İçerik Başlıkları
- 1 VUK 112/4 Tecil Faizi Düzenlemesi Nedir?
- 2 15/06/2012 Öncesi ve Sonrası Tahsilatlarda Faiz Rejimi Nasıl Ayrılır?
- 3 VDDK Aykırılığın Giderilmesi Kararı Hangi Belirsizliği Gidermiştir?
- 4 Tecil Faizi Hangi Tarihten İtibaren İşler?
- 5 Dava Dilekçesinde Faiz Talebi Nasıl Yazılmalı?
- 6 İhale Damga Vergisi Davasında Tecil Faizi Talebi Hangi Tutarı Kapsar?
- 7 Sık Sorulan Sorular
- 8 Sonuç
Özetle: VUK 112/4 Tecil Faizi, 15/06/2012 sonrası fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanan faiz türüdür. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca, verginin tahsil edildiği tarihten düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre belirlenen tecil faizi oranı uygulanır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 10/03/2021 tarih ve E.2021/1, K.2021/3 sayılı aykırılığın giderilmesi kararıyla 15/06/2012 öncesi tahsilatlarda 3095 sayılı Kanuni Faiz Kanunu uygulanırken, bu tarihten sonra tecil faizinin esas alınması gerektiği netleşmiştir.
VUK 112/4 Tecil Faizi Düzenlemesi Nedir?
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası, 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve 15/06/2012 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Düzenleme şu şekildedir:
“Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması hâlinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hâllerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120 nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir.”
Maddeye göre faiz, iki farklı başlangıç tarihinden hesaplanmaktadır. Mükelleften kaynaklanan fazla tahsilatlarda faiz, düzeltmeye dair müracaat tarihinden itibaren işlemeye başlar; idareden kaynaklanan hatalı tahsilatlarda ise verginin tahsili tarihinden itibaren hesap yapılır. Faiz oranı, ilgili dönemde 6183 sayılı Kanun’a göre Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen tecil faizi oranıyla aynıdır.
213 sayılı Kanun’a 6322 sayılı Kanun’la eklenen geçici 29. madde, 112. maddenin (4) numaralı fıkrasının yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihinden sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağını açıkça düzenlemiştir. Yani 15/06/2012 öncesi tahsilatlarda farklı bir faiz rejimi geçerlidir.
15/06/2012 Öncesi ve Sonrası Tahsilatlarda Faiz Rejimi Nasıl Ayrılır?
Anayasa Mahkemesi’nin 10/02/2011 tarih ve E.2008/58, K.2011/37 sayılı kararı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin önceki (4) numaralı fıkrasında yer alan ve haksız tahsil edilen vergilerin iadesinde faiz yürütülmemesini öngören düzenlemenin iptaline karar vermiştir. Bu iptal kararının ardından 6322 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme, fazla veya yersiz tahsilatlarda tecil faizini esas almıştır.
15/06/2012 öncesi tahsilatlarda yeni düzenleme uygulanamayacağından, hukuk yaratma yetkisi kapsamında Danıştay içtihatları 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak yasal faizi öngörmüştür. 15/06/2012 sonrası tahsilatlarda ise Kanun’un açık hükmü gereği tecil faizi uygulanması zorunludur. Bu ikili rejim, dava dilekçelerinde “yasal faiz” veya “kanuni faiz” gibi genel ifadelerle istem yapıldığında uygulamada karışıklığa yol açmıştır.
VDDK Aykırılığın Giderilmesi Kararı Hangi Belirsizliği Gidermiştir?
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 10/03/2021 tarih ve E.2021/1, K.2021/3 sayılı Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkındaki kararı, bu konuda kesin yol göstericiliği üstlenmiştir. Kurul, iadesi talep edilen tutarın tahsil tarihi itibarıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesinin yürürlükte olduğu durumlarda, dava dilekçesinde “yasal faiz” veya “kanuni faiz” şeklinde istemde bulunulsa bile mahkeme kararında verilecek faizin tecil faizi olarak anlaşılması gerektiğini belirlemiştir.
Danıştay 9. Daire bu içtihadı somut vakalara uygulamaktadır. Daire’nin 07/02/2024 tarih ve E.2022/3265, K.2024/325 sayılı kararı, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. ihalesinde 25/02/2020 ve 17/06/2020 tarihlerinde tahsil edilen damga vergisinin iadesine ilişkin davada şu sonuca varmıştır: dava dilekçesinde 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranına ilişkin açık bir talebe yer verilmediğinden, tahsil tarihi itibarıyla yürürlükte olan VUK 112/4. madde gereği ihale karar pulu iadesinde tecil faizinin uygulanması gerekir. Bölge İdare Mahkemesi’nin 3095 sayılı Kanun’a göre yasal faiz hükmeden kısmı bu gerekçeyle bozulmuştur.
Tecil Faizi Hangi Tarihten İtibaren İşler?
Tecil faizinin başlangıç tarihi, fazla veya yersiz tahsilatın hangi taraftan kaynaklandığına göre değişir. İdarenin hatalı tarh, tahakkuk veya tahsil işlemi nedeniyle ödenen vergilerde faiz, verginin tahsil edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu durum, ihbarname üzerine ödenen vergi cezaları, ihtirazi kayıtla ödenen vergiler ile haksız haciz veya ödeme emri sonrası tahsil edilen tutarlarda söz konusudur.
Mükelleften kaynaklanan fazla tahsilatlarda ise faiz, düzeltmeye dair müracaat tarihinden itibaren işler. Bu durum, mükellefin kendi beyanı veya hatasıyla fazla vergi ödediği hâllerde geçerlidir; örneğin matrah hatasından kaynaklanan fazladan beyan veya istisna hükmünü yanlış uygulayan beyanlar bu kapsamda değerlendirilir. Faiz, her iki hâlde de düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihte sona erer.
Düzeltme fişi henüz tebliğ edilmemiş ve mahkeme kararı sonrası tahsil edilen vergiler iade edildiyse, faiz hesabı tahsil tarihinden mahkeme kararının kesinleştiği veya uygulandığı tarihe kadar sürer. Düzeltme-şikayet yoluyla ihale damga vergisi iadesi taleplerinde de aynı kural geçerlidir; iade tutarı dışında tecil faizi de ayrıca talep edilmeli ve hesabı dilekçede belirtilmelidir.
Dava Dilekçesinde Faiz Talebi Nasıl Yazılmalı?
Düzeltme-şikayet veya iptal davası dilekçesinde faiz talebinin doğru ifade edilmesi, mahkeme kararında hangi faiz oranının uygulanacağını belirler. Tahsil tarihi 15/06/2012 sonrası ise dilekçede “213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca, tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi” şeklinde net bir formül kullanılması yerindedir. Tahsil tarihi 15/06/2012 öncesi ise “3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca yasal faiziyle birlikte iadesi” denilmelidir.
VDDK 10/03/2021 tarihli aykırılığın giderilmesi kararı sonrası mahkemeler, dilekçedeki ifade ne olursa olsun tahsil tarihi yürürlük tarihine göre tecil veya kanuni faiz arasında doğru olanı uygular. Ancak dilekçede yasal dayanağın açıkça gösterilmesi, davanın çözüm süresini kısaltır ve karşı tarafa hak ettiği itiraz hakkını verir. Faiz miktarının hesabı için tahsil tarihinden başlayarak her dönem 6183 sayılı Kanun’a göre yürürlükte olan tecil faizi oranı kullanılır; oranlar Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca dönem dönem güncellenmektedir.
İhale Damga Vergisi Davasında Tecil Faizi Talebi Hangi Tutarı Kapsar?
İhale damga vergisi iadesi davalarında tecil faizi, ödenen damga vergisinin yalnızca iadeye konu olan kısmı üzerinden hesaplanır. Örneğin, sözleşmenin yargı kararıyla iptali sonrası feshedildiği tarihten sonraki döneme isabet eden damga vergisi iade kapsamında ise faiz, bu tutar üzerinden hesaplanır. Sözleşmenin yürürlükte kaldığı kısma karşılık gelen damga vergisi iade kapsamı dışındadır; bu kısım için faiz talep edilmez.
Aynı şekilde, ihale karar pulu damga vergisinde mükellefiyette hata kapsamında iade istendiğinde, yalnızca ödenen ihale karar pulu tutarı üzerinden tecil faizi hesaplanır; sözleşme damga vergisi ayrı bir hukuki çerçevede değerlendirilir. Faiz hesabı, tahsil tarihinden düzeltme fişinin tebliğine kadar geçen sürenin tüm günleri için her bir dönemin yürürlükteki tecil faizi oranı uygulanarak günlük hesaplama yöntemiyle yapılır.
Sık Sorulan Sorular
VUK 112/4 tecil faizi hangi tarihten itibaren uygulanır?
VUK 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası 6322 sayılı Kanun ile 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenen tecil faizi uygulanır. 15/06/2012 öncesi tahsilatlarda 3095 sayılı Kanuni Faiz Kanunu uyarınca yasal faiz uygulanır.
Tecil faizinin başlangıç tarihi nedir?
İdareden kaynaklanan fazla tahsilatlarda tecil faizi, verginin tahsil edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Mükelleften kaynaklanan fazla tahsilatlarda ise düzeltmeye dair müracaat tarihinden itibaren işler. Her iki durumda da faiz, düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihte sona erer.
Dilekçede yasal faiz istenmiş ise mahkeme tecil faizi mi yasal faiz mi uygular?
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 10/03/2021 tarih ve E.2021/1, K.2021/3 sayılı aykırılığın giderilmesi kararı uyarınca tahsil tarihi 15/06/2012 sonrası ise dilekçede yasal faiz istenmiş olsa bile mahkeme tecil faizini uygulamakla yükümlüdür. Kanun’un açık hükmü dilekçenin lafzından önce gelmektedir.
İhale damga vergisi iadesinde faiz hangi tutar üzerinden hesaplanır?
İade kapsamına alınan damga vergisi tutarı üzerinden tecil faizi hesaplanır. Sözleşmenin yürürlükte kaldığı döneme isabet eden veya iade kapsamı dışında bırakılan kısım için faiz talep edilemez. Faiz, tahsil tarihinden düzeltme fişinin tebliğine kadar her dönemin yürürlükteki tecil faizi oranı uygulanarak hesaplanır.
Tecil faizi oranı sabit midir?
Hayır. 6183 sayılı Kanun’a göre tecil faizi oranı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmekte ve dönem dönem güncellenmektedir. Faiz hesabında her bir dönem için o tarihte yürürlükte olan oran ayrı ayrı uygulanır; tek bir sabit oran kullanılmaz.
Sonuç
VUK 112/4 tecil faizi, Türk vergi hukukunda 15/06/2012 sonrası fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanan tek faiz türüdür. Anayasa Mahkemesi’nin 10/02/2011 tarihli iptal kararı ardından 6322 sayılı Kanun ile getirilen bu rejim, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 10/03/2021 tarihli aykırılığın giderilmesi kararıyla Bölge İdare Mahkemeleri arasındaki uygulama farkını sonlandırmıştır. Pratik açıdan, dava dilekçesinde tahsil tarihinin belirtilmesi ve hangi faiz rejiminin uygulanmasının istendiğinin net olarak ifade edilmesi yargılama sürecini kısaltır; karşı tarafa ve mahkemeye anlaşılır bir hesap zemini sunar. Mevzuatın güncel hâli için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile birlikte değerlendirildiğinde, doğru faiz talebi ile iade istemi mükellefin gerçek hak kaybını tam karşılar.









