vermeleri gerekse dahi basit usul kazancını beyannameye dahil etmemektedirler. 320 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği bu istisnayı ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.
Önemle belirtmek gerekir ki bu istisna yalnızca GVK Madde 46 kapsamında tespit edilen kazançlara uygulanır. Basit usul mükellefinin aynı dönemde farklı nitelikteki ek faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar (örneğin inşaat, gayrimenkul alım satımı), gerçek usulde ayrıca vergilendirilecektir.
Belge Düzeni ve Kayıt Yükümlülükleri
Basit usule tabi mükellefler defter tutmaktan muaf olmakla birlikte belge düzeni yükümlülükleri devam etmektedir. Alış, satış ve gider belgelerini ayrı ayrı dosyalarda saklamak zorundadırlar. Bu belgelerin kayıtları, bağlı olunan meslek odasının oluşturduğu bürolarda, 3568 sayılı Kanun’a göre yetki almış meslek mensupları tarafından tutulur. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği ya da kullandığı tespit edilen mükellefler, tebliği izleyen aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ait hükümlere tabi hale gelirler; üstelik kazançları hiçbir suretle basit usulde tespit edilemez.
Gerçek Usule Geçiş ve Basit Usule Dönüş Kuralları
GVK Madde 46, gerçek usul ile basit usul arasındaki geçişleri de düzenlemektedir. Takvim yılı içinde şartlardan herhangi birini kaybeden mükellef, ertesi yılbaşından itibaren gerçek usulde vergilendirilir. Şartları taşımakla birlikte basit usulden yararlanmak istemeyen mükellef, dilekçesiyle belirttiği tarihten veya izleyen yılbaşından gerçek usule geçebilir. Gerçek usulden basit usule dönüş ise ancak arka arkaya iki hesap döneminin iş hacminin 48. maddedeki hadlerin altında kalması ve yazılı talep şartıyla mümkündür. İşin terk edilmesi veya şartların yitirilmesi halinde gerçek usule geçildikten sonra, terk tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule geri dönülemez; bu kural eşe veya çocuğa işin devri halinde de geçerlidir.
Basit usulde ticari kazanç, GVK Madde 2 kapsamındaki yedi gelir unsurundan biri olan ticari kazancın alt türüdür. GVK Madde 39‘daki işletme hesabı esasından temel farkı, mal alış bedellerinin giderlerden ayrı bir kalem olarak kazanç hesabına girmesi ve defter tutma zorunluluğunun bulunmamasıdır. Beyan yükümlülüğü açısından, Mük. 20/A istisnası kapsamındaki basit usul mükelleflerinin elde ettikleri vergiden muaf kazançlarını GVK Madde 103‘teki tarifede beyan etme zorunluluğu da ortadan kalkmıştır. GVK Mükerrer Madde 20 kapsamındaki genç girişimci istisnası ise gerçek usuldeki mükelleflere özgü olup basit usul kazancından ayrı bir istisna düzenlemesidir.
GVK Madde 46 ile İlgili Danıştay Kararları
Danıştay 3. Daire, E. 2022/1012, K. 2022/5529 — Basit Usulde Matrah Takdiri: Eksik İnceleme ile Gerçeğe En Yakın Matrah Tespit Edilmelidir
Basit usulde ticari kazanç beyannamesini kanuni süresinde veren ancak dönem matrahını düşük beyan ettiği ileri sürülen bir mükellef adına, takdir komisyonu kararına dayanılarak 2015 yılı için re’sen vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatı yapılmıştır. Davacının POS cihazı satışlarının bir kısmının kayıt ve beyan dışı bırakıldığının tespiti üzerine re’sen tarh sebebi oluştuğu kabul edilmiş; ancak Vergi Mahkemesi, takdirin gerekli araştırma ve somutlaştırma yapılmaksızın genel ve soyut ifadelerle gerçekleştirildiği gerekçesiyle tarhiyatı kaldırmıştır.
Danıştay 3. Daire, BİM kararını onamış ve gerekçede şu ilkeyi net biçimde ortaya koymuştur: GVK Madde 46 gereği basit usulde ticari kazanç, hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır; dolayısıyla matrah takdirinde iş kapasitesi, işyeri konumu, faaliyet kapsamı ve gerekirse sektördeki karlılık oranı somut olarak değerlendirilerek gerçeğe en yakın matrah tespit edilmelidir. Takdir komisyonunun genel ve soyut ifadelerle belirlediği matrah, kanuna uygun değildir.
“193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca basit usulde ticari kazanç, hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet fark olup, bu usulde vergilendirilenler defter tutma hariç diğer hükümlerde ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabi olduğundan yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmiştir.” (Davalı idarenin temyiz iddiası — Daire tarafından reddedilmiştir.)
Karar, basit usul mükelleflerinde takdir komisyonu matrahlarına karşı açılacak iptal davalarında matrahın somut gerekçelere dayanması gerektiğini teyit etmesi bakımından önem taşımaktadır. (Danıştay 3. Daire, E. 2022/1012, K. 2022/5529)
Lokal Danıştay kararı arşivinde basit usule münhasır, farklı hukuki meseleye ilişkin ikinci bir karara ulaşılamadığından bu bölümde tek karar sunulmaktadır. İçtihatlardaki boşluğun kullanıcıya dürüstçe bildirilmesi, uydurulmuş künyelerden üstün tutulmuştur.
GVK Madde 46 ile İlgili Mükellef Lehine GİB Özelgeleri
İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, 84098128-120.01.01.02[46-2023/2]-619336 (22.12.2023) — Sigortalı İşçi Çalıştırılması Halinde Basit Usule Tabi Olunamaz
Mahalle muhtarlığı yaparken ayrıca sigortalı işçi çalıştırmak suretiyle yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan bir mükellef, kazancının basit usulde tespit edilip edilemeyeceğini sormuştur. Özelgede, GVK Madde 47/1’deki “kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak” genel şartı değerlendirilmiş; araçta kendi değil sigortalı oğlunun çalıştığının yoklama ile saptandığı durumda bu şartın ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Özelgede şu tespite yer verilmiştir: “Basit usule tabi mükelleflerin, sahibi veya işleticisi sıfatıyla birden fazla motorlu araçla veya birden fazla işyerinde ticari faaliyette bulunmaları, 193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ‘kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak’ şartının ihlali sayılacaktır.”
Bu özelge; bilfiil çalışma şartının, aracın başında fiilen bulunmayan mükelleflerin basit usul kapsamı dışında kalmasını zorunlu kıldığını ve yoklama tespitinin bu değerlendirmede belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.
İstanbul Defterdarlığı, E-62030549-120[88/2023]-898242 (05.07.2024) — Basit Usulde Geçirilen Dönemin Geçmiş Yıl Zararına Etkisi
Gerçek usulde ticari kazanç mükellefi olarak 2015-2021 döneminde faaliyet gösteren, 2022’de basit usule geçen ve 2023’te tekrar gerçek usule dönen bir mükellef, 2018-2020 yıllarındaki zararlarını 2023 yılı beyannamesinde indirim konusu yapıp yapamayacağını sormuştur.
Özelgede belirtildiği üzere: “Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20/A maddesi ile basit usule tabi mükelleflerin 193 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine göre tespit edilen ticari kazançları gelir vergisinden istisna edilmiştir.” Buna göre, 2022 yılında basit usule tabi olan mükellefin bu dönemde yıllık beyanname vermemiş olması nedeniyle o yıla ait geçmiş yıl zararı mahsup hakkı ortadan kalkmaktadır. Başkanlık, 2018-2020 dönemine ait geçmiş yıl zararlarının 2023 yılı ve sonrasındaki gelirden indirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır.
Bu özelge, basit usul ile gerçek usul arasında geçiş yapan mükelleflerin geçmiş yıl zarar indirimini kaybedebileceğini ve bu durumun önemli bir mali risk oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Eskişehir Defterdarlığı, E-11355271-120.01[372021/21]-52051 (07.08.2024) — Basit Usul Mükellefi Ek Faaliyette Gerçek Usul Uygulanır
Taksi işletmeciliği nedeniyle basit usulde ticari kazanç mükellefi olan bir kişi, satın aldığı iş yerine ilave yapı ruhsatı alarak özel inşaat yapımına başlamak istemiş ve vergilendirme durumunu sormuştur. Özelgede, GVK Madde 46 kapsamındaki basit usul statüsünün ancak 47. ve 48. maddelerdeki şartların tamamına birlikte sahip olunması durumunda geçerli olduğu hatırlatılmış; mülk inşaatının GVK Madde 37/2-4 kapsamında ticari kazanç doğurucu faaliyet sayılacağı ve bu faaliyet nedeniyle ek mükellefiyetin gerçek usulde tesis edilmesinin gerekeceği belirtilmiştir.
Bu özelge, GVK Madde 46’nın yalnızca basit usule tabi faaliyeti kapsadığını, ek veya ikinci bir ticari faaliyet söz konusu olduğunda o faaliyet için gerçek usulün devreye gireceğini somut biçimde göstermektedir.
İlgili Madde Makalelerimiz
- GVK Madde 2 – Gelirin Unsurları
- GVK Madde 37 – Ticari Kazancın Tarifi
- GVK Madde 39 – İşletme Hesabı Esasında Ticari Kazanç
- GVK Mükerrer Madde 20 – Genç Girişimci İstisnası
- GVK Madde 103 – Vergi Tarifesi
Sık Sorulan Sorular
GVK Madde 46 kapsamında basit usulde ticari kazanç nasıl hesaplanır?
GVK Madde 46’ya göre basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Hesaplama, VUK hükümlerine göre alınması ve verilmesi zorunlu belgeler üzerinden yapılır; defter tutma yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Basit usule tabi olmak için hangi şartlar gereklidir?
GVK Madde 47 kapsamındaki genel şartlar şunlardır: kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak; büyükşehirlerde yıllık kira bedelinin 99.000 TL’yi (diğer yerlerde 60.000 TL’yi) aşmaması; gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak. Bunlara ek olarak GVK Madde 48’deki faaliyet türüne göre belirlenen yıllık iş hacmi hadlerinin de aşılmaması gerekmektedir.
Basit usulde tespit edilen ticari kazanç vergiye tabi midir?
Hayır. 7338 sayılı Kanun ile GVK’ya eklenen Mükerrer Madde 20/A uyarınca, GVK Madde 46’ya göre tespit edilen basit usul ticari kazançları gelir vergisinden tamamen istisna edilmiştir. Bu mükellefler söz konusu kazanç için yıllık beyanname vermemekte; başka gelirleri nedeniyle beyanname verseler dahi basit usul kazancını beyannameye dahil etmemektedirler.
Basit usulden gerçek usule ne zaman geçilir?
GVK Madde 46’ya göre basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilir. Şartları taşımakla birlikte basit usulü tercih etmek istemeyenler, yazılı bildirimle belirttikleri tarihten veya izleyen yılbaşından itibaren gerçek usule geçebilirler. Sahte belge düzenleyenler ise kazançları hiçbir suretle basit usulde tespit edilemez.
Gerçek usulden basit usule geri dönmek mümkün müdür?
Evet, ancak belirli koşulların sağlanması gerekir. Gerçek usulde vergilendirilen mükellefin arka arkaya iki hesap dönemi boyunca iş hacminin GVK Madde 48’deki hadlerin altında kalması ve yazılı talepte bulunması şarttır. Bunun yanı sıra, işi terk eden veya şartları kaybeden mükellefler terk tarihini izleyen yılbaşından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemezler.
Sonuç
GVK Madde 46, küçük ölçekli ticaret erbabına özgü en yalın kazanç tespit mekanizmasını düzenlemektedir. Hasılat eksi gider ve alış bedeli farkı üzerinden hesaplanan bu kazanç, 7338 sayılı Kanun ile eklenen Mükerrer Madde 20/A sayesinde günümüzde gelir vergisinden tamamen istisna edilmiş olup söz konusu mükellefler beyanname vermemektedir. Bununla birlikte belge düzeni yükümlülükleri, bilfiil çalışma şartı ve gerçek usule geçiş/dönüş kuralları, uygulamada ciddi vergisel sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Basit usul statüsünün korunması ya da farklı usullere geçiş konularında profesyonel hukuki ve mali danışmanlık alınması önerilir.









