0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

Vergi Davasında İstinaf Başvurusu: Süre, Parasal Sınır ve 7589 Değişikliği

Vergi Davasında İstinaf Başvurusu: Süre, Parasal Sınır ve 7589 Değişikliği

Özetle: Vergi mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine yapılır (2577 sayılı Kanun m.45/1). 2026 yılında açılan davalarda uyuşmazlığın değeri 55.000 TL düzeyindeki sınırı geçmiyorsa vergi mahkemesi kararı kesindir ve istinaf başvurusu yapılamaz. Başvuru yapılması tahsilatı kendiliğinden durdurmaz; ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir.

Bu alanda sistem 31.07.2026 tarihinde değişti. 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3 ve 5. fıkralarını yeniden yazdı, 46. maddeye yeni bir 2. fıkra ekledi ve tek hâkim sınırını kanun metnine işledi. Değişikliğin arkasında Anayasa Mahkemesinin bir iptal kararı vardır. Aşağıda yeni düzenin nasıl işlediği, hangi kararın kesin hangisinin temyize açık olduğu ve uygulamada çıkan uyuşmazlıklar ele alınmaktadır.

Vergi Davasında İstinaf Başvurusu Nasıl ve Ne Zaman Yapılır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 1. fıkrasına göre idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Süre, vergi mahkemesinde dava açma süresi gibi tebliği izleyen günden işlemeye başlar ve hak düşürücüdür.

Aynı maddenin 2. fıkrası, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğunu belirtir. Bunun pratik sonucu, dilekçenin taşıması gereken unsurlar bakımından temyiz dilekçesi rejiminin uygulanmasıdır. Fıkra ayrıca önemli bir kolaylık getirir: istinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. Yani dilekçe sehven Danıştaya hitaben yazılmışsa bu tek başına istinaf başvurusunu düşürmez; dosya doğru mercie iletilir. Dilekçenin diğer eksiklikleri bakımından dilekçe ret sebepleri ayrıca değerlendirilir.

Hangi Kararlara Karşı İstinaf Başvurusu Yapılamaz? 2026 Parasal Sınırı

45. maddenin 1. fıkrasının ikinci cümlesi, konusu belli bir tutarı geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların kesin olduğunu, bunlara karşı istinaf başvurusu yapılamayacağını hükme bağlar. Kanun metninde yazılı tutar, 28.07.2024 tarihli 7524 sayılı Kanun’la belirlenen otuz bir bin Türk lirasıdır. Ancak uygulanacak rakam bu değildir.

Bunun sebebi Kanun’un Ek 1. maddesidir. Anılan maddenin 1. fıkrasına göre bu Kanun’da öngörülen parasal sınırlar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır; bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu tutarlar ayrı bir tebliğle ilan edilmediğinden, güncel sınır her yıl zincirleme hesapla bulunur. 2026 yılında uygulanan sınır 55.000 TL düzeyindedir.

Hesabın doğruluğunu kanun metninin kendisi teyit etmektedir: 7589 sayılı Kanun, 2576 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki tek hâkim sınırını yazıyla “dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan” biçiminde metne işlemiştir. 2026 için geçerli olduğu kanun lafzıyla sabit olan bu 486.000 TL rakamı, aynı yeniden değerleme zincirinin çıktısıdır.

Hangi yılın sınırının uygulanacağı ayrı ve sık karıştırılan bir sorudur. Ek 1. maddenin 4.06.2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’la değişik 2. fıkrası bu konuda açıktır: 17. madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davalar ile 45 ve 46. maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır. Kararın veya başvurunun tarihi değil, dava dilekçesinin verildiği tarih belirleyicidir.

Ayrıca ivedi yargılama usulüne tabi davalarda istinaf başvurusu yolu kapalıdır (m.45/8) ve istinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın bölge idare mahkemesinde incelenmesinde bulunamaz (m.45/7).

İstinaf Başvurusu Vergi Borcunun Tahsilini Durdurur mu?

Durdurmaz. İstinaf başvurusu yapmanın tahsilatı otomatik olarak durduracağı düşüncesi, uygulamada en pahalıya mal olan yanlış varsayımdır. 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 4. fıkrası uyarınca vergi mahkemesinde dava açılması, tarh edilen vergi ve cezaların dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur; ancak bu etki ilk derece yargılamasına özgüdür. Vergi mahkemesi kararını verdikten sonra tablo değişir.

52. maddenin 1. fıkrasına göre “Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz.” Aynı fıkra, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebileceğini; davanın reddine ilişkin kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde ise dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesinin 27. maddede öngörülen koşulun varlığına bağlı olduğunu belirtir. Dolayısıyla yürütmenin durdurulması istemi, istinaf dilekçesiyle birlikte ve gerekçelendirilerek ileri sürülmelidir.

Pratikte bu şu demektir: dava reddedildikten sonra vergi dairesi mahkeme kararına göre hesapladığı tutarı 2 nolu ihbarname ile tebliğ eder ve bir aylık ödeme süresi işlemeye başlar. İstinaf başvurusu bu süreyi durdurmaz; yürütmenin durdurulması alınmazsa süreç ödeme emri ve haciz aşamasına ilerleyebilir.

Bunun karşı ucunda 52. maddenin 5. fıkrası vardır: “Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.” Bozma hâlinde ayrıca bir talebe gerek kalmaz; ancak bu aşamaya gelinebilmesi için istinaf başvurusu sonrasında temyiz yolunun da açık olması gerekir.

Bölge İdare Mahkemesi İstinaf Başvurusu Üzerine Hangi Kararları Verebilir?

7589 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle yeniden yazılan 45/3 uyarınca bölge idare mahkemesi; kararı hukuka uygun bulursa, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa gerekçeyi değiştirerek, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verir. Değişiklikten önce metinde yalnızca hukuka uygunluk ve maddi yanlışlık hâlleri sayılıydı; istinaf başvurusunun gerekçe değiştirilerek reddi seçeneği artık kanunda açıkça yer almaktadır.

45/4 değişmemiştir: bölge idare mahkemesi ilk derece kararını hukuka uygun bulmazsa istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece kararının kaldırılmasına karar verir ve işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İhtiyaç duyulursa kararı veren mahkeme veya başka bir yer vergi mahkemesi istinabe olunabilir.

45/5 ise tamamen yenidir. Dosyanın kaldırma kararıyla birlikte ilk derece mahkemesine gönderilebileceği hâller yedi bent hâlinde sayılmıştır: ilk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin diğer nihai kararlara yönelik istinaf başvurusunun haklı bulunması; davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması; dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken dava hakkında karar verilmesi; dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi; talep hakkında karar verilmemesi ya da eksik hükümle karar verilmesi; keşif veya bilirkişi incelemesi gerektiği hâlde yaptırılmaması; zorunlu olduğu hâlde duruşma yapılmaması. Fıkra, son iki hâlde bölge idare mahkemesinin eksikliği kendisi giderebileceğini belirttikten sonra “Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez” kuralını koyar. Bu kararlar kesindir.

Eksik İnceleme Gerekçesiyle Dosya Vergi Mahkemesine Geri Gönderilebilir mi?

Gönderilemez. 7589 sayılı Kanun bu kuralı metne yazmadan önce de Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu yıllardır aynı sonuca varmakta, bölge idare mahkemelerinin aksi yöndeki ısrar kararlarını bozmaktaydı. Kurul, istinaf merciinin uyuşmazlığın esasını maddi ve hukuki yönden değerlendirmede ilk derece mahkemeleriyle aynı yetkiye sahip olduğunu vurgulamaktadır:

Danıştay VDDK, E.2022/1747, K.2023/669, 07.06.2023 (ısrar kararının bozulması)
“Uyuşmazlıkta, 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasında istisnai olarak sayılmış olan hallerden herhangi birinin bulunmaması karşısında, ilk derece mahkemesi kararında tespit edilen maddi ve/veya hukuki eksikliğin anılan Kanun’un 45. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca bölge idare mahkemesince tamamlanarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. (…) Eksik incelemenin varlığı halinde, bu eksikliğin incelemenin uyuşmazlığın esasını maddi ve hukuki yönden değerlendirmede tam yetkili bulunan istinaf merciince giderilmesinde hak arama hürriyetinin kullanılmasını engelleyen bir yön olduğu da düşünülemez.” (karar metni)

Bölge idare mahkemeleri bu yaklaşıma, Anayasa’nın 37. maddesindeki kanuni hâkim güvencesini ileri sürerek direnmiştir: ilk derece mahkemesince hiç hüküm kurulmamış bir konuda istinaf merciinin ilk elden karar vermesi, temyiz yolu kapalı uyuşmazlıklarda yargılamayı tek dereceliye indirir. Kurul bu itirazı da karşılamış ve aynı yönde bozma kararları vermiştir (VDDK E.2021/814 K.2022/1398, 16.11.2022 — karar metni; VDDK E.2021/217 K.2021/343, 24.03.2021 — karar metni). Her iki kararda da bölge idare mahkemesinin ısrar kararı bozulmuştur.

7589 sayılı Kanun bu içtihadı kanunlaştırmış, ancak bölge idare mahkemelerinin direnme gerekçesine de kısmen hak vererek gönderme sebeplerini yediye çıkarmış ve talep hakkında karar verilmemesi, eksik hüküm, yanlış hasım gibi hâlleri listeye eklemiştir. Sonuç olarak dosyanın geri gönderilmesi artık sayılı ve denetlenebilir bir istisnadır; “eksik inceleme” bu listede yoktur.

İstinaf Kararı Kesin midir, Temyiz Edilebilir mi?

Eski düzende bölge idare mahkemesinin 46. maddede sayılmayan davalardaki kararları kesindi; istinaf başvurusu kabul edilip ilk derece kararı kaldırılarak yepyeni bir hüküm kurulsa dahi bu hükme karşı temyiz yolu kapalıydı. Anayasa Mahkemesi bu kuralı iptal etmiştir:

Anayasa Mahkemesi, E.2024/189, K.2025/83, 27.03.2025 (RG 26.06.2025-32938)
“…davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması amacına daha hafif bir sınırlamayla ulaşılması mümkünken bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğunu hükme bağlayan kuralın, ‘istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali’ yönünden hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.” (karar metni)

Kanun koyucu iptal kararının gereğini 7589 sayılı Kanun’la yerine getirmiş, 46. maddeye eklenen 2. fıkrayla şu kuralı koymuştur: birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Fıkra bunun ardından altı istisna sayar; vergi uyuşmazlıkları bakımından üçü belirleyicidir:

İlk derecede dava tek hâkimle görülmüşse (m.46/2-a)

İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalarda, kaldırma üzerine yeniden hüküm kurulmuş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz. 2576 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca toplam değeri 486.000 TL’yi aşmayan vergi davaları tek hâkimle çözümlendiğinden, bu bandaki uyuşmazlıklarda bölge idare mahkemesi kararı kesindir.

İki hüküm arasındaki fark küçükse (m.46/2-e)

Değeri genel temyiz sınırının altında kalan davalarda, bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın 45. maddenin 1. fıkrasının ikinci cümlesindeki parasal sınırı (2026 için 55.000 TL düzeyindeki tutarı) geçmemesi hâlinde karar kesindir. Buradaki ölçüt uyuşmazlığın toplam değeri değil, iki hüküm arasındaki farktır.

Karar yalnız vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkinse (m.46/2-f)

Sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar kesindir. Bu kalemler, yukarıdaki fark hesabına da eklenemez.

Bu filtrelerin öncesinde bakılması gereken kural 46/1-b’dir: konusu kanun metnindeki dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını (Ek 1. madde uyarınca artırılarak 2026’da 1.661.000 TL düzeyindeki tutarı) aşan vergi davalarında bölge idare mahkemesi kararı, türü ne olursa olsun doğrudan temyize tabidir. Ayrıca 7589 sayılı Kanun’la 46/1-(c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır; 2024’te getirilen ara bant artık yoktur.

Kalıcı bir ayrım da şudur: istinaf başvurusunun reddi ve 45/5 uyarınca dosyanın geri gönderilmesi kararları 46/2 anlamında “kaldırma üzerine yeniden verilen karar” değildir; bunlar tek başına temyiz yolu açmaz. Kesinleşmiş bir kararın hukuka aykırılığı ayrı bir yol olan kanun yararına temyiz ile gündeme gelebilir.

İstinaf Başvurusu Konusunda Hangi Uyuşmazlıklar Çıkıyor?

Kararda gösterilen kanun yolunun yanlış olması

Kararın altındaki “kesindir” veya “temyiz yolu açıktır” ibaresi bir beyandır, kanunun yerine geçmez. Yeni rejimde kanun yolu; dava tarihi, uyuşmazlığın toplam değeri, ilk derecenin tek hâkim mi kurul mu olduğu, bölge idare mahkemesinin karar türü ve iki hüküm arasındaki fark olmak üzere beş veriye bağlı olduğundan hata payı artmıştır. “Kesindir” denen bir karar aslında temyize açıksa taraf hak kaybına uğrar; tersi hâlde gereksiz masraf ve süre kaybı doğar. Bu nedenle istinaf başvurusu sonrasındaki kanun yolu, karardaki ibareye güvenilmeden bağımsız olarak hesaplanmalıdır.

İki tarihin karıştırılması

Yeni temyiz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağı bölge idare mahkemesi kararının tarihine göre belirlenir; 31.07.2026 tarihinden sonra verilen kararlar yeni hükme tabidir. Buna karşılık parasal sınırların miktarı ve ilk derece mahkemesinin tek hâkim mi kurul mu olacağı davanın açıldığı tarihe göre belirlenir (Ek m.1/2). Aynı dosyada iki farklı yılın verisi kullanılır ve bunların karıştırılması yanlış sonuç üretir.

Parasal sınırın yanlış yıldan alınması

Sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında arttığından, 2023’te açılmış bir dava için 2026 rakamlarının kullanılması hatalıdır. Tek hâkim sınırı örneğin 2023 yılında 171.000 TL, 2024’te 270.000 TL, 2025’te 388.000 TL düzeyindeydi. Dosyanın hangi yıl açıldığı, kanun yolunu belirlemenin ilk adımıdır.

Fark hesabının nasıl yapılacağının belirsizliği

46/2-e’deki “iki karar arasındaki fark” ölçütü yenidir ve birden çok dönem ya da kalem içeren vergi dosyalarında nasıl hesaplanacağı henüz içtihatla belirlenmemiştir. İlk derece ile istinaf kararları farklı kalemlerde zıt sonuçlar içeriyorsa net farkın mı yoksa sonucu değişen kalemler toplamının mı esas alınacağı tartışmalıdır. Tereddüt hâlinde kanun yolunu daraltmayan yorumun tercih edilmesi, hak kaybı riskini azaltır.

Yürütmenin durdurulması isteminin atlanması

İstinaf başvurusu yapıldığı hâlde yürütmenin durdurulması istenmediği dosyalarda tahsilat süreci işlemeye devam eder; istinaf başvurusu tek başına koruma sağlamaz. Bölge idare mahkemesi lehe karar verse bile bu arada yapılan haciz ve tahsilatın geri alınması ayrı bir süreç gerektirir.

Vergi davasında istinaf başvurusu ve bölge idare mahkemesi süreci

Sık Sorulan Sorular

Vergi davasında istinaf başvurusu süresi kaç gündür?

Otuz gündür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 1. fıkrasına göre idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf başvurusu süresi, kararın tebliğ edildiği günü izleyen günden işlemeye başlar.

2026 yılında istinaf başvurusu yapılamayacak parasal sınır nedir?

Kanun metninde yazılı tutar otuz bir bin Türk lirasıdır; ancak bu tutar İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. 2026 yılında açılan davalarda uygulanan sınır 55.000 TL düzeyindedir. Sınırın hangi yıla ait olduğu, kararın tarihine göre değil davanın açıldığı tarihe göre belirlenir.

İstinaf başvurusu vergi borcunun tahsilini durdurur mu?

Durdurmaz. 2577 sayılı Kanun’un 52. maddesinin 1. fıkrasına göre temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması kararların yürütülmesini durdurmaz. Tahsilatın durması için bölge idare mahkemesinden teminat karşılığında yürütmenin durdurulması kararı alınması gerekir. Davanın reddine ilişkin kararlarda bu karar ancak Kanun’un 27. maddesindeki koşulun varlığı hâlinde verilebilir.

Bölge idare mahkemesi dosyayı eksik inceleme gerekçesiyle vergi mahkemesine geri gönderebilir mi?

Gönderemez. Kural, ilk derece mahkemesi kararındaki maddi veya hukuki eksikliğin bölge idare mahkemesince tamamlanarak işin esası hakkında yeniden karar verilmesidir. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazılan 45. maddenin 5. fıkrasında gönderme sebepleri sınırlı sayıda sayılmış ve bu hâller dışında dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.

İstinaf başvurusu üzerine verilen bölge idare mahkemesi kararı temyiz edilebilir mi?

Duruma göre değişir. Uyuşmazlığın değeri genel temyiz sınırını aşıyorsa karar doğrudan temyize tabidir. Aşmıyorsa, 7589 sayılı Kanun’la eklenen 46. maddenin 2. fıkrası uyarınca yalnızca bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp yeniden hüküm kurduğu kararlar otuz gün içinde temyiz edilebilir; ilk derecede dava tek hâkimle görülmüşse, iki hüküm arasındaki fark istinaf kesinlik sınırını geçmiyorsa veya karar yalnız vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır.

Sonuç

Vergi davasında istinaf başvurusu, 31.07.2026 itibarıyla eskisinden farklı bir çerçevede işlemektedir. Bölge idare mahkemesinin dosyayı geri gönderebileceği hâller sayıya bağlanmış, gerekçe değiştirerek ret seçeneği kanunlaşmış ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından, kaldırma üzerine yeniden kurulan hükümler bakımından temyiz yolu sınırlı biçimde açılmıştır. Bu, yıllardır kesin sayılan bir karar grubunun artık denetlenebilir hâle gelmesi anlamına gelir.

Uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında söylenebilir ki, bu geçiş döneminde en somut risk sürelerde değil, kanun yolunun yanlış belirlenmesindedir: karar metnindeki kesinlik ibaresine güvenilmesi, otuz günlük temyiz süresinin farkına varılmadan geçmesine yol açabilir. İstinaf başvurusu hazırlanırken tahsilatın durmadığının hatırlanması ve yürütmenin durdurulması isteminin dilekçeye eklenmesi de aynı ölçüde önemlidir. İlgili hükümlerin güncel metnine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Aras Hukuk ve Danışmanlık

Related Posts

Leave a Reply

Call Now Button