İçerik Başlıkları
Gayrimenkul satışından doğan değer artış kazancı tarhiyatlarında matrahın hangi delillere dayanılarak belirlendiği belirleyici öneme sahiptir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında matrah, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini yansıtmalıdır. Danıştay 3. Dairesi, matrahı mükellefin imzası dahi bulunmayan bir ön satış sözleşmesine dayandıran tarhiyatı çelişki ve eksik inceleme sayarak iptal etmiştir.
İmzasız Sözleşmeye Dayalı Değer Artış Kazancı Uyuşmazlığı
Davacının gayrimenkul alım satımından elde ettiği değer artış kazancını beyan etmediği gerekçesiyle, takdir komisyonu kararına dayanılarak re’sen cezalı gelir vergisi salınmıştır. Tarhiyatın matrahı, davacının imzasının dahi bulunmadığı bir ön satış sözleşmesindeki döviz bedeli esas alınarak belirlenmiştir. Vergi Mahkemesi tarhiyatı kaldırmış, Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı onamıştır.
Değer Artış Kazancı Matrahına İlişkin Mahkeme Gerekçeleri
- Takdir komisyonu, satış değerini davacının imzasının bulunmadığı bir ön satış sözleşmesine (harici doneye) dayanarak saptamıştır.
- Buna karşılık taşınmazın alımı aşamasında tapu harç matrahı esas alınmıştır.
- Alımda resmî kayda, satışta imzasız bir belgeye başvurulması; vergiyi doğuran olayın ve buna ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetine ulaşma açısından çelişki oluşturur.
- Bu çelişki ve eksik inceleme nedeniyle takdir edilen matraha dayalı tarhiyat hukuka aykırıdır.
📌 Değer Artış Kazancında Temel Hukuki İlke
Değer artış kazancı matrahı, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini yansıtan tutarlı verilerle belirlenmelidir. Alım ile satış için farklı nitelikte kaynaklara (birinde resmî kayıt, diğerinde mükellefin imzası dahi bulunmayan harici belge) başvurulması idarenin kendi içinde çelişki oluşturur ve eksik incelemedir; bu temelde yapılan tarhiyat hukuka aykırıdır. (Karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, kararın tam metninde yer almaktadır.)
Karar Künyesi
Mahkeme: Danıştay 3. Daire Başkanlığı
Esas No: 2020/2295
Karar No: 2023/1274
Karar Tarihi: 06.04.2023
Oy Durumu: Oyçokluğu
Kararın Tam Metni
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2020/2295 E. , 2023/1274 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2295
Karar No : 2023/1274
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin …Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: : Davacının, gayrimenkul alım satımından elde ettiği değer artış kazancını beyan etmediğinden bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2013 yılı için re’sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kayıtlarına göre 12/05/2011 tarihinde 320.000 TL’ye alınıp 04/09/2013 tarihinde 400.000 TL’ye satıldığı, taşınmazın alınması için kullanılan banka kredisi nedeniyle düzenlenen 12/04/2011 tarihli taşınmaz değerleme raporunda ise söz konusu taşınmazın değerinin 1.400.000 TL olarak belirlendiği, takdir komisyonunca, davacının imzasının bulunmadığı 13/07/2013 tarihli ön satış sözleşmesinde kararlaştırılan 775.000 USD üzerinden cari kur dikkate alınmak suretiyle saptanan 1.528.162 TL’den, alımda ödenen endekslenmiş maliyet bedeli ile uyuşmazlık yılına ilişkin istisna tutarının düşülmesi suretiyle değer artış kazancı tespit edilmiş ise de taşınmazın alımı aşamasında tapu harç matrahının esas alınıp satış aşamasında harici donelere başvurulması vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetine ulaşma anlamında çelişki oluşturduğundan eksik inceleme sonucu takdir edilen matrah üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu cezalı vergi kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Olayda vergilendirilecek bir kazanç bulunmadığı, eksik incelemeye dayalı olarak yapılan tarhiyatın hukuka uygun düşmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ…’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 06/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükellef ve vergi sorumlusu başlıklı 8. maddesinin üçüncü fıkrasında, vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı kuralına yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. Maddesinin 1. fıkrasının 6. bendinde; iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız iktisap edilenler hariç) 70. maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (4), ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artışı kazancı olduğu kurala bağlanmış, 70. maddenin 1. fıkrasının 1. bendinde yazılı mallar içinde, arazi ve bina sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinin 1. bendi ile de Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinin, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları düzenlenerek, idari yargılama hukukunda re’sen araştırma ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke uyarınca idari yargı yerleri; uyuşmazlık konusu olayın hukuki çözüme kavuşturulması açısından her türlü inceleme ve araştırmayı yapma, iddia ve savunmalarda ortaya konan maddi durumun gerçeğe uygun olup olmadığını araştırma yetkisine sahiptir.
Sözü edilen yasal düzenlemelerden, uyuşmazlık konusu taşınmazın hatıra bina’en alınıp satıldığı yolundaki davacı iddiasına itibar edilemeyeceği gibi değer artış kazancına ilişkin vergilendirme koşullarının oluştuğu sonucuna varılan olayda tapu ve banka kayıtları ile taşınmaz satışına ilişkin sözleşme gibi yeterli veri bulunduğundan bu kapsamda tarh matrahının hukuka uygunluğu yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.









