İçerik Başlıkları
- 1 Anonim şirkette kâr payı hakkı nedir?
- 2 Kâr payı hakkı ne zaman doğar? Soyut ve somut kâr payı hakkı
- 3 Kâr payı hangi kaynaktan ve nasıl hesaplanır?
- 4 Yedek akçeler ile kâr payı arasındaki ilişki
- 5 İmtiyazlı paylar ve halka açık şirketlerde kâr payı
- 6 Kâr payı avansı nedir?
- 7 Genel kurul kâr dağıtmama kararı alabilir mi?
- 8 Yönetim kurulu kâr dağıtım kararını erteleyebilir mi?
- 9 Kâr dağıtılmazsa pay sahibi ne yapabilir?
- 10 Kâr payı alacağında zamanaşımı
- 11 Kâr payı hakkı ile ilgili Yargıtay kararları
- 12 Kâr payı hakkı ile yönetim kurulu sorumluluğu ilişkisi
- 13 Sık Sorulan Sorular
- 14 Sonuç
Anonim şirkette kâr payı hakkı, pay sahibinin ortaklıktan doğan en temel malvarlığı haklarındandır. Şirketin dağıtılabilir kârı bulunmasına rağmen çoğunluğun sürekli biçimde kâr dağıtmaması, azınlık pay sahibinin bu hakkını fiilen ortadan kaldırabilir. Bu yazıda kâr payı hakkının niteliği, ne zaman doğduğu, hangi kaynaktan ve nasıl dağıtıldığı, yedek akçelerle ilişkisi, kâr payı avansı, genel kurulun kâr dağıtmama takdirinin sınırları ve kâr dağıtılmaması hâlinde başvurulabilecek dava yolu, güncel Yargıtay içtihatlarıyla birlikte ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Özetle: TTK m.507’ye göre her pay sahibi, dağıtılması kararlaştırılan net dönem kârına payı oranında katılma hakkına sahiptir. Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir (m.509). Soyut nitelikteki kâr payı hakkı, genel kurulun dağıtım kararıyla somut bir para alacağına dönüşür. Genel kurul, şirketin gelişimi için ek yedek akçe ayırıp kâr dağıtmayabilir (m.523/2); ancak dağıtılabilir kâr varken iyiniyet kurallarına aykırı biçimde sürekli kâr dağıtılmaması, hakkın ihlali sayılır ve genel kurul kararının iptali istenebilir. Yargıtay’a göre bu durumda kâr dağıtmamanın haklılığını ispat yükü şirkettedir.
Anonim şirkette kâr payı hakkı nedir?
Kâr payı hakkı, pay sahibinin şirketin elde ettiği kârdan payı oranında pay alma hakkıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 507. maddesi bu hakkı şöyle tanımlar: “Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir.” Şirketin nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmak olduğundan, kâr payı hakkı öğreti ve yargı kararlarında vazgeçilmez (müktesep) hak olarak nitelendirilir. Bu hak esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla tümüyle ortadan kaldırılamaz; ancak kullanımı kanunun öngördüğü sınırlar içinde düzenlenebilir. Esas sözleşmeyle payların bazı türlerine tanınan imtiyazlar ile Sermaye Piyasası mevzuatı hükümleri saklıdır (m.507/2-3).
Kâr payı hakkı ne zaman doğar? Soyut ve somut kâr payı hakkı
Kâr payı hakkının iki görünümünü ayırmak, uygulamadaki uyuşmazlıkların anlaşılması bakımından esastır. Soyut kâr payı hakkı, pay sahipliği sıfatıyla birlikte var olan, henüz somut bir alacak doğurmayan potansiyel haktır. Somut kâr payı hakkı ise genel kurulun kâr dağıtımına ilişkin kararı ile doğar; bu kararla birlikte pay sahibinin şirkete karşı belirli bir tutarı isteyebileceği bir para alacağı ortaya çıkar. Bu ayrımın iki önemli sonucu vardır: Birincisi, genel kurul dağıtım kararı almadan pay sahibi doğrudan “kâr payımı öde” diyerek alacak davası açamaz; öncelikle kâr dağıtmama kararının hukuka aykırılığını gündeme getirmesi gerekir. İkincisi, dağıtım kararı alındıktan sonra bu alacak artık bir para alacağıdır ve muaccel olduğu tarihten itibaren genel zamanaşımı kurallarına tabidir.
Kâr payı hangi kaynaktan ve nasıl hesaplanır?
Kâr payının kaynağı ve hesabı kanunla sınırlandırılmıştır. TTK m.509’a göre sermaye için faiz ödenemez ve “kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.” Yani şirketin gerçekte kazanmadığı bir tutarın kâr olarak dağıtılması mümkün değildir; aksi hâlde sermayenin korunması ilkesi ihlal edilmiş olur. Kâr ve tasfiye payı, esas sözleşmede aksine hüküm yoksa pay sahibinin sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesaplanır; yıllık kâr ise yıllık bilançoya göre belirlenir (m.508). Dolayısıyla kâr payı hakkının varlığı ve miktarı, her şeyden önce dürüst biçimde düzenlenmiş bir bilançonun varlığına bağlıdır.
Yedek akçeler ile kâr payı arasındaki ilişki
Kâr dağıtımından önce kanunun öngördüğü yedek akçelerin ayrılması zorunludur. TTK m.519/1 uyarınca yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır. Bu sınıra ulaşıldıktan sonra dahi, pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra kârdan pay alacaklara dağıtılacak toplamın yüzde onu genel kanuni yedek akçeye eklenir (m.519/2-c). TTK m.523/1 ise açıktır: “Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez.” Bu kurallar, kâr payının bir “artık” (kalan) üzerinden hesaplandığını; sermayenin ve şirketin mali sağlamlığının korunmasının kâr dağıtımına önceliğini gösterir.
İmtiyazlı paylar ve halka açık şirketlerde kâr payı
Kâr payında eşit işlem ilkesi esas olmakla birlikte, esas sözleşme belirli paylara kâr payında imtiyaz tanıyabilir (m.507/2). Örneğin bir pay grubuna, dağıtılacak kârdan öncelikli veya daha yüksek oranda pay verilmesi kararlaştırılabilir. İmtiyazlı payların varlığı, kâr dağıtım tablosunun buna göre düzenlenmesini gerektirir. Halka açık anonim şirketlerde ise kâr dağıtımı, Sermaye Piyasası Kanunu ve Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine tabidir; bu şirketlerde kâr dağıtım politikasının kamuya açıklanması ve belirli ilkelere uyulması gerekir. Kapalı (halka kapalı) anonim şirketlerde ise genel kurulun takdir alanı daha geniştir; ancak bu takdir de dürüstlük kuralıyla sınırlıdır.
Kâr payı avansı nedir?
Kâr payı avansı, hesap dönemi sonundaki kesin kâr belirlenmeden önce, ara dönem kârı üzerinden pay sahiplerine yapılan ön ödemedir. TTK m.509/3’e göre kâr payı avansı, Sermaye Piyasası Kanununa tabi olmayan şirketlerde ilgili Bakanlığın tebliği ile düzenlenir. İlgili Tebliğ uyarınca kâr payı avansı dağıtılabilmesi için genel kurulun bu yönde karar alması ve dağıtımın yapılacağı hesap döneminde hazırlanan ara dönem finansal tablolarına göre kâr edilmiş olması gerekir. Avans, ara dönem kârı ile kanunen ayrılması gereken yedek akçeler dikkate alınarak hesaplanan sınırı aşamaz; dönem sonunda zarar çıkması veya kesin kârın dağıtılan avanstan düşük olması hâlinde fazla ödenen tutar geri istenir. Kâr payı avansı, kâr payı hakkının bir ödeme biçimi olup, kesin kâr payı hakkının yerine geçmez.
Genel kurul kâr dağıtmama kararı alabilir mi?
Evet, ancak sınırlı olarak. TTK m.523/2, genel kurula; aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse veya bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayırma yetkisi tanır. Dolayısıyla safi kârın bir kısmının dağıtılmayıp olağanüstü yedek akçeye ayrılması kural olarak mümkündür ve tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz.
Bu yetki sınırsız değildir. Kâr payı hakkı öğretide nispi müktesep hak olarak nitelendirilir: Genel kurul kârın bir kısmını dağıtmayabilir, ancak kârın tamamını sistematik biçimde yedek akçeye ayırarak pay sahibinin kâr payı hakkını fiilen bertaraf edemez. Böyle bir durumda m.523/2 istisnası kötüye kullanılmış olur ve kâr dağıtmamanın haklılığını somut delillerle ispat yükü, pay sahibinde değil şirkette olur.
Yönetim kurulu kâr dağıtım kararını erteleyebilir mi?
Kâr dağıtımına ve bunun şekline karar verme yetkisi münhasıran genel kurula aittir. İcra organı olan yönetim kurulu, genel kurulca alınmış bir kâr dağıtım kararını kendiliğinden değiştiremez veya erteleyemez. Genel kurulun dağıtım kararı kesinleştikten sonra, ödeme zamanı geldiğinde pay sahibi kâr payı alacağını talep edebilir; yönetim kurulunun tek taraflı erteleme kararı bu hakkı ortadan kaldırmaz. Ancak şirket malvarlığına yönelik dış kaynaklı bir el koyma veya tedbir gibi hukuki-fiilî engellerin varlığı, ayrıca değerlendirilir.
Kâr dağıtılmazsa pay sahibi ne yapabilir?
Dağıtılabilir kâr bulunmasına rağmen genel kurul kâr dağıtmama yönünde karar alırsa, buna muhalif kalan pay sahibi, muhalefetini tutanağa geçirerek genel kurul kararının iptali davası açabilir (m.445-446). Dava, kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır. Mahkeme, kâr dağıtmama kararının; şirketin faaliyet gösterdiği sektörün gelişimi, ekonomik amaçları ve istikrarlı kâr dağıtımı ihtiyacı bakımından kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığını değerlendirir. Bu değerlendirme, çoğu zaman aralarında ekonomist bulunan bir bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılır. Kâr dağıtmama kararı bu denetimden geçemezse iptal edilir. Uygulamada bu süreç şu aşamaları izler:
- Genel kurulda kâr dağıtmama/tamamını yedeğe ayırma kararına olumsuz oy verip muhalefeti tutanağa geçirtmek,
- Üç aylık hak düşürücü süre içinde iptal davası açmak,
- Şirketin dağıtım geçmişini, mali tablolarını ve yedek akçe düzeyini delil olarak sunmak,
- Gerektiğinde, kârın örtülü biçimde aktarıldığı iddiasıyla yönetim kurulunun sorumluluğuna da başvurmak.
Kâr payının çoğunluk tarafından sistematik biçimde engellenmesi, aynı zamanda anonim şirketlerde azınlık haklarının ihlali boyutu taşır ve azınlık, koşulları varsa özel denetim gibi başka korunma yollarına da başvurabilir.
Kâr payı alacağında zamanaşımı
Genel kurulun dağıtım kararıyla somutlaşan kâr payı, artık pay sahibinin şirketten olan bir para alacağıdır. Bu alacak, muaccel hâle geldiği (ödeme tarihi) andan itibaren genel zamanaşımı kurallarına tabidir. Soyut kâr payı hakkı ise pay sahipliği süresince var olmaya devam eder; her hesap dönemi bakımından yeniden gündeme gelir. Bu nedenle dağıtım kararı alınmış ve fakat ödenmemiş kâr payı bakımından pay sahibinin, alacağın muacceliyetinden sonra makul sürede takip veya dava yoluna başvurması önerilir.
Kâr payı hakkı ile ilgili Yargıtay kararları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kâr payının vazgeçilmez bir hak olduğunu ve kötüye kullanıma karşı korunduğunu istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.
Dağıtılabilir kâr varken uzun süre dağıtmama iptal sebebidir
Pay sahiplerinin, şirketin 2000 yılından beri iyiniyet kurallarına aykırı olarak kâr dağıtmadığını ileri sürerek genel kurul kararının iptalini istediği davada Daire, anonim şirketin kâr elde etme ve dağıtma amacından doğan kâr payı hakkının vazgeçilmez olduğunu belirtmiştir: “…anonim şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken iyiniyet kurallarına aykırı olacak şekilde uzunca bir süre dağıtılmaması ya da yetersiz dağıtılması halinde pay sahibi bu hakkını mahkeme aracılığıyla talep edebilecektir.” Yerel mahkeme bu iddiayı araştırmadan davayı reddettiği için karar bozulmuştur (Yargıtay 11. HD, E.2015/14100, K.2016/8853, 15.11.2016).
Kârın tamamının yedeğe ayrılmasında ispat yükü şirkettedir
Şirketin istikrarlı biçimde kâr etmesine ve yüksek yedek akçe biriktirmesine rağmen bir dönem kârının tamamının yedek akçeye ayrılmasına karar verilen olayda Daire, kâr payının müktesep hak olduğunu, yedek akçe ayırma istisnasının bu hakkı bertaraf edemeyeceğini ve kâr dağıtılmamasına ilişkin kararın yasa, esas sözleşme ve özellikle iyiniyet kurallarıyla bağdaştığını somut delillerle ispat yükünün davalı şirkette olduğunu belirtmiştir. Şirket sürekli dağıtmama gerekçesini ispatlayamadığından karar, iptal yönünde bozulmuştur (Yargıtay 11. HD, E.2012/13234, K.2014/3514, 25.02.2014). Karar mülga 6762 sayılı Kanun dönemine ait olmakla birlikte, kâr payı hakkına ilişkin bu ilke 6102 sayılı Kanun’un 507 ve 523. maddeleri bakımından da geçerliliğini korumaktadır.
Kâr dağıtımına genel kurul karar verir; yönetim kurulu erteleyemez
Genel kurulca taksitle ödenmesine karar verilen kâr payının ikinci taksitini yönetim kurulunun kararıyla erteleyen şirkete karşı açılan davada Daire, “anonim şirketlerde kar payının nasıl ve hangi şartlarda ödeneceğine karar verme yetkisi[nin] genel kurula ait” olduğunu, icra organı olan yönetim kurulunun bu kararı kendiliğinden değiştirme veya erteleme hakkı bulunmadığını belirtmiştir (Yargıtay 11. HD, E.2008/13780, K.2010/6236, 01.06.2010). Somut olayda şirketin tüm malvarlığına dış kaynaklı tedbir konulmuş olması ayrıca değerlendirilmiştir.
Kâr payı hakkı ile yönetim kurulu sorumluluğu ilişkisi
Kârın, örtülü biçimde hâkim ortağın kontrolündeki başka şirketlere aktarılması, gerçeğe aykırı bilançolarla düşük gösterilmesi veya şirket kaynaklarının usulsüz kullanımıyla eritilmesi, yalnızca genel kurul kararının iptalini değil, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davasını da gündeme getirebilir. Bu hâllerde pay sahibi, hem kâr dağıtmama kararının iptalini isteyebilir hem de şirketin uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Kâr payı hakkının fiilen boşaltıldığı bu tür durumlarda, genel kurul kararının iptali ile sorumluluk davasının birlikte değerlendirilmesi çoğu zaman daha etkili bir sonuç doğurur.
Sık Sorulan Sorular
Anonim şirkette kâr payı hakkı vazgeçilmez bir hak mıdır?
Evet. Anonim şirketin nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmak olduğundan, kâr payı hakkı öğreti ve Yargıtay içtihatlarında vazgeçilmez (müktesep) hak olarak nitelendirilir. Genel kurul kârın bir kısmını dağıtmayabilir; ancak bu hakkı sistematik biçimde tümüyle bertaraf edemez.
Kâr payı hakkı ne zaman doğar?
Soyut kâr payı hakkı pay sahipliğiyle birlikte vardır. Somut kâr payı hakkı ise genel kurulun kâr dağıtım kararıyla doğar ve bu kararla pay sahibinin şirketten isteyebileceği bir para alacağı ortaya çıkar. Dağıtım kararı olmadan doğrudan kâr payı alacağı davası açılamaz.
Genel kurul kârın tamamını dağıtmama kararı alabilir mi?
Genel kurul, şirketin gelişimi ve istikrarlı kâr dağıtımı için ek yedek akçe ayırabilir (TTK m.523/2). Ancak kârın tamamının sistematik olarak yedeğe ayrılması kâr payı hakkını bertaraf ediyorsa, bu istisnanın kötüye kullanımı sayılır; dağıtmamanın haklılığını ispat yükü şirkettedir.
Kâr payı hangi kaynaktan dağıtılabilir?
TTK m.509 uyarınca kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir; sermaye için faiz ödenemez. Kanuni ve isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadan dağıtılacak kâr payı belirlenemez (m.519, 523).
Kâr payı avansı nedir ve nasıl dağıtılır?
Kâr payı avansı, dönem sonu kesin kâr belirlenmeden ara dönem kârı üzerinden yapılan ön ödemedir (TTK m.509/3). Esas sözleşmede hüküm, genel kurul kararı ve ara dönem kârının varlığı aranır; kesin kârı aşamaz, dönem sonunda zarar çıkarsa geri istenir.
Kâr dağıtılmazsa pay sahibi ne yapabilir?
Karara muhalefetini tutanağa geçiren pay sahibi, karar tarihinden itibaren üç ay içinde asliye ticaret mahkemesinde genel kurul kararının iptali davası açabilir. Mahkeme kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyete aykırılığını inceler; gerektiğinde yönetim kurulunun sorumluluğuna da başvurulabilir.
Sonuç
Anonim şirkette kâr payı hakkı, pay sahibinin ortaklıktan beklediği en somut ekonomik menfaattir ve kanunun koruması altındadır. Soyut kâr payı hakkı, ancak genel kurulun dağıtım kararıyla somut bir alacağa dönüşür; bu nedenle kâr dağıtmama kararı, hakkın kullanımının önündeki kritik eşiktir. Genel kurulun yedek akçe ayırma takdiri, iyiniyet kuralları ve kâr payının müktesep hak niteliğiyle sınırlıdır. Dağıtılabilir kâr varken kârın sistematik olarak dağıtılmaması hâlinde pay sahibi, muhalefet şerhini tutanağa geçirerek süresinde iptal davası açmalı ve gerektiğinde yönetim kurulunun sorumluluğuna başvurmalıdır. Sürecin sağlıklı yürümesi için bilanço verilerinin, yedek akçe düzeyinin ve dağıtım geçmişinin baştan doğru değerlendirilmesi belirleyicidir.









