İçerik Başlıkları
- 1 Vergi Davasında Yürütmenin Durdurulması Nedir?
- 2 Vergi Davası Açmak Tahsilatı Kendiliğinden Durdurur mu?
- 3 Hangi İşlemlerde Yürütmenin Durdurulması Ayrıca İstenmelidir?
- 4 İhtirazi Kayıtla Verilen Beyanname Üzerine Kesilen Ceza: VDDK’nın 2025 Tarihli Kararı
- 5 Yürütmenin Durdurulması Kararı Teminat Karşılığında mı Verilir?
- 6 Yürütmenin Durdurulması İstemi Reddedilirse İtiraz Yolu Nedir?
- 7 İdare Kararı Uygulamazsa Ne Yapılabilir?
- 8 Uygulamada Hangi Uyuşmazlıklar Çıkıyor?
- 9 Sonuç
- 10 Sıkça Sorulan Sorular
- 10.1 Vergi davası açmak tahsilatı kendiliğinden durdurur mu?
- 10.2 Ödeme emrine karşı dava açmak haczi durdurur mu?
- 10.3 Yürütmenin durdurulması istemi reddedilirse ne yapılabilir?
- 10.4 Yürütmenin durdurulması kararı teminat karşılığında mı verilir?
- 10.5 İdare yürütmenin durdurulması kararını uygulamazsa ne olur?
- 10.6 Av. Dr. Fatih ARAS
Vergi uyuşmazlıklarında en çok yanlış bilinen konulardan biri, dava açmanın vergi dairesinin tahsilat işlemlerini her hâlde durduracağı düşüncesidir. Oysa 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, hangi işleme karşı dava açıldığına göre iki ayrı sonuç öngörür. Bu ayrımı bilmeyen mükellef, dava açtığı hâlde banka hesaplarına haciz konulduğunu görebilir. Aşağıda yürütmenin durdurulması kurumunun vergi davalarındaki işleyişi, kanun metni ve güncel Danıştay kararları esas alınarak açıklanmaktadır.
Vergi Davasında Yürütmenin Durdurulması Nedir?
Yürütmenin durdurulması, dava konusu edilen idari işlemin icra edilebilirliğini yargılama sonuçlanıncaya kadar askıya alan geçici bir hukuki korumadır. İYUK’un 27. maddesinin birinci fıkrasındaki genel kural şudur: “Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.”
Maddenin ikinci fıkrası ise bu korumanın koşullarını iki şarta bağlamıştır: “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.”
Bu iki şart birlikte aranır; yalnızca zararın ağırlığını ortaya koymak veya yalnızca hukuka aykırılık iddiasında bulunmak yeterli değildir. Kanun ayrıca kararda, işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğunun ve doğacak telafisi güç zararların nelerden ibaret olduğunun belirtilmesini zorunlu tutmuştur. Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde ise mahkeme, idarenin savunmasını almadan da durdurma kararı verebilir.
Öte yandan maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa mahkeme, davalı idarenin savunmasını almaksızın istemi doğrudan reddedebilir. Bu nedenle dilekçedeki somut veri ve belge düzeyi, istemin ilk aşamada elenip elenmemesini doğrudan etkiler.
Vergi Davası Açmak Tahsilatı Kendiliğinden Durdurur mu?
Vergi yargısını genel idari yargıdan ayıran hüküm, İYUK m.27’nin dördüncü fıkrasıdır. Fıkra metni şöyledir:
2577 sayılı İYUK m.27/4
“Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.”
Buna göre bir vergi ceza ihbarnamesi tebliğ edilip süresinde dava açıldığında, dava konusu edilen tutarın tahsili mahkemenin ayrıca karar vermesine gerek olmaksızın durur. Vergi Dava Daireleri Kurulu bu sonucu şu ifadeyle açıklamıştır: “Buna göre, belirtilen idari işlemlere karşı dava açılmasıyla birlikte mahkemenin herhangi bir karar vermesine gerek olmaksızın bu işlemlerin yürütülmesi kendiliğinden duracaktır.” (Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E:2023/1174, K:2025/674, 17.09.2025)
Fıkranın son cümlesine 19.01.2022 tarihli 7351 sayılı Kanun’la eklenen ibare, Anayasa Mahkemesi’nin 01.06.2022 tarihli E:2022/14, K:2022/70 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; dolayısıyla bugün yürürlükte olan metin yukarıdaki hâlidir.
Hangi İşlemlerde Yürütmenin Durdurulması Ayrıca İstenmelidir?
Kanun metninden çıkan ayrım, uygulamada şu tabloya oturur:
| Dava konusu işlem | Tahsilat kendiliğinden durur mu? | Yapılması gereken |
|---|---|---|
| İkmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyat ve buna bağlı cezalar | Evet (İYUK m.27/4) | Ayrıca istem gerekmez |
| Ödeme emri | Hayır — tahsilat işlemidir | Dava dilekçesinde ayrıca istenmelidir |
| Haciz, e-haciz, satış işlemleri | Hayır — tahsilat işlemidir | Dava dilekçesinde ayrıca istenmelidir |
| İhtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine yapılan işlemler | Hayır (İYUK m.27/4 istisnası) | Dava dilekçesinde ayrıca istenmelidir |
| İhtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk | Hayır | Dava dilekçesinde ayrıca istenmelidir |
| İYUK m.26/3’e göre işlemden kaldırılan dosyalar | Hayır — tahsil devam eder | Dosyanın yenilenmesi ve ayrı istem |
Bu nedenle ödeme emrine karşı dava süreci ile tarhiyata karşı açılan dava birbirinden ayrı planlanmalıdır. Aynı ayrım ihtiyati tahakkuk işlemleri için de geçerlidir.
İhtirazi Kayıtla Verilen Beyanname Üzerine Kesilen Ceza: VDDK’nın 2025 Tarihli Kararı
Uygulamadaki en tartışmalı nokta, süresinden sonra ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine kesilen vergi ziyaı cezasının hangi kategoriye gireceğidir. Vergi Dava Daireleri Kurulu 2025 yılında bu soruyu karara bağlamıştır. Uyuşmazlıkta mükellef, süresinden sonra ihtirazi kayıtla verdiği düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin %50’si oranında kesilen vergi ziyaı cezalarına dava açmış; buna rağmen vergi dairesi tahsilata devam ederek ödeme emri düzenlemiştir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E:2023/1174, K:2025/674, 17.09.2025
“Dolayısıyla, ihtirazi kayıtla süresinden sonra verilen beyanname üzerine resen tarh edilen verginin yanı sıra bu verginin %50’si oranında kesilen vergi ziyaı cezasının da 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasında dava açılmakla tahsil işlemleri durmayacağı belirtilen ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerden biri olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Bu itibarla, söz konusu vergi ziyaı cezasına karşı dava açılmış olması, işlemin icrailik niteliğinde değişiklik meydana getirmeyerek tahsil işlemlerine başlanılmasına engel teşkil etmediğinden, vadesinde ödenmemesi halinde bu cezanın tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi mümkündür.”
Kararın pratik sonucu nettir: süresinden sonra ihtirazi kayıtla beyanname veren mükellef, kesilen cezaya dava açmakla yetinirse tahsilat durmaz; ödeme emri düzenlenmesini engellemek için dava dilekçesinde ayrıca yürütmenin durdurulması istemelidir.
Karar oyçokluğuyla verilmiştir ve karşı oyda, “ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler” ifadesinin yalnızca tahakkuk eden vergiyi kapsadığı, ceza kesme işleminin ayrı bir idari işlem olduğu ve ihbarname ile tebliğ edildiği için henüz ödenebilir aşamaya gelmediği savunulmuştur. Bu görüş ayrılığı, konunun ilk derece mahkemeleri önünde hâlâ tartışmaya açık olduğunu gösterir.
Yürütmenin Durdurulması Kararı Teminat Karşılığında mı Verilir?
İYUK m.27/6 uyarınca yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. Teminata ilişkin uyuşmazlıkları, kararı veren mahkeme çözer.
Uygulamada sık karışan iki teminat vardır. Birincisi burada anlatılan, mahkemenin durdurma kararına bağladığı teminattır. İkincisi ise 6183 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca vergi idaresinin, alacağın güvenliği için mükelleften istediği teminattır. Bunlar farklı hukuki kurumlardır; birine ilişkin içtihat diğerine doğrudan uygulanmaz.
Yürütmenin Durdurulması İstemi Reddedilirse İtiraz Yolu Nedir?
İYUK m.27/7 uyarınca vergi mahkemesi veya tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir. Danıştay dava dairelerince verilen kararlarda itiraz mercii Vergi Dava Daireleri Kurulu’dur. İtiraz mercii, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve bu karar kesindir.
Kanun ayrıca iki sınır getirir: yürütmenin durdurulmasına dair kararlar on beş gün içinde yazılıp imzalanır (m.27/9) ve aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez istemde bulunulamaz (m.27/10). Bu nedenle ilk istemin gerekçesi baştan eksiksiz kurulmalıdır; sonradan aynı gerekçeyle yeniden başvurma imkânı yoktur.
Kanun yolu aşamasında ise İYUK m.52 devreye girer: istinaf veya temyize başvurulmuş olması kararların yürütülmesini durdurmaz, ancak teminat karşılığında durdurma kararı verilebilir. Davanın reddine ilişkin kararlarda durdurma kararı verilebilmesi, m.27’deki koşulların varlığına bağlıdır. Bu aşamadaki kararlar kesindir; bozma kararı ise yürütmeyi kendiliğinden durdurur. Ayrıntı için vergi davalarında istinaf ve temyiz başlığına bakılabilir.
İdare Kararı Uygulamazsa Ne Yapılabilir?
İYUK m.28/1’e göre idare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecburdur ve bu süre kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Karar gereği yerine getirilmezse aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Vergi davalarında ayrıca m.28/6 uyarınca, mahkeme kararının tebliği ile ödeme tarihi arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında faiz ödenir.
Uygulamada Hangi Uyuşmazlıklar Çıkıyor?
Birincisi, dava açıldığı hâlde tahsilata devam edilmesi. Tarhiyata karşı süresinde dava açılmış olmasına rağmen ödeme emri düzenlenirse, ödeme emrinin iptali istenebilir; çünkü İYUK m.27/4 gereği tahsil zaten durmuş olmalıdır.
İkincisi, borcu aşan hacizler. Danıştay 9. Dairesi, borcu karşılamaya yeterli bir aracın haczedilmiş olmasına rağmen banka hesaplarına da haciz uygulanmasını taşkın haciz saymış; vergi mahkemesinin işlemin önce yürütmesini durdurup sonra iptal etmesini yerinde bulmuştur (Danıştay 9. Daire, E:2024/7004, K:2025/3423, 11.09.2025). Karar, tahsilat aşamasında geçici korumanın nasıl işletildiğini göstermesi bakımından yol göstericidir.
Üçüncüsü, ödeme emri aşamasında ileri sürülebilecek iddiaların sınırı. Aynı kararda, haciz işlemine karşı açılan davada yalnızca usulüne uygun tebliğ edilmiş ve kesinleşmiş bir borcun bulunup bulunmadığı, zamanaşımı ve haczin kanuna uygunluğu ile sınırlı bir denetim yapılabileceği belirtilmiştir. Borcun esasına ilişkin itirazların ödeme emri aşamasında ileri sürülmesi gerekir; bu da vergi mahkemesinde dava açma süresi hesabını belirleyici kılar.
Dördüncüsü, sürelerin kaçırılması. Ödeme emrine karşı dava süresi 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gündür; tarhiyata karşı ise İYUK m.7 uyarınca 30 gündür. Bu iki sürenin karıştırılması, ödeme emri davalarında sık görülen usulden ret sebebidir.
Sonuç
Vergi davalarında geçici hukuki korumanın işleyişi tek bir kurala indirgenemez. Tarhiyat ve cezaya karşı açılan davada tahsilat kanun gereği kendiliğinden durur; ödeme emri, haciz ve ihtirazi kayıtlı beyan üzerine yapılan işlemlerde ise durmaz ve mahkemeden ayrıca karar alınması gerekir. Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 2025 tarihli kararı, ihtirazi kayıtlı beyan üzerine kesilen cezayı da bu ikinci gruba dâhil etmiştir. Dilekçenin bu ayrıma göre kurulması, telafisi güç zararın somut belgelerle ortaya konması ve yedi günlük itiraz süresinin takibi, sürecin sonucunu belirleyen üç noktadır.

Sıkça Sorulan Sorular
Vergi davası açmak tahsilatı kendiliğinden durdurur mu?
Kural olarak evet. İYUK m.27/4 uyarınca vergi mahkemesinde açılan davalar, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsilini kendiliğinden durdurur; mahkemenin ayrıca karar vermesi gerekmez. Ancak tahsilat işlemlerinden doğan davalar ile ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine yapılan işlemlere karşı açılan davalar bu kuralın dışındadır; bunlarda yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir.
Ödeme emrine karşı dava açmak haczi durdurur mu?
Hayır. Ödeme emri bir tahsilat işlemi olduğundan, ona karşı dava açılması tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Haciz ve satış gibi cebri tahsil adımlarının durması için mahkemeden ayrıca yürütmenin durdurulması kararı alınması gerekir. Ödeme emrine karşı dava açma süresi ise 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gündür.
Yürütmenin durdurulması istemi reddedilirse ne yapılabilir?
Ret kararının tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde, bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. Vergi mahkemesi ve tek hâkim kararlarına karşı itiraz mercii bölge idare mahkemesidir. İtiraz mercii dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve itiraz üzerine verilen karar kesindir. Ayrıca aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez.
Yürütmenin durdurulması kararı teminat karşılığında mı verilir?
Kural olarak evet; İYUK m.27/6 teminat karşılığında karar verileceğini düzenler. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz. Bu teminat, 6183 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca vergi idaresinin tahsilat güvenliği için istediği teminattan farklı bir kurumdur; ikisi karıştırılmamalıdır.
İdare yürütmenin durdurulması kararını uygulamazsa ne olur?
İYUK m.28/1 uyarınca idare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların gereğini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadır; bu süre kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Kararın gereği yerine getirilmezse İYUK m.28/3 uyarınca idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.








