İçerik Başlıkları
Ticari hayatta en sık karşılaşılan uyuşmazlık türü olan para alacağı davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi ile getirilen bu düzenleme, ticari davalarda arabuluculuk kurumunu bir dava şartı olarak öngörmekte; bu şart yerine getirilmeden mahkemeye başvuran tarafın davası usulden reddedilmektedir.
Özetle: TTK m.5/A’ya göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur; bu zorunluluk yerine getirilmeden açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Menfi tespit, çek istirdadı ve para alacağı dışındaki talepleri de kapsayan davalar ise bu zorunluluğun dışında kalabilir.
TTK Madde 5/A Metni
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 5/A. maddesinin yürürlükteki metni şöyledir:
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
Ticari davalarda arabuluculuk dava şartının kapsamı nedir?
TTK m.5/A’nın kapsamı, iki temel koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: uyuşmazlığın ticari nitelikte olması ve dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ya da tazminat talebi olması. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu koşulları dar ve literal biçimde yorumlamaktadır.
Zorunlu arabuluculuk kapsamına giren davalar: TTK m.4 kapsamındaki mutlak ticari davalar ile her iki tarafın da tacir olduğu nispi ticari davalar içinde, salt para alacağı ve tazminat talep edilen eda davaları bu kapsamdadır. Mal bedelinin tahsili, cari hesap alacağı, kâr payı alacağı, hizmet bedeli, ticari kredi borcu gibi talepler örnek verilebilir.
Zorunlu arabuluculuk kapsamına girmeyen davalar: Yargıtay içtihadına göre menfi tespit davaları, çek istirdadı davaları, tescil veya tespit talepleri ile aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olmayan talepleri de içeren karma dava yığılmaları bu zorunluluğun dışındadır. Dairenin yerleşik tutumuna göre madde metni, dava türünü değil dava konusunu esas almaktadır; eda niteliği taşımayan davalar, dolaylı olarak bir alacak meselesi içerse de m.5/A’ya tabi kılınamaz.
Arabuluculuk süreci ve süreler
Arabuluculuk süreci, başvuru yapılmasından itibaren arabulucu tarafından yönetilir. 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi uyarınca arabulucu, görevlendirme tarihinden itibaren altı hafta içinde sürecini tamamlamak zorundadır. Zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından en fazla iki hafta daha uzatılabilir. Bu süre, toplam sekiz haftayı geçemez.
Sürecin sonunda arabulucu bir son tutanak düzenler. Taraflar anlaşamazsa olumsuz sonuç tutanağı düzenlenir; bu tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylı bir örneği, dava dilekçesine eklenerek mahkemeye sunulur. Tutanağın ibraz edilmemesi durumunda mahkeme davacıya kesin süre verir; süreye rağmen tutanak ibraz edilmezse dava yine usulden reddedilir.
Dava şartı yokluğunun sonuçları
Arabuluculuk dava şartına uyulmadan açılan dava, HMK m.115/2 uyarınca dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilir. Bu ret kararı, davanın esasına ilişkin değildir; dolayısıyla dava şartını tamamlayan taraf aynı talep için yeniden dava açabilir. Mahkeme dava şartı noksanlığını re’sen gözetir; taraflardan birinin itirazına gerek yoktur. Uygulamada arabuluculuk son tutanağının dosyaya kazandırılması için mahkemenin ara kararla kesin süre vermesi, ardından bu süreye uyulmaması üzerine usulden red kararı verilmesi şeklinde işlemektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, TTK m.5/A’nın kapsamını dava konusuna göre sınırlandıran, menfi tespit davalarını ise kural olarak bu şartın dışında tutan içtihadını kararlı biçimde sürdürmektedir.
Daire, menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı sorusuna şu gerekçeyle yanıt vermiştir: “7155 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK’ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; ‘Bu kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.’ düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. […] Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.” (Yargıtay 11. HD, 2020/8443 E., 2022/3737 K., 11.05.2022 — oybirliğiyle bozma).
Aynı ilke, farklı uyuşmazlıklarda da tekrarlanmıştır. Kambiyo senedine dayalı menfi tespit davalarında zorunlu arabuluculuk şartı aranmaması gerektiğine ilişkin Dairenin tutumu şöyle özetlenmiştir: “Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” (Yargıtay 11. HD, 2021/8506 E., 2022/3317 K., 24.05.2022 — oyçokluğuyla bozma ve kaldırma).
Karma dava yığılması halinde ise Daire, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan/olmayan taleplerin bir arada ileri sürüldüğü davalarda tüm uyuşmazlığın arabuluculuk şartı aranmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiğini benimsemektedir (Yargıtay 11. HD, 2019/3048 E., 2020/1093 K., 10.02.2020).
Uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalar
Ticari davalarda arabuluculuk dava şartına ilişkin uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar şu başlıklar altında özetlenebilir:
Başvuru zamanlaması: Arabuluculuk başvurusunun davadan önce yapılması zorunludur. Dava açıldıktan sonra arabulucuya gidilmesi, m.5/A anlamında dava şartını sağlamaz.
Son tutanağın ibrazı: Arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu onaylı örneği dava dilekçesine eklenmeden dosya eksik kalmaktadır. Mahkemece kesin süre verilmesine rağmen tutanak ibraz edilmezse dava usulden reddedilir.
Karma talep yığılmaları: Aynı davada hem para alacağı hem de para alacağı dışındaki talepler (tespit, tescil, ipoteğin fekki vb.) birlikte ileri sürüldüğünde, Yargıtay içtihadı arabuluculuk şartının tüm taleplere uygulanmaması gerektiği yönündedir; dolayısıyla bu tür davalarda salt arabuluculuk yapılmamış diye dava reddedilemez.
Konusu tespit veya inşai nitelikte olan davalar: Hükümsüzlük tespiti, genel kurul kararlarının iptali, ortaklıktan çıkarma gibi talepler kural olarak m.5/A’nın kapsamı dışındadır. Bu davalara eklenen ve ticari nitelik taşımayan kar payı alacağı gibi talepler ise ayrıca değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Ticari davalarda arabuluculuk zorunlu mu?
Evet, ancak koşullu olarak. TTK m.5/A uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Menfi tespit, çek istirdadı ve para alacağı dışındaki talepler gibi eda niteliği taşımayan davalar ise bu zorunluluğun dışındadır.
Ticari arabuluculuk süreci ne kadar sürer?
6325 sayılı Kanun m.18/A uyarınca arabulucu, görevlendirme tarihinden itibaren altı hafta içinde süreci tamamlamalıdır. Zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından en fazla iki hafta daha uzatılabilir; toplam süre sekiz haftayı geçemez.
Arabuluculuğa başvurmadan dava açılırsa ne olur?
Mahkeme, dava şartı noksanlığını re’sen gözetir ve davacıya son tutanağı ibraz etmesi için kesin süre verir. Süreye uyulmazsa dava, HMK m.115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Bu ret kararı esasa ilişkin değildir; dava şartı tamamlandıktan sonra yeniden dava açılabilir.
Menfi tespit davası için arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre hayır. TTK m.5/A, dava türünü değil dava konusunu esas almaktadır. Menfi tespit davaları konusu bir miktar paranın ödenmesi olan eda davaları olmadığından zorunlu arabuluculuk kapsamına girmez; bu davalarda arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan mahkemeye gidilebilir.
Ticari arabuluculuk dava şartı hangi tarihten itibaren uygulanmaktadır?
TTK m.5/A, 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenmiş ve 01 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce açılan davalar için zorunlu arabuluculuk şartı aranmaz.
Sonuç
TTK m.5/A, ticaret hayatında sıkça karşılaşılan para alacağı uyuşmazlıklarının dava öncesinde çözüme kavuşturulmasını hedefleyen önemli bir usul kuralı olarak 01.01.2019’dan itibaren uygulanmaktadır. Kural katı bir dava şartı niteliği taşıdığından, ticari nitelikte bir alacak veya tazminat davası açmayı düşünen tarafın önce arabuluculuk sürecini tamamlaması, son tutanağı titizlikle muhafaza etmesi ve dava dilekçesine eklemesi gerekmektedir. Bununla birlikte kapsamın kesin sınırlarını —özellikle menfi tespit, çek istirdadı ve karma talep yığılması durumlarında— Yargıtay içtihadı belirlemektedir; bu nedenle davanın nitelendirilmesi aşamasında hukuki destek alınması hak kayıplarının önüne geçecektir.









