0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

VUK Madde 12 – Mirasçıların Sorumluluğu

vergi hukuku avukatı

Vergi Usul Kanunu (VUK Madde 12) – Mirasçıların Sorumluluğu

Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan herbiri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.

VUK

VUK Madde 12 – Mirasçıların Sorumluluğu ile İlgili Danıştay Kararları:

Karar 1: 

DANIŞTAY

  1. Daire

Esas Yıl/No: 2008/6079

Karar Yıl/No: 2011/7112

Karar tarihi: 07.10.2011

TARHİYATIN KALDIRILMASI İSTEMİ – MİRASÇILARIN SORUMLULUĞU – MİRAS BIRAKANIN VERGİ BORÇLARI İÇİN HER BİR MİRASÇI ADINA HİSSESİ ORANINDA İHBARNAME DÜZENLENMESİ GEREKTİĞİ – USULE UYULMAKSIZIN YAPILAN TARHİYATTA HUKUKA UYARLIK GÖRÜLMEDİĞİ

ÖZET: Miras bırakanın vergi borçları için her bir mirasçı adına hissesi oranında ihbarname düzenlenmesi gerektiği açık olduğundan bu usule uyulmaksızın yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık görülmemiştir

(213 S. K. m. 12, 372)

İstemin Özeti: Elde ettiği menkul sermaye iradını beyan etmediği ileri sürülen muris adına 1999 ve 2001 yılı için salınan gelir vergisi, hesaplanan fon payı ile kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle varisler tarafından dava açılmıştır. İstanbul 9.Vergi Mahkemesinin 12.2.2008 günlü ve E:2005/107, K:2008/377 sayılı kararıyla; muris …’un 1999 takvim yılında 13.033,35 TL hazine bonosu geliri elde ettiğinin ihtilafsız olduğu, ancak tarhiyat yapılırken banka tarafından kesilen 1.586,00 TL nin mahsup edilmediğinin görüldüğü, ayrıca ölüm nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 372 nci maddesi gereğince cezanın kaldırılması gerektiği, 2001 yılı için yapılan tarhiyata gelince, murisin 12.11.2001 tarihinde takvim yılı kapanmadan vefat etmesi nedeniyle beyanname verme görevi mirası reddetmemiş mirasçılarına geçtiğinden muris adına yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle 1999 yılı tarhiyatının kısmen, 2001 yılı tarhiyatının tamamen kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı İdare, hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kabule ilişkin kısmının bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti: Cevap verilmemiştir.

Tetkik Hakimi B.Barış Özkanay’ın Düşüncesi: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12 nci maddesi gereğince mirasçıların sorumluluğu ancak kendi hisseleri nispetinde olabilmektedir. Bu nedenle, her bir mirasçı adına hissesi oranında ihbarname düzenlenmesi gerektiğinden Vergi Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı A.Kemal Terlemezoğlu’nun Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

Elde ettiği menkul sermaye iradını beyan etmediği ileri sürülen muris adına 1999 ve 2001 yılı için salınan gelir vergisi, hesaplanan fon payı ile kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle varisler tarafından açılan davayı kısmen reddeden Vergi Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmı temyiz edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12 nci maddesinde; hükmü yer almaktadır.

Yukarıda belirtilen Yasa hükmü uyarınca miras bırakanın vergi borçları için her bir mirasçı adına hissesi oranında ihbarname düzenlenmesi gerektiği açık olduğundan bu usule uyulmaksızın yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu nedenle, temyiz isteminin reddine, İstanbul 9.Vergi Mahkemesinin 12.2.2008 günlü ve E:2005/107, K:2008/377 sayılı kararının kabule ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, 07.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Karar 2:

DANIŞTAY

Vergi Dava Daireleri Kurulu

Esas Yıl/No: 2019/948

Karar Yıl/No: 2020/1228

Karar tarihi: 18.11.2020

ÖDEME EMİRLERİNİN İPTALİ İSTEMİ – DAVACININ SÜRELER İÇİNDE MİRASIN HÜKMEN REDDİNE KARAR VERİLMESİ TALEBİYLE YARGI MERCİLERİNE BAŞVURUSUNU YAPILDIĞI DAVACININ MİRASÇI SIFATIYLA ÖLENİN VERGİ BORÇLARI NEDENİYLE TAKİBİNE BAŞLANDIĞI – TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ

ÖZET: Borçlunun ölümü halinde kanuni ve mansup mirasçılardan her birinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları anlaşılmakla birlikte mirasçıların sorumluluğundan söz edebilmek için de mirasın reddedilmemiş olması gerekmektedir. Mirasın reddine ilişkin mirasçıların izleyeceği usul ise Medeni Kanun’da belirlenmiş olup vergi mevzuatında da mirasçılar aleyhine vergi dairelerince yapılacak takibatın Medeni Kanun’da belirlenmiş süreler geçinceye kadar geri bırakılacağı ve terekenin tasfiyesi yoluna gidilmişse süreç nihayete ulaşana kadar zamanaşımının işlemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Somut olayda davacı Medeni Kanun’da öngörülen süreler içinde terekenin resmi defterinin tutulması talebiyle Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açmış ayrıca mirasın hükmen reddine karar verilmesi talebiyle yargı mercilerine başvurusunu yapmıştır. Bu durumda, mirasın reddine ilişkin hukuki süreç tamamlanmadan davacının mirasçı sıfatıyla ölenin vergi borçları nedeniyle takibine başlanmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

(213 S. K. m. 12) (6183 S. K. m. 7, 50, 104) (4721 S. K. m. 605, 606)

İSTEMİN KONUSU: İstanbul 5. Vergi Mahkemesinin, 28/02/2019 tarih ve E:2018/2718, K:2019/224 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava Konusu İstem: Davacı adına mirasçı sıfatıyla düzenlenen 07/02/2013 tarihli ve 1 ilâ 9 numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İstanbul 5. Vergi Mahkemesinin 27/12/2013 tarih ve E:2013/792, K:2013/3046 sayılı kararı:

Dosyanın incelenmesinden, davacının murisi …’ın … Yapı Sistemleri Sanayi ve Uygulama Anonim Şirketinin yönetim kurulu başkanı olduğu ve anılan şirketin vadesinde ödenmeyen ve şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen borcu bulunduğundan bahisle söz konusu borcun kanuni temsilciden arandığı, ancak kanuni temsilci olan anılan kişinin 27/02/2012 tarihinde vefat etmesi sebebiyle anılan borcun varis olan davacıdan tahsili cihetine gidildiği anlaşılmaktadır.

Olayda, terekenin borca batık olduğunun tespiti niteliğinde olan mirasın hükmen reddine karar verilmesi istemiyle İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davanın 10/12/2013 tarih ve E:2013/311, K:2013/1814 sayılı kararla görev yönünden reddine karar verildiği görülmüştür.

Anılan davanın görevli Mahkemece değerlendirileceği ve bir hüküm kurulacağı tabiidir.

danıştay

Bu aşamada terekenin henüz davacıya geçip geçmediği, bir başka ifadeyle davacının miras bırakanın borcundan sorumlu olup olmadığı mirasın reddi yolunda açılan davada henüz belli değilken, mirasçı sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emirlerini iptal etmiştir.

Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 21/05/2018 tarih ve E:2016/3985, K:2018/2777 sayılı kararı:

Dosyanın incelenmesinden, mirasçı olan davacı tarafından murisi olan kişinin 27/02/2012 tarihinde vefatı üzerine, İstanbul 21. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/4 esas sayılı dosyasında terekenin resmi defterinin tutulmasının istendiği, mirasın reddinin talep edildiği İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10/12/2013 gün ve E:2013/311, K:2015/1814 sayılı kararıyla verilen görevsizlik kararı üzerine söz konusu davanın İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2018/214 sayılı dosyasında derdest olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının sorumluluğunun tespiti için mirasın reddi hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiğinden, söz konusu Mahkeme kararları doğrultusunda inceleme yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

Daire, bu gerekçeyle kararı bozmuştur.

İstanbul 5. Vergi Mahkemesinin 28/02/2019 tarih ve E:2018/2718, K:2019/224 sayılı ısrar kararı:

Mahkeme, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek aksi yönde verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacının borçtan sorumlu olup olmadığı belli olmadan düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı, temyiz isteminin reddinin gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:

Davacının mirasçısı olduğu …, … Yapı Sistemleri Sanayi ve Uygulama Anonim Şirketinin yönetim kurulu başkanıdır. Şirketin vadesinde ödenmeyen ve şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen borcu bulunduğundan bahisle söz konusu borcun kanuni temsilci olan .’dan tahsili yoluna gidilmiştir. Ancak anılan kişinin 27/02/2012 tarihinde vefat etmesi sebebiyle bu borcun varis olan davacıdan tahsili amacıyla uyuşmazlık konusu ödeme emirleri düzenlenerek 12/02/2013 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş, anılan ödeme emirlerinin iptali istemiyle işbu dava açılmıştır.

Davacı, 16/03/2013 tarihinde İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde açmış olduğu dava ile terekesinin resmi defterinin tutulmasını talep etmiştir

Anılan dava devam ederken davacı, İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde açmış olduğu dava ile babasından kendisine intikal eden mirası kayıtsız ve şartsız olarak reddettiğinden bahisle reddin tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davada 10/12/2013 tarih ve E:2013/311, K:2013/1814 sayılı kararla verilen görevsizlik kararı üzerine dava İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2018/214 sayılı dosyasında görülmüş ve Mahkemenin 11/07/2019 tarih ve K:2019/393 sayılı kararıyla aralarında davalı idarenin de bulunduğu davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilerek muris …’ın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12. maddesinde mirasçıların sorumluluğu düzenlenmiş olup ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçeceği, ancak mirasçılardan her birinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Borçlunun Ölümü” başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrası, “Mirasın tutulan defter mucibince kabulü halinde, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa dahi amme alacağından mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür.” şeklinde düzenlenmiştir.

Kanun’un “Ölüm halinde takibin geri bırakılması” başlıklı 50. Maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında ”Borçlunun ölümü halinde terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün için takip geri bırakılır. Üç günün bitiminde terekenin borçları için takibata devam olunur. Mirasçılar, mirası kabul veya ret etmemişlerse bu hususta Medeni Kanundaki muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri bırakılır.” düzenlemeleri yer almaktadır.

Anılan Kanun’un “Zamanaşımının işlememesi” başlıklı 104. maddesinde de, borçlunun terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına imkan yoksa bu hallerin devamı müddetince zamanaşımının işlemeyeceği kurala bağlanmıştır.

Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebileceği belirtilmiş, 606. maddesinde de mirasın reddi için üç aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Borçlunun ölümü halinde kanuni ve mansup mirasçılardan her birinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları anlaşılmakla birlikte mirasçıların sorumluluğundan söz edebilmek için de mirasın reddedilmemiş olması gerekmektedir.

Mirasın reddine ilişkin mirasçıların izleyeceği usul ise Medeni Kanun’da belirlenmiş olup vergi mevzuatında da mirasçılar aleyhine vergi dairelerince yapılacak takibatın Medeni Kanun’da belirlenmiş süreler geçinceye kadar geri bırakılacağı ve terekenin tasfiyesi yoluna gidilmişse süreç nihayete ulaşana kadar zamanaşımının işlemeyeceği açıkça belirtilmiştir.

Somut olayda davacı Medeni Kanun’da öngörülen süreler içinde terekenin resmi defterinin tutulması talebiyle Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açmış ayrıca mirasın hükmen reddine karar verilmesi talebiyle yargı mercilerine başvurusunu yapmıştır.

Bu durumda, mirasın reddine ilişkin hukuki süreç tamamlanmadan davacının mirasçı sıfatıyla ölenin vergi borçları nedeniyle takibine başlanmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Bu nedenle, ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

İstanbul 5. Vergi Mahkemesinin, 28/02/2019 tarih ve E:2018/2718, K:2019/224 sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin reddine,

2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)

SİTEMİZDEKİ DİĞER DANIŞTAY KARARLARI İÇİN TIKLAYINIZ

Diğer Makaleler

Call Now Button