İçerik Başlıkları
Tahsilinden vazgeçilen bir alacağın değersiz alacak olarak kurum kazancından indirilip indirilemeyeceği, ticari hayatta sık karşılaşılan bir sorundur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu‘nun 322. maddesi, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline imkân kalmayan alacakları değersiz alacak sayar. Danıştay 9. Dairesi, borçlunun ödemesi karşılığında ibra yoluyla vazgeçilen alacağın bu kapsamda değersiz alacak olduğuna hükmetmiştir.
İbra ile Vazgeçilen Alacakta Değersiz Alacak Uyuşmazlığı
Bir elektrik dağıtım şirketi, icra takibindeki şüpheli alacaklarında başlattığı tahsilat kampanyası kapsamında, peşin ödeme yapan borçluların anaparasının bir kısmından vazgeçip her birini icra dairesinde ibra etmiştir. Şirket, vazgeçtiği tutarı kurum kazancından indirip indiremeyeceği tereddüdüyle kurumlar vergisi beyannamesini ihtirazi kayıtla vermiş; ödediği vergiye karşı tahakkukun iptali ve iadesi istemiyle dava açmıştır. İdare ise alacaktan tek taraflı vazgeçildiğini ve kanaat verici belge bulunmadığını ileri sürmüştür. Vergi Mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge İdare Mahkemesi ile Danıştay 9. Dairesi de bu kararı onamıştır.
Değersiz Alacağa İlişkin Mahkeme Gerekçeleri
- Borçluların ödeme yapması ve karşılığında ibraname verilmesiyle, alacaktan tek taraflı değil karşılıklı sözleşme kapsamında vazgeçilmiştir.
- TBK m.132 uyarınca ibra, taraflarca şekle bağlı olmaksızın yapılabilen ve borcu sona erdiren bir sözleşmedir.
- Bu ibra, VUK m.322’nin aradığı “kanaat verici vesika” şartını gerçekleştirir.
- Dolayısıyla vazgeçilen tutar değersiz alacaktır; kurum kazancından indirilir ve fazla ödenen vergi yasal faiziyle iade edilir.
📌 Değersiz Alacakta Temel Hukuki İlke
Bir alacaktan, borçlunun ödemesi karşılığında ibra yoluyla vazgeçilmesi tek taraflı bir af değil, TBK m.132 anlamında (şekle bağlı olmayan) karşılıklı bir sözleşmedir. Bu nedenle VUK m.322’deki “kanaat verici vesika” koşulu sağlanır ve vazgeçilen tutar değersiz alacak olarak kurum kazancından indirilebilir. (Karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, kararın tam metninde yer almaktadır.)
Karar Künyesi
Mahkeme: Danıştay 9. Daire Başkanlığı
Esas No: 2023/4915
Karar No: 2024/2756
Karar Tarihi: 16.05.2024
Oy Durumu: Oyçokluğu
Kararın Tam Metni
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/4915 E. , 2024/2756 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/4915
Karar No : 2024/2756
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Dağıtım A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Elektrik Dağıtım şirketi olan davacı tarafından icra takibi yapılan ve şüpheli ticari alacaklarda izlenilen alacaklarından, kampanya kapsamında vazgeçilen kısmının, vergi matrahından hariç tutulması gerektiğinden bahisle, 2019 yılı için ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesinde bu kısma ilişkin 1.937.188,88-TL kurumlar vergisi tahakkukunun iptali ve ödenen verginin yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Değersiz Alacaklar” başlıklı 322. maddesine göre alacağın değersiz alacak niteliği kazanabilmesi için kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsilinin mümkün olmaması gerektiği, dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin Yönetim Kurulunun 07/03/2019 kararı ile 2019 yılında tüm abonelerine yönelik kampanya başlatıldığı, kampanya kapsamında 01/06/2018 tarihinden sonra icra takibine konu edilen alacaklara ilişkin borçluların borcunu peşin ödemeyi kabul etmesi halinde anaparanın %20’sinden vazgeçileceğine karar verildiği, kampanya kapsamındaki borçlulara sms veya telefon yoluyla bilgilendirme yapıldığı, borçlular tarafından kampanya kapsamında ödeme yapmaları ile karşılıklı sözleşmenin kurulduğu, ayrıca icra takiplerinin hepsine borcun haricen tahsil edildiğine dair yazının gönderildiği, davacı şirketin kampanya kapsamında ödeme yapan borçluların hepsini icra dairesi nezdinde ibra ettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nu 132. maddesinde; tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldırabileceği belirtilerek ibranın bir sözleşme olduğunun vurgulandığı, bu durumda alacaktan, davacı şirketin tek taraflı iradesi ile değil de borçluların ödeme yapması ve karşılığında ibranamenin verilmesi ile karşılıklı sözleşme kapsamında vazgeçildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla olayda Kanunun aradığı kanaat verici vesika şartının gerçekleştiği sonucuna varıldığından, 2019 yılında davalı idare tarafından değersiz alacak olarak kabul edilmeyen ve kampanya kapsamında tahsilinden vazgeçilen 8.805.404,01 TL’nin kurum kazancından indirilemediğinden bahisle ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden tahakkuk eden 1.937.188,88-TL kurumlar vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, bu kısma ilişkin tahakkukun iptaline ve ödenen verginin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu belirtilerek, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı şirket adına, idarelerince tesis edilmiş bir işlem bulunmadığı, mükellefin kendi beyanına göre tahakkuk eden vergileri dava konusu ettiği, Vergi Usul Kanununun 322. maddesinde kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacakların değersiz alacak olarak kabul edildiği, davacının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların değersiz alacak olarak zarar kaydının yapılmasının mümkün olmadığı, davacı ile borçlular arasında yapılmış herhangi bir sözleşme veya bu durumu kanıtlayan bir belge bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Değersiz Alacaklar” başlıklı 322. maddesinde; kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacakların değersiz alacak olduğu, değersiz alacakların, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybedecekleri ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Yukarda yer verilen kanun hükmünden bir alacağın değersiz alacak olarak kabulü için, bir mahkeme kararı veya tevsik edici bir vesikaya göre tahsilinin imkansız hale geldiğinin anlaşılması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta ise davacı şirketçe başlatılan kampanya nedeniyle tek taraflı olarak, peşin ödeme şartıyla alacağın bir kısmından vazgeçilmiş olması nedeniyle Yasadaki koşulun gerçekleşmediği anlaşıldığından, Vergi mahkemesince, aksi yönde verilen gerekçeyle davanın kabulünde ve bu karara yönelik davalı istinaf başvurusunun reddinde hukuka uyarlık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.









