İçerik Başlıkları
- 1 Dijital Hizmet Vergisi Nedir ve Hangi Hizmetleri Kapsar?
- 2 Dijital Hizmet Vergisinin Mükellefi Kimdir?
- 3 Muafiyet Hadleri Nasıl Uygulanır: 20 Milyon TL mi, 750 Milyon Avro mu?
- 4 Hangi Hizmetler Dijital Hizmet Vergisinden İstisnadır?
- 5 2026’da Dijital Hizmet Vergisi Oranı Yüzde Kaçtır?
- 6 Dijital Hizmet Vergisi Nasıl ve Ne Zaman Beyan Edilir?
- 7 Beyanname Verilmezse Siteye Erişim Engellenir mi?
- 8 Dijital Hizmet Vergisinde Hangi Uyuşmazlıklar Çıkıyor?
- 9 İhtirazi Kayıtla Beyan ve Dava Yolu Nasıl İşler?
- 10 Sık Sorulan Sorular
- 10.1 2026 yılında dijital hizmet vergisi oranı yüzde kaçtır?
- 10.2 Muafiyet için iki haddin de altında kalmak gerekir mi?
- 10.3 Konsolide grup üyesi bir şirkette hadler nasıl hesaplanır?
- 10.4 Teknokent istisnası dijital hizmet vergisinden de muaf tutar mı?
- 10.5 Ar-Ge merkezinde geliştirilen ürünün satışı vergiye tabi midir?
- 10.6 Beyanname ne zaman verilir ve vergi gider yazılabilir mi?
- 11 Sonuç
Özetle: Dijital hizmet vergisi, Türkiye’de sunulan dijital reklam, dijital içerik satışı ve kullanıcılar arası etkileşim sağlayan platform hizmetlerinden elde edilen hasılat üzerinden alınan bir vergidir. 2026 yılında uygulanan oran, kanunda yazılı %7,5 değil, 10767 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1/1/2026’dan itibaren geçerli olan %5‘tir; 1/1/2027’den itibaren %2,5’e inecektir. Muafiyet bakımından kritik nokta ise sıklıkla yanlış bilinir: bir önceki hesap döneminde Türkiye’de elde edilen hasılatı 20 milyon Türk lirasından veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan az olanlar muaftır; mükellefiyet ancak her iki haddin de aşılması hâlinde başlar.
Dijital Hizmet Vergisi Nedir ve Hangi Hizmetleri Kapsar?
Dijital hizmet vergisi, 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanun‘un 1 ilâ 7 nci maddeleriyle düzenlenmiş, 1 Mart 2020 tarihinde yürürlüğe girmiş ve kâr üzerinden değil doğrudan hasılat üzerinden alınan bir vergidir. Kanun’un 1 inci maddesi verginin konusuna giren üç hizmet grubunu sayar: dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri; sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, uygulamalar, müzik, video ve oyunlar dâhil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına veya elektronik cihazlara kaydedilmesine yönelik hizmetler; ve kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ile işletilmesi. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bu hizmetlerin sağlanabilmesi için dijital ortamda ve dijital hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan aracılık hizmetlerinden elde edilen hasılat da verginin konusuna dâhildir.
Dijital Reklam Gelirleri Kapsamda mıdır?
Evet. Kanun yalnızca reklamın gösterimini değil, reklamın sunulmasına ilişkin teknik hizmetleri, reklam kontrol ve performans ölçüm hizmetlerini, kullanıcılara ilişkin veri iletimi ile yönetimini de kapsama almıştır. Bu nedenle bir reklam ağı işleten şirket kadar, reklamın hedef kitleye ulaşıp ulaşmadığını ölçümleyen ve raporlayan bir analitik hizmeti sağlayıcısı da hasılatı bakımından değerlendirmeye tabidir.
SaaS Abonelik Geliri ve Uygulama İçi Satışlar Kapsamda mıdır?
Kural olarak evet. Bir yazılımın, uygulamanın veya programın dijital ortamda satışı ile abonelik usulüyle sunulan dijital içerik hizmetleri Kanun’un 1 inci maddesinin lafzına doğrudan girmektedir. Aynı şekilde bir mobil oyunda kullanıcıya bedel karşılığında sunulan ilave özellik, sanal para veya karakter geliştirme imkânı da dijital içerik satışı niteliğindedir; nitekim oyun içi satış gelirleri, vergi hukukunda ayrı bir tartışma başlığı olarak yerleşmiş durumdadır. Buradaki belirleyici eşik hizmetin niteliği değil, aşağıda açıklanan hasılat hadleridir: kapsama girmek mükellef olmayı otomatik olarak gerektirmez.
Pazaryeri Komisyonu ile Kendi Ürününü Satan Site Arasındaki Fark Nedir?
Kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebildiği, mal veya hizmet satışına aracılık edilen bir pazaryeri işletmek Kanun’un 1 inci maddesinin (c) bendi kapsamındadır; pazaryerinin aldığı komisyon kendi hasılatını oluşturur. Buna karşılık yalnızca kendi ürününü kendi sitesinden satan bir işletmede belirleyici olan, satılan şeyin niteliğidir: fiziki mal satışı bu verginin konusu değildir, dijital içerik (yazılım, e-kitap, dijital abonelik) satışı ise konusuna girer. Ürün sahibi ile aracılık eden platformun mükellefiyeti birbirini dışlamaz; her biri kendi hasılatı üzerinden ayrı ayrı değerlendirilir.
Dijital Hizmet Vergisinin Mükellefi Kimdir?
Kanun’un 3 üncü maddesine göre verginin mükellefi, 1 inci maddede sayılan hizmetleri sunan dijital hizmet sağlayıcılarıdır. Mükellefin gelir veya kurumlar vergisi bakımından tam mükellef ya da dar mükellef olması, dar mükellefiyette söz konusu faaliyetlerini Türkiye’deki bir iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla gerçekleştirip gerçekleştirmemesi mükellefiyeti etkilemez. Yani Türkiye’de hiçbir fiziki varlığı bulunmayan, yurt dışında yerleşik bir platform da hizmeti Türkiye’de sunuyorsa mükellef olabilir. Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhı, iş yeri veya iş merkezi bulunmaması hâlinde Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi alacağını güvence altına almak amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanlar ile işleme ve ödemeye aracılık edenleri verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.
Muafiyet Hadleri Nasıl Uygulanır: 20 Milyon TL mi, 750 Milyon Avro mu?
Uygulamada en çok hataya yol açan konu budur. Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrası, ilgili hesap döneminden önceki hesap döneminde Türkiye’de elde edilen hasılatı 20 milyon Türk lirasından veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan (ya da muadili yabancı para karşılığı Türk lirasından) az olanların muaf olduğunu düzenler. İkinci fıkra ise muafiyetin ancak hadlerin her ikisinin de aşılması hâlinde sona ereceğini, mükellefiyetin haddin aşıldığı vergilendirme dönemini takip eden dördüncü vergilendirme döneminden itibaren başlayacağını hükme bağlar. Hadlerin aşılıp aşılmadığı, hesap döneminin üçer aylık dönemlerinin sonu itibarıyla kümülatif hasılat esas alınarak tespit edilir. Üçüncü fıkra uyarınca, arka arkaya iki hesap dönemi boyunca hadlerden herhangi birinin altında kalanların muafiyeti izleyen hesap döneminden itibaren yeniden başlar.
Bunun pratik sonucu şudur: Türkiye’de 40 milyon TL hasılat elde eden ancak dünya genelindeki toplam hasılatı 750 milyon avronun çok altında kalan yerli bir yazılım veya oyun şirketi, kanun metnine göre muaf konumdadır. Ancak burada iki kritik uyarı vardır. Birincisi, mükellefin finansal muhasebe açısından konsolide bir grubun üyesi olması hâlinde hadlerin uygulanmasında grubun verginin konusuna giren hizmetlerden elde ettiği toplam hasılat dikkate alınır; yurt dışındaki bir ana şirketle konsolide edilen küçük bir Türk iştiraki bu yolla haddi aşabilir. İkincisi, Kanun’un 4 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı muafiyetin tespiti için bildirim ve belgelendirme yükümlülüğü getirebilir; bu yükümlülükleri tam, zamanında ve doğru olarak yerine getirmeyenlere otuz gün ek süre verilir ve ek süre içinde de yerine getirmeyenler muafiyetten yararlanamaz. Yani muafiyet şartlarını taşımak tek başına yeterli değildir, belgelendirmek de gerekir.
Danıştay 3. Daire, E.2023/10809, K.2025/2516, 27/05/2025 (kesin): Bir şirket, 2021/Eylül dönemi beyannamesini ihtirazi kayıtla vererek tahakkukun kaldırılmasını ve ödediği verginin iadesini istemiştir. Temyiz dilekçesinde diğer iddiaların yanı sıra, “tek başına 2019 yılında dünya genelinde elde ettikleri hasılatın 750 milyon Euro’dan veya muadili yabancı para karşılığı Türk Lirasından daha az olduğu için dijital hizmet vergisi yükümlüsü olmadıkları” ileri sürülmüştür. Daire, Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulmayarak ve “dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” gerekçesiyle temyiz istemini reddedip Vergi Dava Dairesi kararını onamıştır. Karara bir üye, hadleri ve oranı düzenleyen kuralların Anayasa Mahkemesi’ne taşınması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında bu karar, kanun metnindeki “veya” bağlacına dayanan savunmanın yargı önünde kendiliğinden kabul göreceği anlamına gelmez; Daire bu iddiayı gerekçesinde ayrıca tartışmamış, temyiz nedenlerini toplu hâlde yetersiz bulmuştur. Bu nedenle hadlere yakın hasılat düzeyindeki şirketlerin, konsolide grup hasılatı ile üçer aylık kümülatif hesabı belgeleriyle birlikte önceden hazırlaması ve muafiyet iddiasını ihtirazi kayıt yoluyla usulüne uygun biçimde saklı tutması önem taşır.
Hangi Hizmetler Dijital Hizmet Vergisinden İstisnadır?
Kanun’un 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası, dijital ortamda yapılan bazı hizmetlerden elde edilen hasılatı istisna tutmuş ve bu hasılatın hadlerin tespitinde de dikkate alınmayacağını belirtmiştir. İstisna kapsamındaki hizmetler şunlardır: 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun ek 37 nci maddesi kapsamında üzerinden Hazine payı ödenen hizmetler; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 39 uncu maddesi kapsamında özel iletişim vergisi alınan hizmetler; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamındaki hizmetler; 5746 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde tanımlanan Ar-Ge merkezlerinde Ar-Ge faaliyetleri neticesinde oluşturulan ürünlerin satışı ile münhasıran bu ürünler üzerinden sunulan hizmetler; ve 6493 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi kapsamındaki ödeme hizmetleri. Ar-Ge merkezi istisnası, teknoloji şirketleri açısından doğrudan sonuç doğuran bir hükümdür; Ar-Ge merkezi teşvikleri bakımından belge sahibi olan bir işletmenin, merkezinde geliştirdiği ürünün satışından elde ettiği hasılat bu vergiye tabi tutulmaz.
Buna karşılık son derece önemli bir sınır, aynı maddenin yedinci fıkrasındadır: bu vergiye ilişkin istisna ve muafiyetler ancak Kanun’a hüküm eklenmek veya Kanun’da değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenebilir; diğer kanunlarda yer alan istisna veya muafiyet hükümleri bu vergi bakımından geçersizdir. Dolayısıyla bir şirketin teknokent vergi istisnasından veya serbest bölge istisnasından yararlanıyor olması, o şirketi bu vergiden kurtarmaz. Kurumlar vergisinden istisna edilmiş bir kazanç, hasılat esaslı bu vergi bakımından pekâlâ vergiye tabi olabilir; yazılım firmalarının vergilendirilmesinde bu iki rejimin birbirinden bağımsız işlediğinin gözden kaçırılması sık rastlanan bir hatadır.
2026’da Dijital Hizmet Vergisi Oranı Yüzde Kaçtır?
Kanun’un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı oran %7,5’tir ve beşinci fıkra Cumhurbaşkanı’na bu oranı hizmet türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte %1’e kadar indirme, iki katına kadar artırma yetkisi vermektedir. Bu yetki kullanılmıştır; bu nedenle kanun metnindeki oranı esas almak bugün hatalı sonuç verir.
10767 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (25/12/2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete) ile Kanun’un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki oran, 1/1/2026 tarihinden itibaren %5 ve 1/1/2027 tarihinden itibaren %2,5 olarak uygulanmak üzere indirilmiştir. Karar, yayımı tarihini izleyen yılbaşından itibaren elde edilen hasılata uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Verginin matrahı, ilgili vergilendirme döneminde verginin konusuna giren hizmetler nedeniyle elde edilen hasılattır. Hasılatın döviz ile hesaplanması hâlinde döviz, hasılatın elde edildiği tarihte geçerli olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden Türk parasına çevrilir. Matrahtan gider, maliyet ve vergi adı altında hiçbir indirim yapılmaz; vergi fatura ve fatura yerine geçen belgelerde ayrıca gösterilmez ve hesaplanan vergiden de herhangi bir indirim yapılamaz. Zarar eden veya düşük kâr marjıyla çalışan bir şirketin dahi hasılatı üzerinden bu vergiyi ödemek zorunda kalması, hasılat esaslı vergilerin yapısal sonucudur.
Dijital Hizmet Vergisi Nasıl ve Ne Zaman Beyan Edilir?
Kanun’un 6 ncı maddesine göre vergilendirme dönemi, takvim yılının birer aylık dönemleridir; Hazine ve Maliye Bakanlığı hizmet türlerine ve mükelleflerin faaliyet hacimlerine göre üçer aylık dönem tespit etmeye yetkilidir. Vergi mükellefin beyanı üzerine tarh olunur; mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar beyannamelerini vergilendirme dönemini takip eden ayın sonuna kadar ilgili vergi dairesine vermek zorundadır ve vergiyi de aynı süre içinde öderler. Katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan hizmet sağlayıcıları için tarhiyat bu vergi bakımından bağlı bulundukları vergi dairesince, bulunmayanlar bakımından Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek vergi dairesince yapılır. Adi ortaklıklarda, verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olmak üzere ortaklardan herhangi biri adına tarhiyat yapılır. Nihayet, aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca ödenen dijital hizmet vergisi, mükellefler tarafından gelir ve kurumlar vergisine esas safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebilir.
Beyanname Verilmezse Siteye Erişim Engellenir mi?
Hayır; bu yaptırım artık yürürlükte değildir. Kanun’un 7 nci maddesinin birinci fıkrası hâlen yürürlüktedir ve Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergilere ilişkin beyanname verme ve ödeme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyen dijital hizmet sağlayıcılarına veya Türkiye’deki yetkili temsilcisine, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı ve IP adresi gibi kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılarak ihtarda bulunulabileceğini ve bu durumun Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde ilan edileceğini öngörür. Ancak ilandan itibaren otuz gün içinde yükümlülük yerine getirilmezse hizmete erişimin engellenmesini düzenleyen ikinci fıkra iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023 (RG 12/9/2023-32307): Mahkeme, 7194 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesini Anayasa’nın 13 ve 48 inci maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Gerekçede, “reklam yasağı, bu kapsamda yeni sözleşme kurulmasının yasaklanması, internet trafiği bant genişliğinin kademeli olarak daraltılması gibi daha hafif kısıtlamaların öncelikle uygulanması… mümkünken doğrudan erişimin engellenmesine karar verilmesinin hükme bağlanması suretiyle hizmet sağlayıcılarına aşırı külfet yüklendiği, teşebbüs özgürlüğü ile kamu yararı arasında bulunması gereken makul dengenin bozulduğu” tespiti yapılmıştır. Fıkranın ikinci cümlesi ise uygulanma imkânı kalmadığından ayrıca incelenmemiştir. İptal, Kanun’un resmî metnindeki yürürlük tablosuna göre kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra, 12/6/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Karara İrfan FİDAN ve Muhterem İNCE katılmamıştır.
Bu iptal, idarenin tahsil imkânını ortadan kaldırmaz; erişim engelleme yaptırımı düşmüş olsa da beyan edilmeyen veya ödenmeyen vergi için Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Kanun’un genel tarhiyat, ceza ve takip hükümleri işlemeye devam eder.
Dijital Hizmet Vergisinde Hangi Uyuşmazlıklar Çıkıyor?
Bu vergide uyuşmazlık, klasik bir vergi incelemesi ve tarhiyat üzerinden değil, ağırlıklı olarak ihtirazi kayıtla beyan üzerinden doğmaktadır. Mükellef beyannamesini ihtirazi kayıt koyarak verir ve vergiyi öder; idare çekinceye itibar etmeksizin tahakkuku yapar; mükellef de vergi mahkemesinde tahakkukun kaldırılması ve ödediği tutarın faiziyle iadesi istemiyle dava açar. Danıştay Üçüncü Dairesi 2024 ve 2025 yıllarında bu şablonda çok sayıda dosya karara bağlamıştır ve bugüne kadarki eğilim istikrarlı biçimde idare lehinedir.
Davalarda ileri sürülen savunmalar da tekrar etmektedir:
- Dünya genelindeki hasılatın 750 milyon avronun altında kalması nedeniyle mükellef olunmadığı,
- Hasılat üzerinden bu verginin, safi kazanç üzerinden de kurumlar vergisinin alınmasının mükerrer vergilendirmeye yol açtığı,
- Verginin kurucu unsurlarının belirlenmesinde Cumhurbaşkanlığına ve Bakanlığa verilen yetkinin verginin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu,
- Verginin ilgili yıl bütçe kanununun (C) cetvelinde yer almadığı,
- Oranın emsallerine göre yüksek olduğu,
- Her ay peşin tahsilat nedeniyle zaman maliyetine katlanıldığı ve zarar hâlinde indirim imkânından mahrum kalındığı,
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14 üncü maddesi ile Ek 1 No.lu Protokol’ün 1 inci maddesinin ihlal edildiği.
Bu savunmaların hiçbiri bugüne kadar Danıştay çoğunluğunca kabul edilmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E.2024/2201, K.2025/2524, 27/05/2025 (oyçokluğu, kesin): 2023/Şubat dönemi beyannamesini ihtirazi kayıtla veren şirketin iade istemi reddedilmiştir. Onanan Vergi Mahkemesi gerekçesine göre, mükerrer vergilendirme iddiası karşısında “7194 sayılı Kanunun 6. maddesinin 7. fıkrasında dijital hizmet vergisi mükelleflerince ödenen dijital hizmet vergisinin bu mükellefler tarafından gelir ve kurumlar vergisine esas safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükmü getirilerek aynı kazancın mükerrer vergilendirilmesinin de önüne geçildiği” kabul edilmiştir. Yani verginin kurumlar vergisi matrahından gider yazılabilmesi, mükerrerlik itirazını karşılayan temel gerekçe olarak kullanılmaktadır.
Bununla birlikte bu içtihat oybirliğiyle oluşmuş değildir. Aynı tarihli kararlarda yer alan ve Dairenin E.2025/854, K.2025/2538 sayılı kararının karşı oyuna atıf yapan azınlık görüşü, tartışmayı somut madde numaralarına bağlamaktadır.
Karşı oy (Danıştay 3. Daire, 27/05/2025 tarihli kararlar): “Bakılmakta olan davada, 7194 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi, 5. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarının birinci cümleleri, aynı madenin (3) ve (4) numaralı fıkraları uygulanacak kural niteliğindedir. Davacının, sözü edilen yasa kurallarına yönelik, Anayasa’nın 2., 10., 13., 35. ve 73. maddelerine aykırılık iddiaları ve dayandırdığı gerekçelerinin ciddi olduğu kanısına varıldığından, iptalleri için gerekçeli başvuru kararı oluşturularak… Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiği görüşüyle… katılmıyorum.”
Bu ayrım pratikte önemlidir: Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda anılan kararı yalnızca Kanun’un 7 nci maddesindeki erişim engelleme yaptırımını iptal etmiştir; muafiyet hadlerini düzenleyen 4 üncü madde ile matrah ve oranı düzenleyen 5 inci madde bakımından bir anayasallık denetimi henüz yapılmamıştır. Dolayısıyla “bu konu Anayasa Mahkemesi’nde zaten karara bağlandı” değerlendirmesi, verginin esas unsurları bakımından doğru değildir; azınlık görüşü bu maddelerin denetime taşınması gerektiğini savunmaktadır.
İhtirazi Kayıtla Beyan ve Dava Yolu Nasıl İşler?
Mükellefiyeti tartışmalı olan bir şirket için pratik yol haritası şudur. Beyanname, süresinde ve ihtirazi kayıt konularak verilir; ihtirazi kayıt konulmadan verilen beyanname üzerine yapılan tahakkuka karşı dava açma imkânı kural olarak bulunmadığından bu adım atlanamaz. Tahakkuk eden vergi ödenir. Ardından vergi mahkemesinde, tahakkukun kaldırılması ve ödenen tutarın faiziyle iadesi istemiyle dava açılır; İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7 nci maddesi uyarınca vergi mahkemelerinde dava açma süresi otuz gündür. İlk derece kararına karşı istinaf, bölge idare mahkemesi kararına karşı ise parasal sınırı aşan dosyalarda temyiz yolu açıktır; yukarıda aktarılan kararlarda görüldüğü üzere bu dosyalar Danıştay Üçüncü Dairesinde kesin olarak sonuçlanmaktadır.
Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında, muafiyet haddine dayanan bir savunmanın başarı şansı, iddianın soyut olarak ileri sürülmesine değil, hasılatın belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. Yukarıda aktarılan dosyalarda mükellefler dünya genelindeki hasılatın eşiğin altında kaldığını ileri sürmüş, ancak bu iddia gerekçelerde ayrıca tartışılmamış ve tahakkuklar ayakta kalmıştır. Bu nedenle konsolide grup hasılatının, üçer aylık kümülatif hesabın ve Bakanlıkça istenebilecek bildirim ve belgelendirme yükümlülüğünün dava açılmadan önce, denetime hazır biçimde belgelenmiş olması belirleyicidir.
Sık Sorulan Sorular
2026 yılında dijital hizmet vergisi oranı yüzde kaçtır?
2026 yılında elde edilen hasılata uygulanan oran yüzde 5’tir. Kanunda yazılı oran yüzde 7,5 olmakla birlikte, 25/12/2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 10767 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile oran 1/1/2026’dan itibaren yüzde 5, 1/1/2027’den itibaren yüzde 2,5 olarak uygulanmak üzere indirilmiştir.
Muafiyet için iki haddin de altında kalmak gerekir mi?
Hayır. 7194 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesine göre Türkiye’de elde edilen hasılatı 20 milyon Türk lirasından veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan az olanlar muaftır. Muafiyet ancak hadlerin her ikisinin de aşılması hâlinde sona erer ve mükellefiyet, haddin aşıldığı vergilendirme dönemini takip eden dördüncü vergilendirme döneminden itibaren başlar.
Konsolide grup üyesi bir şirkette hadler nasıl hesaplanır?
Mükellefin finansal muhasebe açısından konsolide bir grubun üyesi olması hâlinde hadlerin uygulanmasında grubun verginin konusuna giren hizmetlerden elde ettiği toplam hasılat dikkate alınır. Bu nedenle yurt dışındaki ana şirketiyle konsolide edilen küçük ölçekli bir Türk iştiraki de haddi aşabilir.
Teknokent istisnası dijital hizmet vergisinden de muaf tutar mı?
Hayır. Kanun’un 4 üncü maddesinin yedinci fıkrasına göre bu vergiye ilişkin istisna ve muafiyetler ancak bu Kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir; diğer kanunlarda yer alan istisna veya muafiyet hükümleri bu vergi bakımından geçersizdir. Teknokent veya serbest bölge istisnası bu vergi bakımından sonuç doğurmaz.
Ar-Ge merkezinde geliştirilen ürünün satışı vergiye tabi midir?
Hayır. Kanun’un 4 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre 5746 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde tanımlanan Ar-Ge merkezlerinde Ar-Ge faaliyetleri neticesinde oluşturulan ürünlerin satışı ile münhasıran bu ürünler üzerinden sunulan hizmetlerden elde edilen hasılat istisnadır ve bu hasılat muafiyet hadlerinin tespitinde de dikkate alınmaz.
Beyanname ne zaman verilir ve vergi gider yazılabilir mi?
Vergilendirme dönemi kural olarak birer aylık dönemlerdir ve beyanname, vergilendirme dönemini takip eden ayın sonuna kadar ilgili vergi dairesine verilerek vergi aynı süre içinde ödenir. Ödenen dijital hizmet vergisi, Kanun’un 6 ncı maddesinin yedinci fıkrası uyarınca gelir ve kurumlar vergisine esas safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebilir.
Sonuç
Dijital hizmet vergisi, yazılım, oyun, pazaryeri ve dijital reklam alanında faaliyet gösteren şirketler için kurumlar vergisinden tamamen bağımsız işleyen, hasılat esaslı ve aylık beyana dayalı bir yükümlülüktür. 2026 yılı için geçerli oranın kanundaki %7,5 değil %5 olduğu, muafiyetin hadlerden yalnızca birinin altında kalınmasıyla dahi devam ettiği, ancak konsolide grup hasılatının ve Bakanlıkça getirilebilecek belgelendirme yükümlülüğünün bu sonucu değiştirebileceği birlikte değerlendirilmelidir. Kurumlar vergisi tarafında kullanılan istisnaların bu vergi bakımından geçersiz sayılması, teknoloji şirketlerinin en sık gözden kaçırdığı noktadır. Hasılatı hadlere yaklaşan işletmelerin üçer aylık kümülatif takibi kurumsallaştırması ve muafiyet iddiasını belgeleriyle önceden hazırlaması, sonradan yapılacak tarhiyat ve ihtilafın önüne geçmenin en etkili yoludur.









