İçerik Başlıkları
- 1 GVK Madde 75 Hakkında Genel Açıklama
- 2 GVK Madde 75 ve Menkul Sermaye İradı ile İlgili Danıştay Kararı
- 3 GVK Madde 75 ile İlgili Mükellef Lehine GİB Özelgeleri
- 4 Sık Sorulan Sorular
- 4.1 GVK Madde 75 hangi gelirleri menkul sermaye iradı olarak kabul eder?
- 4.2 Yurt dışından elde edilen temettü ve faiz gelirleri Türkiye’de vergilendirilir mi?
- 4.3 Limited şirket ortağının kar payı menkul sermaye iradı sayılır mı?
- 4.4 Bireysel emeklilik sisteminden ayrılmada elde edilen irat menkul sermaye iradı mıdır?
- 4.5 Repo gelirleri GVK Madde 75 kapsamında mıdır?
- 5 Sonuç
GVK Madde 75, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda menkul sermaye iradının (MSİ) tanımını yapan ve hangi gelirlerin menkul sermaye iradı sayılacağını 17 bent halinde sayan temel hükümdür. Hisse senetlerinin kar payları, iştirak kazançları, tahvil ve hazine bonosu faizleri, mevduat faizleri, repo gelirleri, bireysel emeklilik sistemi iradı ve sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler madde kapsamındadır. Maddenin metni ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın güncel özelgeleri aşağıda derlenmiştir.
GVK Madde 75 – Menkul Sermaye İradının Tarifi
Madde 75- (Değişik: 24/12/1980-2361/52 md.) Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.
Kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılır:
- (Değişik: 21/2/2007-5582/28 md.) Her nevi hisse senetlerinin kâr payları (kurucu hisse senetleri ve diğer intifa hisse senetlerine verilen kâr payları ve pay sahiplerine hazırlık dönemi için faiz olarak veya başka adlarla yapılan her türlü ödemeler ile Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları ile konut finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlere ve varlık finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlere ödenen faiz, kâr payı veya benzeri gelirler dahil.);
- (Değişik: 4/12/1985-3239/57 md.) İştirak hisselerinden doğan kazançlar (Limited Şirket ortaklarının, iş ortaklıkları ortaklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.) (Ek paragraf: 28/3/2007-5615/4 md.) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesindeki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde; Türkiye’de yerleşik gerçek kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az %50’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kazançları dağıtılsın veya dağıtılmasın, iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren yıl itibarıyla dağıtılan kâr payı sayılır. Türkiye’de vergilendirilmiş kazancın iştirak tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kâr paylarının vergilendirilmiş kısmı bu tutardan indirilir. Adi komandit şirketlerde komanditerlerin kar payları, şirket karının ilişkin bulunduğu takvim yılında elde edilmiş sayılır;
- Kurumların idare meclisi Başkan ve üyelerine verilen kar payları;
- (Değişik: 9/4/2003-4842/7 md.) Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısmı,
- (Değişik: 21/2/2007-5582/28 md.) Her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler hariç ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından sağlanan gelirler (Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları irat sayılmaz.);
- (Değişik: 4/12/1985-3239/57 md.) Her nevi alacak faizleri (Adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla cari hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzelkişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil.);
- Mevduat faizleri (Bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler ile bunlar dışında kalan kişi ve kuruluşlardan devamlı olarak para toplama işi ile uğraşanların her ne şekil ve ad altında olursa olsun toplanan paralara sağladıkları gelirler ve menfaatler de mevduat faizi sayılır.);
- Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller;
- İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar;
- Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri;
- (Mülga: 4/12/1985-3239/57 md.)
- (Değişik: 4/12/1985-3239/57 md.) Faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kar payları ile kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kar payları ve özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları.
- (Mülga: 9/4/2003-4842/37 md.)
- (Ek: 26/12/1993-3946/16 md.) Menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler.
- (Ek: 28/6/2001-4697/5 md.; Değişik: 13/6/2012-6327/6 md.) Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından; (a) On yıldan az süreyle prim veya aidat ödeyerek ayrılanlara ödenen irat tutarları, (b) On yıl süreyle prim veya aidat ödeyerek ayrılanlar ile vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara ödenen irat tutarları.
- (Ek: 13/6/2012-6327/6 md.) Bireysel emeklilik sisteminden; (a) On yıldan az süreyle katkı payı ödeyerek ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı (28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarı dahil.), (b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı (Devlet katkıları dahil.), (c) Emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı (Devlet katkıları dahil.)
- (Ek: 31/5/2012-6322/8 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanlar dışında Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre ihraç edilen her türlü sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler.
GVK Madde 75 Hakkında Genel Açıklama
GVK Madde 75, nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden elde edilen gelirlerin menkul sermaye iradı (MSİ) olarak nitelendirilmesinin temel kuralıdır. Madde 1980 yılında 2361 sayılı Kanun ile bugünkü yapısına kavuşturulmuş; 2007 yılında 5582 ve 5615 sayılı Kanunlar, 2012 yılında 6327 ve 6322 sayılı Kanunlar ile çağdaş sermaye piyasası araçları (ipotekli menkul kıymetler, varlığa dayalı menkul kıymetler, bireysel emeklilik iradı, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında diğer sermaye piyasası araçları) maddenin kapsamına dahil edilmiştir.
Madde uyarınca MSİ kapsamında değerlendirilen başlıca gelirler; hisse senetlerinin kar payları (1. bent), iştirak hisselerinden doğan kazançlar ve limited şirket ortakları/komanditer kar payları (2. bent), tahvil ve hazine bonosu faizleri ile kira sertifikası gelirleri (5. bent), alacak ve mevduat faizleri (6. ve 7. bent), repo gelirleri (14. bent), emeklilik sandıkları ve sigorta şirketlerinden ödenen irat tutarları (15. bent), bireysel emeklilik sistemi iradı (16. bent) ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlerdir (17. bent).
Maddenin uygulanmasında en sık ihtilaf konuları; yurt dışından elde edilen kar payı, faiz ve sermaye piyasası araçları gelirlerinin Türkiye’de vergilendirilmesi ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının uygulanması, 2007 yılında 5615 sayılı Kanun ile eklenen yurt dışı kontrollü iştirak kazançlarının (CFC kuralı) Türkiye’de dağıtılmış sayılması, bireysel emeklilik sistemi iradı (m. 75/16) için belirlenen tevkifat oranlarının (%5, %10, %15) uygulanması ile menkul kıymet itfasında oluşan döviz endeksli değer artışlarının irat sayılmaması hükmüdür.
GVK Madde 75 ve Menkul Sermaye İradı ile İlgili Danıştay Kararı
Aşağıda Gelir Vergisi Kanunu Madde 75’in uygulamasına doğrudan etki eden güncel bir Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı derlenmiştir.
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas Yıl/No: 2023/965
Karar Yıl/No: 2025/453
Karar tarihi: 17.06.2025
TMSF’YE DEVROLAN BANKA MEVDUATININ İADESİNDE ÖDENEN TEMERRÜT FAİZİ – MENKUL SERMAYE İRADI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEMEZ – DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ
ÖZET: Davacılar tarafından bir bankaya tevdi edilen 120.000 DM tutarındaki paranın bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrolması sonucunda zamanında iade edilememesinden doğan temerrüt faizinin menkul sermaye iradı niteliği değerlendirilmiştir. Vergi idaresi söz konusu temerrüt faizini GVK m. 75 kapsamında menkul sermaye iradı sayarak cezalı tarhiyat yapmıştır. Vergi Mahkemesi ısrar kararıyla şu önemli ilkeyi ortaya koymuştur: “Uyuşmazlıkta, davalı idarece menkul sermaye iradı niteliğinde olduğu kabul edilen faiz tutarının, davacının döviz hesabında tuttuğu paraya, … Anonim Şirketine 1999 yılında el konulması ve fona devredilmesi nedeniyle erişememesi, paranın zamanında iade edil(e)memesi ve/veya zamanında öden(e)memesi nedeniyle ödenen temerrüt faizi olduğu, bu nedenle Temerrüt faizi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca menkul sermaye olarak nitelendirilemeyeceğinden, dava konusu vergi ve cezanın faizden kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE ve Vergi Mahkemesi ısrar kararının ONANMASINA hükmetmiştir. Karar, mevduat faizi (m. 75/7) ile temerrüt faizinin niteliği arasındaki ayrımı ortaya koyan ve TMSF’ye devredilen bankalardan kaynaklanan zararlara ilişkin temerrüt faizlerinin menkul sermaye iradı sayılamayacağını net biçimde teyit eden önemli bir referanstır.
GVK Madde 75 ile İlgili Mükellef Lehine GİB Özelgeleri
Aşağıda Gelir İdaresi Başkanlığı’nın GVK m. 75 kapsamında verdiği ve mükellef lehine değerlendirme içeren üç güncel özelge derlenmiştir.
1- Yurt Dışında Elde Edilen Hisse Senedi ve Temettü Gelirleri
Sayı: E-34566971-120-41183
Tarih: 19.12.2025
İlgili Vergi Dairesi Başkanlığı: İlgili Vergi Dairesi Başkanlığı
KONU: ABD borsalarından elde edilen hisse senedi ve temettü gelirlerinin Türkiye’de vergilendirilmesi ve çifte vergilendirmenin önlenmesi.
ÖZET: Gelir İdaresi Başkanlığı, ABD borsalarında işlem gören hisse senetlerinin temettü gelirinin GVK m. 75/1 kapsamında menkul sermaye iradı olarak değerlendirileceğini ve tam mükellef gerçek kişilerce Türkiye’de yıllık beyanname ile beyan edileceğini belirtmiştir. Türkiye-ABD Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması uyarınca anlaşma hükümlerinden yararlanılabilmesi için “Türkiye’de tam mükellef olduğunuzun ve tüm dünya kazançları üzerinden ülkemizde vergilendirildiğinizi tevsik eden mukimlik belgesini ABD yetkili makamlarına ibraz etmeniz gerekecektir.” İndirilebilecek vergiler GVK m. 123 (yurt dışı vergi mahsubu) hükümleri çerçevesinde Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsup edilir. Özelge, yurt dışı temettü ve hisse senedi gelirlerinin vergilendirilmesinde mukimlik belgesi prosedürünü netleştiren güncel bir referanstır.
2- Yurt Dışından Elde Edilen Faiz Gelirinin Vergilendirilmesi ve Mahsup
Sayı: E-62030549-120-1041274
Tarih: 05.08.2024
İlgili Vergi Dairesi Başkanlığı: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
KONU: Yurt dışı bankalardan elde edilen mevduat faiz gelirinin GVK m. 75 kapsamında değerlendirilmesi ve yurt dışında ödenen verginin mahsubu.
ÖZET: Gelir İdaresi Başkanlığı, yurt dışı bankalardan elde edilen mevduat faizinin GVK m. 75/7 kapsamında menkul sermaye iradı olarak Türkiye’de yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerektiğini belirterek, çifte vergilendirmenin önlenmesi için şu sonuca varmıştır: “yurt dışından elde etmiş olduğunuz söz konusu gelirle ilgili olarak anılan ülkede ödenen vergilerin de, beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisi tutarından, 193 sayılı Kanunun 123 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde indirilmesi mümkün bulunmaktadır.” Özelge, yurt dışında ödenen verginin Türkiye’de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebileceğini açıkça teyit eden bir referanstır.
3- Yurt Dışından Elde Edilen Kar Paylarının Vergilendirilmesi
Sayı: 85550353-120.01[2023]-22775
Tarih: 08.07.2024
İlgili Vergi Dairesi Başkanlığı: Adana Vergi Dairesi Başkanlığı
KONU: İngiltere şirketinden elde edilen kar payı gelirinin Türkiye’de vergilendirilmesi ve çifte vergilendirmenin önlenmesi.
ÖZET: Gelir İdaresi Başkanlığı, İngiltere’den elde edilen kar paylarının GVK m. 75/1 kapsamında menkul sermaye iradı olarak Türkiye’de yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerektiğini ve İngiltere’de ödenen vergilerin GVK m. 123 hükümleri çerçevesinde mahsup edilebileceğini belirtmiştir. Türkiye-İngiltere ÇVÖA hükümlerinden yararlanılabilmesi için “Türkiye’de tam mükellef olduğunuzun ve tüm dünya kazançları üzerinden ülkemizde vergilendirildiğinizi tevsik eden mukimlik belgesini İngiltere yetkili makamlarına ibraz etmeniz gerekecektir.” Özelge, çifte vergilendirmenin önlenmesi prosedürünü mukimlik belgesi sistemi üzerinden somutlaştıran önemli bir referanstır.
Sık Sorulan Sorular
GVK Madde 75 hangi gelirleri menkul sermaye iradı olarak kabul eder?
GVK m. 75 hisse senetlerinin kar payları, iştirak hisselerinden doğan kazançlar (limited şirket ortakları, kooperatif kazançları, komanditer kar payları dahil), tahvil ve hazine bonosu faizleri, kira sertifikası gelirleri, alacak ve mevduat faizleri, repo gelirleri, bireysel emeklilik sistemi iradı, emeklilik ve yardım sandıkları irat tutarları ile diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirleri menkul sermaye iradı sayar.
Yurt dışından elde edilen temettü ve faiz gelirleri Türkiye’de vergilendirilir mi?
Evet. Tam mükellef gerçek kişiler tüm dünya kazançları üzerinden Türkiye’de vergilendirilir. Yurt dışından elde edilen temettü, faiz ve diğer MSİ gelirleri GVK m. 75 kapsamında menkul sermaye iradı sayılır ve yıllık beyanname ile beyan edilir. Yurt dışında ödenen vergiler GVK m. 123 hükümleri çerçevesinde Türkiye’de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebilir.
Limited şirket ortağının kar payı menkul sermaye iradı sayılır mı?
Evet. GVK m. 75/2 uyarınca limited şirket ortaklarının, iş ortaklıkları ortaklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar menkul sermaye iradı kapsamındadır. Kooperatif ortaklarına kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde yapılan kar tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.
Bireysel emeklilik sisteminden ayrılmada elde edilen irat menkul sermaye iradı mıdır?
Evet. GVK m. 75/16 uyarınca bireysel emeklilik sisteminden ödemelerin içerdiği irat tutarı menkul sermaye iradı sayılır ve sistemde bulunulan süreye göre belirlenen oranlarda (10 yıldan az %15, 10 yıl ödeyip emekli hakkı kazanmadan ayrılan %10, emekli hakkı kazanan veya zorunlu nedenle ayrılan %5) tevkifata tabi tutulur.
Repo gelirleri GVK Madde 75 kapsamında mıdır?
Evet. GVK m. 75/14 uyarınca menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler (repo gelirleri) menkul sermaye iradı kapsamında değerlendirilir.
Sonuç
GVK Madde 75, Türk vergi sistemi içinde nakdi sermaye yatırımlarından elde edilen pasif gelirlerin vergilendirilmesini şekillendiren temel hükümdür. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi 1980’den günümüze çağdaş sermaye piyasası araçlarını kapsayacak şekilde genişletilmiş; bireysel emeklilik iradı, repo gelirleri, ipotekli ve varlığa dayalı menkul kıymetler ile yurt dışı kontrollü iştirak kazançları gibi kalemler maddeye eklenmiştir. Uygulamada özellikle yurt dışından elde edilen temettü, faiz ve sermaye piyasası araçları gelirlerinin Türkiye’de beyanı ve çifte vergilendirmenin önlenmesi prosedürünün doğru takip edilmesi, hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından önem taşımaktadır.









