0312 911 83 10
·
av.fatiharas@gmail.com
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
DANIŞMANLIK

GVK Madde 75 – Menkul Sermaye İradının Tarifi

GVK Madde 75, Türk gelir vergisi sisteminde bireylerin sermaye varlıklarından elde ettiği gelirlerin — kâr payı, faiz, iştirak kazancı ve benzeri iratların — nasıl tanımlanıp vergilendirileceğini belirleyen temel hükümdür. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi kapsamına giren gelirler, “menkul sermaye iradı” olarak adlandırılmakta; bu gelirler üzerinden GVK m.94 ve Geçici m.67 çerçevesinde tevkifat uygulanmakta, ardından GVK m.86’daki toplama sınırları dikkate alınarak yıllık beyanname verilip verilmeyeceğine karar verilmektedir. Ticari işletmeye dahil sermayeden elde edilen aynı türden gelirler ise menkul sermaye iradı değil ticari kazanç sayılır; bu ayrım uygulamada sıkça tartışma konusu olmaktadır.

GVK Madde 75 – Menkul Sermaye İradının Tarifi

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinin tam metni aşağıdadır:

Madde 75 – (Değişik: 24/12/1980-2361/52 md.)

Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.

Kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılır:

1. (Değişik: 21/2/2007-5582/28 md.) Her nevi hisse senetlerinin kâr payları (kurucu hisse senetleri ve diğer intifa hisse senetlerine verilen kâr payları ve pay sahiplerine hazırlık dönemi için faiz olarak veya başka adlarla yapılan her türlü ödemeler ile Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları ile konut finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlere ve varlık finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlere ödenen faiz, kâr payı veya benzeri gelirler dahil);

2. (Değişik: 4/12/1985-3239/57 md.) İştirak hisselerinden doğan kazançlar (Limited Şirket ortaklarının, iş ortaklıkları ortaklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.) Adi komandit şirketlerde komanditerlerin kar payları, şirket karının ilişkin bulunduğu takvim yılında elde edilmiş sayılır;

3. Kurumların idare meclisi Başkan ve üyelerine verilen kar payları;

4. (Değişik: 9/4/2003-4842/7 md.) Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısmı;

5. (Değişik: 21/2/2007-5582/28 md.) Her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler hariç ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından sağlanan gelirler (Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları irat sayılmaz);

6. (Değişik: 4/12/1985-3239/57 md.) Her nevi alacak faizleri (Adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla cari hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzelkişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil);

7. Mevduat faizleri (Bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler ile bunlar dışında kalan kişi ve kuruluşlardan devamlı olarak para toplama işi ile uğraşanların her ne şekil ve ad altında olursa olsun toplanan paralara sağladıkları gelirler ve menfaatler de mevduat faizi sayılır);

8. Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller;

9. İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar;

10. Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri;

12. (Değişik: 4/12/1985-3239/57 md.) Faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kar payları ile kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kar payları ve özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları;

14. (Ek: 26/12/1993-3946/16 md.) Menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler;

15. (Ek: 28/6/2001-4697/5 md.; Değişik: 13/6/2012-6327/6 md.) Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından ödenen irat tutarları;

16. (Ek: 13/6/2012-6327/6 md.) Bireysel emeklilik sisteminden ayrılanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarları;

17. (Ek: 31/5/2012-6322/8 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanlar dışında Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre ihraç edilen her türlü sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler.

Yukarıda yazılı iratlar, bunları sağlayan sermaye sahibinin ticari faaliyetine bağlı bulunduğu takdirde, ticari kazancın tespitinde nazara alınır.

GVK Madde 75 Hakkında Genel Açıklama

Gelir Vergisi Kanunu yedi gelir unsuru tanımlamaktadır. Bunlar arasında menkul sermaye iradı, sahibinin ticari, zirai veya mesleki bir faaliyeti olmaksızın sahip olduğu nakdi sermaye ya da para ile temsil edilen değerlerden — hisse senedi, tahvil, banka mevduatı, iştirak payı gibi — elde ettiği kâr payı, faiz, kira benzeri iratları kapsar. Kısaca: emek değil, sermaye sahipliği nedeniyle doğan pasif gelirdir.

Tanımın iki temel koşulu vardır. Birincisi, iradın sahibin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında elde edilmesi; ikincisi, bu iradın “nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye” dolayısıyla doğmasıdır. Eğer bir gelir bu iki koşulu taşımasa da GVK m.75/2’nin sayılan bentlerinden birine giriyorsa yine de menkul sermaye iradı sayılır — “kaynağı ne olursa olsun” ibaresi bu geniş kapsamı ifade eder.

Ticari işletme bağlantısı: Maddenin son fıkrası önemli bir sınır çizer. Yukarıdaki iratlar, bunları sağlayan sermayenin sahibinin ticari faaliyetine bağlı bulunması halinde menkul sermaye iradı olmaktan çıkar; ticari kazancın tespitinde dikkate alınır. Dolayısıyla bir ticari işletmenin bilançosunda görünen hisse senedinden elde edilen kâr payı, işletme sahibi için ticari kazançtır; aynı kişinin işletme dışında tuttuğu hisse senedinden elde ettiği kâr payı ise GVK m.75 kapsamında menkul sermaye iradıdır.

Tevkifat (stopaj) boyutu: GVK m.75 kapsamındaki gelirlerin önemli bir kısmı kaynakta kesinti yoluyla vergilendirilmektedir. GVK Madde 94 uyarınca tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr payları üzerinden — kurumlar vergisinden istisna edilen kazanca isabet eden kısım düşüldükten sonra — %10 oranında gelir vergisi stopajı yapılmaktadır (GVK m.94/6-b). Hazine bonosu, devlet tahvili ve mevduat faizleri ile repo gelirleri üzerindeki tevkifat oranları ise Geçici m.67 ve ilgili Cumhurbaşkanı kararları çerçevesinde belirlenmektedir. GVK Madde 96, tevkifatın hangi kurallara göre yapılacağını düzenlemektedir.

Beyan zorunluluğu: Tevkifata tabi tutulmuş menkul sermaye iratları için GVK Madde 86‘daki koşulların gerçekleşmesi halinde yıllık beyanname verilmemesi mümkündür. Beyan sınırı (tarifenin ikinci dilimi) aşıldığında ise beyanname verilerek önceden kesilen tevkifatın mahsubu yapılabilmektedir. Tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr paylarının ise brüt tutarının yarısı GVK m.22/3 gereği gelir vergisinden istisnadır; kalan yarısı beyanname kapsamına girer. Menkul sermaye iratlarına uygulanacak vergi tarifesi için GVK Madde 103‘e bakılmalıdır.

Safi irat hesabı: Menkul sermaye iradının safi tutarı bulunurken GVK m.78 kapsamındaki giderler — menkul kıymetlerin muhafaza giderleri, kâr payı ve faizlerin tahsil giderleri, menkul kıymetler için ödenen her türlü vergi, resim ve harçlar — indirim konusu yapılabilir.

Gayrimenkul sermaye iradından farkı: GVK m.75 ile sık karıştırılan hüküm, GVK Madde 70‘tir. Gayrimenkul sermaye iradı fiziksel taşınmazlardan (bina, arazi, haklar vb.) elde edilen kira gelirlerini kapsar. Menkul sermaye iradı ise nakdi veya kıymetli evrak niteliğindeki finansal varlıklardan doğan iratları ifade eder. GVK Madde 2 bu ayrımı gelir unsurları sistematiği içinde göstermektedir. Maddenin tam metni için 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na başvurulabilir.

GVK Madde 75 ile İlgili Danıştay Kararları

GVK Madde 75’in uygulama alanını belirleyen Danıştay kararları, özellikle gelirin menkul sermaye iradı mı yoksa başka bir gelir unsuru mu sayılacağı sorusunu mercek altına almaktadır.

Danıştay 3. Daire, E. 2024/5888, K. 2025/340 (03.02.2025)

Bu davada bir vakfa ait iktisadi işletmenin, kurumlar vergisi sonrası kârını bağlı olduğu vakfa aktarmasının GVK m.75 kapsamında iştirak kazancı (m.75/2-2) sayılıp sayılmayacağı, dolayısıyla gelir (stopaj) vergisi tevkifatına tabi tutulup tutulamayacağı tartışılmıştır. Danıştay Üçüncü Dairesi, önce GVK m.75’in tanımını ele almış; ardından şu sonuca ulaşmıştır:

“Tüm bu anlatımlardan da anlaşılacağı üzere; vakıflara ait iktisadi işletmelerin, ilgili vakfın genel anlamda ‘iştiraki’ durumunda olduğunun kabulü gerektiğinden iktisadi işletme kârından, bağlı olunulan vakfa veya derneğe aktarılan tutarlarda bu aktarım vakıf yönünden Kanun’un 75. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde belirtilen iştirak kazancı, kârı sağlayan (aktaran) yönünden ise kâr dağıtımı sayılmalıdır.”

Karar, GVK m.75/2-2 bendindeki “iştirak hisselerinden doğan kazançlar” kavramının yalnızca ortaklık payı senetleriyle sınırlı tutulamayacağını, ekonomik egemenlik esasının esas alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Danıştay 3. Daire, E. 2025/867, K. 2025/4926 (27.11.2025)

Bu davada mükellef, off-shore hesabına yatırdığı dövizin uzun yıllar erişilememesi üzerine açtığı tazminat davasını kazanmış; banka tarafından yapılan faiz ödemesi vergi idaresince GVK m.75/2-6 kapsamında “alacak faizi” niteliğinde menkul sermaye iradı sayılarak re’sen cezalı gelir vergisi tarh edilmiştir. Daire, tarhiyatın dayandığı hukuki zeminin sonradan ortadan kalkıp kalkmadığını sorgulayarak şu sonuca ulaşmıştır:

“…söz konusu ödemenin dayanağı olan kararın bozulması sonrasında davacı aleyhine yeni bir hüküm tesis edildiği ve tarhiyatın dayanağının ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, bu durumun vergilendirme hatası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiş olup aksi yöndeki gerekçeyle davayı reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.”

Karar, GVK m.75 uygulamasında bir iradın menkul sermaye iradı sayılabilmesi için tarhiyata esas alınan hukuki ve ekonomik zeminin sağlamlığının önemine dikkat çekmektedir; bu zemin sonradan ortadan kalkarsa vergilendirme geçerliliğini yitirebilmektedir.

GVK Madde 75 ile İlgili Mükellef Lehine GİB Özelgeleri

1- Tasfiye Payının Kâr Payı Sayılması ve Beyanı (İzmir Defterdarlığı, E-84098128-120.06.01[75-2024/1]-608799, 09.10.2024)

Tasfiye halindeki bir anonim şirketten “tasfiye payı” alan mükellefe verilen özelgede idare, tasfiye sonucunda ödenmiş sermayeyi aşan kısmın kâr payı dağıtımı niteliğinde olduğunu ve GVK m.75/2-1 kapsamında menkul sermaye iradı teşkil ettiğini belirterek şu tespiti yapmıştır:

“Tasfiye sonucunda, ortaklarca ödenmiş sermaye dışındaki, öz sermaye hesaplarının (net tasfiye karı dahil) ortaklara dağıtılması durumunda, dağıtılan tutarın kar payı dağıtımı olarak değerlendirilmesi ve elde edenin hukuki kişiliğine göre kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.”

Buna göre brüt kâr payının yarısı GVK m.22/3 uyarınca gelir vergisinden istisna olup kalan yarısı, beyan sınırı aşıldığında yıllık beyanname ile beyan edilmektedir. Kaynakta yapılan stopaj beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilebilmektedir. Özelge, tasfiye paylarının doğrudan GVK m.75 kapsamında değerlendirileceğini netleştirmektedir.

2- Yurt Dışı Kâr Payında Yarı İstisna ve Beyan (Rize Defterdarlığı, 85550353-120.01[2023]-22775, 08.07.2024)

İngiltere mukimi şirketinde ortak olan bir mükellefin yurt dışı temettü gelirinin Türkiye’de nasıl vergilendirileceği sorulan özelgede idare, GVK m.22/4 (7491 sayılı Kanun’la eklenen) istisnasının uygulanabileceğini belirtmiştir:

“Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki kurumlardan elde edilen, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısı, bu kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması ve kâr payının elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla gelir vergisinden müstesnadır.”

Koşulların sağlanması halinde yurt dışı kâr payının yarısı vergiden istisna tutulabilmekte; ayrıca GVK m.123 uyarınca yurt dışında ödenen vergi Türkiye’de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebilmektedir.

3- Kâr Payı Gelirinden İndirilecek Giderler (İstanbul VDB, 62030549-120-890906, 04.07.2024)

Temettü geliri elde eden mükellefin, aracı kuruma ödediği komisyonun safi iradın tespitinde gider olarak indirilip indirilemeyeceğini sorduğu özelgede idare, GVK m.78 kapsamındaki gider indirimini değerlendirerek şu sonuca ulaşmıştır:

“…kar payının tahsilinin bir banka veya aracı kurum aracılığıyla yapılması durumunda, tahsil işlemi nedeniyle bu kurumlara ödenen komisyon vb. giderler safi iradın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecek olup, sermaye artırımı işlemi nedeniyle aracı kuruma ödemiş olduğunuz komisyon tutarı ise kar payının tahsil gideri olarak kabul edilemeyeceğinden… gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.”

Özelge mükellef lehinedir; zira kâr payı tahsilinde doğrudan oluşan komisyon giderlerinin GVK m.78 uyarınca indirilebileceğini teyit etmektedir. Giderin “tahsil gideri” mi yoksa “sermaye yönetim gideri” mi olduğunun tespiti belirleyicidir.

İlgili Madde Makalelerimiz

Sık Sorulan Sorular

GVK Madde 75 kapsamında hangi gelirler menkul sermaye iradı sayılır?

GVK Madde 75 uyarınca menkul sermaye iradı; hisse senedi kâr payları, iştirak hisselerinden doğan kazançlar, tahvil ve Hazine bonosu faizleri, mevduat faizleri, her nevi alacak faizleri, repo gelirleri, iskonto bedelleri, bireysel emeklilik ve sandık irat tutarları ile Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler olarak sayılmıştır. Temel koşul, bu iratların sahibin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında elde edilmesidir.

Tam mükellef kurumdan alınan kâr payı ne zaman yıllık beyanname ile beyan edilir?

Tam mükellef kurumdan elde edilen kâr payının brüt tutarının yarısı GVK m.22/3 uyarınca gelir vergisinden istisnadır. Kalan yarısına kaynakta kesilen stopaj eklenerek bulunan tutar GVK m.103 tarifesinin ikinci dilimini aşıyorsa yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi zorunludur. Aşmıyorsa beyanname verilmez.

Bir gelirin menkul sermaye iradı mı yoksa ticari kazanç mı sayılacağı nasıl belirlenir?

GVK m.75’in son fıkrası belirleyicidir: Aynı tür iratlar, sermaye sahibinin ticari faaliyetine bağlı bulunuyorsa ticari kazanç olarak vergilendirilir. Örneğin ticari işletmenin bilançosunda kayıtlı hisse senedinden elde edilen kâr payı ticari kazanç; aynı kişinin işletme dışında bireysel olarak tuttuğu hisse senedinden elde edilen kâr payı ise menkul sermaye iradıdır.

GVK Madde 75 kapsamındaki menkul sermaye iratlarından hangi giderler indirilebilir?

GVK m.78 uyarınca menkul sermaye iradının safi tutarının tespitinde şu giderler indirilebilir: menkul kıymetlerin muhafaza giderleri (depo ve sigorta), kâr payı ve faizlerin tahsil giderleri (banka/aracı kurum komisyonu), menkul kıymetler ve iratları için ödenen vergi, resim ve harçlar. Şirket toplantılarına katılım gibi sermaye yönetim giderleri ile gelir vergisinin kendisi indirilememektedir.

Tasfiye sonunda ortağa ödenen tasfiye payı GVK Madde 75 kapsamında mıdır?

Evet. GİB’in 2024 tarihli özelgesine göre tasfiye sonucunda ödenmiş sermayenin üzerinde kalan öz sermaye tutarının ortaklara dağıtılması, GVK m.75/2-1 kapsamında kâr payı dağıtımı sayılmaktadır. Bu nedenle stopaj kesintisine ve beyan yükümlülüğüne tabidir; brüt tutarın yarısı GVK m.22/3 uyarınca gelir vergisinden istisnadır.

Sonuç

GVK Madde 75, gelir vergisi hukukunun en kapsamlı maddelerinden biridir. Bentler halinde sıralanan gelir türleri yalnızca hisse senedi kâr payı ve banka faizinden ibaret değildir; iştirak kazançları, bireysel emeklilik/sandık iratları, repo gelirleri, iskonto bedelleri ve geniş kapsamlı alacak faizleri de bu madde çatısı altında toplanmaktadır. Maddenin en önemli ayrımı, elde edilen gelirin sahibin ticari faaliyetine bağlı olup olmadığıdır: bağlı ise ticari kazanç, değil ise menkul sermaye iradı sayılır.

Uygulamada en çok yanılgıya düşülen nokta, tevkifatın nihai vergi olmadığıdır. Beyan sınırının aşılması halinde yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi ve önceki tevkifatın mahsubu zorunludur. Danıştay kararları ve GİB özelgeleri, tasfiye paylarından vakıf iktisadi işletmelerine aktarılan kârlara kadar pek çok somut durumda bu maddenin nasıl uygulanacağını netleştirmektedir. GVK Madde 75 kapsamındaki menkul sermaye iratlarınızın vergilendirilmesi veya beyan yükümlülüğünüzün tespiti konusunda hukuki danışmanlık almak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Aras Hukuk Bürosu

Related Posts

Call Now Button