0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

İflas İstememe Suçu (İİK 345/a): Yöneticilere Ceza ve Sorumluluk

İflas İstememe Suçu

İflas istememe suçu, İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesi uyarınca sermaye şirketlerinin (Limited, Anonim, Komandit) borca batık duruma düştüğünde yönetim kurulu üyelerinin ve tasfiye memurlarının iflas talebinde bulunmamaları halinde işlenir. Suçun cezası 10 günden 3 aya kadar hapis olup, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine takip edilir. Borca batıklık tespiti TTK 376/3 uyarınca düzenlenecek ara bilanço ile yapılır; tespit halinde yönetim organı durumu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne bildirmekle yükümlüdür.

Borca Batık Haldeki Şirketlerde İflas İstememe Suçu

İcra İflas Kanunu’nın 5358 sayılı Kanunla değişik 345/a maddesinde, şirket mevcudunun borçları karşılayamamasının idare ve temsile yetkili olanlar tarafından yargı merciine bildirilmemesi suç olarak düzenlenmiştir. Kanundaki yer alan “Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların cezası” başlıklı maddede; İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179. maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.  Söz konusu suç ve ceza aşağıda incelenmiştir.

İflas İstememe Suçunun Konusu

Suçun konusu, şirketlerin borçlarının aktif değerinden fazla olmasına rağmen iflas talebinde bulunmamalarıdır. Korunan hukuki değerler, ticari hayatın güvenilirliği ve alacaklıların malvarlığına ait alacak haklarının korunmasıdır. Zira bildirimin zamanında yapılmaması, alacaklıların haklarını zarara uğratabilir. Bu durum ceza hukuku terminolojisinde “zarar suçu” değil, “tehlike suçu” olarak adlandırılır. Kanun koyucu, suçun oluşması için alacaklıların fiilen zarara uğramasını değil, sadece bildirimin zamanında yapılmasını veya kusurlu olarak geciktirilmesini yeterli görmüştür.

İflas İstememe Suçu Maddi Unsuru

Suçun meydana gelmesi için ilk şart, sermaye şirketlerinin borçlarının aktif değerinden yüksek olmasıdır. Diğer bir şart ise söz konusu şirketlerin idari ve temsil yetkisi verilmiş görevlilerinin veya tasfiye memurlarının bu durumu mahkemeye bildirmemeleridir.

Bu konuyla ilgili olarak, İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesine atıfta bulunulan aynı Kanun’un 179. maddesinde, sermaye şirketleri ve kooperatiflerin aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borçlu olduğu durumda, idare ve temsil yetkilileri veya şirket/kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından mahkemece tespit edilirse, önceden takibe gerek olmaksızın iflas kararı verileceği belirtilmiştir. Ancak Türk Ticaret Kanunu’nun 377. ve 634. maddeleri ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 63. maddesi hükümleri saklı tutulmuştur.

Sermaye şirketlerinin borçlu durumunda, Türk Ticaret Kanunu’nun 6102 sayılı 376/3. maddesinin üçüncü fıkrasında, Şirketin borçlu durumda olduğuna dair şüpheler varsa, yönetim kurulu, işletmenin devamlılığı esasına ve muhtemel satış fiyatlarına göre bir ara bilanço hazırlayacağı belirtilmiştir. Bu bilançodan, aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediği anlaşılırsa, yönetim kurulu durumu asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını talep edecektir.

Borçlu durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması durumudur. Bu durumu belirleyen işaretler, yıllık bilançodan, aylık, üç aylık veya altı aylık hesap durumlarından, varsa denetçinin, erken teşhis komitesinin raporlarından ve/veya yönetim organının belirlemelerinden kaynaklanabilir. Bu tür işaretler mevcutsa, yönetim organı hem işletmenin devamı esasına hem de aktiflerin olası satış değerlerine göre bir ara bilanço düzenler. Olası satış değerlerine göre yapılan bilanço, şirketin iflasının talep edilip edilmemesine dair yönetim organının kararını ortaya koyar.

Sonuç olarak, şirketlerin iflasını talep etme suçunun meydana gelmesi için, şirketin borçları ile aktifleri arasında negatif bir denge olmalıdır. Eğer ara bilançoda şirketin borçlu durumda olduğu belirlenirse, yöneticilerin takdir hakkı kalmaz; her durumda asliye ticaret mahkemesine başvurmak zorundadırlar. Şirketin durumunu başka önlemlerle düzeltmek mümkün olsa bile, yine de mahkemeye başvurulmalıdır. Asliye ticaret mahkemesine başvuru, aynı zamanda şirket yöneticilerini cezai sorumluluktan kurtarır. Bununla birlikte, şirketlerin iflası önlemek için İİK’nın 285 ve devamı maddelerine göre konkordato talep etmeleri de mümkündür.

Yargıtay’ın birçok kararında vurgulandığı gibi, öncelikle şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesi gerekmektedir. Bunu takiben, şirket aktiflerinin borçları karşılayıp karşılamadığı ve şikayetin yapıldığı tarih itibariyle iflas talebinin yasal koşulları olup olmadığı konusunda, borçlu şirkete ait ticari defter, bilanço, banka kayıtları, borçlu şirket hakkındaki tüm kesinleşmiş icra takip dosyalarındaki borç miktarları ve diğer kayıtlar üzerinde karşılaştırmalı bir bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bu şekilde, şirketin iflasının talep edilip edilmediği konusunda şartların oluşup oluşmadığı belirlenmeli ve buna göre sanık veya sanıkların hukuki durumları ortaya konmalıdır.

İflas İstememe Suçu Manevi Unsuru

Şirketin iflasını istememek suçunun manevi unsuru, sermaye şirketi yetkililerinin bilinçli bir şekilde ve isteyerek, şirketin aktiflerinin borçlarını ödemeye yetmediğini bildirmemeleri ve bu şekilde alacaklıları zarara uğratmalarıdır. Bu suçun oluşabilmesi için genel kast yeterlidir ve özel kast aranmamaktadır.

İflas İstememe Suçunun Faili

Suçun faili, anonim ve limited şirketlerin idare ve temsil ile görevlendirilmiş yetkilileri veya tasfiye memurlarıdır. İdare ve temsil ile görevlendirilmiş olanlar; anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde ise müdür/müdürler kuruludur. Eğer şirket tasfiye halinde ise, bildirimde bulunma görevi tasfiye memurlarına aittir.

Suçun Takibi

Şirketin iflasını istememek suçunun takibi şikayete bağlıdır. Cumhuriyet Savcılığı, soruşturma başlatabilmek için şirket alacaklılarından birinin şikayetçi olmasını şart koşar; re’sen soruşturma yapılamaz. Şikayet hakkı, yalnızca şirket alacaklılarına tanınmıştır. Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesine göre şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

İflas İstememe Suçunun Cezası

İflas İstememe Suçu Unsurları ve Ceza Tablosu

UnsurAçıklamaYasal Dayanak
Suç tipiTehlike suçu (zarar suçu değil)İİK 345/a
FailSermaye şirketinin idare ve temsil yetkilileri + tasfiye memurlarıİİK 345/a
Manevi unsurGenel kast yeterli (özel kast aranmaz)İİK 345/a
Ceza10 gün – 3 ay hapisİİK 345/a (5358 SK ile değişik)
Görevli mahkemeAsliye Ceza MahkemesiCMK
Takip şekliŞikayete bağlı (alacaklılardan biri)İİK 345/a
Borca batıklık tespitiTTK 376/3 — ara bilanço (yönetim organı)TTK 376
Bildirim merciiAsliye Ticaret Mahkemesi (iflas talebi)İİK 179, TTK 376

Şirketin iflasını istememek suçunun cezai yaptırımı, on günden üç aya kadar hapis cezasını içerir. Türk Ceza Kanunu’nun 5237 sayılı 49/2. maddesine göre, bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası olarak kabul edildiğinden, bu ceza da “kısa süreli hapis cezası” olarak nitelendirilir.

Görevli Mahkeme

Sermaye şirketlerinin iflasını istememe suçunun yargılaması, ceza mahkemeleri yerine icra mahkemelerinde gerçekleştirilir. Yetkili icra mahkemesi ise icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir. İİK’nın 345/a maddesi uyarınca düzenlenen suç için iddianame ile dava açılması gerekmemekte, yargılama icra mahkemesinde, şikayetçi tarafından verilecek dilekçe ile başlar. Duruşmalarda Cumhuriyet Savcısı hazır bulunmaz. İcra mahkemesi, tarafların ifadelerini, delillerini, iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihai kararını beş gün içinde verir ve sonucu Cumhuriyet Savcısı’na bildirir.

Önemli bir not olarak belirtmek gerekir ki, 2016 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklikle, “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ifadesi çıkarılmıştır. Bu nedenle, özel bir etkin pişmanlık hükmü olan İİK’nın 354. maddesi, aynı Kanun’un 345/a maddesinde düzenlenen suç için uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemektedir. Bu durumda, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmenin, uzlaştırmacının girişimiyle tarafların özgür iradeleriyle kısa sürede sonuçlandırılması amaçlayan uzlaşma kurumu, İİK’nın 345/a maddesindeki suç için uygulanabilir.

İflas İstememe Suçu Zamanaşımı

İİK md. 345/a’da öngörülen suçun dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren başlar. Sermaye şirketinin iflasını istememek suçu için suç tarihi, şirket yönetiminin borçlarının aktifinden fazla olduğunu öğrenme tarihidir.

Sıkça Sorulan Sorular

S: İflas istememe suçu nedir?
C: İflas istememe suçu, İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesi uyarınca sermaye şirketlerinin (Limited, Anonim) borca batık duruma düştüğünde idare ve temsil yetkilileri ile tasfiye memurlarının şirketin iflasını mahkemeden talep etmemeleri halinde oluşan tehlike suçudur. Suçun oluşması için alacaklıların fiilen zarara uğraması gerekmez.

S: İflas istememe suçunun cezası ne kadardır?
C: İİK 345/a uyarınca iflas istememe suçunun cezası 10 günden 3 aya kadar hapis cezasıdır. Suç şikayete tabi olduğundan alacaklılardan birinin şikâyeti olmadan kovuşturma başlatılamaz. Hapis cezası alt sınırı kısa süreli olduğundan, somut olayın koşullarına göre adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

S: İflas istememe suçunu kim işleyebilir?
C: Suçun faili, sermaye şirketinin idare ve temsil yetkilileri (Limited şirkette müdürler, Anonim şirkette yönetim kurulu üyeleri) ile tasfiye sürecindeki şirketlerde tasfiye memurlarıdır. Yetkisiz ortaklar veya çalışanlar suçun faili olamaz. Birden fazla yetkili varsa her biri bireysel olarak sorumlu tutulur.

S: Borca batıklık nasıl tespit edilir?
C: TTK 376/3 uyarınca, şirketin borca batık olduğu şüphesi bulunduğunda yönetim organı işletmenin devamlılığı esasına ve muhtemel satış fiyatlarına göre iki ayrı ara bilanço düzenler. Aktiflerin şirket borçlarını karşılamaya yetmediği tespit edilirse, yönetim organının takdir hakkı kalmaz; durumu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne bildirmek ve iflas talep etmek zorunludur.

S: İflas istememe suçu şikayete tabi midir?
C: Evet, İİK 345/a açıkça suçun şikayete tabi olduğunu düzenler. Yalnız alacaklılardan birinin Asliye Ceza Mahkemesi’ne yapacağı şikâyet üzerine kovuşturma başlatılabilir. Re’sen takibi mümkün değildir. Şikayet hakkı, suçtan zarar gören alacaklıya aittir.

S: Yöneticiler iflas istememe suçundan nasıl kurtulur?
C: Yöneticilerin cezai sorumluluktan kurtulmasının temel yolu, borca batıklık tespit edildiğinde derhal Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurarak iflas talep etmektir. Asliye ticaret mahkemesine zamanında yapılan başvuru cezai sorumluluğu ortadan kaldırır. Ayrıca İİK 285 ve devamı maddelerine göre konkordato başvurusu da bir alternatif yoldur.

S: Konkordato başvurusu yapılırsa iflas istememe suçundan kurtulunur mu?
C: Konkordato başvurusu (İİK 285 vd.), şirketin iflas yerine borçlarını yapılandırarak ticari faaliyetine devam etmesi için bir alternatiftir. Yönetim organı borca batıklık tespit ettiğinde iflas yerine konkordato talep edebilir. Süresinde yapılan ve mahkemece kabul edilen konkordato başvurusu, iflas istememe suçunun maddi unsurunu ortadan kaldırır.

S: İflas istememe suçunda hangi mahkeme görevlidir?
C: Ceza yargılaması yönünden Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir; suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Borca batıklık tespiti ve iflas talebi yönünden ise Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir (TTK 376, İİK 179). İki mahkeme farklı yargı kollarındadır; ceza davası ve ticaret davası ayrı ayrı yürütülür.

S: İflas istememe suçunun zamanaşımı süresi nedir?
C: İflas istememe suçunun cezası 10 gün – 3 ay hapis olduğundan, TCK 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı 8 yıldır. Bu süre suçun işlendiği tarihten itibaren işler. Şikayet süresi ise TCK 73/1 uyarınca öğrenmeden itibaren 6 aydır; alacaklı şirketin borca batık olduğunu öğrendiği tarihten 6 ay içinde şikâyette bulunmalıdır.

S: Sermaye şirketi dışındaki şirketler için iflas istememe suçu uygulanır mı?
C: Hayır. İİK 345/a yalnız sermaye şirketleri (Anonim, Limited, Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit) bakımından uygulanır. Şahıs şirketleri (Adi şirket, Kollektif şirket, Komandit şirket) ile gerçek kişi tacirler bu suçun kapsamı dışındadır. Kooperatifler için ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 63. maddesi paralel düzenleme içerir.

İlgili Makaleler

Sonuç

İflas istememe suçu, sermaye şirketlerinin borçlarının aktif değerini aşmasına rağmen idareciler veya tasfiye memurları tarafından mahkemeye bildirilmemesi durumunda ortaya çıkar. Suçun konusu, şirket borçları ile aktifleri arasındaki dengesizlikken, maddi unsurları şirketin borçlu olması ve yetkililerin bildirimde bulunmamasını içerir. Manevi unsuru ise bilinçli bir şekilde şirketin borçlarını ödememe ve alacaklıları zarara uğratma durumudur. Suçun cezası on günden üç aya kadar hapis cezasını içerir. Görevli mahkeme icra mahkemeleridir ve takip, şikayete dayanır. Suçun zamanaşımı süresi sekiz yıldır. İflas istememe suçu, ticari düzenin sağlıklı işlemesi açısından önemli bir hukuki kavramdır.

minimalist bir zeminde finansal yükümlülükleri vurgulayan alıntı

Related Posts

Call Now Button