İçerik Başlıkları
- 1 TTK Madde 122 Metni
- 2 TTK Madde 122 Gerekçesi
- 3 Denkleştirme Tazminatının Şartları Nelerdir?
- 4 Denkleştirme Tazminatında Tavan ve Hesaplama
- 5 Denkleştirme Tazminatı İstenemeyecek Haller — TTK m.122/3
- 6 Önceden Feragat Geçersizliği ve Hak Düşürücü Süre
- 7 Tek Satıcılık ve Benzeri Sözleşmelere Kıyas — TTK m.122/5
- 8 Yargıtay Kararları Işığında Denkleştirme Tazminatı
- 9 Sık Sorulan Sorular
- 10 Sonuç
Acentelik sözleşmesi sona erdiğinde acente, yıllarca emek vererek müvekkil işletmesine kazandırdığı müşteri tabanını ve bu müşterilerden elde edilecek gelir akışını geride bırakır. Denkleştirme tazminatı, Türk Ticaret Kanunu’nun 122’nci maddesiyle tanınan bu hakkın karşılığıdır: sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra müvekkil, acentenin yarattığı müşteri tabanından menfaat elde etmeye devam ediyorsa ve somut olayın koşulları bunu hakkaniyete uygun kılıyorsa, acente uygun bir tazminat isteyebilir.
Özetle: TTK m.122, sözleşme sona erdiğinde acentenin işletmeye kazandırdığı müşteri portföyünün müvekkil tarafından kullanılmaya devam edilmesini dengeleyen bir tazminat hakkıdır. Talep için üç birlikte gerçekleşmesi gereken koşul (yeni müşteri/devam eden önemli menfaat + kaybedilen ücret + hakkaniyet) ve en az bir yıllık hak düşürücü süre vardır. Tazminat tavanı, son beş yılın ortalama yıllık komisyonudur. Önceden feragat geçersizdir.
TTK Madde 122 Metni
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 122. maddesinin yürürlükteki metni şöyledir:
MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.
TTK Madde 122 Gerekçesi
Maddenin kanun gerekçesinde şu açıklamalara yer verilmiştir:
“Acentenin denkleştirme talebi Türk içtihat hukuku tarafından tanınmaktadır. Bu sebeple, Tasarının 122 nci maddesi yeni bir hukukî kurumu tanıtmamakta fakat ilk defa kanunî düzenlemeye kavuşturmaktadır. Çünkü, Yargıtay 1996 yılında verdiği bir kararla olumlu bir kanun boşluğunu doldurmuş, hukukun geliştirilmesi yönünden önemli bir hizmet yapmış, ilkesel bir kararla denkleştirme talebinin dogmatik düzenine işaret etmiş, daha sonra içtihadını yerleştirmiştir. Tasarının 122 nci maddesi, AET Yönergesinde yer alan, bu sebeble tüm AB üyesi devletlerin kanunlarında bulunan denkleştirme talebini, Yönerge temelinde, ancak Alman (Alm. TK.’nın 89b paragrafı) ve İsviçre (İsv. BK 418u) hükümlerine benzer şekilde düzenlemiştir. Bu talebin amacı ve niteliği tartışmalıdır. Alman öğretisinde savunulan bir görüşe göre işletmeye bağlanan müşteri kitlesinin sürekli olarak işletmeye kazanç sağladığı dikkate alınırsa bu talep acentenin işletmeye yaptığı katkının karşılığı olduğundan acenteye yardım düşüncesine dayanmaz. Hakkaniyet temeline oturtulduğu için de saf bir malî hak şeklinde nitelendirilemez. Diğer görüş uyarınca, talep acenteyi feshin olumsuz sonuçlarından korur. (…)”
Denkleştirme Tazminatının Şartları Nelerdir?
TTK m.122/1, denkleştirme tazminatına hak kazanılabilmesi için birbiriyle bağlantılı üç koşulun birlikte gerçekleşmesini aramaktadır:
1. Yeni Müşteri ve Devam Eden Önemli Menfaat (Birinci Koşul — m.122/1-a)
Acentenin müvekkil işletmesine yeni müşteriler kazandırmış olması ve müvekkilin sözleşme sona erdikten sonra da bu müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi gerekir. Hükümdeki “yeni müşteri” kavramı, acentenin sözleşme öncesinde müvekkilin portföyünde bulunmayan müşterileri kapsar. Uygulamada tartışılan nokta, mevcut müşteri ilişkilerinin derinleştirilmesi ya da hacim artışının da bu bent kapsamında sayılıp sayılamayacağıdır; öğreti ve Yargıtay içtihadı, acente etkinliğiyle artırılmış müşteri değerini de bu koşul çerçevesinde değerlendirir.
2. Kaybedilen Ücret (İkinci Koşul — m.122/1-b)
Acentenin, sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyon veya diğer ödemeleri kaybetmesi gerekmektedir. Bu koşul, zararın tespitini ve hesaplanmasını da etkiler; acente, müvekkile işletmeye kazandırdığı müşterilerle yapılmış ya da kısa süre içinde yapılacak işler üzerinden elde edebileceği ücreti kaybetmiş olmalıdır. Sözleşmenin sona ermesi acentenin ücret talebini ortadan kaldırdığından bu kaybın varlığı çoğunlukla doğal olarak gerçekleşir; ancak acentenin hâlâ komisyon alacaklı olduğu durumlardan dikkatle ayrılması gerekir.
3. Hakkaniyet (Üçüncü Koşul — m.122/1-c)
Somut olayın özellik ve koşulları değerlendirildiğinde denkleştirme tazminatının ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi şarttır. Bu ölçüt, mahkemeye takdir yetkisi tanımakla birlikte keyfi bir değerlendirmeye kapı aralamaz; sözleşmenin süresi, feshin gerçekleşme biçimi, her iki tarafın elde ettiği menfaatler ve sözleşmenin sona ermesindeki sorumluluk dengeleri birlikte gözetilir.
Denkleştirme Tazminatında Tavan ve Hesaplama
TTK m.122/2, denkleştirme tazminatının üst sınırını açıkça belirler: tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti boyunca aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme beş yıldan kısa sürmüşse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Tavan rakamı, azami bir sınır olup somut olayda hakkaniyete uygun denkleştirme miktarı bu tavanın altında kalabilir; mahkeme hakkaniyet değerlendirmesini tavan rakamından bağımsız biçimde yapar.
Denkleştirme Tazminatı İstenemeyecek Haller — TTK m.122/3
Maddenin üçüncü fıkrası, denkleştirme tazminatı hakkını ortadan kaldıran iki istisnayı düzenler:
- Acentenin tek taraflı feshi: Müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi bulunmaksızın acente sözleşmeyi feshetmişse, denkleştirme istemi doğmaz. Yaşlılık, hastalık veya acente yerine geçecek kişinin olmayışı gibi kişisel nedenlerle acentenin sözleşmeyi feshetmesi bu istisnadan muaf tutulur.
- Acentenin kusuruyla haklı sebeple müvekkil feshi: Acentenin kusurlu davranışı nedeniyle müvekkil sözleşmeyi haklı sebeplerle feshetmişse, acente yine denkleştirme talebinde bulunamaz. Rekabet yasağı ihlali ve benzeri ağır sözleşme ihlalleri bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Önceden Feragat Geçersizliği ve Hak Düşürücü Süre
TTK m.122/4’ün birinci cümlesi, denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceğini emredici biçimde hükme bağlar. Sözleşme ilişkisi devam ederken ya da sona erdirilmesi sırasında akdedilen feragat veya ibraname hükümleri, acentenin denkleştirme talebini ortadan kaldırmaz ve geçersiz sayılır. Bu kural, acentenin müvekkile ekonomik bağımlılığının yaratacağı baskı ortamını önlemek amacıyla getirilmiştir.
Bununla birlikte Yargıtay uygulaması, sözleşme sona erdikten sonra serbestçe müzakere edilerek imzalanan ve gerçek anlamda karşılıklı mutabakat içeren sonlandırma protokollerinin farklı değerlendirilebileceğini ortaya koymuştur. Nitekim Y11HD, 11.03.2026 tarihli kararında, davacı acentenin sözleşme sona erdikten sonra özgür iradesiyle imzaladığı sonlandırma protokolünde açıkça denkleştirme tazminatı talebinde bulunmayacağını taahhüt etmesini geçerli saymış ve talebi reddetmiştir.
Maddenin ikinci cümlesi, hak düşürücü süreyi düzenler: denkleştirme istem hakkı, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde hak düşer.
Tek Satıcılık ve Benzeri Sözleşmelere Kıyas — TTK m.122/5
TTK m.122/5, acentelik sözleşmesine özgü denkleştirme hakkını tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerine de genişletir. Bu hüküm şu koşulla uygulanır: kıyasın hakkaniyete aykırı düşmemesi gerekir. Uygulamada distribütörlük, bayilik ve münhasır dağıtım sözleşmeleri bu beşinci fıkra kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de söz konusu sözleşme türlerinden doğan portföy tazminatı taleplerinde TTK m.122’yi birincil dayanak norm olarak uygulamaktadır.
Yargıtay Kararları Işığında Denkleştirme Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, denkleştirme tazminatına ilişkin son dönem içtihadında iki temel noktayı özellikle vurgulamaktadır.
1. Sonlandırma Protokolü ile Vazgeçme — Sözleşme Sonrası Mutabakat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.03.2026 tarihli ve 2026/1355 E., 2026/1447 K. sayılı kararında, bayilik sözleşmesi sona erdiğinde imzalanan sonlandırma protokolü ve ibranamenin geçerliliğini ele almıştır. Davacı bayi, 2010 yılında imzalanan beş yıllık sözleşmenin 2017’de sonlandırma protokolüyle sona erdirilmesi üzerine TTK m.122 uyarınca denkleştirme tazminatı talep etmiştir. Davalı ise protokolde davacının her ne ad altında olursa olsun tazminat talebinde bulunmayacağını ve dava açmayacağını kabul ettiğini savunmuştur. Daire şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“…taraflar arasındaki sonlandırma protokolü ve ibraname ile tarafların serbest ve özgür iradeleriyle bayilik sözleşmesini sona erdirdikleri, cari hesap alacakları dışında, davalının davacıyı ibra ettiği, davacının ‘sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını’ taahhüt ettiğinin anlaşıldığı… somut olay açısından portföy (denkleştirme) tazminatı ve TTK’nın 123. maddesinde öngörülen tazminatı talep etme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş…”
Daire bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamış; tarafların serbest iradeleriyle sözleşme sona erdikten sonra akdettikleri protokolün denkleştirme tazminatı talebini engelleyeceğini teyit etmiştir. Karar, TTK m.122/4’teki “önceden feragat geçersizliği” kuralının, sözleşme devam ederken yapılan feragatlere yönelik olduğunu; sözleşme sonrasında gerçek iradeyle mutabık kalınan protokollerin ise farklı değerlendirileceğini göstermektedir.
2. Acentenin Kendi Kusuru — Rekabet Yasağı İhlali ile TTK m.122/3
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 26.02.2026 tarihli ve 2025/3898 E., 2026/1116 K. sayılı kararında, distribütörlük sözleşmesi kapsamındaki portföy tazminatı talebini reddetmiştir. Davacı distribütör, müvekkilinin ürünleriyle rekabet eden başka bir markanın ürünlerini pazarlaması nedeniyle sözleşmedeki rekabet yasağı hükmünü ihlal etmiş; müvekkil bu gerekçeyle haklı sebeple feshi gerçekleştirmiştir. Daire’nin değerlendirmesi şu yönde olmuştur:
“…taraflar arasındaki sözleşmedeki rekabet yasağının geçerli olduğu, davacının bu yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalının sözleşmedeki fesih yetkisini kullandığı, sözleşmenin sonlanmasına kendi kusuru ile sebebiyet veren davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş…”
Daire bu gerekçeyle kararı onamıştır. Karar, TTK m.122/3’ün acentelik sözleşmesi dışındaki tek satıcı/distribütör ilişkilerinde de etkin biçimde uygulandığını ve acentenin/distribütörün kendi kusurlu davranışıyla — özellikle rekabet yasağı ihlaliyle — tetiklenen haklı sebeple fesih halinde denkleştirme tazminatı talebinin doğmayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Denkleştirme tazminatı şartları nelerdir?
TTK m.122/1 uyarınca üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: (a) müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, (b) acentenin bu müşterilerle ilgili işlerden kazanacağı ücreti kaybetmesi ve (c) somut olayın koşullarında ödemenin hakkaniyete uygun düşmesi.
Denkleştirme tazminatının üst sınırı nedir?
Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sırasında aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme beş yıldan kısa sürmüşse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilebilir mi?
Hayır. TTK m.122/4 uyarınca denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez; sözleşme ilişkisi devam ederken yapılan feragat hükümleri geçersizdir. Ancak sözleşme sona erdikten sonra taraflarca serbestçe müzakere edilen protokoller farklı değerlendirilebilir.
Denkleştirme tazminatı ne zaman talep edilmelidir?
Denkleştirme istem hakkı, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmek zorundadır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; geçirilmesi hâlinde talep hakkı yok olur.
Tek satıcılık sözleşmesinde denkleştirme tazminatı talep edilebilir mi?
Evet. TTK m.122/5 uyarınca hüküm, hakkaniyete aykırı düşmediği ölçüde tek satıcılık ile benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır. Yargıtay distribütörlük ve bayilik sözleşmelerinde bu hükmü portföy tazminatı adıyla uygular.
Sonuç
TTK m.122, acentelik ilişkisinin sonunda oluşan ekonomik dengesizliği gidermek için tasarlanmış, emredici nitelikte bir denge mekanizmasıdır. Denkleştirme tazminatı talebinin başarıya ulaşabilmesi için üç koşulun (yeni müşteri/devam eden önemli menfaat, kaybedilen ücret, hakkaniyet) birlikte sağlanması; bir yıllık hak düşürücü süre içinde talep edilmesi; acentenin kendi kusurlu davranışıyla haklı feshe zemin hazırlamamış olması gerekmektedir. Önceden yapılan feragat hükümleri geçersiz olmakla birlikte, sözleşme sona erdikten sonra gerçek iradeyle müzakere edilen protokoller Yargıtay içtihadı çerçevesinde farklı değerlendirilebilmektedir. Son olarak hükmün uygulama alanının bayilik ve distribütörlük sözleşmelerine de uzandığı, bu nedenle portföy tazminatı taleplerinde TTK m.122’nin birincil dayanak norm olduğu unutulmamalıdır.









