İçerik Başlıkları
- 1 TTK Madde 376 Metni
- 2 TTK Madde 376 Gerekçesi
- 3 Sermaye kaybı nedir, TTK 376 neyi düzenler?
- 4 Sermayenin yarısının kaybı (TTK 376/1): Genel kurulu çağırma ve önlem sunma
- 5 Sermayenin üçte ikisinin kaybı (TTK 376/2): Şirketin kendiliğinden sona ermesi
- 6 Borca batıklık ve iflas bildirimi (TTK 376/3)
- 7 İflasın ertelenmesi kaldırıldı: Konkordato (TTK 377)
- 8 Limited şirkette sermaye kaybı (TTK 633-634)
- 9 Yönetim kurulunun sorumluluğu (TTK 553)
- 10 Kur farkı zararı istisnası: Güncel uygulama
- 11 TTK 376 ile ilgili Yargıtay kararları
- 12 Sık Sorulan Sorular
- 12.1 Sermaye kaybı eşiği aşılırsa yönetim kurulu ne yapmalıdır?
- 12.2 Teknik iflas (sermaye kaybı) ile borca batıklık aynı şey midir?
- 12.3 Borca batık şirket için iflasın ertelenmesi istenebilir mi?
- 12.4 Sermaye kaybı kuralları limited şirketlere de uygulanır mı?
- 12.5 Kur farkı zararı sermaye kaybı hesabında dikkate alınır mı?
- 13 Sonuç
Bir anonim şirkette son yıllık bilanço, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının belirli oranda zarar nedeniyle karşılıksız kaldığını gösteriyorsa, yönetim kurulunun harekete geçmesi yasal bir zorunluluktur. Sermaye kaybı ve borca batıklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 376’ncı maddesinde düzenlenmiş olup, eşiklere göre genel kurulu toplantıya çağırma, iyileştirici önlem sunma ve gerektiğinde mahkemeye iflas bildiriminde bulunma görevlerini doğurur. Bu yükümlülüklerin ihmali, hem şirketin kendiliğinden sona ermesine hem de yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumluluğuna yol açabilir.
Özetle: TTK m.376’ya göre sermaye ve yedeklerin yarısı karşılıksız kalırsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplar ve önlem sunar (376/1); üçte ikisi kaybedilirse genel kurul sermayenin üçte biriyle yetinme veya sermayeyi tamamlama kararı almazsa şirket kendiliğinden sona erer (376/2); şirket borca batık durumdaysa yönetim kurulu ara bilanço çıkarıp asliye ticaret mahkemesine bildirimde bulunur ve iflas ister (376/3).
TTK Madde 376 Metni
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu” başlıklı 376’ncı maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdaki gibidir:
MADDE 376- (1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.
TTK Madde 376 Gerekçesi
Maddenin kanun gerekçesinde, düzenlemenin amacı ve her bir fıkranın kapsamı şöyle açıklanmıştır:
“376 ncı madde 6762 sayılı Kanunun 324 üncü maddesinin yerine geçmiştir. Mevcut maddenin hükümleri bir ölçüde korunmuştur. Ancak, uygulamada sıkça rastlanılan sorunlar dikkate alınarak yeni kurallar öngörülmüştür. (…) Hüküm paysahiplerinin, alacaklıların, sermaye piyasası aktörlerinin yatırımlarını ve genel ekonomik menfaatleri korumayı amaçlamaktadır.”
Birinci fıkra: “Birinci fıkraya göre, son yıllık bilânçodan sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının yarısının zararlar sonucu karşılıksız kaldığının, yani yitirilmiş bulunduğunun anlaşılması halinde, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırmaya ve uygun gördüğü gerekli önlemleri kurula sunmak zorundadır. Bu önlemler, sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerin kapatılması ya da küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi vs. olabilir. (…) Yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağırması, şirketin finansal yönden kötü durumda bulunduğunu bütün açıklığıyla kurula anlatması, hatta bu konuda bir rapor vermesi, zararların sebeplerini (kaynaklarını) göstermesi ve tedavi çareleri önermesi gerekir, aksi halde yönetim kurulu sorumlu olur.”
İkinci fıkra: “Son yıllık bilânçodan, zararlar sebebiyle sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının üçte ikisinin karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, yönetim kurulunun çağrısı üzerine genel kurul iki karardan birini alabilir, (1) sermayenin üçte biri ile yetinme, yani sermayenin azaltılıp zararın bünye dışına atılması; (2) tamamlama. Bu iki karardan birini almamışsa anonim şirket sona erer. Tasarının genel kurulu bu seçenekler arasında tercih yapmaya zorlamasının sebebi, şirketin durumunu bir an önce açıklığa kavuşturmak düşüncesidir. Tamamlama ile, azaltılan sermaye kadar veya ondan fazla sermaye artırımı yapılması veya bilânço açıklarının paysahiplerinin tümünce (…) veya bazı paysahipleri tarafından kapatılması ya da bazı alacaklıların alacaklarını silmesi kastedilmektedir.”
Üçüncü fıkra: “Üçüncü fıkra şirketin borca batık olması durumunda uygulanacak kuralları göstermektedir. ‘Borca batık olma’ kavramı, şirket aktifleri -yıllık bilânçoda olduğu gibi defter (iktisap) değerleriyle değil- fakat gerçek (olası satış değerleri) değerleriyle değerlemeye tâbi tutulsalar bile alacaklıların, alacaklarını alamamaları, yani şirketin borç ve taahhütlerini karşılayamaması demektir. (…) Böyle işaretler varsa, yönetim kurulu hem işletmenin devamı esasına göre hem de aktiflerin olası satış değerleri üzerinden bir ara bilânço düzenletip denetçiye verir. (…) Hüküm, mahkemeye başvuru zorunluğunu ortadan kaldırabilecek bir yeniliği de içermektedir. Bu da, şirket alacaklılarından bazılarının, kendi alacaklarını, diğer alacaklıların alacaklarının sırasından sonraki sıraya gitmesini yazıyla kabul etmeleridir. (…)”
Sermaye kaybı nedir, TTK 376 neyi düzenler?
Sermaye kaybı, şirketin öz kaynaklarının zarar nedeniyle erimesi sonucu sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının kısmen karşılıksız kalmasıdır. TTK m.376 bu durumu üç kademeli bir uyarı ve müdahale sistemi olarak kurgular: yarının kaybı (376/1), üçte ikinin kaybı (376/2) ve borca batıklık (376/3). Hesaplama, son yıllık bilanço esas alınarak yapılır; eşiğin aşılıp aşılmadığı bu bilançodaki sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamı ile karşılıksız kalan zarar karşılaştırılarak belirlenir.
Uygulamada bu duruma teknik iflas da denmekte olup, sermaye kaybı oranı arttıkça yönetim kurulunun yükümlülükleri de ağırlaşır. Maddenin amacı, alacaklıların ve pay sahiplerinin korunması ile şirketin malî durumunun şeffaf biçimde genel kurulun bilgisine sunulmasıdır. Bu nedenle yönetim kurulunun yükümlülükleri, takdire bağlı değil; eşik aşıldığında doğan kanuni görevlerdir.
Sermayenin yarısının kaybı (TTK 376/1): Genel kurulu çağırma ve önlem sunma
TTK m.376/1 uyarınca, son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Bu aşamada kanun, belirli bir önlemi dayatmaz; sermaye artırımı, gider kısıtlaması, varlık satışı gibi seçenekleri yönetim kurulunun önerip genel kurulun değerlendirmesini öngörür.
Yönetim kurulunun bu aşamadaki temel görevi, malî tabloyu pay sahiplerinden gizlememek ve durumu genel kurulun gündemine taşımaktır. Genel kurulun usulüne uygun toplanması bu noktada kritik önem taşır; yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırmaması başlı başına bir sorumluluk kaynağı doğurabilir.
Sermayenin üçte ikisinin kaybı (TTK 376/2): Şirketin kendiliğinden sona ermesi
TTK m.376/2’ye göre, son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul iki seçenekten birini tercih etmek zorundadır: sermayenin üçte biri ile yetinmek veya sermayeyi tamamlamak. Genel kurul bu kararlardan birini almazsa, şirket kendiliğinden sona erer. Uygulamada sermaye azaltıp eş zamanlı artırma (“azalt-art” / sermaye tamamlama) yöntemi sıkça başvurulan bir çıkış yoludur. Bu eşik, sermaye kaybı sürecinin en kritik aşamasıdır; karar alınmaması doğrudan şirketin sona ermesi sonucunu doğurur.
Bu aşamada alınan kararların hukuka uygunluğu önemlidir; çünkü azınlığı ağırlaştıran ya da eşit işlem ilkesine aykırı sermaye kararları, genel kurul kararının iptali davasına konu olabilir. Özellikle nakdî sermaye artırımının azınlığın payını eriterek azınlık pay sahiplerinin haklarını zedelemesi, yargı denetiminin sık karşılaştığı bir durumdur.
Borca batıklık ve iflas bildirimi (TTK 376/3)
Sermaye kaybı henüz borca batıklığa dönüşmemişse şirket 376/1-2 tedbirleriyle kurtarılabilir; ancak aktifler borçları karşılamaz hale geldiğinde tablo değişir. TTK m.376/3 (26/6/2012 tarihli 6335 sayılı Kanun ile değişik), şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa yönetim kuruluna ara bilanço çıkarma yükümlülüğü getirir. Bu ara bilanço, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden değerlenmesiyle iki ayrı varsayıma göre hazırlanır. Aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği anlaşılırsa, yönetim kurulu bu durumu şirket merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister.
Kanun bir çıkış kapısı bırakır: İflas kararından önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batıklığı ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını yazılı olarak kabul eder ve bu beyanın gerçekliği ile yerindeliği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanırsa iflas istenmez. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılan başvuru, iflas bildirimi olarak kabul edilir.
İflasın ertelenmesi kaldırıldı: Konkordato (TTK 377)
28/2/2018 tarihli 7101 sayılı Kanun ile TTK m.377’nin önceki “iflasın ertelenmesi” düzenlemesi değiştirilmiştir. Yürürlükteki metne göre yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, 376’ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapacağı iflas talebiyle birlikte ya da iflas yargılaması sırasında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 285’inci ve devamı maddeleri uyarınca konkordato da talep edebilir. Böylece borca batık şirketler için temel kurtarma yolu artık iflasın ertelenmesi değil, konkordatodur.
Limited şirkette sermaye kaybı (TTK 633-634)
Sermaye kaybı yalnızca anonim şirketlere özgü değildir. TTK m.633, esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin hükümlerin limited şirketlere kıyas yoluyla uygulanacağını öngörür; ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümler saklıdır. TTK m.634 ise (7101 sayılı Kanun ile değişik) iflasın bildirilmesi ve konkordato talebine anonim şirket hükümlerinin uygulanacağını açıkça düzenler. Dolayısıyla limited şirketlerde de m.376’daki yarı ve üçte iki eşikleri ile borca batıklık rejimi geçerlidir. Uygulamada bu durum, ortakların limited şirket ortaklıktan çıkarma ve haklı sebeple fesih talepleriyle iç içe geçebilir.
Yönetim kurulunun sorumluluğu (TTK 553)
TTK m.376’daki yükümlülüklerin ihmali, TTK m.553 kapsamında doğrudan sorumluluk riskidir. Bu maddeye göre yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete, hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur. Sermaye kaybı eşiği aşıldığı hâlde genel kurulun toplantıya çağrılmaması, borca batıklığın zamanında mahkemeye bildirilmemesi gibi ihmaller, uygulamadaki tecrübelerimiz ışığında sorumluluk davalarının başlıca dayanaklarındandır.
Kur farkı zararı istisnası: Güncel uygulama
Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 15/9/2018 tarihli, 30536 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ, sermaye kaybı ve borca batıklık hesabının nasıl yapılacağını ayrıntılandırır. Tebliğin geçici 1’inci maddesinde yer alan ve henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının bu hesaplamalarda dikkate alınmayabileceğine ilişkin istisnanın süresi, 10/12/2025 tarihli ve 33103 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle 1 Ocak 2027 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu istisna, döviz borcu yüksek şirketlerin yalnızca kur hareketleri nedeniyle teknik iflas (sermaye kaybı) eşiğine düşmesini önlemeyi amaçlar.
TTK 376 ile ilgili Yargıtay kararları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin onayarak kesinleştirdiği bir kararda yer alan değerlendirmeye göre, genel kurulu toplantıya çağırma yükümlülüğü kesin biçimde üçte iki kaybına bağlı değildir ve 376/2’deki tedbirler emredici nitelikte sayılmamıştır:
“…genel kurulu toplantıya çağrı yapması için sermayenin 2/3 kaybı şartı bulunmadığı… sermaye kaybının sınırına ilişkin TTK 376/2 maddesi haricinde ve bu madde uyarınca alınacak diğer önlemler emredici nitelikte olmadığı, şirket genel kurulu, kanuni sınırları gözeterek her zaman sermaye artırımına veya azaltımına… karar verebileceği…” (Yargıtay 11. HD, 2020/6203 E., 2022/3451 K., 26.04.2022 — onama).
Limited şirketlerde sermaye kaybı rejiminin anonim şirket hükümlerine yollama yoluyla uygulandığı ise, Dairenin onadığı bir başka kararda şöyle ifade edilmiştir:
“…TTK m.633 ve 634 hükümlerinin yollamasıyla uygulama alanı bulan TTK m.376/2 hükmü uyarınca, son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurulun, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceği…” (Yargıtay 11. HD, 2021/558 E., 2022/4674 K., 09.06.2022 — onama).
Sık Sorulan Sorular
Sermaye kaybı eşiği aşılırsa yönetim kurulu ne yapmalıdır?
Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısı karşılıksız kalmışsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve iyileştirici önlemleri sunar. Üçte ikisi kaybedilmişse genel kurul sermayenin üçte biriyle yetinme veya sermayeyi tamamlama kararı almak zorundadır; aksi halde şirket kendiliğinden sona erer.
Teknik iflas (sermaye kaybı) ile borca batıklık aynı şey midir?
Hayır. Sermaye kaybı, öz kaynakların belirli oranda erimesidir ve TTK 376/1-2 kapsamında genel kurul tedbirleriyle çözülür. Borca batıklık ise aktiflerin alacakları karşılayamaması halidir; TTK 376/3 uyarınca yönetim kurulu ara bilanço çıkarıp asliye ticaret mahkemesine iflas bildiriminde bulunur.
Borca batık şirket için iflasın ertelenmesi istenebilir mi?
Hayır. İflasın ertelenmesi kurumu 2018 yılında 7101 sayılı Kanun ile kaldırılmıştır. Bunun yerine yönetim kurulu veya alacaklılar, iflas talebiyle birlikte İcra ve İflas Kanunu m.285 ve devamı uyarınca konkordato talep edebilir.
Sermaye kaybı kuralları limited şirketlere de uygulanır mı?
Evet. TTK 633 uyarınca esas sermayenin kaybı veya borca batıklıkta anonim şirket hükümleri limited şirketlere kıyasen uygulanır. TTK 634 ise iflasın bildirilmesi ve konkordato talebinde anonim şirket hükümlerinin uygulanacağını düzenler.
Kur farkı zararı sermaye kaybı hesabında dikkate alınır mı?
Ticaret Bakanlığı Tebliğinin geçici 1. maddesindeki istisna gereği, henüz ifa edilmemiş yabancı para yükümlülüklerinden doğan kur farkı zararları, 1 Ocak 2027 tarihine kadar sermaye kaybı veya borca batıklık hesaplamalarında dikkate alınmayabilir.
Sonuç
TTK m.376, sermaye kaybı ve borca batıklık karşısında yönetim kuruluna kademeli ve emredici nitelikte görevler yükler: yarının kaybında çağrı ve önlem, üçte ikinin kaybında genel kurulun tercih zorunluluğu, borca batıklıkta ise mahkemeye bildirim. Bu görevlerin zamanında ve usulüne uygun yerine getirilmesi, hem şirketin sona ermesini önler hem de yönetim kurulu üyelerini TTK m.553 sorumluluğundan korur. Sermaye kaybı sürecinde alınacak kararların hukuki denetime dayanıklı olması için somut bilanço verileri ve güncel yargı içtihatları ışığında hareket edilmesi büyük önem taşır.









