0312 911 83 10
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Otomatik Bilgi Değişimi: Türkiye Hangi Bilgileri Paylaşıyor?

Otomatik Bilgi Değişimi: Türkiye Hangi Bilgileri Paylaşıyor?

Özetle: Türkiye, otomatik bilgi değişimi kapsamında yurt dışı mukimlerinin Türkiye’deki finansal hesaplarına ait kimlik bilgilerini, hesap numarasını, yıl sonu bakiyesini ve hesaba ödenen faiz, temettü ile finansal varlık satış gelirlerinin brüt tutarını her yıl Eylül ayı sonuna kadar ilgili ülkeye gönderir; karşılığında Türkiye mukimlerinin yurt dışındaki aynı nitelikteki hesap bilgilerini alır. Gayrimenkul ve taşıt bilgileri ile hesap hareketlerinin detayı bu otomatik bilgi değişiminin dışındadır. Otomatik bilgi değişimi yalnızca vergi amaçlıdır ve dilekçe, vekâletname ya da dava yoluyla engellenemez.

Türkiye hangi bilgi değişimi anlaşmalarına taraf?

Türkiye’nin otomatik bilgi değişimi dahil vergi konularında bilgi paylaştığı hukuki zemin tek bir metinden değil, birbirini tamamlayan dört katmandan oluşur. Her katman farklı bir bilgi türünü, farklı bir muhatabı ve farklı bir takvimi kapsar.

Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi çatı sözleşmedir. 3/11/2011 tarihinde imzalanmış, 3/5/2017 tarihli ve 7018 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve 1/7/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bilgi değişiminin yanı sıra eşzamanlı vergi incelemeleri ve tahsilatta yardımlaşma gibi araçları da içerir.

Finansal Hesap Bilgilerinin Otomatik Değişimine İlişkin Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması bu sözleşmenin uygulama anlaşmasıdır ve finansal hesapların yıllık, talep gerekmeksizin paylaşılmasını sağlar. Türkiye anlaşmayı 21.04.2017 tarihinde imzalamış; anlaşma, 1965 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanarak 31.12.2019 tarihli ve 30995 sayılı 5. mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

FATCA Anlaşması ABD ile yürütülen ikili düzenlemedir. “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Genişletilmiş Bilgi Değişimi Yoluyla Uluslararası Vergi Uyumunun Artırılması Anlaşması” 29 Temmuz 2015 tarihinde Ankara’da imzalanmış, 6677 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunarak 16.03.2016 tarihli ve 29655 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; yürürlük tarihi 6032 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 14 Haziran 2021 olarak tespit edilmiştir.

Ülke bazlı raporların değişimi çok uluslu işletme gruplarına özgü ayrı bir kanaldır. Türkiye ile ABD arasında 17 Kasım 2021 tarihinde Ankara’da imzalanan anlaşmanın yürürlük tarihi, 1 Ocak 2019 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerine uygulanmak üzere 6033 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 24 Kasım 2021 olarak belirlenmiştir.

Bu anlaşmaların iç hukuktaki bilgi toplama dayanağı Vergi Usul Kanununun 152/A maddesidir. Madde, “Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş uluslararası anlaşmalarda yer alan bilgi değişimi hükümleri çerçevesinde, Maliye Bakanlığınca tespit edilecek usullere göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirlenen şümulle sınırlı olmaksızın bilgi toplayabilir” hükmünü taşır. Madde yetkiyi iki sınıra birlikte bağlar: bilgi toplama ancak usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş bir uluslararası anlaşmanın bilgi değişimi hükümleri çerçevesinde mümkündür ve Maliye Bakanlığınca tespit edilecek usullere tabidir. Yetki, bu iki sınır içinde, Kanunun 1 inci maddesinde belirlenen şümulle sınırlı olmaksızın kullanılır. Kanunun güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Bu dört katmanın tamamı tek bir ön soruya bağlıdır: kişi veya kurum hangi ülkenin mukimi sayılmaktadır? Bildirimin hangi ülkeye yapılacağı, hangi kuralın uygulanacağı ve Türkiye’de tam mı dar mı mükellef olunduğu bu sınıflandırmaya göre değişir. Mukimlik, ilgili ülkelerin kendi mevzuatına göre belirlenir; iki ülkenin de kişiyi kendi mukimi sayması hâlinde çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının mukimliğe ilişkin hükümleri devreye girer. Mukimlik tespitinin kendisi ayrı bir değerlendirmeyi gerektirdiğinden bu yazıda ele alınmamıştır; aşağıdaki bölümler, mukimliğin belirlenmiş olduğu varsayımıyla okunmalıdır.

Otomatik bilgi değişimi kapsamında hangi bilgiler paylaşılıyor?

Gelir İdaresi Başkanlığının konuya ilişkin rehberine göre değişime tabi tutulan bilgiler şunlardır: hesap sahibinin adı ve soyadı, adresi, yerleşik olduğu ülke ve o ülkedeki vergi kimlik numarası, doğum yeri ve tarihi, hesap numarası, hesabın yıl sonu bakiyesi ya da değeri ile yıl içinde hesaba ödenen faiz, temettü veya hesapta tutulan varlıklardan elde edilen gelirlerin toplam brüt tutarı.

Bildirimin içeriği hesap türüne göre değişir. Rehberin ifadesiyle: “Tüm hesap türlerinde hesabın yılsonu bakiyesi bildirime tabi olup, hesap bakiyelerinin kaynağına ilişkin (emekli aylığı, kira geliri gibi) bilgiler otomatik bilgi değişimi kapsamında değildir.” Mevduat hesaplarında ayrıca yıl içinde ödenen faiz; saklama hesaplarında faiz, temettü, diğer gelirler ve finansal varlık satışından doğan gelirler; bunların dışındaki hesap türlerinde ise hesap sahibine yapılan ödemeler bildirilir.

Bildirim hesabın tutulduğu para birimiyle yapılır; farklı döviz cinsinden hesaplar tek kura çevrilmeden ayrı ayrı raporlanır. Müşterek hesaplarda ortakların her biri hesap sahibi sayılır ve bakiyenin tamamı her bir ortak için bildirilir; bakiye ortak sayısına bölünmez. Eşlerden yalnızca birinin yurt dışında mukim olması, bakiyenin tamamının o ülkeye bildirilmesi için yeterlidir.

Hangi hesaplar kapsamda, hangi eşikler geçerli?

Kapsamdaki finansal hesaplar beş kategoridedir: mevduat hesapları, saklama hesapları, ortaklık ve borç ilişkisi menfaati, nakdi değer sigorta sözleşmeleri ve düzenli ödeme sözleşmeleri. Yabancı para, altın ve gümüşten oluşan mevduat hesapları da bildirim kapsamındadır. Bildirim yükümlüsü kuruluşlar mevduat kuruluşları, saklama kuruluşları, yatırım kurumları ve belirli sigorta şirketleridir.

Bireysel hesaplar bakımından bir alt eşik bulunmaz. Eşik yalnızca 1 Temmuz 2017 tarihinden önce açılmış kurum hesapları için geçerlidir: bakiyenin 250.000 ABD dolarını geçmemesi hâlinde finansal kuruluşun bu hesabı bildirmesi zorunlu değildir. Bu tarihten sonra açılan hem bireysel hem kurum hesapları, bakiyesi ne olursa olsun bildirim kapsamındadır. Ayrı bir istisna hareketsiz hesaplara ilişkindir: son üç yıldır hesap hareketi gerçekleşmeyen, son altı yıldır finansal kuruluşla iletişime geçilmeyen ve bakiyesi 1.000 ABD dolarını aşmayan hesaplar, düzenli ödeme sözleşmeleri dışında, bildirim dışında tutulur.

Şirket hesaplarında ölçüt ortaklık yapısı değil faaliyetin niteliğidir. Türkiye’de kurulu bir şirket üretim ya da mal alım satımı gibi aktif bir ticari faaliyetle uğraşıyorsa, ortağı yurt dışında mukim olsa ve payı ne olursa olsun kurum hesabı kapsama girmez. Buna karşılık şirketin brüt gelirlerinin yarısından fazlası faiz, kâr payı gibi pasif gelirlerden oluşuyor ve yabancı ülke mukiminin payı %25’i aşıyorsa hesap bilgileri kapsama girebilir. Bu ölçüt, yurt dışı yapılar bakımından kontrol edilen yabancı kurum rejiminden bağımsız olarak işler.

Coğrafi ölçüt kuruluşun bulunduğu yerdir. Yabancı finansal kuruluşların Türkiye’deki şubeleri ile Türkiye’de kurulu finansal kuruluşlar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirim yapar. Türk bankalarının yurt dışı şubeleri ise bulundukları ülkenin mevzuatına tabidir ve bildirimlerini o ülkenin vergi idaresine yapar.

Otomatik bilgi değişiminde neler paylaşılmıyor?

Uygulamada en sık yanlış bilinen nokta budur. Rehbere göre gayrimenkuller ve araç gibi finansal nitelikte olmayan varlıklara ilişkin bilgilerin otomatik temelde değişimi söz konusu değildir. Hesap hareketleri detayı da finansal kuruluşlardan alınmaz ve otomatik bilgi değişimi kapsamında paylaşılmaz.

Rehberin verdiği örnek durumu netleştirir: yurt dışında mukim bir kişinin Ankara’daki evinden elde ettiği kira Türkiye’deki vadesiz hesabına yatıyorsa, ilgili ülkeye yalnızca hesabın yıl sonu bakiyesi bildirilir; kişinin Ankara’da evi olduğu, paranın kaynağının kira geliri olduğu ya da hesaba kira yattığına ilişkin bir bilgi gönderilmez. Bu, söz konusu kira gelirinin beyan edilmesi gerekip gerekmediği sorusunu ise yanıtlamaz ve soru tek yönlü değildir. Gelir Vergisi Kanununun 86 ncı maddesine göre dar mükellefiyette, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmez; maddenin giriş cümlesi uyarınca diğer gelirler için beyanname verilmesi hâlinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez. Buna karşılık tevkifata tabi tutulmamış bir gayrimenkul sermaye iradı söz konusu olduğunda bu kural işlemez ve yurt dışında mukim kişinin Türkiye’deki kira geliri bakımından Türkiye’de beyan yükümlülüğü doğabilir. Böyle bir hâlde beyan edilecek tutarın hesabı da ayrı bir konudur: mesken kira gelirine ilişkin istisna ile indirilebilecek giderler beyan öncesinde ayrıca değerlendirilmelidir; bu yazı beyan usulünü değil, bilgi paylaşımının kapsamını konu edinmektedir. Mukim olunan ülkedeki yükümlülük ise bundan ayrı olarak o ülke mevzuatına göre belirlenir.

Sigorta sözleşmelerinde ayrım nakdi değer üzerinden yapılır. Yatırım amacıyla düzenlenen birikim değerli hayat sigortaları kapsamdadır; mal zarar sigortaları, sorumluluk sigortaları, kaza sigortaları ve kasko kapsam dışıdır. Yalnızca risk primi alınan hayat sigortası sözleşmeleri de nakdi değer kapsamına girmez. Gönüllü katılıma dayalı bireysel emeklilik hesapları ile otomatik katılım kapsamında açılan hesaplar da kapsam dışıdır; buna karşılık bireysel emeklilik sisteminden kazanılan hakların kullanılması için açılan hesaplar belli şartlarda kapsama girebilir.

Çifte vatandaşlık bakımından da sınır nettir: hem Türk hem yabancı ülke vatandaşı olan bir kişinin bilgileri gönderilirken, Türkiye’deki T.C. kimlik numarası ya da kişinin Türk vatandaşlığı bulunduğuna dair bir bilgi karşı tarafa iletilmez.

FATCA’da karşılıklılık gerçekten simetrik mi?

FATCA Anlaşması karşılıklılık esasına dayanır, ancak iki tarafın verdiği bilgi aynı değildir. Anlaşmanın 2 nci maddesi uyarınca Türkiye tarafı, bildirimi zorunlu ABD hesapları için hesap sahibinin adını, adresini ve ABD vergi kimlik numarasını, kontrol eden kişilere ilişkin bilgileri, hesap numarasını, bildirim yapan kuruluşun adı ve kimlik numarasını, hesap bakiyesi veya değerini, saklama hesaplarında faiz, temettü ve diğer gelirlerin brüt tutarları ile malvarlığı satışı veya itfasından elde edilen toplam brüt hasılatı, mevduat hesaplarında ise ödenen faizin brüt tutarını sağlar.

ABD tarafının sağladığı bilgiler ise daha dardır: Türkiye mukimi hesap sahibinin adı, adresi ve Türk vergi kimlik numarası, hesap numarası, bildirim yapan ABD finansal kuruluşunun adı ve kimlik numarası, mevduat hesabına yapılan faiz ödemesinin brüt tutarı, hesaba ödenen ABD kaynaklı temettülerin brüt tutarı ve bildirime tabi olduğu kadarıyla diğer ABD kaynaklı gelirin brüt tutarı. Hesap bakiyesi bu listede yer almaz; varlık satışından doğan hasılat da bildirilmez. Mevduat hesaplarında bildirim yükümlülüğü ayrıca iki koşula bağlıdır: hesabın Türkiye mukimi gerçek bir kişi tarafından sahip olunması ve yıl içinde hesaba 10 ABD dolarından fazla faiz ödenmiş olması.

Bu noktada kritik bir ayrım vardır: FATCA’da bildirim ölçütü mukimlik değildir. Türk finansal kuruluşları bireysel hesaplarda hesap sahibinin ABD vatandaşı veya ABD mukimi olarak tespit edilmesi için tarama yapar. Bunun pratik sonucu şudur: Türkiye’de yaşayan ve Türkiye mukimi olan bir ABD vatandaşının Türkiye’deki hesabı da bildirim kapsamına girebilir. Otomatik bilgi değişiminin genel çerçevesinde ölçüt mukimlik iken, FATCA bakımından ABD vatandaşlığı tek başına yeterlidir.

FATCA’da eşikler de ayrıdır. Türk finansal kuruluşları bakımından 30 Haziran 2014 itibarıyla bakiyesi 50.000 doları aşan mevcut bireysel hesaplar, 250.000 doları aşan nakdi değer sigorta veya düzenli ödeme sözleşmeleri ve 250.000 doları aşan mevcut kurum hesapları taranır; 1 Temmuz 2014 tarihinde veya sonrasında açılan yeni hesaplarda parasal eşiğe bakılmaz. Anlaşmanın dayanağını Türkiye–ABD Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının bilgi değişimine ilişkin 26 ncı maddesi oluşturduğundan, değişime tabi bilgiler yalnızca vergi amaçlı kullanılabilir.

Ülke bazlı raporlamayla hangi bilgiler paylaşılıyor?

Çok uluslu işletme grupları için ayrı ve çok daha ayrıntılı bir kanal işler. 4 Seri No.lu Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğe göre, bir önceki hesap döneminin konsolide finansal tablolarına göre toplam konsolide grup geliri 750 milyon avro ve üzerinde olan grubun Türkiye’de mukim nihai ana işletmesi veya vekil işletmesi, raporlanan hesap döneminden sonraki on ikinci ayın sonuna kadar ülke bazlı raporu hazırlar ve elektronik ortamda İdareye sunar.

Nihai ana işletme veya vekil işletme Türkiye’de bulunmadığında da yükümlülük tümüyle ortadan kalkmaz: haddin aşılması ve tebliğde sayılan koşullardan birinin gerçekleşmesi hâlinde raporu Türkiye’de mukim işletme sunar. Ayrıca raporun kendisinden bağımsız, ayrı bir bildirim yükümlülüğü daha vardır: kapsama giren grup üyeleri, nihai ana işletme veya vekil işletme olup olmadıklarını, grup adına hangi işletmenin raporlama yapacağını ve hesap dönemi bilgisini, her yıl raporlanacak hesap dönemini takip eden yılın Haziran ayı sonuna kadar “ülke bazlı raporlamaya ilişkin bildirim formu” ile elektronik ortamda vermek zorundadır. Rapor süresinde verilse bile bu bildirimin atlanması ayrı bir usulsüzlük doğurur.

Rapor üç tablodan oluşur. Birinci tablo, grubun faaliyet gösterdiği her bir ülke için gelir, vergi öncesi kâr/zarar, ödenen ve tahakkuk eden gelir/kurumlar vergisi, sermaye, geçmiş yıl kârları, çalışan sayısı ile nakit ve nakit benzeri dışındaki maddi varlıkları içerir. İkinci tablo, ülke bazında grubun her bir işletmesinin adı/unvanı, kuruluş ülkesi mukimlik ülkesinden farklıysa bu ülkenin adı ve her işletmenin ana faaliyet konusunu gösterir. Üçüncü tablo ilave açıklamalara ayrılmıştır.

Bu rapor, Türkiye’nin taraf olduğu ikili ve çok taraflı anlaşmalar çerçevesinde diğer ülke vergi idareleriyle paylaşılabilir. Tebliğ, paylaşılan verinin kullanım sınırını da çizer: ülke bazlı rapor bilgileri transfer fiyatlandırması risk değerlendirmesi ile matrah aşındırılması ve kâr aktarımına ilişkin diğer risklerin değerlendirilmesi veya ekonomik ve istatistiksel analiz amaçlarıyla kullanılabilir; ancak “doğrudan matrah takdiri için tek bir sebep olarak kullanılmaz“.

Talep üzerine bilgi değişimi geçmiş yılları kapsar mı?

Buradaki ayrım pratikte belirleyicidir. Otomatik bilgi değişimi geriye yürümez: Türkiye’nin ilk otomatik bilgi değişimi 2018 yılında Norveç ve Letonya ile başlamış, Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması kapsamında ise karşılıklılık sağlanan ülkelerle 2019 yılına ait bilgilerle başlanmıştır. İlgili yıla ilişkin bilgilerin otomatik bilgi değişimi yoluyla paylaşımı, takip eden yılın Eylül ayı sonuna kadar gerçekleştirilir.

Buna karşılık talep üzerine bilgi değişimi çok daha eskiye uzanır. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde talep üzerine bilgi paylaşımı uzun yıllardır geçmiş yıllara ilişkin olarak sürdürülmektedir. Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi çerçevesinde ise 1/1/2019 tarihiyle başlayan dönemlere ilişkin olarak talep üzerine bilgi değişimi yapılması mümkündür. Yani belirli bir mükellef hakkında somut bir talep söz konusu olduğunda, otomatik bilgi değişiminin takvimi tek başına belirleyici olmaz.

Anlaşma hükümlerinden yararlanmak isteyen mükellefler bakımından ayrı bir usul şartı da gündeme gelir: indirimli oran ya da istisna iddiası, kural olarak mukimlik belgesi ile belgelendirilmelidir.

Kripto varlıklar ne zaman kapsama girecek?

Mevcut çerçeve finansal hesaplar üzerine kuruludur; kripto varlıklar için ayrı bir standart hazırlanmıştır. OECD’nin Kripto Varlık Raporlama Çerçevesi kapsamında ülkeler ilk bilgi değişimlerini 2027, 2028 veya 2029 yıllarında yapmayı taahhüt etmiştir. OECD Küresel Forumunun 14 Eylül 2026 tarihli güncel listesine göre Türkiye, ilk değişimi 2028 yılında yapacak 27 ülke arasında yer almaktadır. Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere ve İtalya gibi ülkeler 2027 grubunda, ABD ise 2029 grubundadır.

Bu takvim, kripto varlıklara ilişkin veri toplamanın ilk değişim yılından önce başlayacağı anlamına gelir. Yükümlülüklerin Türkiye iç hukukunda hangi araçla ve hangi kapsamda düzenleneceği, ilgili ikincil mevzuat yayımlandığında netleşecektir.

Gelen bilgi doğrudan tarhiyata dayanak olur mu?

Otomatik bilgi değişimi yoluyla gelen veri, bir hesabın varlığını ve yıl sonu bakiyesini gösterir; o bakiyenin hangi gelir unsurundan doğduğunu, vergilendirilmiş olup olmadığını ya da hangi döneme ait olduğunu göstermez. Rehberin kendi örneğinde görüldüğü gibi, 50.000 TL’lik bir bakiye tamamen vergilendirilmiş bir kira gelirinden de, hiç beyan edilmemiş bir kazançtan da kaynaklanabilir. Dolayısıyla gelen bilgi tipik olarak bir ön tespit işlevi görür ve idareyi araştırmaya yönlendirir.

Ülke bazlı raporlar bakımından bu sınır mevzuatta açıkça yazılıdır: rapor bilgileri doğrudan matrah takdiri için tek başına sebep olarak kullanılamaz. Finansal hesap bilgileri bakımından benzer bir açık hüküm bulunmamakla birlikte, bilgilerin yalnızca vergi amaçlı kullanılabileceği ve yalnızca mukim olunan ülkeyle paylaşılacağı, Gelir İdaresi Başkanlığının rehberinde belirtilmektedir. Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında, yurt dışı kaynaklı veriye dayanan incelemelerde tartışma çoğunlukla bakiyenin varlığı üzerinde değil, o bakiyenin kaynağının ve ilgili olduğu dönemin ispatı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Aynı ispat sorunu, şahsi banka hesabına gelen ödemeler nedeniyle vergi incelemesi yürütülen yurt içi dosyalarda da karşımıza çıkmaktadır.

Bildirilen tutarın brüt tutar olduğu da gözden kaçmamalıdır: bildirimde yer alan bir temettü rakamı, o tutarın tamamının vergiye tabi olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de tam mükellef olan bir gerçek kişi bakımından, Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesi uyarınca tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr paylarının yarısı gelir vergisinden müstesnadır; kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki kurumlardan elde edilen kâr paylarının yarısı ise ancak bu kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması ve kâr payının, elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla istisnadır. Dar mükellefiyette ise durum farklı işler; Türkiye’de tevkif yoluyla alınan verginin nihai vergi sayılıp sayılmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr payına ilişkin bu istisnada, istisna edilen tutar üzerinden Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca yapılan tevkifatın tamamının, kâr payının yıllık beyanname ile beyan edilmesi durumunda beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edileceği de gözden kaçırılmamalıdır. Bu mahsup kuralı Türkiye’de yapılan tevkifata ilişkindir; yurt dışındaki kurumlardan elde edilen kâr paylarında yabancı ülkede ödenen verginin durumu ayrı hükümlere tabidir. Bildirilen brüt rakamla beyan edilecek matrah bu nedenle çoğu zaman örtüşmez.

Değişime konu bilgiler bakımından vergi mahremiyeti de sona ermez. Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesi, vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar başta olmak üzere maddede sayılanların, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine ilişkin öğrendikleri sırları ifşa etmesini ve kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına kullanmasını yasaklar; bu yasak görevden ayrılma hâlinde de devam eder.

Eksik beyan varsa hangi süreler işliyor?

Bu değerlendirmeden önce sorulması gereken bir soru daha vardır: ilgili dönem hâlâ tarh edilebilir mi? Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesine göre vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Talep üzerine bilgi değişiminin geçmiş dönemlere uzanabilmesi, o dönemlerin halen vergilendirilebileceği anlamına gelmez. Buna karşılık süre mutlak değildir: vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur, duran zamanaşımı komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işler ve işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz. Şarta bağlı istisna ve muafiyetlerde ise başlangıç farklıdır: bu uygulamalar sonucu kısmen veya tamamen alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, istisna veya muafiyet şartlarının ihlâl edildiği tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlar. Aşağıda değinilen yurt dışı kâr payı istisnasında aranan süresinde transfer şartının ihlali gibi hâllerde beş yıllık süre, gelirin elde edildiği yıla göre değil ihlale göre hesaplanır. Zamanaşımına uğramış bir dönem için kendiliğinden beyanda bulunmak, aksi hâlde doğmayacak bir vergi borcunu doğurabilir.

Yurt dışından gelen bir bilgi nedeniyle eksik beyanın gündeme gelmesi hâlinde, mükellefin elindeki iki kurumun da kendi süresi vardır ve bu süreler kaçırıldığında geri alınamaz.

Pişmanlık ve ıslah (VUK m.371) beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını tamamen ortadan kaldırır; ancak beş şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Haber verme, bir muhbir tarafından resmî bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle ihbarda bulunulmasından önce — ki maddenin açık kaydı uyarınca bu dilekçe veya tutanağın resmî kayıtlara geçirilmiş olması şarttır, resmî kayda geçmemiş bir duyum pişmanlık yolunu tek başına kapatmaz — ve haber verilen olayın ilgili olduğu vergi türüne ilişkin bir vergi incelemesine başlanmasından ya da olayın takdir komisyonuna intikal ettirilmesinden önce — kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerde ise bu fiillerin işlendiğinin tespitinden önce — yapılmış olmalıdır. Hiç verilmemiş beyannameler dilekçenin verildiği tarihten başlayarak on beş gün içinde tevdi edilmeli, eksik veya yanlış beyan aynı süre içinde tamamlanmalı veya düzeltilmeli ve ödeme süresi geçmiş vergiler, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesindeki nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte yine on beş gün içinde ödenmelidir. Beyannameyi verip ödemeyi geciktirmek pişmanlığı bozar. Madde hükümleri emlak vergisi bakımından uygulanmaz. Pişmanlık yolunun çoğu zaman gözden kaçan bir sonucu daha vardır: Vergi Usul Kanununun 378 inci maddesi uyarınca mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar; yalnız Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur. Bu nedenle bakiyenin ya da gelirin gerçekten vergiye tabi olup olmadığı tartışmalıysa, kendiliğinden beyanda bulunmadan önce beyanın ihtirazi kayıtla verilip verilmeyeceği değerlendirilmelidir.

İzaha davet (VUK m.370) ise idarenin inisiyatifindedir. Vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce, verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair ön tespitler hakkında ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükellef izaha davet edilebilir. Davet yazısının tebliğinden itibaren otuz gün içinde izahta bulunulur. İzah sonucunda vergi ziyaına sebebiyet verilmediğinin idarece anlaşılması hâlinde mükellef söz konusu tespitle ilgili olarak vergi incelemesine tabi tutulmaz veya takdir komisyonuna sevk edilmez. İzah yeterli bulunmazsa, değerlendirme sonucunu içeren yazının tebliğinden itibaren otuz gün içinde beyannamelerin verilmesi, beyanın tamamlanması veya düzeltilmesi ve vergilerin gecikme zammı oranında bir zamla aynı sürede ödenmesi şartıyla vergi ziyaı cezası %20 oranında kesilir. Ancak bu durum vergi incelemesi yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline engel teşkil etmez. Burada kritik bir nokta vardır: kendisine izaha davet yazısı tebliğ edilen mükellef, davet konusu tespitle sınırlı olarak artık pişmanlık hükümlerinden yararlanamaz. İzaha davet ayrıca, ön tespitin Kanunun 359 uncu maddesindeki fiillere ilişkin olması hâlinde kural olarak uygulanmaz. Şu kadar ki, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma fiilinin işlenmiş olabileceğine dair ön tespitlerde, kullanılan belge tutarı bir takvim yılında kanunda belirlenen haddi geçmiyor ya da geçse bile ilgili yıldaki toplam mal ve hizmet alışlarının %5’ini aşmıyorsa, bu mükelleflere de ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilebilir; söz konusu had her yıl yeniden değerleme oranında artırılmakta olup Kanunun güncel metnindeki tutar 870.000 TL’dir. Bu fıkra kapsamında kendisine ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilen mükellefler de, tespitle sınırlı olarak pişmanlık hükümlerinden yararlanamaz.

Bu iki kurum yalnızca tarhiyat öncesi aşamaya ilişkindir. İhbarname tebliğ edilmişse farklı bir saat işlemeye başlar: İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesi uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde vergi mahkemelerinde otuz gündür ve bu süre, vergi uyuşmazlıklarında tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Uzlaşma ve cezada indirim talepleri de aynı dönem içinde gündeme gelir; ancak bu yollar birbirine alternatif oluşturabildiğinden aralarındaki tercihin dava süresi dolmadan yapılması gerekir. Bunların usul ve sonuçları ayrı bir yazının konusudur.

Sık Sorulan Sorular

Otomatik bilgi değişimi kapsamında banka hesabımın bakiyesi paylaşılır mı?

Evet. Anlaşma kapsamındaki finansal hesapların 31 Aralık tarihli bakiyesi ya da değeri bildirime tabidir. Mevduat hesabında ayrıca yıl içinde ödenen faizin brüt tutarı, saklama hesabında ise faiz, temettü, diğer gelirler ve finansal varlık satışından doğan gelirler bildirilir. Hesabın yıl içinde kapatılmış olması bildirimi ortadan kaldırmaz; bu durumda bakiye sıfır olarak, kapanışa kadar işleyen faiz ise ayrıca bildirilir.

Türkiye’deki evim veya aracım yurt dışına bildirilir mi?

Hayır. Gelir İdaresi Başkanlığının rehberine göre gayrimenkuller ve araç gibi finansal nitelikte olmayan varlıklara ilişkin bilgilerin otomatik temelde değişimi söz konusu değildir. Kira geliri banka hesabına yatsa bile bildirimde yalnızca hesabın yıl sonu bakiyesi yer alır; paranın kaynağının kira olduğu bilgisi gönderilmez. Bu cevap otomatik kanal için geçerlidir: belirli bir mükellef hakkında somut bir talep söz konusu olduğunda, talep üzerine bilgi değişimi çerçevesinde durum farklı değerlendirilir. Ancak bu, gelirin beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz: tevkifata tabi tutulmamış bir gayrimenkul sermaye iradı söz konusuysa Türkiye’de de beyan yükümlülüğü doğabilir, mukim olunan ülkedeki yükümlülük ise ayrıca değerlendirilir.

Hesap bakiyem çok düşükse yine de bildirilir mi?

Bireysel hesaplar için bir alt eşik bulunmamaktadır; bakiyesi birkaç lira olan hesap da bildirilir. Eşik yalnızca 1 Temmuz 2017 tarihinden önce açılmış kurum hesapları için geçerlidir ve 250.000 ABD doları olarak belirlenmiştir. Ayrıca son üç yıldır hareket görmeyen, son altı yıldır kurumla iletişime geçilmeyen ve bakiyesi 1.000 ABD dolarını aşmayan hesaplar hareketsiz hesap sayılarak bildirim dışında tutulabilir.

ABD, Türkiye’ye Türk vatandaşlarının hesap bakiyelerini gönderiyor mu?

Hayır. FATCA Anlaşmasının 2 nci maddesi karşılıklı fakat simetrik değildir. Türkiye ABD’ye hesap bakiyesini ve varlık satışından doğan brüt hasılatı bildirirken, ABD’nin Türkiye’ye sağladığı bilgiler ad, adres, Türk vergi kimlik numarası, hesap numarası, mevduat hesabına ödenen faizin brüt tutarı ile ABD kaynaklı temettü ve diğer gelirlerin brüt tutarıyla sınırlıdır. Hesap bakiyesi bu listede yer almaz.

Avukata vekâlet vererek veya dilekçe vererek otomatik bilgi değişiminin dışında kalabilir miyim?

Hayır. Gelir İdaresi Başkanlığı, paylaşım kriterlerini taşıyan hesaplara ait bilgilerin başvuru, dilekçe, itiraz ve dava gibi yöntemlerle otomatik değişim dışında bırakılmasının mümkün olmadığını açıkça belirtmektedir. Kişisel Verilerin Korunması Kanununa dayanılarak verilen dilekçelerle de otomatik bilgi değişiminin önlenemeyeceği, değişimin usulüne uygun yürürlüğe girmiş bir uluslararası anlaşma kapsamında yürütüldüğü ifade edilmektedir.

Sonuç

Otomatik bilgi değişimi, Türkiye bakımından artık istisnai değil rutin bir süreçtir: yurt dışı mukimlerinin Türkiye’deki finansal hesaplarına ait kimlik ve bakiye bilgileri her yıl Eylül ayı sonuna kadar ilgili ülkelere gönderilmekte, Türkiye mukimlerinin yurt dışındaki hesap bilgileri de aynı yolla Gelir İdaresi Başkanlığına ulaşmaktadır. Buna karşılık otomatik bilgi değişiminin sınırları çoğu zaman sanıldığından dardır; gayrimenkul, taşıt ve hesap hareketleri bu kapsamın dışındadır, FATCA’da ABD’nin sağladığı bilgi hesap bakiyesini içermez ve ülke bazlı rapor tek başına matrah takdirine dayanak yapılamaz.

Pratik sonuç şudur: otomatik bilgi değişiminin kendisi değil, paylaşılan bilginin işaret ettiği beyan durumu risk doğurur. Bu nedenle yurt dışı hesabı, yurt dışı geliri veya çok uluslu grup yapısı bulunan mükelleflerin, mevcut beyan durumlarını inceleme başlamadan önce gözden geçirmesi; eksiklik tespit edilirse pişmanlık ve izaha davet kurumlarının kendi süreleri dolmadan değerlendirilmesi yerinde olur.

Otomatik bilgi değişimi ve uluslararası vergi uyumu — Aras Hukuk ve Danışmanlık

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button