0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Elektronik Tebligatta Yeni Düzen (2026): AYM İptali ve Yeni Kanun

e-tebligat iptal kararı - Aras Hukuk Danışmanlık

Elektronik tebligat, 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7587 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle köklü bir dönüşüm geçirdi: Anayasa Mahkemesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli iptal kararının yarattığı hukuki boşluk kapandı, zorunlu muhatap kapsamı, engelli istisnası ve sistemden çıkış rejimi artık doğrudan kanun metninde düzenleniyor. Bu makale, yeni düzeni tüm boyutlarıyla aktarmanın yanı sıra sistemin hâlâ çözüme kavuşturulamayan sorunlarını da ele almaktadır.

Elektronik Tebligatın Hukuki Temeli Neydi ve Neden Değişti?

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 107/A maddesi, 2010 yılında eklenerek vergi idaresine elektronik ortamda tebligat yapma imkânı tanıdı. Ancak maddenin üçüncü fıkrası, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na son derece geniş bir yetki veriyordu: “tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye” yetkili kılınan Bakanlık, bu yetkiyi 456 sıra numaralı VUK Genel Tebliği ile kullandı ve elektronik tebligatın kapsamını belirledi.

Söz konusu yetki devri, Anayasa Mahkemesi önüne taşındı. Anayasa Mahkemesi, E.2025/94, K.2026/11 sayılı ve 15/1/2026 tarihli kararı (RG: 3/4/2026-33213) ile VUK 107/A üçüncü fıkrasının “…tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye…” bölümünü iptal etti. Davanın açılmasına esas olan başvuru, bir defter ve belgeleri gizleme suçu davasında itiraz yoluna başvuran Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi’nden geldi. Mahkeme, AYM’nin denetim yetkisi kapsamında yaptığı incelemede şu sonuca vardı: temel ilkeler kanunla ortaya konulmaksızın, mahkemeye erişim hakkının ancak kanunla sınırlandırılabileceği ilkesiyle bağdaşmayacak biçimde idareye yetki tanınması Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. Kararda ayrıca belirtilmelidir ki, “…her türlü teknik altyapıyı kurmaya…” ibaresi uyuşmazlık konusu davada uygulanacak kural olmadığından o bölüm yönünden itiraz başvurusu reddedilmiştir; iptal kararı yalnızca kapsam ve yetki belirleme bölümüne ilişkindir.

Anayasa Mahkemesi, iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edeceğini gözeterek, iptal hükmünün yürürlüğünü Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonraya, yani 3 Ocak 2027 tarihine bıraktı. Ne var ki yasa koyucu bu süreyi beklemedi: 7587 sayılı Kanun’un 9. maddesi 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girerek, AYM’nin işaret ettiği kanunilik boşluğunu iptal hükmü henüz etkisini doğurmadan kapattı. Böylece elektronik tebligatın zorunlu kapsamı, istisnaları ve sistemden çıkış koşulları artık bir Bakanlık tebliğine değil, doğrudan kanun metnine dayanıyor.

7587 Sayılı Kanun m.9 ile Gelen Yeni VUK 107/A Metni Nedir?

7587 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle (RG: 1/7/2026, yürürlük: yayım tarihi) VUK 107/A tümüyle yeniden kaleme alındı. Yedi fıkradan oluşan yeni madde metni şu şekildedir:

MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.
1. Kurumlar vergisi mükellefleri,
2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,
3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,
4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.

Bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyenler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine dâhil olabilirler.

Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:
1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.

Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

Yeni Düzende Kimler Elektronik Tebligatı Zorunlu Olarak Kullanmak Zorundadır?

Yeni düzende zorunlu elektronik tebligat kapsamı dört grubu kapsamaktadır: kurumlar vergisi mükellefleri; ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri; kollektif şirketler ile adi komandit şirketler; ve ÖTV Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi araçların ilk iktisabında adına tescil yapılan kişi ve teşekküller. Basit usulde vergilendirilen mükellefler, gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler ve sisteme girmek istemeyen bireyler bu kapsam dışında kalmaya devam etmektedir. Kapsam dışı kalanlar isteğe bağlı olarak sisteme dahil olabilir.

Önceki düzenlemede bu kapsam bir Bakanlık tebliğiyle (456 sıra no’lu VUK Genel Tebliği) belirlenmekteydi. 7587 sayılı Kanun ile zorunlu muhatap grupları doğrudan kanun metnine aktarıldığından, artık Bakanlık bu çerçeveyi genişletme yetkisine sahip değildir; yalnızca uygulama usul ve esaslarını belirleyebilir.

Engelli ve Yaşlılar İçin Elektronik Tebligat Zorunlu Mudur?

Yeni VUK 107/A’nın üçüncü fıkrası, engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dahil olma zorunluluğunu açıkça kaldırmaktadır. Bu düzenleme, uygulamadaki önemli bir tartışmaya kanun düzeyinde yanıt vermektedir.

Öte yandan, 65 yaşını doldurmuş kişiler otomatik olarak sistemden çıkarılmamakta; ancak talep etmeleri halinde çıkış imkânı tanınmaktadır. Zorunlu kapsamdaki yaşlı mükellefin talepte bulunmaması durumunda sistemde kalmaya devam edeceği anlaşılmaktadır.

Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış Koşulları Nelerdir?

Yeni düzende çıkış rejimi beş ayrı bent halinde düzenlenmiştir. Tüzel kişiler için sicil kaydının silinmesi, gerçek kişiler için ölüm veya gaiplik kararı, zorunlu kapsamdaki gerçek kişi mükellefler için mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonunda talep şartı, isteğe bağlı dahil olanlar için her zaman talep imkânı ve 65 yaş üstü kişiler için yine talep yoluyla çıkış koşulları kanunda sayılmıştır.

Uygulamada dikkat çekilmesi gereken husus şudur: tüm çıkış mekanizmaları “talep” koşuluna bağlanmıştır; otomatik çıkış yalnızca sicil silinmesi ve ölüm/gaiplik halleriyle sınırlıdır. Bu durum, özellikle mükellefiyeti fiilen sona ermiş ama henüz silgi işlemi tamamlanmamış çok sayıda kişiyi elektronik tebligat yükümlülüğü altında bırakmaya devam etmektedir.

Bu ağırlık, yargı içtihadıyla da doğrulanmıştır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 06.03.2024 tarih ve E:2023/9, K:2024/3 sayılı kararıyla, mükellefiyeti re’sen terk ettirilen veya işini terk eden gerçek kişilerin elektronik tebligat hesaplarının, sistemden çıkış başvurusu yapılmadığı sürece açık kalacağına ve bu hesaba yapılan tebligatların hukuka uygun olduğuna hükmetmiştir. Dolayısıyla faaliyeti fiilen sona ermiş bir mükellef dahi, aktif bir çıkış başvurusunda bulunmadıkça elektronik tebligatın hukuki sonuçlarıyla karşılaşmaya devam eder; bu da çıkışın “talep” şartına bağlanmasının pratikteki riskini somutlaştırmaktadır.

Elektronik Tebligat Ne Zaman Yapılmış Sayılır?

VUK 107/A’nın altıncı fıkrası, önceki düzenden farklı bir redaksiyon olsa da özü itibarıyla aynı kuralı sürdürmektedir: “Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” Buna göre tebligatın elektronik sisteme gönderildiği gün değil, muhatabın elektronik adresine iletildiği günü izleyen beşinci günün sonunda tebliğ gerçekleşmiş sayılacak ve bu tarihten itibaren itiraz, dava açma ve uzlaşma başvurusu süreleri işlemeye başlayacaktır.

Esasen “beşinci gün” kuralı yeni bir tartışma değildir ve daha önce Anayasa Mahkemesi’nin denetiminden geçmiştir. Anayasa Mahkemesi, 19/9/2019 tarihli E.2018/144, K.2019/72 sayılı kararıyla VUK 107/A’nın elektronik tebligatı beşinci günün sonunda yapılmış sayan ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiş; gerekçesinde kuralın muhataplara elektronik adreslerini belirli aralıklarla kontrol etme yükümlülüğü yüklediğini, “anılan yükümlülüğe beşer günlük aralıklarla uyulduğu takdirde hukuki yollara başvuru süresi yönünden herhangi bir hak kaybının olmayacağını” belirtmiştir. Aynı mantıktaki “beşinci gün” kuralı, genel yargıya ilişkin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesi bakımından da Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2025 tarihli E.2025/137, K.2025/129 sayılı kararıyla (RG: 22/9/2025-33025) — bu kez sürenin fazla olduğu ve yargılamayı gereksiz uzattığı gerekçesiyle yapılan iptal başvurusu üzerine — oyçokluğuyla Anayasa’ya uygun bulunmuştur. Dolayısıyla aşağıda dile getireceğimiz eleştiri, kuralın anayasaya aykırılığına değil, olması gereken hukuk (de lege ferenda) bakımından getirilmesi gereken güvencelere ilişkindir.

Vergi uyuşmazlıklarında tebligatın hukuki geçerliliğine ilişkin kritik bir içtihat da Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’ndan (VDDK) gelmiştir. VDDK, E.2021/2, K.2021/4 (22/09/2021) sayılı kararıyla farklı bölge idare mahkemeleri arasındaki aykırılığı gidermiş ve şu ilkeyi bağlayıcı içtihat olarak belirlemiştir: “Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesi uyarınca muhatabın elektronik tebligat sisteminde kayıtlı olan e-tebligat adresine yapılan tebligata ilişkin olarak elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen telefon numarasına ve/veya e-posta adresine bilgilendirme mesajı gönderilmemesi yapılan tebligatın süresini ve geçerliliğini etkilemeyecektir.” Bu karara göre, elektronik tebligat adresine iletilen tebligat, mükellefe ayrıca SMS veya e-posta bilgilendirmesi gönderilmemiş olsa dahi usule uygundur ve beşinci gün kural olarak işlemeye başlar.

Danıştay 9. Dairesi de bu ilkeyi birçok kararında uygulamış; E.2021/2548, K.2022/4947 (19/10/2022) sayılı kararında aynı doğrultuda, “mevzuat hükümleri ve VUK 107/A maddesi uyarınca elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen telefon numarasına ve/veya e-posta adresine bilgilendirme mesajı gönderilmemesi yapılan tebligatın süresini ve geçerliliğini etkilemeyeceğinden” ödeme emirlerine karşı açılan davada süre aşımı bulunmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır.

GİB Özelgesi: Adi Ortaklıklar Elektronik Tebligat Kullanmak Zorunda mı?

Gelir İdaresi Başkanlığı, 11.12.2017 tarih ve 27575268-105[107/A-2017-453]-495128 sayılı özelgesiyle adi ortaklıklara ilişkin önemli bir tespit yapmıştır. Özelgeye göre tüzel kişiliği bulunmayan ve gelir/kurumlar vergisi mükellefi olmayan adi ortaklıkların, zorunlu elektronik tebligat kapsamında yer almadığı; bununla birlikte isteğe bağlı olarak sisteme dahil olabileceği belirtilmiştir. Bu yorum, her ne kadar eski düzene (456 sıra no’lu Tebliğ) dayansa da, yeni VUK 107/A’nın zorunlu kapsam listesinde adi ortaklıklara yer verilmemiş olması nedeniyle yeni düzende de geçerliliğini koruyacaktır.

Yeni Düzende Neyin Düzeldiği, Neyin Hâlâ Eksik Olduğu

7587 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin olumlu yönleri açıktır. Zorunlu kapsam, istisna ve çıkış koşulları artık kanun metninde düzenlendiğinden AYM’nin saptadığı kanunilik eksikliği giderilmiştir. %90 ve üzeri engelli muafiyet koşulu, sistemin erişilemez olduğu durumlarda hak kaybını önlemeye yönelik somut bir adımdır. 65 yaş üstü kişiler için talep yoluyla çıkış imkânı tanınması ve isteğe bağlı dahil olunabilmesi de esneklik getirmektedir. Bakanlığın yetkisi teknik altyapı ve uygulama usulüyle sınırlı tutulmuş; kapsam belirleme yetkisi Bakanlık’tan alınmıştır.

Ancak uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında, yeni düzenin çözüme kavuşturamadığı sorunları da belirtmek gerekmektedir. %90 eşiği ölçüsüz görünmektedir. %89 engellilik oranına sahip bir kişi için zorunluluk sürmekte; oysa sorun, “oran” değil, muhatabın tebligatı fiilen takip edip edemeyeceğidir. Özellikle zihinsel ve işitsel engelli bireyler için oransal eşik yerine fiilî takip imkânını esas alan bir kriter daha isabetli olurdu. Çıkış rejimi de ağırdır: zorunlu kapsamdaki gerçek kişi mükellef, mükellefiyeti sona erse dahi beşinci takvim yılı sonunu beklemek zorundadır; tüzel kişiler için ise sicil silinmesi dışında bir çıkış mekanizması öngörülmemiştir. En temel sorun ise varlığını korumaktadır: beşinci gün fiktif tebliğ. Mükellef, tebligatın adresine ulaştığından habersiz olsa dahi dava açma ve itiraz süreleri beşinci günün sonunda işlemeye başlamaktadır. 2026 tarihli yeni düzenleme, SMS veya e-posta yoluyla zorunlu bir bildirim mekanizması getirmemiş; bildirimin yapılmaması halinin tebligatın geçerliliğini etkilemeyeceği kuralı aynen korunmuştur. Bu durum, fiili habersizliği süre kaybetme riskine dönüştürmektedir. Uygulamada, elektronik tebligat usulsüzlüğü nedeniyle vergi cezasının iptali davası açılması süreç içinde önemli bir hak koruma aracı olmaya devam etmektedir.

Son olarak, vergi hukukundaki elektronik tebligat ile genel yargı sistemindeki elektronik tebligat arasındaki ayrışma ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Genel yargı alanında Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesi kapsamında PTT bünyesindeki Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) işlerken, vergi idaresindeki sistem Gelir İdaresi Başkanlığı’nın kendi altyapısı üzerinden yürümektedir. Hem kamu idarelerinin hem de mükelleflerin tek bir sistemden izlemesi gerektiği çift başlılık sorunu yeni Kanun’da da giderilmemiştir. Mükellefler açısından vergi mahkemesinde dava açma süresi de elektronik tebligat tarihinden başladığından süre takibi kritik önem taşımaktadır.

Elektronik Tebligat ve Dava Açma Süresi: Mükellefin Dikkat Etmesi Gerekenler

Elektronik tebligat kapsamındaki mükellefler için belirtmek gerekir ki, vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı uzlaşma başvurusu veya dava açma süresi, tebligatın GİB sisteminden muhatabın elektronik adresine iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonundan itibaren işlemeye başlar. İdari yargıda bu süre 30 gündür (İYUK m.7). Mükellef hesabına düşen ancak okunmayan bir tebligat da hukuken yapılmış sayıldığından, sistemi düzenli olarak — en azından beş günde bir — kontrol etmek; bildirilen telefon numarası ve e-posta adresi güncel tutmak zorunludur.

Tebligat usulsüzlüğü nedeniyle vergi cezasının iptali için ise yapılan tebligatın usul yönünden hata içermesi, sisteme kayıt bilgilerinin yanlış girilmesi veya tebligatın muhatabın gerçek adresine hiç iletilmemesi gibi durumların ispatı gerekmektedir. VDDK 2021/4 kararından anlaşıldığı üzere, salt SMS veya e-posta bilgilendirmesinin yapılmamış olması artık bu davalar için geçerli bir hukuki dayanak olmaktan çıkmıştır; bu nedenle başvuruların titizlikle hazırlanması önem taşımaktadır.

Elektronik tebligat sistemine dahil olan mükellefin sisteme giriş yetkisini kullandığı şifre veya e-Devlet entegrasyonuna ilişkin bilgilerin güncellenmesi de ihmal edilmemelidir. Şifre kaybı veya hesap erişim sorunu, tebligatı hukuken geçersiz kılmamakta; süre işlemeye devam etmektedir. Doğru adreste ve aktif bir hesapta tebligatın iletilmesi tek başına yeterlidir.

Vergi idaresinin elektronik tebligat sistemi dışında, mahkemelerden yapılan tebligatlar (örneğin bilirkişi raporu veya mahkeme kararının tebliği) ise UETS üzerinden ayrı bir kanaldan gelmektedir. Bu nedenle hem GİB’in sistemi hem de PTT-UETS hesabı ayrı ayrı takip edilmelidir. İki sistemin birbirine entegre edilmesi ve tek bir dijital tebligat kapısı oluşturulması, hem mükellef hakları hem de idari verimlilik açısından bir zorunluluk olarak güncelliğini korumaktadır.

AYM İptal Kararı Görülmekte Olan (Derdest) Davalarda Kullanılabilir mi?

Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmünün 3 Ocak 2027’ye ertelenmesi, “iptal yürürlüğe girene kadar mevcut elektronik tebligatlar geçerli mi?” sorusunu gündeme getirmiştir. Danıştay 3. Dairesi, 6 Nisan 2026 tarih ve E:2024/4288, K:2026/1632 sayılı kararıyla bu soruya açıklık getirmiştir. Daireye göre, iptal hükmünün dokuz ay ertelenmiş olması, iptal edilen kurala dayanan işlemlerin görülmekte olan davalarda geçerli sayılmaya devam edeceği anlamına gelmez; iptalin dayandığı mahkemeye erişim hakkı gerekçesi, halihazırda derdest olan davalarda mükellef lehine ileri sürülebilir. Bu içtihat, elektronik tebligat usulsüzlüğüne dayanan iptal davalarında önemli bir dayanak oluşturmaktadır. Henüz dava açma süresi geçmemiş veya davası derdest olan mükelleflerin bu gelişmeyi değerlendirmesinde yarar bulunmaktadır.

VUK 107/A hükmünün güncel tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Elektronik tebligat zorunlu olan mükellefler kimlerdir?

7587 sayılı Kanun ile yenilenen VUK 107/A’ya göre kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri, kollektif ve adi komandit şirketler ile ÖTV Kanunu’na ekli II sayılı listede kayıt-tescile tabi araçların ilk iktisabında adına tescil yapılan kişiler ve teşekküller zorunlu kapsamdadır. Basit usuldeki mükellefler ve gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler kapsam dışındadır.

Engellilik durumunda elektronik tebligat zorunlu mudur?

Hayır. Engellilik oranı yüzde 90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dahil olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bunun dışındaki engelli mükellefler için zorunluluk devam etmektedir.

Elektronik tebligat kaç günde yapılmış sayılır?

Elektronik ortamda tebligat, tebliğin sistem aracılığıyla muhatabın elektronik adresine iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu tarihten itibaren 30 günlük dava açma ve uzlaşma başvuru süreleri işlemeye başlar. SMS veya e-posta bilgilendirmesinin yapılmamış olması bu süreyi etkilememektedir.

Elektronik tebligat sisteminden nasıl çıkılır?

Çıkış koşulları 2026’dan itibaren kanunla düzenlenmiştir: tüzel kişiler sicil kaydı silinince otomatik çıkar; gerçek kişiler ölüm veya gaiplik kararıyla çıkar. Zorunlu kapsamdaki gerçek kişi mükellefler, mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonunda talep ederek çıkabilir. İsteğe bağlı dahil olanlar her zaman talep ederek çıkabilir. 65 yaş ve üzeri kişiler talep etmeleri halinde çıkarılır.

Elektronik tebligata SMS veya e-posta gelmezse tebligat geçersiz sayılır mı?

Hayır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 22.09.2021 tarih ve E.2021/2, K.2021/4 sayılı bağlayıcı kararına göre bilgilendirme mesajı gönderilmemesi tebligatın süresini ve geçerliliğini etkilemez. Tebligat, muhatabın elektronik adresine iletildiği tarihten itibaren beşinci günün sonunda hukuken gerçekleşmiş sayılır.

AYM iptal kararı 3 Ocak 2027’de yürürlüğe girecekse görülmekte olan davamda kullanabilir miyim?

Danıştay 3. Dairesi’nin 6 Nisan 2026 tarih ve E:2024/4288, K:2026/1632 sayılı kararına göre, iptal hükmünün dokuz ay ertelenmiş olması, iptal edilen kurala dayanan işlemlerin görülmekte olan davalarda geçerli sayılacağı anlamına gelmez. İptalin dayandığı mahkemeye erişim hakkı gerekçesi, halihazırda derdest olan davalarda mükellef lehine ileri sürülebilir.

Sonuç

7587 sayılı Kanun’un 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 9. maddesiyle VUK 107/A tümüyle yeniden kaleme alındı. AYM’nin kanunilik itirazına yanıt olarak elektronik tebligatın zorunlu kapsamı, engelli istisnası ve sistemden çıkış koşulları artık doğrudan kanunda düzenlenmektedir. Bu adım, yasama tekniği açısından önemli bir kazanımdır. Ancak beşinci gün fiktif tebliğ kuralı ve SMS/e-posta bildiriminin geçersizliği etkilememesi, hak kayıplarına açık kapı bırakmaya devam etmektedir. Elektronik tebligat kapsamındaki mükellefler, sistemi düzenli olarak kontrol etmeli ve bildirim tercihlerini güncel tutmalıdır; herhangi bir tebligat geldiğinde uzman hukuki danışmanlık almak süre kaybını önleyecektir.

Aras Hukuk Bürosu

Related Posts

Call Now Button