0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Varlık Barışı Tebliği Kanunu Aşıyor mu? İptal Riski Taşıyan Hükümler

Varlık Barışı Tebliği Kanunu Aşıyor mu? İptal Riski Taşıyan Hükümler

Özetle: 4 Temmuz 2026 tarihli varlık barışı tebliği (Seri No:1), dayandığı Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 19. maddenin çizdiği çerçeveyi bazı noktalarda aşmaktadır. Tebliğ, kanunda hiç bulunmayan süre, tarih ve nitelik şartları ekleyerek yararlanma hakkını mükellef aleyhine daraltmakta; bu hükümler Anayasa’nın 124 ve 73. maddeleri karşısında Danıştay’da açılacak bir iptal davasına konu edilebilecek niteliktedir.

Yeni varlık barışı, 7582 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu‘na eklenen Geçici 19. madde ile getirilmiştir (Resmî Gazete: 4/6/2026). Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar ise 4/7/2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No:1)” ile belirlenmiştir. Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında, tebliğ ile kanun metnini yan yana koyduğumuzda birkaç noktada tebliğin kanunu aştığı görülmektedir.

Varlık barışı tebliği ile kanun arasındaki fark neden önemli?

Anayasa’nın 124. maddesine göre idare, ancak kanunun uygulanmasını sağlamak ve kanuna aykırı olmamak şartıyla tebliğ çıkarabilir. Vergilendirme alanında ayrıca Anayasa’nın 73. maddesindeki verginin kanuniliği ilkesi geçerlidir; mali yükümlülüklerin kapsamı ve şartları kanunla belirlenir. Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 19. maddenin 11. fıkrası da Hazine ve Maliye Bakanlığına yalnızca “bildirim ve beyana esas şekli ile … usul ve esasları belirlemeye” yetki vermiştir. Yani tebliğ, teknik uygulamayı düzenleyebilir; ancak kanunda olmayan yeni bir hak düşürücü süre veya nitelik şartı yaratamaz. Aşağıdaki değerlendirmenin ölçütü budur: bir hüküm “usul belirleme” midir, yoksa “yeni maddi şart ihdası” mı?

Yeni varlık barışında kanun ne diyor?

Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 19. madde; gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışındaki para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Türkiye’ye getirmesine, mükelleflerin ise Türkiye’de bulunan ancak defter kayıtlarında yer almayan aynı tür varlıklarını bildirmesine imkân tanır. Bildirim 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) banka veya aracı kurumlara yapılır; varlıklar üzerinden kural olarak %5 vergi alınır, en az bir ila beş yıl elde tutma taahhüdüyle bu oran %4’e kadar (beş yılda %0’a) iner. Yurt dışı varlıkların bildirim tarihinden itibaren “iki ay içinde” Türkiye’ye getirilmesi gerekir. Kanunun 8. fıkrası, bildirilen tutarlara isabet eden kısım için hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacağını güvence altına alır. Bu düzenlemenin süre, oran ve şartlarına ilişkin ayrıntı için Varlık Barışı 2026 bildirim süreleri, vergi oranları ve şartları başlıklı yazımıza bakılabilir.

Tebliğ, Kurumlar Vergisi Kanunu’nu hangi noktalarda aşıyor?

Varlık barışı tebliğinin en tartışmalı yönü, kanunda hiç yer almayan sürelere hak düşürücü sonuçlar bağlamasıdır. Aşağıda bu hükümleri, kanundaki karşılığıyla birlikte ele alıyoruz.

“On gün içinde dönüştürme” şartı kanunda yok

Kanunun 6. fıkrası indirimli oran için yalnızca varlığın belirli sürelerle “bulundurulacağının taahhüt edilmesi”ni arar; taahhüt konusu araca (vadeli hesap, Devlet iç borçlanma senedi, kira sertifikası veya girişim sermayesi fonu) dönüştürme için herhangi bir süre öngörmez. Buna karşılık tebliğin 9/7. fıkrası, varlığın “on gün içerisinde … taahhüt konusu varlıklara dönüştürülmesi” gerektiğini düzenlemektedir. Kanunda bulunmayan bu on günlük sürenin aşılması, indirimli orandan ve dolaylı olarak korumadan mahrumiyete yol açabilir. Süreyi belirleme yetkisi kabul edilse dahi, aşımına korumayı tümüyle düşürücü sonuç bağlamak ölçülülük ilkesiyle bağdaşmaz.

Fiziki getirilen varlıkta “ilk iş günü” sınırı

Kanunun 2. fıkrası fiziki olarak getirilen varlıklar için tek ve yeterli süreyi “iki ay” olarak belirlemiştir. Tebliğin 5/2. fıkrası ise iki ay içinde kalan mükellefe dahi ilaveten, “gümrük işlemlerinin tamamlanmasını takip eden ilk iş günü sonuna kadar” bankaya yatırma şartı getirmektedir. Gümrük işlemini iki aylık süre içinde tamamlayan ancak parayı birkaç gün sonra yatıran mükellef, kanuna göre şartı sağladığı halde tebliğe göre ihlalci konumuna düşebilir. Bu, kanuni iki aylık sürenin idari işlemle fiilen daraltılmasıdır.

Düzeltme ve iade hakkının erken kesilmesi

Kanunun 10. fıkrası düzeltmeyi yalnızca tek bir anla sınırlar: “Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamaz.” Yani kanun, bildirim süresi (31/7/2027) doluncaya kadar düzeltmeye izin verir. Tebliğ ise 3/4. fıkrasında düzeltme ve iade imkânını, varlığın banka veya aracı kuruma “transferi veya yatırılmasından sonra” ortadan kaldırmakta; azaltıcı düzeltmeyi de iki aylık pencereyle sınırlamaktadır. Böylece kanunun tanıdığı düzeltme aralığı, tebliğ tarafından çok daha erken bir ana çekilmektedir.

Mükellef olmayanlar için “banka dışı” şartı ve iç çelişki

Kanunun 5. fıkrası, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlardan yalnızca varlığı “bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik” etmesini ister; varlığın “halihazırda bankada bulunmaması” gibi bir ön nitelik şartı içermez. Tebliğin 6/2. fıkrası ise mükellef olmayanların yalnızca “halihazırda banka ve aracı kurumlarda bulunmayan” varlıklarını bildirebileceğini söyleyerek kanunda olmayan bir kısıt eklemektedir. Üstelik aynı tebliğ, mükellefler bakımından bunun tersini kabul eder: 5 numaralı örnekte, bir şirketin banka hesabında bulunan ancak defter dışı dövizin bildirilebileceği açıkça belirtilir. Bankadaki paranın mükellef için bildirilebilir, mükellef olmayan için bildirilemez sayılması, kanuni dayanağı bulunmayan bir ayrım olup Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi yönünden de sakattır.

Vekil veya temsilci varlıklarında 4 Haziran 2026 kıstası

Kanunda, bildirime konu varlığın hangi tarihe kadar edinilmiş olması gerektiğine dair hiçbir kıstas yoktur; kanundaki yegâne tarihler bildirim ve oran sürelerine ilişkindir. Tebliğin 8/1. fıkrası ise temsilci veya vekil adına görünen varlıklar bakımından, vekâletin “4/6/2026 tarihinden önce” düzenlenmiş ve varlığın “bu tarih itibarıyla” mevcut olması şeklinde, kanunda bulunmayan bir tarih filtresi getirmektedir. Suistimali önleme amacı meşru olsa da, bu amaç tebliğe kanunun tanıdığı hakkı tarih itibarıyla daraltma yetkisi vermez.

Koruma kalkanının sınırı: ispat yükü kimde?

Tebliğin 8/2 ve 12/2. fıkraları, bildirim dışındaki nedenlerle yapılan bir incelemede varlığın mükellefe ait olduğunun ve bulunan matrah farkının bildirilen varlıktan kaynaklandığının “ispat edilmesi”ni aramaktadır. Kanunda açık bir ispat kuralı bulunmadığından, bu külfetin mükellefe yüklenmesi tartışmaya açıktır. Ancak burada dürüst bir tespit gerekir: varlık barışında “ispat külfeti idarededir, usulüne uygun beyan tek başına korur” görüşü esas olarak bölge idare mahkemesi düzeyinde kalmış; Danıştay bu görüşü benimsememiştir. Tersine, tarhiyatı kaldıran bölge idare mahkemesi kararları Danıştay’ca bozulmaktadır.

Danıştay 9. Dairesi, E.2022/724 K.2023/4040 (26.10.2023): Varlık barışı kapsamında tarhiyatı kaldıran bölge idare mahkemesi kararını bozarak, salt beyanın tek başına koruma sağlamadığı; ispat külfetinin mükellef aleyhine değerlendirildiği yönündeki idari yaklaşımı desteklemiştir. Dolayısıyla ispat yükü noktasında tebliğin yaklaşımı, bu konudaki iptal olasılığını zayıflatmaktadır.

Bu tablo, tarhiyat korumasının otomatik olmadığını gösterir. Nitekim korumanın işlemesi için, vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararı olmadan re’sen vergi tarhı yapılamayacağı ilkesiyle birlikte, incelemenin bildirimden önce mi sonra mı başladığı belirleyici olur. Varlık barışının somut bir tarhiyata karşı ne ölçüde kalkan olabileceği konusunda varlık barışının e-ticaret tarhiyatına kalkan olup olmayacağı başlıklı değerlendirmemiz de yol göstericidir.

Hangi hükümler için iptal davası açılabilir, yol ve süre nedir?

Varlık barışı tebliği gibi düzenleyici işlemler aleyhine iptal davası, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri uyarınca doğrudan Danıştay’da ilk derece olarak açılır. Dava süresi, tebliğin yayımından (4/7/2026) itibaren altmış gündür; bu da yaklaşık 2 Eylül 2026 tarihine denk gelir. Ayrıca tebliğin uygulanması üzerine (mükellef adına tarhiyat yapılması ya da korumanın reddi gibi bir uygulama işlemiyle) hem uygulama işlemi hem dayanağı düzenleme birlikte dava edilebilir; bu halde süre, uygulama işleminin tebliğinden (İYUK m.7/4) yeniden işlemeye başlar. Dava ehliyeti bakımından menfaati ihlal edilen mükellefin yanı sıra meslek kuruluşları da başvurabilir.

Dava açılacaksa, dağınık itirazlar yerine tek bir üst argüman en etkili yoldur: Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 19. madde Bakanlığa yalnızca usul ve esas yetkisi verirken, tebliğ kanunda bulunmayan süre, tarih ve nitelik şartları ihdas etmiştir. Kısa sürelerin veya nitelik şartlarının kaçırılmasıyla korumanın geri dönüşsüz biçimde yitirilmesi telafisi güç zarar oluşturacağından, yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

Sık Sorulan Sorular

Varlık barışı tebliği kanunu aşabilir mi?

Bir genel tebliğ, Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca yalnızca kanunun uygulanmasını sağlar; kanunda bulunmayan yükümlülük, süre veya nitelik şartı getiremez. Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 19. maddenin 11. fıkrası Bakanlığa yalnızca usul ve esas belirleme yetkisi verdiğinden, bu sınırı aşan tebliğ hükümleri iptal davasına konu edilebilir.

Tebliğdeki hangi hükümler iptal riski taşıyor?

En güçlü zeminler kanunda karşılığı olmayan sürelerdir: taahhüt konusu varlığa on gün içinde dönüştürme şartı, fiziki getirilen varlığın gümrük sonrası ilk iş günü sonuna kadar yatırılması şartı ve düzeltme ile iade hakkının transfer tarihiyle kesilmesidir. Ayrıca mükellef olmayanlar için getirilen halihazırda banka dışı olma şartı ile 4 Haziran 2026 tarihli edinme kıstası tartışmalıdır.

Yeni varlık barışında bildirim süresi ne zaman doluyor?

Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 19. maddeye göre bildirimler 31 Temmuz 2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) banka veya aracı kurumlara yapılır. Cumhurbaşkanı bu süreyi altışar aylık dönemler halinde bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir.

Bildirilen varlıklar vergi incelemesinden korunur mu?

Kanunun 8. fıkrası, bildirilen tutarlara isabet eden kısım için hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacağını öngörür. Ancak koruma; verginin süresinde ödenmesi, varlığın iki ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ve defter kaydı ile fon hesabı şartlarının yerine getirilmesine bağlıdır. Vergi incelemesine başlandıktan sonra yapılan bildirim koruma sağlamaz.

Tebliğe karşı iptal davası nereye ve ne zaman açılır?

Genel tebliğ gibi düzenleyici işlemler aleyhine iptal davası doğrudan Danıştay’da açılır. Süre, tebliğin yayımından itibaren altmış gündür; ayrıca tebliğin uygulanması üzerine hem uygulama işlemi hem dayanağı düzenleme birlikte dava edilebilir ve bu halde süre uygulama işleminin tebliğinden yeniden işler.

Sonuç

Yeni varlık barışı, yurt içi ve yurt dışı varlıklar için ciddi bir vergi güvencesi sunmakla birlikte, uygulama tebliği birkaç noktada dayandığı Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 19. maddeyi aşmakta ve mükellef aleyhine daraltıcı şartlar getirmektedir. On gün ve ilk iş günü gibi kanunda bulunmayan süreler, düzeltme hakkının erken kesilmesi ve mükellef olmayanlar için getirilen banka dışı şartı, bir iptal davasının en güçlü zeminlerini oluşturur. Bu nedenle, varlık barışı tebliği kapsamında bildirimde bulunacak mükelleflerin süre ve şartları kanun metniyle karşılaştırarak değerlendirmesi; tartışmalı bir hüküm nedeniyle hak kaybı riski doğduğunda ise dava yolunu zamanında kullanması önem taşır.

Aras Hukuk ve Danışmanlık

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button