0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

E-Ticaret Vergi Cezası: Kayıt Dışı Satış Tarhiyatına Karşı Dava

E-Ticaret Vergi Cezası: Kayıt Dışı Satış Tarhiyatına Karşı Dava

Özetle: E-ticaret vergi cezası, internet sitesi, pazaryeri veya sosyal medya üzerinden yapılan satışların kargo firmalarının kapıda tahsilat kayıtları, banka hesap hareketleri ve platform verileriyle karşılaştırılması sonucunda kayıt dışı bırakıldığı tespit edilen hasılat üzerinden yapılan cezalı tarhiyattır. Bu tarhiyatlara karşı açılan davalarda Danıştay kararları üç soruda yoğunlaşmaktadır: hasılat doğru tespit edilmiş mi, kazanç giderler dikkate alınarak mı bulunmuş ve ceza doğru oranda mı kesilmiş. İhbarnamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde indirim, uzlaşma veya dava yollarından biri seçilmelidir; uzlaşma artık yalnızca cezayı kapsadığından vergi aslı için dava süresi ayrıca takip edilmelidir.

İdarenin elindeki veri, 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 595) ile genişlemiştir. Bu Tebliğ ile Sıra No: 538 Tebliğ’e eklenen fıkraya göre, taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına imkân sağlayan yer sağlayıcılar ile sosyal ağ sağlayıcılar; hizmet verilen kişilerin ad soyad veya unvanı ile TCKN, YKN veya VKN gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgilerini ve satış ya da kiralama ilanlarına ilişkin bilgileri, birer aylık dönemler hâlinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemlerine bildirmek zorundadır. Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Düzenleme tek başına vergi borcu doğurmaz; ancak ilan verisi, kargo ve banka kayıtlarıyla birlikte bir incelemenin başlangıç noktası olabilecek niteliktedir.

Aşağıda e-ticaret vergi cezası ile sonuçlanan tarhiyatlarda idarenin dayandığı hükümleri, Danıştay’ın mükellef lehine ve aleyhine verdiği kararları ve ihbarname sonrasındaki süreleri ele alıyoruz.

E-Ticaret Vergi Cezası Hangi Verilere Dayanılarak Kesiliyor?

Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında e-ticaret tarhiyatları çoğunlukla üç veri kaynağına dayanmaktadır: kapıda ödemeli gönderilerde kargo firmalarının tahsil edip satıcıya aktardığı tutarlar, satıcının veya yakınlarının banka hesaplarına gelen ödemeler ve pazaryeri platformlarının satış kayıtları. İnceleme elemanı bu tutarları satıcının beyannameleri ve defter kayıtlarıyla karşılaştırır; aradaki farkı kayıt ve beyan dışı bırakılan hasılat olarak kabul eder. Vergi ziyaı cezasının yanında, belge düzenlenmeden yapılan satışlar nedeniyle özel usulsüzlük cezası da kesilebilir.

Tarhiyatın hukuki dayanağı çoğunlukla re’sen vergi tarhıdır. Vergi Usul Kanunu‘nun 30. maddesine göre re’sen tarh, “vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde” takdir komisyonlarınca takdir edilen veya vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah üzerinden vergi tarh olunmasıdır. Aynı fıkraya göre “İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır.” Maddenin ikinci fıkrasında sayılan hâllerden e-ticaret dosyalarında en sık karşılaşılanlar; beyannamenin kanuni süresi geçtiği hâlde verilmemesi, tutulması zorunlu defterlerin tutulmaması veya incelemeye yetkili olanlara ibraz edilmemesi ve defterlerin ya da beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunmasıdır. Buna karşılık beyannamesini kanuni süresi geçtikten sonra, ancak vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce kendiliğinden veren mükellef hakkında bu beyannamede gösterilen matrah üzerinden re’sen tarhiyat yapılır ve beyanname takdir komisyonuna sevk edilmez. Bu nedenle inceleme raporunda hangi re’sen tarh sebebine dayanıldığının açıkça gösterilip gösterilmediği, davada ilk bakılacak noktalardandır.

İspat yükü bakımından belirleyici hüküm aynı Kanun’un 3. maddesinin (B) fıkrasıdır. Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır ve gerçek mahiyet yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir; şu kadar ki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispat aracı olarak kullanılamaz. Fıkranın son cümlesine göre ise “İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.” Bu kural iki yönlü işler: hesaba gelen paranın satış bedeli olmadığını ileri süren satıcı, bu olağan dışı durumu belgeyle ortaya koymak zorundadır; idare de hasılatın varlığını varsayımla değil somut tespitle göstermelidir.

İnternetten Satış Yapan Herkes Vergi Mükellefi midir?

Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesine göre “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” İnternet üzerinden kazanç amacıyla mal alıp satan kişinin faaliyeti, satışı kendi sitesinden, bir pazaryerinden ya da sosyal medya hesabından yapmasına bakılmaksızın bu tanımın içinde ticari kazanç sayılır. Maddenin son fıkralarından birine göre ticari kazanç, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve gerçek (bilanço veya işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edilir. Buna karşılık kişinin kendi kullandığı eşyayı arızi olarak satması uygulamada ticari faaliyet olarak değerlendirilmez; sınır, satışların sıklığı, hacmi ve alım-satım amacı gözetilerek somut olayda çizilir.

Her satıcının gerçek usulde mükellef olması da gerekmez. Gelir Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi internet satışları için iki ayrı esnaf muaflığı öngörür. (6) numaralı bent; muharrik kuvvet kullanmamak (evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç) ve dışarıdan işçi almamak şartıyla oturulan evde imal edilen havlu, örtü, örgü, dantel, tarhana, erişte, mantı gibi ürünlerin, yıl içindeki satış tutarı ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satışını muaf tutar. (10) numaralı bent ise ayrı bir iş yeri açmaksızın ve sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanmaksızın evde imal edilen malların internet üzerinden satışını kapsar. Bu muaflık için Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması, Türkiye’de kurulu bankalarda bir ticari hesap açılması ve tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi şarttır; bankalar bu hesaba aktarılan tutarlardan %4, bir ve üzeri işçi çalıştırılıyorsa %2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapar; indirimli oranın uygulanması için ilgili ayda bir işçinin en az on gün süreyle çalıştırılması gerekir. Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar ile bu işleri gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar ise esnaf muaflığından faydalanamaz. Esnaf muaflığı şartlarını topluca taşıyanlar, bu muaflıktan yararlanabilmek için ilgili esnaf odasına kayıt olmak ve durumlarını tevsik etmek suretiyle belediyeden Esnaf Muaflığı Belgesi almak zorundadır; şartları taşıyanlara talepleri hâlinde vergi dairesince Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verilir.

(10) numaralı bent kapsamında elde edilen hasılatın 2026 yılı için 1.900.000 TL’yi aşması hâlinde satıcı izleyen takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilir ve tekrar bu muafiyetten faydalanamaz. Hasılat koşulu dışındaki diğer şartların ihlal edildiğinin tespiti hâlinde ise muafiyetten faydalanılamaz ve zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur. Muafiyet belgesi alınmadan veya tahsilat ticari hesap dışında yapılarak sürdürülen satışlarda bu savunma zayıflar. Esnaf muaflığı kapsamında olmayan pazaryeri satışlarında platformlarca yapılan kesinti için e-ticaret stopajı değerlendirmemize bakılabilir.

Kargo ve Banka Kayıtları Tek Başına Hasılat Sayılır mı?

Danıştay 3. Dairesi, bir serbest meslek erbabının banka hesaplarına giren paraların hasılat sayıldığı dosyada re’sen tarhın sınırını şöyle ortaya koymuştur. Karar e-ticarete ilişkin değildir; ancak banka verisine dayanan her tarhiyatta uygulanabilecek bir ilke içerir ve davacının temyiz istemini kabul ederek davayı reddeden vergi mahkemesi kararını oyçokluğuyla bozmuştur.

Danıştay 3. Dairesi, 28.02.2024 tarihli, E.2023/7299, K.2024/999 sayılı karar

“Re’sen vergi tarhının amacı yükümlülerin varsa beyan dışı bıraktıkları gelirlerini, gerçeğe en yakın biçimde saptayabilmektir. Bu nedenle, re’sen vergi tarh edilirken, beyan dışı bırakıldığı ileri sürülen kazanca ilişkin gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması ve matraha ait verilerin varsayım ya da kanaat yoluyla değil, somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerekmektedir.”

Aynı yaklaşım doğrudan e-ticaret dosyasında da uygulanmıştır. Pazaryerleri üzerinden satış yapan bir şirket hakkında inceleme elemanı, e-ticaret sitelerindeki satış toplamından beyan edilen satışları düşerek aradaki farkın tamamını kayıt dışı hasılat ve matrah farkı kabul etmişti. Şirket yetkilisi komisyon, hediye çeki ve kargo gibi giderlere katlanıldığını beyan etmiş; platformlardan şirketin banka hesabına yatırılan tutar ise platform satış toplamından belirgin biçimde düşük kalmıştı. Danıştay 3. Dairesi, davacının temyiz istemini kabul ederek bölge idare mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmını eksik inceleme gerekçesiyle oyçokluğuyla bozmuştur. Bu kararı ayrıntılı olarak e-ticarette kayıt dışı hasılat matrahı başlıklı yazımızda incelemiştik.

Danıştay 3. Dairesi, 30.09.2024 tarihli, E.2022/4228, K.2024/4954 sayılı karar

“Gerçek gelirin vergilendirilmesi gerektiği ilkesi gereğince uyuşmazlık konusu olayda, davacı şirketin banka hesaplarına yatırılan tutarlar hasılat olarak kabul edilerek ve şirket yetkilisinin giderlere ilişkin olarak iddia ettiği hususlar göz önünde bulundurularak kayıt dışı kazanç olup olmadığının ortaya konulması gerekirken sadece e-ticaret siteleri üzerinden yapılan satışlar esas alınmak suretiyle eksik inceleme sonucu tanzim edilen vergi inceleme raporuna dayanılarak yapılan tarhiyatın hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından”

Bozma kararı tarhiyatın kendiliğinden kalktığı anlamına gelmez; dosya, banka hesabına yatan tutar ve iddia edilen giderler araştırılarak yeniden karara bağlanacaktır. Ancak karar, platform satış toplamının tamamının kazanç sayılmasının hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Kargo tahsilatının içindeki katma değer vergisi de e-ticaret vergi cezası hesaplarında sık görülen bir hata kaynağıdır. Belgesiz aldığı tütün ürünlerini kargo ile kapıda ödemeli satan bir satıcının dosyasında kargo firmalarının tahsil ettiği bedeller kayıt dışı hasılat sayılmış ve bu tutarın üzerine ayrıca katma değer vergisi hesaplanmıştı. Danıştay 9. Dairesi, davacının temyiz istemini kabul ederek bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuş ve katma değer vergisinin tahsil edilen bedelin içinden ayrıştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Danıştay 9. Dairesi, 20.11.2024 tarihli, E.2023/4692, K.2024/6483 sayılı karar

“kargo firmalarına ödenen ve bu firmalar tarafından davacının banka hesaplarına gönderilen paraların katma değer vergisi hariç tahsil edildiğine veya ödendiğine dair yapılan bir tespitin bulunmadığı, bu nedenlerle, iç iskonto yöntemi kullanılarak davacının banka hesaplarına gönderilen paralardan katma değer vergisi tutarı ayrıştırılarak, diğer bir anlatımla, hariç tutularak matrah bulunması gerektiğinden”

İade edilen ürünler de hasılattan düşülmelidir. Instagram ve bir ikinci el ilan platformu üzerinden kapıda ödemeli tekstil satışı yapan bir satıcıya ilişkin dosyada bölge idare mahkemesi, kargo tahsilatından iade edilen ürünlerin bedelinin düşülmesi ve kalan tutara %20 kârlılık oranı uygulanması gerektiğini kabul ederek tarhiyatın fazlasını kaldırmıştır. Danıştay 3. Dairesi 15.10.2024 tarihli, E.2023/5308, K.2024/5341 sayılı kararıyla tarafların temyiz istemlerini reddederek bu kararı oybirliğiyle onamıştır. Bu bir onama kararıdır; Dairenin kendi gerekçesi aşağıdaki onama cümlesinden ibarettir ve iade tenzili ile kârlılık oranına ilişkin değerlendirme bölge idare mahkemesine aittir.

Danıştay 3. Dairesi, 15.10.2024 tarihli, E.2023/5308, K.2024/5341 sayılı karar

“Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”

Kayıt Dışı Hasılattan Kazanç Nasıl Hesaplanır?

Hasılat, kazanç değildir. Kayıt dışı yapılan satışın da bir maliyeti vardır ve gelir veya kurumlar vergisi hasılat üzerinden değil kazanç üzerinden hesaplanır. Bu nedenle e-ticaret dosyalarındaki uyuşmazlık çoğu zaman hangi kârlılık oranının uygulanacağı sorusuna dönüşür. Katma değer vergisinde ise kârlılık değil satış bedeli esas alınır; yukarıdaki iç iskonto tartışması bu nedenle ayrıca önem taşır.

İdarenin uyguladığı oranın gerçekçi olup olmadığı yargı denetimine tabidir. İnternet ve televizyon üzerinden tekstil satan bir satıcıya ilişkin dosyada idare, satıcının beyan ettiği %5-10’luk kârlılığı gerçekçi bulmamış, faturası bulunan ürünlerden %91 kârlılık hesaplayarak kargo tahsilatına uygulamıştı. Danıştay 3. Dairesi idarenin temyizi üzerine bölge idare mahkemesi kararını oyçokluğuyla bozmuş, ancak matrahın idarenin oranıyla değil şu yöntemle bulunması gerektiğini belirtmiştir:

Danıştay 3. Dairesi, 08.10.2024 tarihli, E.2023/6097, K.2024/5154 sayılı karar

“gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine uygun düşen, davacının banka hesabına yatırılan tutara, davacı tarafından beyan edilen karlılık oranının aritmetik ortalamasına isabet eden karlılık oranı esas alınmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere”

Karar idare lehine bir bozmadır; fakat idarenin %91’lik oranını benimsememiş, hasılat tabanı olarak da banka hesabına yatırılan tutarı göstermiştir.

Aynı çizginin mükellef aleyhine sonuç doğurduğu dosyalar da vardır. Defter ve belge ibraz etmeyen, internet ve televizyon üzerinden takı satan bir satıcı hakkında banka hesapları, kargo firmaları ve Gelir İdaresi verileriyle kayıt dışı hasılat bulunmuş; defter ve belgeler ibraz edilmediğinden satıcının 2015-2018 yıllarına ait gelir vergisi beyannamelerinden ulaşılan kârlılık oranlarının ortalaması olan %57 uygulanmıştı. Danıştay 3. Dairesi idarenin temyizi üzerine bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur:

Danıştay 3. Dairesi, 25.11.2024 tarihli, E.2023/5831, K.2024/6182 sayılı karar

“takdir olunan matrahın gerçeği yansıtmadığını, gider ve gelir tutarlarının doğru olmadığını ispat yükü 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde yer verilen kural gereğince kendisine ait olmasına rağmen bu yönde kanıt sunmadığı da dikkate alındığında, banka hesap hareketleri ile kargo firmalarından temin edilen bilgi ve belgeler üzerinden gerçekleştirilen inceleme sonucunda kayıt ve beyan dışı bırakıldığı saptanan hasılata, davacının beyanlarından ulaşılan karlılık oranı uygulanmak suretiyle tarhiyat yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından”

Bozma kararı tek yönlü değildir: Daire, yeniden verilecek kararda uyuşmazlık yılına ait işletme defterine kaydedilen satış tutarının kayıt dışı saptanan tutardan düşülmesi önerisinin yanı sıra mahsup dönemi geçen geçici vergi ile özel usulsüzlük cezasının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte karar iki şeyi gösterir: satıcının kendi beyannameleri aleyhine delil olarak kullanılabilir ve oranın yanlış olduğunu ileri süren taraf bunu belgeyle kanıtlamak zorundadır. Alış faturaları, platform komisyon dökümleri, kargo ve reklam giderleri ile iade kayıtları bu nedenle davanın en önemli delilleridir.

Varlık Barışı E-Ticaret Tarhiyatını Önler mi?

2019 ve 2020 yıllarında çıkarılan varlık barışı düzenlemelerinden yararlanan e-ticaret satıcıları, bildirdikleri varlık nedeniyle haklarında inceleme ve tarhiyat yapılamayacağını savunmuştur. Danıştay 3. Dairesi bu savunmayı kural olarak kabul etmemektedir. İnternet ve kapıda ödeme sistemiyle satış yapan bir şirket hakkında inceleme başladıktan sonra varlık barışı kapsamında bildirimde bulunulmuş, alt derece mahkemeler bildirilen tutarı matrahtan düşmüştü. Daire idarenin temyiz istemini kısmen kabul ederek bildirilen tutara isabet eden kısımda bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur:

Danıştay 3. Dairesi, 21.04.2025 tarihli, E.2024/1319, K.2025/2006 sayılı karar

“Sözü edilen hükümle mükellefler yönünden bu madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hususu güvence altına alınmış olmakla birlikte bu düzenlemenin varlığının, mükelleflerin ticari faaliyetleri nedeniyle incelemeye alınmasına ve haklarında ticari faaliyetleri nedeniyle tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği açıktır.”

Aynı kararda bozmanın gerekçesi, bildirilen tutarın beyan edilmeyen ticari gelirden kaynaklandığının ileri sürülmemiş olması ve dosyada bu mahiyette bilgi ve belgenin bulunmamasıdır. Dolayısıyla varlık barışında bildirilen tutarın incelemeye konu kayıt dışı hasılatın kendisi olduğu belgelenebiliyorsa sonucun değişebileceği kapısı açık bırakılmıştır.

Danıştay 9. Dairesi ise internet üzerinden kol saati satan ve varlık barışı kapsamında bildirimde bulunup vergisini ödemiş olan bir satıcının katma değer vergisi dosyasında, idarenin temyiz istemini reddederek tarhiyatı kaldıran bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle onamıştır. Bu da bir onama kararıdır; Dairenin kendi gerekçesi aşağıdaki onama cümlesinden ibarettir ve varlık barışını tarhiyata engel sayan değerlendirme bölge idare mahkemesine aittir. İki dairenin yaklaşımı aynı olmadığından varlık barışı savunması, bildirilen varlığın kayıt dışı hasılatla bağlantısı belgelenerek ileri sürülmelidir. Konunun ayrıntısı için varlık barışının e-ticaret tarhiyatına etkisi başlıklı yazımıza bakılabilir.

Danıştay 9. Dairesi, 08.05.2024 tarihli, E.2022/852, K.2024/2472 sayılı karar

“Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”

E-Ticaret Vergi Cezası Kaç Kat Kesilir?

Vergi ziyaı cezasının oranı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenir. Kural olarak ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise “Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.” Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için ceza yüzde elli oranında uygulanır. Bir e-ticaret vergi cezası incelenirken önce bu fıkralardan hangisinin uygulandığı ihbarnameden kontrol edilmelidir.

Kayıt dışı e-ticaret bakımından en önemli hüküm, 7524 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle 344. maddeye eklenen ve 2 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren son fıkradır: “Vergi kanunlarına göre mükellefiyet tesis ettirilmesi gerektiği halde bu zorunluluğa uyulmaksızın vergi dairesinin ıttılaı dışında ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi durumunda, birinci, ikinci ve üçüncü fıkralara göre kesilecek vergi ziyaı cezası yüzde elli artırılarak uygulanır.” Böylece hiç vergi kaydı açtırmadan satış yapan kişide bir katlık ceza 1,5 kata, üç katlık ceza 4,5 kata çıkar; aynı vergi türü ve dönemine ilişkin daha sonra yapılacak tarhiyatlarda da aynı artırım uygulanır. Artırımın şartı mükellefiyet tesis ettirilmesinin gerekli olmasıdır; bu nedenle satıcının 9. madde kapsamında esnaf muaflığı şartlarını taşıyıp taşımadığı, artırıma karşı ilk bakılması gereken noktadır. Ceza hükümlerinde geriye yürümezlik ilkesi gereği, artırımın yürürlük tarihinden önceki dönemlere uygulanıp uygulanmadığı da ihbarnamede ayrıca kontrol edilmelidir.

Üç kat ceza, kayıt dışılığın kendisine değil 344. maddenin ikinci fıkrasında atıf yapılan fiillere bağlıdır ve yargı kararlarında bu bağ aranmaktadır. İnternet üzerinden mobil ödeme aracılığıyla tahsilat yapan ve kayıt dışı gelirini gizlemek amacıyla sahte kontör faturası düzenlediği tespit edilen bir mükellef hakkında Danıştay 3. Dairesi davacının temyiz istemini reddetmiş; idarenin temyiz istemini kabul ederek, cezayı bir kata indiren bölge idare mahkemesi kararını üç kat cezanın bir katı aşan kısmı yönünden oyçokluğuyla bozmuştur. Tarhiyatın kaynağı belli olmayan kayıt dışı gelirden kaynaklanan kısmı da bozma kapsamındadır ve bu kısım yeniden incelenecektir. Üç kat ceza bu dosyada sahte fatura düzenleme fiiline dayandırılmıştır:

Danıştay 3. Dairesi, 13.10.2023 tarihli, E.2023/3966, K.2023/3733 sayılı karar

“Vergi Usul Kanununda, vergi ziyaı cezasının ziyaa uğratılan verginin kaç katına göre hesaplanacağı, eylemin niteliğine göre tayin edilmiş olup, kayıt dışı gelirini gizlemek amacıyla sahte kontör faturası düzenlediği sabit olan ve bu fiili yukarıda yer verilen 359. madde kapsamında bulunan davacı adına, ziyaa uğratılan verginin üç katı düzeyinde vergi ziyaı cezası kesilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından”

Danıştay 9. Dairesi ise sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespitlerinin de bulunduğu bir dosyada, belgesiz satış hasılatına isabet eden cezanın üç kat kesilmesini hukuka uygun bulmuş ve cezayı bir kata indiren bölge idare mahkemesi kararını bu kısımda oybirliğiyle bozmuştur:

Danıştay 9. Dairesi, 26.03.2025 tarihli, E.2023/3898, K.2025/1057 sayılı karar

“Davacının belgesiz satış yapmak suretiyle vergi ziyaına Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alan fiillerle sebebiyet verildiği açık olduğundan, vergi ziyaı cezasının üç kat kesilmesinde hukuka aykırılık, Bölge İdare Mahkemesi kararının aksi yöndeki kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

Bu karar, belgesiz satışın da üç kat cezaya konu edilebileceği yönünde idarenin elini güçlendirmektedir. Bununla birlikte kararın verildiği dosyada sahte ve yanıltıcı belge fiilleri de bulunduğundan, yalnızca fatura düzenlenmeden yapılan e-ticaret satışlarına kendiliğinden uygulanacağı sonucuna varılmamalıdır. Üç kat cezalı her ihbarnamede, hangi fiilin 344. maddenin ikinci fıkrası kapsamında sayıldığı ayrıca incelenmelidir; bu fiiller aynı zamanda ceza soruşturmasına da konu olabileceğinden o ihtimal ayrı değerlendirilmelidir.

İhbarname Geldikten Sonra 30 Gün İçinde Neler Yapılabilir?

Süreç ihbarnameden önce de başlayabilir. Vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına dair ön tespit yapılmışsa ve tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamışsa mükellef Vergi Usul Kanunu’nun 370. maddesi uyarınca izaha davet edilebilir. İzaha davet yazısının tebliğinden itibaren otuz gün içinde izahta bulunulur. İzah sonucunda vergi ziyaına sebebiyet verilmediği anlaşılırsa mükellef bu tespitle ilgili olarak vergi incelemesine tabi tutulmaz veya takdir komisyonuna sevk edilmez. İzah yeterli bulunmazsa, değerlendirme sonucunu içeren yazının tebliğinden itibaren otuz gün içinde beyanname verilip vergi gecikme zammı oranında bir zamla ödenirse vergi ziyaı cezası %20 oranında kesilir; bu durum vergi incelemesi yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline engel teşkil etmez. Kendisine izaha davet yazısı tebliğ edilen mükellef, davet konusu tespitle sınırlı olarak pişmanlık hükümlerinden yararlanamaz. Ön tespit, verginin 359. maddedeki fiillerle ziyaa uğratılmış olabileceğine ilişkinse izaha davet yapılmaz; bu kuralın tek istisnası sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma fiiline ilişkindir: kullanılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge tutarı bir takvim yılında 2026 yılı için 870.000 TL’yi geçmeyen veya bu tutarı geçse bile ilgili yıldaki toplam mal ve hizmet alışlarının %5’ini aşmayan mükelleflere ön tespit yazısı tebliğ edilebilir. Bu istisna belge kullanan alıcıları ilgilendirir.

E-ticaret vergi cezası içeren ihbarname tebliğ edildikten sonra otuz günlük süre içinde üç yol vardır ve bunlar birbirini etkiler. Sürelerin başlangıcı için tebliğ tarihinin doğru belirlenmesi gerekir. Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesine göre kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ile kollektif ve adi komandit şirketler elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır ve elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Otuz günlük süreler, bildirimin ulaştığı günden değil, tebliğ yapılmış sayılan bu günü izleyen günden itibaren hesaplanır. Bu beş günlük kural yalnızca elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar için geçerlidir; mükellefiyeti bulunmayan ve sisteme talep üzerine de katılmamış satıcıya ihbarname bu sistem dışındaki usullerle tebliğ edilir ve süre, tebliğin yapıldığı günü izleyen günden başlar.

Cezada İndirim

Vergi Usul Kanunu’nun 376. maddesine göre mükellef, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergiyi ve cezanın yarısını ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanun’da belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı indirilir. Vade, aynı Kanun’un 112. maddesine göre belirlenir: ikmalen, re’sen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından önce tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde, taksit süreleri geçtikten sonra tahakkuk etmişse tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir. Ödeyeceğini bildirdiği vergi ve cezayı bu süre içinde ödemeyen veya dava konusu yapan mükellef indirimden yararlanamaz. Maddenin (2) numaralı bendi 7524 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırıldığından bugün uygulanan tek indirim cezanın yarısıdır.

Tarhiyat Sonrası Uzlaşma

Vergi Usul Kanunu’nun ek 1. maddesi, 7524 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra uzlaşmanın konusunu vergi ziyaı cezaları ile 2026 yılı için 40.000 TL’yi aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarıyla sınırlamıştır; vergi aslı uzlaşmaya konu edilemez. 359. maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi hâlinde kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza da uzlaşma dışındadır; dolayısıyla üç kat cezalı tarhiyatta bu yol kapalıdır. Vergi Usul Kanunu’nun 370. maddesinin (b) fıkrası kapsamında kendisine ön tespit yazısı tebliğ edilen mükelleflere bu maddeye göre kesilen ceza da uzlaşma dışındadır. Uzlaşma eşiğinin altında kalan, 2026 yılı için 40.000 TL’yi aşmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında ise 376. maddedeki indirim oranı %50 artırımlı uygulanır; eşiğin tespitinde cezayı gerektiren fiil bazında kesilecek toplam ceza tutarı dikkate alınır. Uzlaşma; kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememe, yanılma, vergi hataları, maddi hata veya yargı kararları ile idarenin görüş farklılığı gibi sebeplerin ileri sürülmesi hâlinde yapılabilir. Talep ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır; uzlaşma vaki olmazsa yeniden talep edilemez. Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar idarenin nihai teklifini kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse uzlaşma sağlanmış sayılır. Ek 9. maddeye göre üzerinde uzlaşılan cezalar hakkında başkaca bir indirim uygulanmaz ve hakkında 376. maddenin indirimi uygulanan cezalar için uzlaşma yapılmaz; ancak mükellef, uzlaşma tutanağını imzalayıncaya kadar uzlaşma talebinden vazgeçtiğini beyan ederek 376. maddedeki indirimin uygulanmasını isteyebilir. Ayrıntılı işleyiş için tarhiyat sonrası uzlaşma yazımıza bakılabilir.

Uzlaşma Talebi Vergi Aslının Dava Süresini Durdurmaz

Ek 7. maddeye göre uzlaşma talep eden mükellef, uzlaşma talep ettiği ceza için ancak uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açabilir; aynı ceza için uzlaşma talebinden önce açılmış dava, uzlaşma sonuçlanmadan incelenmez; herhangi bir sebeple incelenip karara bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır. Uzlaşma sağlanamazsa ve dava açma süresi bitmiş ya da on beş günden az kalmışsa bu süre tutanağın tebliğinden itibaren on beş gün olarak uzar. Ancak 7524 sayılı Kanun’la bu hükümlerden vergiye ilişkin ibareler çıkarılmış, uzama yalnızca cezaya özgülenmiştir. Vergi aslı uzlaşmaya konu olmadığından, vergi aslına karşı otuz günlük dava süresi uzlaşma talebine rağmen işlemeye devam eder. Uygulamada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta budur: cezada uzlaşma beklenirken vergi aslı için dava süresi kaçırılmamalıdır.

Dava Açılması ve Tahsilin Durması

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde vergi mahkemelerinde dava açma süresi otuz gündür ve tebliğ yapılan hâllerde tebliği izleyen günden başlar. Aynı Kanun’un 27. maddesinin dördüncü fıkrasına göre vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergilerle bunların zam ve cezalarının “dava konusu edilen bölümünün” tahsil işlemlerini durdurur. Tarhiyatın yalnızca bir kısmı dava konusu yapılırsa dava dışı kalan kısmın tahsili devam eder. Aynı fıkraya göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder; bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar da tahsili durdurmaz ve bunlar için yürütmenin durdurulması istenebilir.

Dava yolunun da bir maliyeti vardır. Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesine göre dava konusu yapılan vergilerin ödenmemiş kısmına, tarhiyatın ilgili olduğu döneme ait normal vade tarihinden yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır; dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilere de normal vade tarihinden son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar gecikme faizi hesaplanır. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri dikkate alınmaz. Dava sonunda vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergi, buna ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi ve cezalar, istenirse davanın devamı sırasında kısmen veya tamamen ödenebilir. Kayıt dışı hasılat dosyalarında idare ayrıca 6183 sayılı Kanun uyarınca ihtiyati haciz veya ihtiyati tahakkuk yoluna başvurabilir; bunlar tarhiyattan ayrı işlemlerdir, tarhiyata karşı açılan dava bu işlemleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz ve kendi süreleri içinde ayrıca itiraz veya dava konusu yapılmaları gerekir.

YolSüreKapsamDikkat
İzaha davet (VUK m.370)Yazının tebliğinden itibaren 30 gün; izah yeterli bulunmazsa değerlendirme yazısından itibaren 30 günİnceleme öncesi ön tespitCeza %20; 359. maddedeki fiillerde kural olarak yapılmaz
Cezada indirim (VUK m.376)İhbarname tebliğinden itibaren 30 gün içinde başvuruVergi ve cezanın yarısı ödenirDava açılırsa indirim yok
Uzlaşma (VUK ek m.1)İhbarname tebliğinden itibaren 30 günYalnızca cezaVergi aslı için dava süresi işlemeye devam eder
Dava (İYUK m.7 ve m.27)Tebliği izleyen günden itibaren 30 günVergi ve cezaDava konusu kısmın tahsili durur; gecikme faizi işler

Dava Dilekçesinde Hangi İtirazlar Öne Çıkıyor?

Yukarıdaki kararlar birlikte okunduğunda, e-ticaret vergi cezası içeren bir tarhiyata karşı açılacak davada şu başlıklar ayrı ayrı incelenmelidir:

  • Hasılatın tespiti: Kargo tahsilatı, banka girişleri ve platform satış kayıtlarının birbirinin tekrarı olup olmadığı; iade ve iptal edilen siparişlerin, aile içi transferlerin ve borç ödemelerinin hasılattan ayrılıp ayrılmadığı.
  • Katma değer vergisinin ayrıştırılması: Tahsil edilen bedelin KDV dahil olup olmadığı ve iç iskonto yönteminin uygulanıp uygulanmadığı.
  • Gider ve kârlılık oranı: Platform komisyonu, kargo, reklam ve alış maliyetinin dikkate alınıp alınmadığı; uygulanan oranın dayanağı ve satıcının kendi beyanlarıyla uyumu. Satıcı adına platformca e-ticaret stopajı kesilmişse bunun hesapta dikkate alınıp alınmadığı.
  • Re’sen tarh sebebi: İnceleme raporunda Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesindeki hangi sebebe dayanıldığı ve bunun somut delille gösterilip gösterilmediği.
  • Ceza oranı: Bir kat, 1,5 kat, üç kat veya 4,5 kat uygulamasının dayanağı; artırım için mükellefiyet tesis ettirme zorunluluğunun gerçekten bulunup bulunmadığı.
  • Esnaf muaflığı ve varlık barışı: Gelir Vergisi Kanunu’nun 9. maddesindeki şartların taşınıp taşınmadığı; varlık barışında bildirilen tutarın incelenen hasılatla bağlantısının belgelenip belgelenemediği.

Sık Sorulan Sorular

E-ticaret vergi cezası kaç kat kesilir?

Vergi ziyaı cezası kural olarak ziyaa uğratılan verginin bir katıdır. Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesinin ikinci fıkrasındaki kaçakçılık fiilleriyle vergi ziyaına sebebiyet verilmişse ceza üç kat uygulanır. 7524 sayılı Kanun’la eklenen son fıkra uyarınca, mükellefiyet tesis ettirilmesi gerektiği hâlde vergi dairesinin bilgisi dışında faaliyette bulunularak vergi ziyaına sebebiyet verilmişse ceza yüzde elli artırılır; bir kat ceza 1,5 kata, üç kat ceza 4,5 kata çıkar.

Banka hesabıma gelen her para satış hasılatı sayılır mı?

Sayılmaz. Danıştay 3. Dairesi, re’sen vergi tarhında matraha ait verilerin varsayım ya da kanaat yoluyla değil, somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiğini kabul etmektedir. Ancak Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesine göre olağan dışı bir durumu iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır; hesaba gelen paranın borç, aile içi transfer veya iade gibi satış dışı bir nedene dayandığını ileri süren satıcının bunu belgeyle göstermesi gerekir.

Kayıt dışı satışta vergi hasılatın tamamı üzerinden mi hesaplanır?

Gelir ve kurumlar vergisi bakımından hayır. Bu vergiler kazanç üzerinden hesaplandığından kayıt dışı hasılattan kazanca bir kârlılık oranıyla ulaşılır. Danıştay 3. Dairesi bir kararında idarenin yüzde 91’lik oranını benimsememiş, satıcının beyan ettiği kârlılık oranlarının aritmetik ortalamasının esas alınması gerektiğini belirtmiştir; başka bir kararında ise satıcının 2015-2018 yıllarına ait beyannamelerinden hesaplanan yüzde 57’lik ortalama oranı hukuka uygun bulmuştur.

E-ticaret vergi cezasında uzlaşmaya başvurursam vergi aslı için dava açma süresi durur mu?

Durmaz. 7524 sayılı Kanun’dan sonra uzlaşmanın konusu yalnızca cezalardır ve uzlaşma sağlanamaması hâlinde dava süresinin on beş gün uzaması da yalnızca ceza için geçerlidir. Vergi aslına karşı otuz günlük dava süresi, uzlaşma talebine rağmen ihbarnamenin tebliğini izleyen günden itibaren işlemeye devam eder.

Evde ürettiğim ürünleri internetten satarsam vergi mükellefi olur muyum?

Gelir Vergisi Kanunu’nun 9. maddesindeki şartları taşıyorsanız esnaf muaflığından yararlanabilirsiniz. (10) numaralı bent kapsamındaki muaflık için Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması, Türkiye’de kurulu bir bankada ticari hesap açılması ve tüm hasılatın bu hesaptan tahsil edilmesi şarttır; hasılatın 2026 yılı için 1.900.000 TL’yi aşması hâlinde izleyen takvim yılından itibaren gerçek usulde vergilendirilirsiniz.

Sonuç

E-ticaret vergi cezası içeren tarhiyatlarda uyuşmazlık, çoğu zaman satışın yapılıp yapılmadığından çok ne kadar hasılat ve kazanç doğurduğu üzerinde yoğunlaşır. Danıştay 3. ve 9. Dairelerinin son kararları, platform veya kargo toplamının tamamının kazanç sayılamayacağını, KDV’nin tahsil edilen bedelin içinden ayrıştırılması gerektiğini ve kârlılık oranının somut verilere dayanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık satıcının kendi beyanları aleyhine delil olarak kullanılabilmekte, varlık barışı kural olarak kalkan sayılmamakta ve kaçakçılık fiillerinin eşlik ettiği dosyalarda üç kat ceza onaylanmaktadır. Mükellefiyet tesis ettirmeden yapılan satışlarda cezanın yüzde elli artırılacağı da unutulmamalıdır. İhbarnamenin tebliğinden sonraki otuz gün içinde indirim, uzlaşma ve dava seçenekleri birlikte değerlendirilmeli; uzlaşma yoluna gidilse bile vergi aslı için dava süresi ayrıca takip edilmelidir.

E-ticaret vergi cezası - Aras Hukuk Danışmanlık

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button